Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Ortaya Çıkışı, Yeri ve Geleceği

İbragim Khasanov

Soğuk Savaş döneminde, dünyada Batı ABD’nin, Doğu ise SSCB’nin etkisi altındaydı. Batı Avrupa ülkelerinin ABD ile NATO’yu, Doğu Avrupa ülkelerinin  SSCB ile Varşova Paktını oluşturmuş olmaları bu durumun doğal kanıtıdır. SSCB’nin dağılmasından sonra Varşova Paktı  devamlılığını sürdürememiştir, Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri ortada kalmışlardır. ABD, durumdan faydalanarak Doğu Avrupa ülkelerini NATO’ya kabul etmiş, Orta Asya’da da askeri üslerini artırmaya başlamıştır.

İki kutuplu dünya düzeni alt üst oldu. Bütün bu gelişmelere Doğu’nun büyük güçleri, Rusya ve Çin, sessiz kalamazdı. Bu iki ülke öncülüğünde Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kurulması ABD’nin tek başına etkili olduğu yeni dünya düzenine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

  1. 1.     Giriş

Güvenlik kavramı, zamansal ve sistemsel boyutları yani içinde bulunduğu şartları kapsamakta ve yansıtmaktadır. Bu nedenle güvenlik kavramının tarihin farklı dönemlerinde, farklı anlam ifade etmesi gayet aşikâr ve tartışılmazdır. Bu noktadan yola çıkarak güvenlik kavramının birçok tanımı yapılmıştır. En basit kelime anlamı ile güvenlik, bireyin kendisine yönelen zarar ve tehlikelerden uzak olduğuna inandığı bir ruh halidir. Güvenlik terimini kavramsal açıdan ele alan Arnold Wolfers’a göre güvenlik; kazanılan mevcut değerlere yönelik bir tehdidin olmaması halidir (Ergül). Bu görüşe göre güvenlik, sadece askeri bir anlam taşımaktadır. 1990’lardan sonra Barry Buzan gibi bazı yazarlar artık güvenlik kavramının sadece askeri bir anlam taşımayıp aynı zamanda ekonomik, sosyal, çevresel boyutlara da sahip olduğuna işaret etmektedirler (Sönmezoğlu, 2005).

Bu tanımlamalara rağmen güvenlik, günümüzün küreselleşen dünyasında karmaşık bir hale gelmiştir. Örneğin her hangi bir ülkede baş gösterecek bir salgın hastalık geçmişe kıyasla diğer ülkelere daha kolay yayılmaktadır.  Uluslararası terörizm, bir ülkenin tek başına mücadele edemediği ciddi bir sorun olarak diğer ülkeleri de şöyle ya da böyle etkileyecektir (Sönmezoğlu, 2005). Sonuç olarak, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ve iki kutuplu dönemin sona ermesiyle güvenlik kavramının anlam ve kapsamı önemli oranla değişikliğe uğramıştır.

Uluslararası politikanın stratejik sorunlarından  ”ikinci derece politika” konularının birçoğunun ”birinci derece politika” alanına geçmesi, günümüzde uluslararası politikanın zeminini genişletmiş ve yetersiz enerji kaynakları, yetersiz sağlık koşulları, yetersiz içme suyu vb. konuları da bir ülkenin güvenliğini tehdit eden faktörler olarak ortaya çıkmıştır (Sönmezoğlu, 2005). Netice itibarı ile güvenlik kavramı, bundan sonra farklı boyutlarıyla karşımıza çıkmakta özellikle çevreyle ilgili güvenlik olgusu önem kazanmaktadır.

Bu şartlar altında ancak bütün devletlerin çıkarlarını göz önünde bulunduran, karar alma sürecinde onlara eşit hakları sağlayan, çok taraflı işbirliğini öngören ve tarafları sürekli diyalog içende bulunduran bir evrensel güvenlik sisteminin kurulması bütün devletlere kendilerini güvende hissettirecektir. Artık anlaşılıyor ki, uluslararası ilişkilerde yakın gelecekte iki akım etkili olacaktır: globalizm ve bölgesellik yani bir taraftan ulusal ekonominin gücü dünya ekonomisiyle ilişkiye, diğer taraftan ise bölgesel işbirliğine dayalı olacaktır.

Buna göre, gerçekten sağlam ve etkili uluslararası kuruşlar, yalnız sayısı artan yerel silahlı çatışmalara ve küreselleşmenin neticesinde karşılıklı yoğun bir ekonomik bağımlılığa dayalı bir süreç sonucu sadece dışarıdan gelecek tehdit korkusuyla kurulamazlar, bu nitelikteki uluslararası kuruşlar ekonomik işbirliğini genişletmek, sosyo-ekonomik ve etnik özellikleri göz önünde bulundurmak zorundadırlar.

Bu bağlamda, uluslararası güvenlik sisteminin temelini oluşturan devletlerin veya belli bölgelerin sadece askeri ve siyasi gücünü değil ekonomik, etnik ve kültürel çıkarlarını da göz önünde bulundurmak gerekir. Böylelikle, değişen güvenlik anlayışı çerçevesinde Asya kıtasındaki sosyo-ekonomik ve politik farklılıkların olması bizi ciddi anlamda Asya güvenlik sistemini, Şanghay İşbirliği Örgütünün evrimini, rolünü ve geleceğini incelemeye yöneltmektedir. Dünyanın bütün bölgelerini kapsayan güvenlik sistemleri, oluşum süreçlerini tamamladıktan sonra ancak o zaman adetliliği, eşitliği ve uluslararası ilişkilerde öngörüyü sağlayan bir evrensel güvenlik sisteminin var oluşundan söz edebiliriz.

  1. 2.      Şanghay İşbirliği Örgütünün Kurumsal Gelişimi ve Yapısı

Örgütün ilk toplantısı, devlet başkanları düzeyinde 26 Nisan 1996 tarihinde adını aldığı Çin’in Şanghay şehrinde yapılmıştır. Devlet Başkanları düzeyinde gerçekleşen bu ilk zirvede daha çok sınır uyuşmazlıklarının çözümü ve sınır bölgelerinde güvenlik ortamının sağlanması gerekliliği üzerinde durulmuş ve bununla ilgili olarak bir anlaşma imzalanmıştır. Şanghay Beşlisi’nin ikinci zirvesi ise 24 Nisan 1997 tarihinde Moskova’da yapılmıştır. Bu zirvede ise, sınır bölgelerinde bulunan askeri kuvvetlerin azaltılması, askeri konularda bilgi alış verişinde bulunulması vb. konular üzerinde durulmuştur. Bu toplantılara Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan devlet başkanları katılmıştır. Böylelikle, incelemekte olduğumuz bu bölgede ilk kez yüksek düzeyde belli askeri faaliyetlerin, bazı silah türlerinin ve çatışma araçlarının kısıtlandığını görüyoruz.

Bu iki toplantıda da genel olarak sınır bölgelerindeki güvenlik ve askeri konular ele alınmıştır fakat 3 Temmuz 1998 Kazakistan’ın Almatı şehrinde yapılan üçüncü toplantıda özellikle 25 Ağustos 1999 Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yapılan dördüncü toplantı ile zirvelerdeki incelenen konu başlıkları ciddi biçimde genişlemiştir. Bu zirvelerde taraflar, birbirlerinin içişlerine karışmamaya, problemlerini barışçı yollarla çözmeye, etnik ayrımcılığa ve terörizme, uyuşturucu ve silah kaçakçılığına karşı birlikte mücadele etmeye, ekonomik ilişkilerini geliştirmeye karar vermişlerdir. Ayrıca taraflar arasında Dışişleri, Savunma, Ekonomi, Kültür ve Ulaştırma Bakanları, Kolluk Kuvvetleri, Savcılıklar ve Ulusal Koordinatörler düzeylerinde düzenli toplantılar mekanizması kurulmuştur. Beşinci zirve toplantısı ise 5 Temmuz 2000 tarihinde Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de yapılmış,  Özbekistan da bu zirve’ye katılmış ve Örgütün adı Şanghay Formu olarak değiştirilmiştir. Bu toplantıda da, ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda işbirliğinin geliştirilmesi kararı alınmış, buna ilaveten, ülkeler birbirlerinin egemenlik haklarına saygılı olacağı, hiçbir surette birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarını teyit etmişlerdir.

Her hangi bir uluslararası anlaşmazlığın askeri güç kullanmadan çözülmesi, askeri gücün yalnız öz savunma için kullanılması ve silahsızlanmanın güvenliğin temel öğesi olduğu ilkeleri örgüt üyeleri arasındaki ilişkilerin genel esasları oluşturmuştur. 14-15 Haziran 2001’de yüksek düzeyde gerçekleşen Şanghay zirvesinde genel bildiri imzalanmıştır ve örgüt bugünkü ismini yani Şanghay İşbirliği Örgütü ismini almıştır.

Örgütün kurumsal yapısına bakacak olursak şunu görürüz.

Devlet Başkanları Konseyi, Hükümet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Ulusal Koordinatörler Konseyi, ŞİÖ genel sekreterliği, bölgesel anti-terör merkezi, daimi temsilciler, bakanlık veya kurum başkanları toplantısı, özel çalışma grupları, iş konseyi. Örgütün Pekin’de bulunan ve örgütün tüm işlerinin belgelendiği, takip edildiği, sonraki aktiviteler için belgelerin hazırlandığı daimi ve önemli bir organ olan sekretaryası mevcuttur. (Nejat Çoğal, http://www.nejatcogal.com).

Devlet Başkanları Konseyi; Bu konsey her yıl bir defa düzenli olarak bir üye ülkede toplanır. Devlet başkanlarının katıldığı en üst düzeydeki karar mekanizmasıdır. Diğer konseylerin önceden görüştükleri ve istişare ettikleri önemli meseleler bu konseyde karara bağlanarak neticelendirilir.

Hükümet Başkanları Konseyi; İkinci derece de önemli olan alt mekanizmadır. Bu da Devlet Başkanları Konseyi gibi her sene bir defa toplanır. Bütçenin onaylanması ve ekonomik antlaşmalar yapılması gibi temel sorumlulukları vardır.

Dışişleri Bakanları Konseyi; Bu konseyde Devlet Başkanları Konseyi’nden bir ay önce toplanır ve bu konseyin gündemini belirleyen, daha çok uluslararası sorunların yoğunlukta görüşüldüğü konseydir. Bu konsey örgütün en fonksiyonel organlarından birisidir diyebiliriz.

Temsilcilikler Konseyi; Örgüte üye ülkelerin işbirliği yaptıkları alanlarda temsilcilerin katıldığı kapsamlı görüşme ve antlaşmaların altyapısının oluşturulmaya çalışıldığı önemli bir organdır.

Ulusal Koordinatörler Konseyi; ŞİÖ üyesi ülkelerin ulusal koordinatörlerinin katıldığı ve yılda en az üç defa toplanan ve bir anlamda tüm diğer organları yönlendiren organdır.

Bölgesel Anti-terör Ajansı; Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yer alan anti-terör şubesidir, daimi niteliktedir. (Yardımcıoğlu,M & Koçarslan,H ,2012).

Gördüğümüz gibi, Şanghay İşbirliği örgütü hem kurumsal hem de ilgilendiği konular açısından sürekli değişikliğe uğramaktadır, bunun nedeni ise örgütün bu hassas bölgede istikrarlı gelişimi sağlama ve güvenliği artırma çabalarıdır.

  1. 3.      Örgütün Genel Faaliyet Alanları ve Yaptığı Çalışmalar

Örgütün en önemli faaliyet alanlarından birisini gittikçe gücünü artıran uluslararası terörizm oluşturmaktadır. Sadece Afganistan’da bulunan terör güçleri değil aynı zamanda Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesinde faaliyet gösteren radikal örgütler ŞİÖ’ ü üyelerini tehdit etmektedir. Bu bağlamda 7 Ocak 2002’de Pekin’de Dışişleri Bakanları düzeyinde bir toplantı gerçekleşmiştir. Toplantının sonunda ortak bir bildiri kabul edilmiştir, bildiriye göre tüm üyeler terörü kınayarak onla mücadele ettiklerini, politik hedeflere ulaşmak için teröre başvurmayacaklarını ayrıca terörün ırka ve dine bağlı olmadığını ve bu yüzden çifte standart uygulamayacaklarını taahhüt etmişlerdir. (Мацель, Позняк, & Сычев, 2004). Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te bulunan Bölgesel Anti-terör Ajansı tarafından sadece 2005 yılında 263 terör eylemini önlenmesi ŞİÖ’ nün bu alanda yaptığı çalışmaların boşa gitmediğinin en açık göstergesidir (Шанхайская Организация Сотрудничества, http://www.vesti.ru).

Örgüt üyelerinin uluslararası terörle mücadelede BM ve onun Güvenlik Konseyinin öncülüğünü ve tüm anti-terör operasyonlarının BM Tüzüğüne, uluslararası hukuka uygun olması gerektiğini vurgulamaları gerçekten de çok önemlidir.

Örgütün diğer faaliyet alanlarını ise uyuşturucu ticareti, yasadışı silah ticareti ve illegal göçle mücadelesidir. Örgütün bu sorunlarla ilgilenme nedenleri şunlardır, birincisi yasadışı örgütler uyuşturucudan elde edilen gelirle devlet yetkililerini rüşvet vererek kullanıyorlar, uluslararası terör örgütlerini finanse ediyorlar, ikincisi bölge ülkelerinde uyuşturucu bağımlısı insan sayısının artması ve bu insanların suç unsuru oluşturdukları gerçeği, üçüncüsü uyuşturucu ticaretinin bölge ülkeleri ekonomilerini olumsuz anlamda etkilemesi (Отто, 2003).

Örgütün güvenlik alanındaki faaliyetlerine bakacak olursak, üyeler arasında sürekli olarak Savunma Bakanları nezdinde toplantılar gerçekleşmektedir. Ayrıca bu alanda örgüt askeri tatbikatlar da düzenlemektedir. Örneğin, 2003 yılında Kazakistan ve Çin’in belli bölgelerinde anti-terör askeri tatbikatı gerçekleşmiştir, bu tatbikatta Kazakistan, Çin, Kırgızistan, Rusya ve Tacikistan’dan binin üzerinde askeri görevli katılmıştır. 2005 yılında Çin’in Shandong yarımadasında ilk defa Rusya ve Çin arasında anti-terör ‘‘Barış Misyonu’’askeri tatbikatı gerçekleşmiştir, bu tatbikat 10000 kişilik ortak askeri birlikle gerçekleşmiştir. 2006 yılında Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan topraklarında ortak bir tatbikat gerçekleşmiştir. Yine ŞİÖ çatısı altında 9-25 Eylül 2010 tarihleri arasında Kazakistan’ın Cambul Eyaletinde ‘‘Barış Misyonu-2010’’ tatbikatı gerçekleşmiştir. Söz konusu tatbikata katılan ülkelerin liderlerinin yapmış oldukları ortak açıklamaya göre tatbikat hiçbir ülkeye karşı olmayıp, artan küresel terörizmi hedef almıştır (Шанхайская Организация Сотрудничества, http://www.vesti.ru).

Burada ŞİÖ’ nün boş durmadığını ve tüzüğünde belirttiği hükümlülükleri ve hedefleri hayata geçirmeye çalıştığını görülmektedir.

  1. 4.      Örgütün Geleceği

ŞİÖ’ nün yakın gelecekteki gelişimi bazı uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından olumlu değerlendirilmektedir. Bu iyimserliğin sebebi üye ülkelerin coğrafi olarak yakın olmaları, ortak kültüre, tarihe ve dostça ilişkilere sahip olmalarıdır. Bununla beraber ŞİÖ üyelerinin hem kendi, hem de örgüt sınırlarında istikrarın ve güvenliğin sağlanmasını, sosyo-ekonomik amaçların yoğun bir şekilde çözülmesini, olası tehditlere beraberce karşı koyulmasını istemeleri örgütün varlığına ihtiyacı artırmaktadır.

Bununla beraber, üye ülkelerin ekonomilerindeki oransızlıklar, ulaşım ve telekomünikasyon altyapısındaki sorunlar, siyasi reformların çoğu üye ülkede tamamlanmamış olması, gümrük sorunlarının ve gitgide artan yasadışı göçün var olması, Asya güvenlik sisteminde yerini almaya çalışan ŞİÖ’ ne ciddi anlamda engel oluşturmaktadır (Сыроежкин, http://www.centrasia.ru). Bunun en açık örneğini Özbekistan ve Kırgızistan arasındaki anlaşmazlıklar göstermektedir. Örnek verecek olursak, 1999’da Özbekistan’ın Bişkek’ten izin sormadan sınırlara mayın döşemesi, 2005’ de Özbekistan’dan kaçan mültecilerin Kırgızistan’a geçmesi, kış aylarında Özbekistan’ın Kırgızistan’a aktarılan gazı kesmesi, Kırgızistan’ın da bu karşılık Özbekistan’a su vermemesi durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sayılanlar dışında, enerji faktörü hem örgüt içindeki işbirliğini artırabilir, hem de örgütteki doğal gaz ve petrol ihraç eden ülkeler arasında sorun çıkartabilir. Şöyle ki, Avrupa ülkelerinin ve Çin’in enerji talebini genellikle Rusya karşılamaktadır. Bu nedenle belirttiğim ülkeler enerji bakımından Rusya’ ya bağlı diyebiliriz, fakat ŞİÖ ‘ü içerisinde doğal gaz ve petrole sahip Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan Avrupa’ ya ve Çin’e enerji satmaya başlarsa Rusya’yla sorun yaşayacaklardır. Bunun nedeni gayet basittir, Avrupa ülkeleri ve Çin başka ülkelerden de enerji almaları durumunda Rusya karşısındaki bağımlılıklarını azaltacaklardır(Central Asia’s Energy risks, http://www.centrasia.ru ).

Ama ŞİÖ’ ün önündeki en önemli engel, faaliyet öncülüğünün belirlenmesi konusudur. Eğer Çin için ekonomideki işbirliği birinci derece önem arzediyorsa, Rusya için de bölgede istikrarı sağlamak ve terörle mücadele önem kazanmaktadır. Ve eğer ki örgüt üyeleri ekonomi ile güvenlik arasında seçim yapmak zorunda kalsalar, hepsinin öncelikleri farklı olacaktır, bu da örgüt için bir çıkmaz sokak olabilir. Anlaşmazlıkların var olduğu diğer bir konu ise yeni üye alımı konusudur. Rusya gibi bazı üye ülkeler yeni üye alımına sıcak bakarken,  Kazakistan gibi ülkeler de kesinlikle karşıdırlar (Central Asia’s Energy risks, http://www.centrasia.ru ).

ŞİÖ’ nün en başarılı alanı askeri alandır, sürekli Savunma Bakanları düzeyinde zirveler gerçekleşmekte, ortak tatbikatlar düzenlenmektedir. Fakat bu alanda da bazı uzmanlara göre örgütün eksikleri vardır. Bunlardan en önemlisi, örgütün ortak askeri birliklerinin olmamasıdır. Bilindiği gibi                 ABD’nin ve Rusya’nın,  Asya ülkelerinde askeri birlikleri var, bunlar her ne amaçla bulunursa bulunsunlar bazı ülke yetkililerini tedirgin etmektedirler, onlara göre Rusya bölgede eski otoritesini sağlamak, ABD de kendi etkisini oluşturmak istemektedir. Eğer ŞİÖ’ nün ortak ordusu kurulursa, bölgede diğer güçlere gerek kalmayacaktır ve bazı yetkililerin tedirginlikleri azaltılacaktır.

Her ne kadar bazı üye ülkelerin ekonomik sorunları olsa da, genel olarak ŞİÖ’ nün ekonomik işbirliği açısından ilerde çok gelişeceği öngörülmektedir.

Örgüt üye ülkelerinin 2010 yılındaki GSYİH toplamı 7,6 trilyon dolar olup toplam dünya ekonomisinin yaklaşık olarak % 12,5’luk bir kısmına denk gelmektedir. Aynı zamanda, dünyanın en büyük pazarına sahip olduğu gibi, en büyük enerji üretim ülkesi ile dünyanın en çok enerji tüketim ülkeleri bulunmaktadır. 2010 yılının rakamına göre Shanghay İşbirliği Örgütü üye ülkelerin dış ticaretin toplam hacmi 3 trilyon 176 milyar dolara ulaşmıştır. Çin’in Örgüt’ün beş üyesi ile arasındaki ticaret hacmi 2001 yılındaki 12.22 milyar dolardan 2012 yılının 84,7 milyar dolara yükselmiştir. Yıllık büyümesi ortalama % 30’u bulmuştur. Çin-Rusya ticaret hacmi 2001 yılındaki 5.596 milyar dolardan 2010 yılının 59.34 milyar dolara yükselmiş ve Rusya’nın en büyük ticaret ortağı olmuştur. Çin-Kazakistan ticaret hacmi 2001 yılındaki 1.29 milyar dolardan 2010 yılının 20.43 milyar dolara yükselerek 2009 yılından itibaren Kazakistan’ın en büyük ikinci ticaret ortağı olmuştur. Çin aynı zamanda Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın ikinci büyük ticaret ortağı durumundadır. Pekin’in Örgüt’e üye ülkeler arasında serbest ticaret alanı oluşturmak ve ekonomik entegrasyon projesi vardır. Bu proje gerçekleştiği takdirde 2020 yılında örgütün gayri safi yurtiçi hâsılası dünyanın %30’unu teşkil edecektir. Yani dünyanın en büyük güvenlik ve ekonomik örgütü olmaya adaydır. (Erkin Ekrem, http://www.sde.org.tr/tr/kose-yazilari).

Bunların dışında örgüte başka ülkelerden de ilgi vardır. Örneğin Moğolistan, Pakistan, Hindistan, İran ve Afganistan örgütte gözlemci statüsüne sahipler Türkiye, Sri-Lanka, Beyaz Rusya ise diyalog ortağı statüsüne sahiptirler. Bu ülkelerin tam üye olma süreçleri şimdilik dondurulmuş vaziyettedir. Özellikle İran ve Türkiye’nin kabulü konusunda üyeler hemfikir değildir. Bunun sebebi gayet açıktır, İran yürüttüğü nükleer programı nedeniyle başta ABD olmak üzere Avrupa devletlerinin de tepkisini çekmiştir, bu ülkenin ŞİÖ’ ne tam üye olmasıyla Örgütün, ABD ve Avrupa ile sorunları çıkabilir. Türkiye’nin hem NATO üyesi olması, hem de AB’ ye ısrarla katılmak istemesi Rusya ve Çin açısından bir güvensizlik yaratmaktadır. Bu nedenlerle Moğolistan, Pakistan ve Hindistan’ın Örgüte üye olmaları yakınken, Türkiye ve İran gibi ülkeler için bu süreç uzayabilir veya olumsuz bir cevapla sonuçlanabilir. Her ihtimalde gözlemci ülkelerin tam üye olmasıyla ŞİÖ’ nün kapsadığı alan, içerdiği enerji gücü artacaktır. Örgüt tam anlamıyla büyüyecektir.

  1. 5.      ŞİÖ ve NATO’nun İşbirliği Yapma Olasılıkları

Dünyamızda git gide güvenlik örgütlerinin önemi artarken şunu belirtmek gerekir ki, İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar varlığını koruyabilmiş tek güvenlik örgütü NATO’ dur. Soğuk Savaşın sona ermesinden sonra da bu örgüt işleyişini kaybetmemekle birlikte bünyesine yeni ülkeler eklemiştir. NATO etki alanını bütün dünyada genişletirken Asya’ya geldiğinde önüne yeni bir güç çıkmıştır, Şanghay İşbirliği Örgütü. ŞİÖ’ nün ve NATO’nun bu bölgedeki çıkarları çakıştığı için bu iki güvenlik örgütünün bir şekilde faaliyetlerini beraber yürütmesi veya hiç olmazsa ortak dili bulmaları gerekir. İki örgütün işbirliği yapması için şimdi belirteceğim nedenler zemin oluşturabilirler.

Hem NATO, hem ŞİÖ için Afganistan’da barışın ve istikrarın sağlanmasını gerekir. NATO tek başına hareket etmekle hiçbir sorunu halledememiştir, tersine ülkedeki sorunları iyice derinleştirmiş ve artırmıştır. ŞİÖ ise Afganistan’a gözlemci statüsü vererek ve 2011’deki zirvesinde Afganistan olan sınırlarının güvenliği için NATO ile işbirliğine açık olduğunu belirterek yeşil ışık yakmıştır. Bu şans iki örgüt tarafından değerlendiğinde Afganistan’da istikrarın sağlanması için bir adım atılmış olacaktır.

Bir başka zemini ise İran sorunu oluşturabilir. İran’ın nükleer programı başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerini de oldukça rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlık hayata yaptırımlarla geçmektedir. ABD’nin yaptırımlarına karşı İran Hürmüz Boğazını kapatmayla tehdit ederek bunun gerçekleşmesi ŞİÖ üyelerini fazlasıyla etkileyecektir. Çin örnek verecek olursak şunu görürüz, bu ülke İran hidrokarbonlarını en çok ithal eden ülkelerden birisi, ayrıca 2004’te Çin ile İran arasında yapılan anlaşmaya göre Çin önümüzdeki 25 yıl İran’ın enerji sektörüne 100 milyar dolar yatıracaktır. Dolayısıyla ABD yüzünden İran’da çıkacak her hangi bir sorun Çin’i sessiz bırakmayacaktır, görüşlerin çok yakın olması nedeni ile aynı hassasiyeti Rusya’da gösterecektir, kısaca ortaya büyük bir uluslararası sorun çıkacaktır. Eğer ABD başta olmak üzere diğer NATO ülkeleri de gerçekten bölgede güvenliği ve istikrarı sağlamak istiyorlarsa ŞİÖ ile işbirliği yapmak zorundadırlar.

Coğrafi konumundan,  deniz taşımacılığındaki ve enerjideki potansiyelinden dolayı Hazar bölgesi de eskiden beri farklı çıkar sahiplerinin ilgi alanı olmuştur. Hem ABD, hem AB ülkeleri veya NATO ülkeleri Hazar bölgesinden enerji ihtiyaçlarını karşıladıkları için bu bölgeyle daha ilgilenmeye ve yerlerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. (Дохудоев & Комилова, http://www.easttime.ru).  Mesela Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının kurulmasıyla ilgili ABD şunları belirtmiştir, bu proje bizim enerji güvenliğimiz açısından çok önem sarf etmektedir ayrıca NATO’nun doğu sınırlarının da bu projeyle güvenliği artacaktır. Bundan da anlaşılıyor ki NATO için bu bölgeden sürekli doğal gaz ve petrol sağlanması fazlasıyla önemlidir. ABD’nin amacı bütün dünya enerji kaynakları kontrol altına alabilmek ve yönetmektir, fakat ABD bunu isterken ve bu yönde faaliyetlerini arttırırken bölgenin diğer güçleriyle de yani Rusya, Çin, İran, Orta Asya devletleriyle anlaşmak zorundadır. Aksi takdirde bölgede doğacak bir çıkar çatışması kolaylıkla büyük bir istikrarsızlık faktörüne dönüşecektir.

Böylelikle, ŞİÖ ve NATO’nun ilgilenmek zorunda olduğu sorun sayısı gayet fazladır. Fakat asıl önemi, NATO ve ŞİÖ ’nü oluşturan ülkelerin bu sorunları beraberce çözmeye hazır olup olmadıkları, uluslararası arenanın önemli aktörlerinden Çin, Rusya ve ABD’nin bu örgütler aracılığıyla işbirliği yapıp yapmamak istemeleridir.

Günümüz dünyasında birçok uluslar arası ve bölgesel sorunlar karmaşık bir yapıya sahiptirler, bu tür sorunların tek bir ülke tarafından çözülmesi sağlıklı olmayabilir. Evrensel olayların mantığı da devletleri sıkı işbirliğine, hiç olmazsa da uyum içerisinde ortak hareket etmeye yöneltmektedir.

            Sonuç

İki kutuplu sistemin ortadan kalkmasından sonra Doğu Avrupa, Kafkasya, Baltık ve Orta Asya devletleri güvenliklerini sağlamak için seçim yapmak zorunda kaldılar. Bu devletlerden bazıları, özellikle Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri, seçimlerini NATO’dan yana yaparken, diğerli ise Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya’nın oluşturduğu BDT’ ye katıldılar.

ABD önderliğindeki NATO günden güne dünyada etkisini arttırırken, BDT’nin güvenliği sağlamakta yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Rusya ve Çin’in önderliğinde Şanghay Beşlisi diye ortaya çıkan bu organizasyon kısa sürede bünyesinde farklı statülerde devletleri barındırmaya başlayarak geniş bir coğrafyaya yayılmış ve Asya güvenlik sistemleri arasında Şanghay İşbirliği Örgütü adıyla yerini almıştır.

İlk başlarda sadece sınırlarda güvenliği sağlamak amacıyla kurulan bu örgüt, zamanla faaliyet alanlarını genişleterek bölgede önemli bir güç odağı teşkil etmeye başlamıştır.

Her ne kadar Örgüt yol katetmiş bulunuyorsa da, önemli aktörlerden Çin ve Rusya’nın bazı konulardaki görüş ayrılıkları, ciddi anlamda Örgüte zarar verebilir. Buna rağmen Örgüt sahip olduğu potansiyele, gücüyle, zengin yer altı kaynaklarıyla özellikle ABD’nin yakından izlediği bir konu haline gelmiştir. ABD, ŞİÖ’ ne karşı kuşkulu, güvensiz bir tutum sergilerse, onu bir tehdit olarak algılarsa dünya tekrar iki kutuplu sisteme doğru kayar. Önceden de belirttiğimiz gibi NATO ve ŞİÖ’ nün ortak çalışması gerektiği birçok sorun vardır. Bu iki tane önemli Örgüt işbirliği yaparlarsa, dünyada barışın ve istikrarın sağlanmana önemli bir adım atılmış olacaktır.

Kaynakça

Ergül, N. Yeni Güvenlik Anlayışı Kapsamında Birleşmiş Milletlerin Rolü ve Uygulamaları., (s. 66).

Sönmezoğlu, F. (2005). Güvenlik. Uluslararası Politika ve Dış Politika Analizi (s. 274-278).  İstanbul: Filiz Kitabevi.

(2004). Международные организации. В. М. Мацель, В. П. Позняк, & А. Н. Сычев. Минск.

Отто, И. (2003). Незаконный оборот наркотических средств и незаконная миграция. Вызовы региональной безопасности в Центральной Азии, (s. 129-139). Алмата.

Сыроежкин, К. Л. Шанхайская Организация Сотрудничества: проблемы и перспективы. http://www.centrasia.ru/newsA.php?st=1166515560, Erişi Tarihi 01.05.2013

Nejat Çogal, http://www.nejatcogal.com/index.php?option=com_content&task=view&id=49&Itemid=25, Erişim Tarihi 01.05.2013

Шанхайская Организация Сотрудничества: РАТС, http://www.vesti.ru/doc.html?id=116847&tid=3588, Erişim Tarihi 01.05.2013

Central Asia’s Energy Risks, . www.crisisgroup.org/en/regions/asia/central-asia/133-central-asias-energy-risks.aspx, Erişim Tarihi 01.05.2013

Erkin, Ekrem,06.06.2012, Türkiye’nin Şanghay işbirliği Örgütü

Üyeliği,http://www.sde.org.tr/tr/kose-yazilari

Дохудоев Х.А, Комилова Х.Г. НАТО и СОШ: Возможные пути сотрудничества, http://www.easttime.ru/analytics/tsentralnaya-aziya/nato-i-shos-vozmozhnye-puti-sotrudnichestva, Erişim Tarihi 01.05.2013

Yardımcıoğlu,M & Koçarslan,H (2012).Çok Kutuplu Dünyaya Doğru: Şanghay İşbirliği Örgütü, (s. 169-172).