ASYABÖLGESEL ANALİZLER

Çin’in Deniz Stratejisi : “İnci Dizisi mi? Doğu’ya Bakış mı?”

Enerji kaynaklarının ve enerji nakil hatlarının fiziksel güvenliği son dönemdeki gelişmelerin merkezinde bulunmaktadır. Enerji kaynaklarına gün geçtikçe artan ihtiyaç devletlerin bu konuda daha sıkı önlemler almasını beraberinde getirmektedir. Devletlerin bu konuda aldıkları önlemlerin içinde enerji güvenliğinin sağlanmasında bir “militarizasyon” sürecinin başladığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Rekabetin giderek artması Asya-Pasifik coğrafyasında suların her geçen gün ciddi bir şekilde ısınmasına sebep olmaktadır. Bölgede enerji ihtiyacı yüksek olan devletlerin kaynakları temin edebilmek için kullandığı güzergâh büyük ölçüde deniz yollarıdır. Deniz yollarına olan bağımlılığın gün geçtikçe artması ve devletlerin daha tatmin edici alternatif çözümler üretememeleri deniz yolları üzerinde bir rekabet yaşanmasını da yol açmaktadır.   Çin, deniz yollarında bir denetim sağlayabilmek bağlamında “İnci Dizisi” stratejisini geliştirmiştir.[*] Bölgenin kendisi açısından önemli limanlarını ve geçiş yollarını birer inciye benzeterek belirlediği güzergâhın adını “İnci Dizisi” olarak belirlemiştir. Bu güzergâh aynı zamanda Hindistan’ı da çevrelemekte ve Hindistan’ı anakarasına hapsetmektedir.

Bu projenin son dönemde giderek ilişkileri daha da gerilen Hindistan açısından kabullenilmesi mümkün değildir. Tam aksine Hindistan da buna karşı bir tavır sergilemektedir. “Doğuya Bakış” ismiyle geliştirilen bu proje bağlamında Hindistan, yüzünü doğu komşularına çevirerek Çin’in etkin olduğu bölgede bir denge siyaseti izlemekle beraber yükselişini frenlemek istediği görülmektedir. Önemli Hint stratejistlerin yayınladıkları çeşitli makalelerde Hint Okyanusu’nun Hindistan’ın doğal “yaşam alanı” olduğu ve Hint Okyanusu’nun geleceğinde Hindistan’ın söz sahibi olması gerektiği belirtilerek Hindistan’a bölgede emperyal bir vizyon önerilmektedir. Hindistan, “Doğuya Bakış” politikası çerçevesinde Myanmar ve Vietnam gibi Pekin açısından hayati değerde olan iki ülkeyle ilişkilerini geliştirmekte ve bu ülkelerde yaşanan dönüşüme taraf olmaktadır. İki ülke deniz yollarındaki rekabet üzerinden karşılıklı bir “çevreleme” politikası uygulamaktadırlar.

Jeopolitik teoriler içinde “Karasal Hakimiyet” anlayışının günümüze kadar hâkim olduğu izlenmektedir. Merkezi Avrasya olan “Kalpgah”a sahip olan devletler küresel hakimiyet açısından önemli bir avantaj elde etmektedirler. Sovyetlerin dağılması ile birlikte Afganistan’dan Sincan-Uygur’a kadar olan bölgede yaşanan rekabet bunu doğrular niteliktedir. Ancak, Asya-Pasifik ülkelerinin uluslararası arenada ciddi şekilde varlık göstermeye başlaması, başta enerji kaynakları olmak üzere dünya ticaretindeki paylarının da giderek artmasına sebep olmaktadır. Doğal gazın sıvılaştırılması gibi teknolojilerin geliştirilerek enerji kaynaklarının deniz yoluyla ikmali ve gerçekleştirilen ticaretin yoğunluğuyla paralel olarak deniz haydutluğu ve korsanlık faaliyetlerinin artması güvenlik parametrelerini de değiştirmiştir. Bu değişimin bariz örneği,  “Karasal Hakimyet” teorilerinin yanında “Deniz Yollarına Hâkimiyet” tezini ortaya koyan Mahan’ın yeniden gündeme gelmesidir. Bölge ülkeleri güvenlik politikalarını oluştururken Mahancı bir vizyon kazanmaya başlamışlardır.

Hindistan’ın son dönemde deniz kuvvetlerinin modernizasyonu konusunda önemli adımlar attığını da söylemek mümkündür. Hindistan donanması bir taraftan yeni savaş gemileri ve uçak gemileri satın alırken bir yandan da deniz kuvvetlerinin merkez komutanlığını batıdan doğuya kaydırmaktadır. Bu gelişme Hindistan dış politikasının yörüngesindeki değişikliği de ortaya koymaktadır. Günümüze değin tehdit algılamalarını Pakistan odaklı tanımlayan bir ülke iken yüzünü batıya dönen Hindistan en büyük rakip olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni görmektedir. Çin, yalnızca Güney Çin Denizi’nde değil, aynı zamanda Hint Okyanusu’nda da etkin olmaya çalışmaktadır. Bunun yanısıra Hindistan’ın Hint Okyanusu’ndaki manevra kabiliyetini zayıflatmak için çaba harcamaktadır.

Hindistan “Doğuya Bakış” politikası çerçevesinde, Çin’in etki alanını daraltabilmek ve bölgedeki varlığını pekiştirebilme amacıyla deniz kuvvetlerinin merkez komutanlığını batıdan doğuya kaydırmıştır. Buna karşılık Çin ise Pakistan’da Gvadar Limanı’nı inşa ederek Ortadoğu hidrokarbonlarını temin etme kapasitesinde önemli bir avantaj elde etmiştir. Bu sayede Hindistan’ı devre dışı bırakacak bir rota çizmektedir. Hindistan ise, aynı şekilde Çin’in ihtilaflı olduğu ülkelerle enerji ilişkilerini geliştirerek bölgede mesafe almaktadır. Vietnam, Myanmar ve Filipinler gibi aktörler bölgede ortaya çıkan rekabete batı cephesi ile katılan yeni devletlerdir.

Öte yandan ABD’nin müdahalesiyle gerginlik giderek tırmanmıştır. Ancak Çin ve Vietnam’ın olumlu tavrı sayesinde sorun büyümeden çözülme noktasına gelmiştir. Pekin, her ne kadar deniz aşırı coğrafyalarda ciddi bir varlık gösterse de, yakın coğrafyası yumuşak karnıdır. Bu bölgede yaşanan her gerginlik Pekin yönetimini ciddi şekilde sıkıntıya sokacak niteliktedir.  Vietnam ile yaşanan gerilimin düşürülmesi ile birlikte bu ülkeye zeytin dalı uzatılması da Çin pragmatizminin bir sonucudur. Pekin, aktif bir dış politika yürütmeye hız kesmeden devam etmektedir. Fakat aynı denizi ve okyanusu paylaştığı komşularıyla Çin’in ilişkilerinin çok da sağlıklı olduğunu söylemek yanlış olur. Bu nedenle Çin, yakın coğrafyasında mümkün olduğu kadar temkinli davranmaktadır. Pakistan’ın varlığı Çin açısından hayati önemde olsa dahi tek başına yeterli değildir. ASEAN kapsamında bölge devletleri batıyla uyum içinde bir dış politika izlemektedirler. Bölgedeki söz konusu bölünmüşlük denizlerdeki güç mücadelesini de doğrudan etkilemektedir. Deniz kuvvetlerinin artan etkisi bölgedeki dengelerin belirlenmesinde kilit noktayı oluşturmaktadır. Asya-Pasifik coğrafyasında deniz yolları, bir işbirliğinden öte bir çatışma alanı görüntüsünü vermektedir. Bölgede yaşanan çatışma ise, bölge dışı aktörlerin bir takım kazanımlar elde etmesini sağlayabilir. Asya’da istikrarın sağlanabilmesi için denizlerin çatışmadan ziyade bir işbirliği alanı haline getirilmesinden geçmektedir.

Mustafa KESKİN

Dipnot http://www.bilgesam.com/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=2006:pasifik-sularndaki-bermuda-eytan-uecgeni-abd-cin-hindistan&catid=92:analizler-uzakdogu&Itemid=140

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı