DIŞ POLİTİKAHABERHUKUKSİZDEN GELENLER

Uluslararası Hukuk: Var mısın Yok musun?

Milletlerarası münasebetleri konu alan ve bu doğrultuda bu münasebetleri düzenleme iddiasında olan uluslararası hukuk hiç şüphesiz münakaşanın en yoğun olduğu hukuk dallarından birisidir. Gerek resmi ve fonksiyonel bir müeyyide organının yokluğu gerekse diğer hukuk dallarına göre yeni olması uluslararası hukuku şimdiden birçok eleştirinin hedef noktası haline getirmiştir.

Bu eleştirilerin en büyüğü, şüphesiz, uluslararası hukukun güçlünün hukuku olduğu yönündeki iddiadır. Zira bu hukuk dalının hegemon gücün dünya üzerindeki faaliyetlerini, çıkarlarını ve müdahalelerini meşru hale getirme aracı olduğunu ve buna binaen uluslararası hukukun aslında yok hükmünde olduğunu savunan akademisyenlerin sayısı bir hayli fazladır. Esasında tarih boyunca yaşanılanları göz önünde bulundurduğumuzda bu akademisyenlerin çok da haksız olmadıklarını görmekteyiz. “Beyaz Adamın Yükü” zırvası ile Immanuel Wallerstein’in deyimiyle çevre ülkelerde medeniyet(!) götüren hegemon güç verdiklerinin yanında bir şeyler almayı da ihmal etmemiştir. Köleleştirme ve sömürgeleştirme faaliyetlerini meşru göstermek için medeniyet kisvesi kullanılmış ve hatta Batı tüm bunları görev kabilinden yapmıştır.

Aynı şekilde meşru müdafaa anlayışı söz konusu Birleşik Devletlerin güvenliği olunca Başkan Bush’un tek bir konuşmasıyla değişerek “sezgisel önleyici vuruş” adı altında bambaşka bir hal alabilmektedir. Hiçbir kurum ya da organın bunun önüne geçemeyeceği ve Birleşik Devletler’in güvenliğini tehdit eden bir durumu sezmesi halinde savaş tehlikesinin çok yakın olmasına gerek duyulmadan ve gerekirse tek başına hareket etmekten çekinmeden müdahalede bulunacağı Bush Doktrini olarak da anılan 20 Eylül 2002 tarihli Amerika Birleşik Devletleri’nin Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde açıkça belirtilmiştir. Dahası Amerika Birleşik Devletleri’nin yapacağı muhtemel askeri ve hukuka uygun olmayan müdahalelerde buna engel olabilecek bir uluslararası kurum/örgüt henüz geliştirilememiştir. Tepkiler ancak devlet bazında olacaktır. Bunun işlevselliği ise Irak işgalinde denenmiş ve görünen o ki pek de caydırıcı olunamamıştır.

Bu ve bunun gibi örneklerin rağmına uluslararası hukukun var olduğunu ve salt güçlünün hukuku olmadığını savunanlar da mevcuttur. Uluslararası sistemde yaşanan bütün gelişmeler güçlü devletlerin çıkarlarına hizmet etmemektedir. Örneğin 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde karasularının 12 mile çıkarılması kararlaştırılmış ve bu durum küçük devletler için daha avantajlı olmuştur. Ayrıca uluslararası hukukun aktörlerinden olan uluslararası örgütlerin varlığı da zaman zaman küçük devletlerin elini güçlendirmektedir. Zira bu örgütlerde yapılan oylamalarda ihtiyaç duyulması halinde, küçük devletler tarafından irade beyanları masaya konularak büyük devletlerle pazarlık payı artmış ve bu da özellikle soğuk savaş sonrasında küçük devletlere daha fazla bir hareket serbestisi tanımıştır.

Uluslararası hukuk yeni bir disiplindir ve dolayısıyla bu disiplinin olgunlaşması için zamana ihtiyaç vardır. Ceza hukuku ya da medeni hukuk gibi köklü tarihleri olan hukuk dallarının yanında, 1648 Westphalia Barışı ile başlayan süreçte gelişen uluslararası ilişkilerin hukukunun tarihi belki de henüz emekleme aşamasındadır. Daha “İnsan Hakları” kavramının ortaya çıkışının bir asrı geçmediği bir dünyada, uluslararası hukuktan bu kadar az zamanda tüm dünyaya adalet dağıtmasını beklemek biraz insafsız bir temenni olacaktır. Evet, hegemon güçler hukuku kullanmaktadır ancak bu sadece uluslararası hukuk alanında değil diğer tüm hukuk disiplinlerinde meydana gelen bir olaydır. Tüm egemenliklerin hukuk ile meşru kılındığı bir dünyada uluslararası hukuk yok sayılarak milletlerarası alanda söz sahibi olmak,en azından güçsüz devletler için, çok da mümkün değildir. Bu çerçevede uluslararası hukuku reddetmek yerine biraz daha olgunlaşmasını beklemek ve bu esnada sürece olumlu katkıda bulunmak daha akil bir yol olarak görünmektedir.

Rıdvan CİVAN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı