Yönetim Biçimleri ile Demokrasi Arasındaki İlişki

Yönetim Biçimleri ile Demokrasi Arasındaki İlişki

Öncelikle Yönetim biçimleri; Monarşi yönetimi ve Cumhuriyet yönetimi olup, bunlar alt başlıklarda Meşruti monarşi- Mutlak monarşi ve Dar anlamda cumhuriyet- Geniş anlamda cumhuriyet olmak üzere ikiye ayrılabilir. Monarşi; kısaca ülkeyi yöneten imparator, kral, padişah vb. devlet başkanının îrsi olarak göreve gelmesi demektir.  Mutlak monarşiler ise günümüzde kalmamak kaydı ile padişahın (kral, imp. …) devletin temel organlarına ki bunlar yasama, yürütme ve yargı organları olup bunlara tek başına sahip olması ve yönetmesi (kullanması) anlamına gelir.

Ayrıca Seçimli mutlak monarşi yönetiminin de bulunduğunu, bu yöntemde sadece; liderin bir kereye mahsus olmak üzere seçildiğinin bilinmesi ve genellikle iki devlet liderinin evlilik vb yollarla bir araya gelmesi ve seçimle liderin belirlenmesi yöntemi olduğu bilinmelidir. Meşruti yönetimde ise padişah’ tan ayrı olarak birde meclis bulunmaktadır. (meclis genellikle iki kanatlıdır.) Padişah, meclisi halkına bir lütuf olarak sunar. Kısacası meşruti monarşide yasama organı padişahın tekelinden ayrılmıştır.

Cumhuriyeti tanımlamak için dar anlamda cumhuriyet açıklamasına baktığımızda; devlet başkanının îrsı olarak değil, fakat herhangi bir yöntemle göreve gelmesi izahında bulunur. Geniş anlamda cumhuriyet tanımlamasında ise ki daha çok üzerinde durulacak olan budur; cumhuriyet eşittir demokrasi düşüncesi olduğunu belirtir. Bizlere cumhuriyet yönetim biçimine sahip olan her devletin demokrasiyi etkin bir biçimde kullandığını açılamak ister.

Gerçekten de cumhuriyet yönetimleri demokratik, meşruti monarşiler ise yarı demokratiktir genellemesi doğru mudur?

En baştan cevap veriyim kesinlikle böyle bir genelleme yapmak yanlıştır. Bu tür bir genelleme ancak mutlak monarşiden direk cumhuriyet yönetimine geçiş için yapılabilir. Lakin dünya tarihine baktığımızda, mutlak monarşiden cumhuriyet yönetimine geçiş zamanla ve aşamalı olarak gerçekleşmiştir. Cumhuriyet eşittir demokrasi tanımlaması ancak tarihinde demokrasinin hiç uğramadığı devletler için ideal bir açıklama olabilir. Böyle algılanmasının asıl sebebi ise demokrasinin kısaca ‘halkın yönetime katılması’ olarak bilinmesi ve halkın yönetime açık bir şekilde katılmasının cumhuriyet yönetiminde görülmesindendir.

Lakin demokrasinin egemen olduğu bir ülkede olmazsa olmaz bazı temel şartların olması gerektiğini de belirtmek gerekir. Bunlar yönetim biçimine bakılmaksızın ülkenin demokratik olup olmadığıyla ilgili çıkarım yapabileceğimiz tek şartlardır (kaynaklardır). Bunlar; Etkin siyasal makamlar seçimle belirlenmesi, seçimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması, seçimlerin serbestçe uygulanması (genel oy-gizli oy-eşit oy ilkeleri), birden çok siyasal partinin gerekliliği, muhalefetin iktidar olma şansının olması gerekliliği, temel kamu haklarının tanınmış ve güvence altına alınmış olması gibi şartlar demokrasinin seviyesini belirlemede etkin olan ilkelerdir.

Peki hangi ülkeler bu ilkeleri tam anlamıyla uygulamaktadır?

Yapılan araştırmaya göre meşruti monarşinin egemen olduğu ülkeler, ki sayıları 11’ i bulmaktadır,(Avustralya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Hollanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, İsveç, Yeni Zelanda) bugün ileri demokrasinin egemen olduğu 21 ülke arasında gösterilmektedir. Görüldüğü gibi eğer cumhuriyet yönetimlerinin ‘demokrasi tam anlamıyla kullanan ülkeler olduğu’ görüşünü yansıtsaydı, bu 21 ülkenin en azından 20’ ye yakınının cumhuriyet yönetimlerinin olması gerekmez mi idi. Bu sadece çok basit bir çıkarımdır fakat bu ilkeleri incelediğimizde gerçektende bazı meşruti monarşinin olduğu ülkelerde ( İngiltere, Hollanda ve Danimarka) demokrasinin etkin bir şekilde uygulandığını göreceksiniz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ise demokrasi açısından hangi seviyede olduğunu öğrenmek için, yukarıda da belirtilen demokrasinin temel altı şartı çerçevesinde Türkiye‘ ye bakarak çıkarımda bulunabilirsiniz. Bunu yaparken de, bu maddelerin ne kadarının uygulandığına veya maddelerin doğru (tam) şekilde uygulanıp uygulanmadığına bakmak çıkarımda bulunmak için yeterli olacaktır.

Cenk TAMER

Sakarya Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü