Euro Krizi’nin Çıkış Nedenleri ve Şimdiki Durum

Euro Krizi’nin Çıkış Nedenleri ve Şimdiki Durum

Avrupa Birliği ekonomik bütünleşmenin son aşaması Ekonomik ve Parasal birliktir. 2 boyut olarak ele alınabilen son aşama ekonomik boyut ve parasal boyut olarak incelenebilir. Ekonomik boyut, ortak bir pazarda ekonomik politikaların, piyasa düzenlemelerin ayrıca makroekonomik politikaların üye devletler tarafından ortak politika olarak belirlenmesi ve bu şekilde ekonomik bütünleşmenin sağlanması, parasal boyut ise tek bir para biriminin belirlenmesi, para politikaların tek bir merkez bankası tarafından yönetilmesi ve bunların ulusal merkez bankaları tarafından uygulanmasıdır .

Ekonomik ve parasal birlik 3 aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama 1993 Maastricht antlaşmasıyla yasal zemin kazanan ekonomik kriterlerin yerine getirilmesidir. Hem Maastrich kriterleri hem de Kopenhag kriterleri ekonomik ve parasal birlik için ilk aşama olarak görülebilir . İkinci aşama, 1994 yılında kurulan Avrupa Para Enstitusunun kurulmasıyla başlamıştır. Bu kurumun kuruluşu aynı zamanda Avrupa Merkez Bankasının kurulmasının habercisi olmuştur. APE’nin amacı tek bir para politikası ve para biriminin uygulanması açısından ulusal merkez bankaları ile uyumun sağlanması ve Avrupa Merkez Bankasının kurulumu için gerekli hazırlıkların yapılmasıdır. Üçüncü aşama, 1998 yılında 11 üye devletin parasal birliğe katılmasının kabulüyle başlayıp 1999 yılında Euro’nun yürürlüğe girmesi ve 3 yıllık geçiş süreciyle birlikte 2002 yılında Euronun ortak para birimi olarak kabul edilmesidir. İlk olarak 11 AB üyesi ülkeler Almanya, Fransa, İtalya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Finlandiya, İrlanda, İspanya ve Portekiz, 2 yıl sonra Yunanistan, 2007’de Slovenya, 2008’de Kıbrıs Rum Kesimi ve Malta, 2009 yılında Slovakya ve en son 2011 yılında Estonya Euroyu ortak para birimi olarak kabul eden ülkelerdir.

Ekonomik ve Parasal birlik (EPB)ye katılım için parasal kriterler (fiyat istikrarı, faiz oranı, döviz kuru) ve mali kriterler (bütçe açığı: GSYİH’ya oran %3, kamu borcu: GSYİH’nın %60) olmak üzere bu iki kriterin yerine getirilmesi şartı konulmuştur. Bu şartların yerine getirilmesi EPBye katılım için gerekli iken para ve döviz kuru politikaları AB ortak politikası, maliye politikaları ise ulusal yetki politikası olarak belirlenmiştir. Ortak para birimi Euronun 17 üye ülke tarafından kabul edilmesiyle para politikalarını yönetmek ulus üstü bir organa Avrupa Merkez Bankasına aktarılmıştır. Para politikalarındaki kararların Topluluk düzeyine aktarılması ile artık faiz politikaları Euroyu kabul eden üye devletler açısından bağlayıcı duruma gelmiştir. Ancak para politikasının ulus üstü bir organa aktarılıp maliye politikaların üye devletlerin yetkilerine bırakılmasıyla önemli bir sorun ortaya çıkmıştır. Çünkü iktisat kuralı olarak para politikası ile maliye politikası birlikte yürütülmelidir . Buna göre EPBnin parasal boyutu tam anlamıyla AB politikası olurken ekonomik boyutu üye ülkelerin yetkisi içerisinde kalmıştır. Bu nokta Euro krizinin çıkış sebebi olmuştur. Çünkü EPB’nin parasal boyutu tamamlanmış ancak ekonomik boyutu tamamlanamamıştır.

Euro krizinin diğer çıkış nedeni olarak Euroya ilk katılımın olduğu süreçte katılım kriterlerinin esnekleştirilmesidir. İlk başta sadece 7 ülke katılım kriterlerini karşılıyorken Konsey bu kriterleri esnekleştirerek 14 ülkenin EPBye katılması tavsiyesinde bulunmuştur. Yunanistan bu ülkelerin dışında kalmıştır . Ancak 2001 yılında Euro bölgesine katılabilmiştir. O zamanki durumda bile mali kriterlerden olan kamu borcunun %60 oranında olması gerekirken Yunanistanın kamu borcu % 101.5 civarındadır.

Bu iki durum gösteriyor ki daha EPBnin başlangıcında yapılan yanlışlıklar krizin ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Amerika menşeli başlayan finansal kriz kısa zamanda dünya ekonomilerinde daralma yaratırken Avrupa bölgesinde de yapılan yanlışlıklarla beraber derin bir Euro krizinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Krizden kurtulmak üye ülkelerin ortak karar alması ile ancak çözülebilecekken, her ülkenin krizden farklı biçimde etkilenmeleri ortak karar alma sürecini de geciktirmiştir. Mart 2012 yılında İstikrar, Koordinasyon ve Yönetişim antlaşması imzalanarak Euro bölgesinde daha fazla gözetimin sağlanması amaçlanmıştır. 1 Ocak 2013 yılı itibari ile yürürlüğe giren mali sözleşme olarak bilinen anlaşmaya göre borç yükü ve borç limitlerini aşan ülkelere ceza getirilebilecek ve yapılan ihlaller bir dereceye kadar merkezi olarak AB tarafından denetlenecektir .

Esra ERGAN