Çok Uluslu Şirketler: Uluslararası İlişkilerin Görül/nmeyen Aktörleri

Karar alma süreçlerinde, Çok Uluslu Şirketler, varlığından haberdar olunan ve fakat üzerinde fazla durulmayan etkin ve yönlendirici aktörler haline gelmektedirler.

Çok Uluslu Şirketler: Uluslararası İlişkilerin Görül/nmeyen Aktörleri

Günümüz temel tartışma alanlarından küreselleşme konusunun temellerinin 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren atılmaya başlandığını ve bu noktada özellikle McLuhan’ın[1] öne çıkan bir isim olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Soğuk Savaş döneminin sona ermesinin ardından ise belirgin bir şekilde bilgi–teknoloji, ekonomi ve kültür alanlarına etki edecek olan küreselleşme kavramına dair genel kabul görür bir tanımlama olmamasına karşılık, çalışmanın konusu açısından kavramın iki önemli çıktısı üzerinde durulacaktır. Bu sayede kavramın içeriğine yönelik temel donelere ulaşılması da hedeflenmektedir.

Bahsi geçen çıktılardan ilki, küreselleşmenin bir homojenleşme ve standartizasyon[2] sürecini beraberinde getirdiğidir. Bu sürecin özellikle toplumlar üzerinde ciddi etkisi ve sonuçları bulunmaktadır. McDonaldslaşma[3] olarak ifade edilebilecek olan bu süreç, bir kontrol ve yönlendirme etkisine sahip olmaktadır. Daha net bir biçimde Kongar’ın ifadesi ile; bütün dünyada insanlar aynı gazozu içmekte, aynı köfteyi yemekte, aynı ayakkabıyı ve aynı pantolonu giymektedir. Aynı gazozu içmekte: kola; Coca Cola veya Pepsi Kola. Aynı köfteyi yemekte: hamburger; McDonalds veya Burger King. Aynı pantolonu giymekte: blue jeans; Lewis veya Wrangler. Aynı ayakkabıyı giymekte: Nike, Adidas vs. Böylece de tekdüze bir tüketim kültürünün egemenliği söz konusu olmaktadır.[4]

Dikkate değer diğer çıktı ise; küreselleşme ile birlikte klasik sınırların ortadan kalkması ve toplumların artık sınırlardan ziyade ekonomik gelişmişlik düzeyi, yaşam kalitesi, evrensel insan haklarının kabulü, liberal değerlerin benimsenmesi gibi farklı kriterlere göre tasnif edilmesi ve politika inşası noktasında küreselleşmenin yeni aktörleri beraberinde getirmesi olmuştur.[5] Bu aktörlerin başında ise şüphesiz Çok Uluslu Şirketler gelmektedir. Zira ulus–devletlerin etkisinin giderek zayıflaması, buna karşılık Çok Uluslu Şirketlerin başat bir rol üstlenmesi küreselleşme sürecinin en temel özellikleri arasında gösterilmektedir.[6]

Küresel ekonominin en önemli aktörlerinden olan Çok Uluslu Şirketleri, birden fazla ülkede kazanç sağlayıcı iktisadi faaliyetlerde bulunan ve uluslararası üretim gücüne sahip firmalar olarak tanımlamak mümkündür.[7] Bununla birlikte, Çok Uluslu Şirketler; “genel merkezi belli bir ülkede olduğu halde, faaliyetlerini birden fazla ülkede genel merkez tarafından koordine edilen şubeler veya bağlı şirketler aracılığıyla yürüten büyük firmalardır.”[8]

Tarihsel perspektiften bakıldığında, tutarlı şekilde sınıflandırılmış veriler olmamasına karşılık Çok Uluslu Şirketlerin tarihinin 1600’da kurulan Britanya Doğu Hindistan Şirketi (the British East India Company) ile başladığı söylenebilir.[9]

Dünyadaki ilk modern çok uluslu işletme ise 1950 yılında Alman işletmesi “Uni” ve İngiliz işletmesi “Lever Brothers” tarafından gerçekleştirilmiştir. İki işletme birleşerek “Unilever” ismini almış ve 60 farklı ülkede faaliyet gösteren, 500 bayisi olan dünyanın en büyük işletmesi haline gelmiştir.[10]

20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başlangıcı ile birlikte bilgi teknolojisindeki son gelişmeler, fiyatların serbestleşmesi ve dünya genelinde piyasanın liberalleşmesi ile birleşmiş ve daha önce hiç görülmemiş bir şekilde Çok Uluslu Şirketlerin sayısının artmasında patlama etkisi yapmıştır.[11]

Nicel bağlamdaki bu etkinin, nitel bağlamda da ülkesel ve küresel ekonomi–politik üzerinde yansımaları olmuştur. Öyle ki, uluslararası sistemdeki hükümet sayısının çok üstünde olan Çok Uluslu Şirketler, birçok devletin bütçe ve GSYİH’nın üstünde olan varlıkları ile uluslararası siyasette etkili birer aktör konumuna gelmişlerdir.[12] Burada öyle bir etkiden söz edilmektedir ki küresel ekonomi içindeki şirketlerin faaliyetleri dünya ticaretinin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır[13] ve bu şirketlerin gelirleri birçok ülkenin GSYİH’sından daha fazladır.[14] Örneğin; Royal Dutch Shell, Exxon Mobil ve Wall–Mart Stores şirketlerinin gelirleri, Avusturya, Norveç, Suudi Arabistan, İran, Yunanistan, Venezuela, Danimarka gibi ülkelerin GSYİH’dan daha fazladır.[15]  Ayrıca, General Motor’un geliri, Finlandiya’nın GSYİH’si ile; Toyota’nın geliri Hong Kong’un GSYİH’si ile karşılaştırılabilecek düzeydedir.[16]

İfade edilen bu ekonomik güç doğal bir biçimde politika sahasına da yansımakta ve karar alma süreçlerinde Çok Uluslu Şirketler, varlığından haberdar olunan ve fakat üzerinde fazla durulmayan etkin ve yönlendirici aktörler haline gelmektedirler. Dolayısıyla, nasıl ki, yukarıda küreselleşmenin homojenleşme ve standartizasyon süreci ile toplumları kontrol ve yönlendirme etkisinden bahsedildi ise, burada da yine küreselleşme ile bağlantılı olarak Çok Uluslu Şirketlerin ulus–devletler üzerindeki çeşitli aşamalarda kontrol ve yönlendirmelerinden bahsetmek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla burada, toplumlar ve devletler nezdinde iki yönlü bir mekanizmadan söz edilmektedir.

Her ne kadar bahsi geçen mekanizmaya yönelik yapılabilecek mukayeseli bir değerlendirmede, Çok Uluslu Şirketlerin askeri güç ve kendisine vatandaşlık bağı ile bağlı olanlar gibi sadece ulus–devletlerin sahip olduğu özelliklere sahip olmadıkları iddia edilebilirse de, askeri güç noktasında, o gücü oluşturan etkenler arasında silahların temin ve tedarikinde Çok Uluslu Şirketler karşımıza çıkmaktadır. Vatandaşlar konusundaki etki ise ifade edilmiştir. Böylesi bir mukayese ile Çok Uluslu Şirketler ve ulus–devletler arasında keskin farklılıklardan söz edilememektedir. Burada bir iç içe geçmişlik söz konusudur –ki bu iç içe geçmişliği Çok Uluslu Şirketleri görül/nmez kılan temel bir faktör olarak görmek yanlış olmayacaktır.

Bütün bu nedenlerden ötürü, küreselleşen dünyada ulus–devlet esaslı analizlerin artık daha dikkatli yapılması gerekmektedir.[17] Aksi takdirde, yaşanan durum ve süreçlerin değerlendirilmesi eksik kalmaktadır/kalacaktır.

Unutulmamalıdır ki; artık uluslararası ilişkiler, uluslararası şirketlerin menfaatleri doğrultusunda yapılmaktadır,[18] hükümetlerin ya da toplumların menfaatleri doğrultusunda değil.

Samet ZENGİNOĞLU


[1] Marshall McLuhan, Understanding of Media: The Extensions of Man, New York/London, McGraw Hill Paperback, 1965.

[2] Hasan Tağraf, “Küresel Stratejilerden Çok Uluslu Stratejilere Geçiş: Küresel Düşün Yerel Davran”, KMU, İİBF Dergisi, Yıl. 10, Sayı. 14, Haziran 2008.

[3] Robert Gilpin, “Küreselleşme, Medeniyetler ve Dünya Düzeni”, Divan, Cilt. 12, Sayı. 23, 2007/2, s. 28.

[4] Aktaran: Deniz Özyakışır, “Ulus–Devletin ÇUŞ’larla İmtihanı”, Yarın Dergisi, Yıl. 4, Sayı. 47, Mart 2006, s. 22–24.

[5] Kemal Cebeci, “Küreselleşme Bağlamında Ulus–Devletin Egemenlik Gücünün Dönüşümü”, Sayıştay Dergisi, Sayı. 71, s. 35.

[6] Fikret Şenses, “Neoliberal Küreselleşme Kalkınma İçin Bir Fırsat mı, Engel mi?”, Economic Research Center, Working Paper in Economic 04/09, August 2004, s. 1.

[7] Oğuz Kaymakçı, “Küresel Ekonomide Çok Uluslu Şirketler ve Türkiye’deki Yansımaları”, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt. 11, Sayı. 1, Yıl. 2013, s. 226.

[8] Coşkun Can Aktan & İstiklal Y. Vural, “Globalleşme Sürecinde Çok Uluslu Şirketler”, http://www.canaktan.org/ekonomi/cok-uluslu/aktan-makale.pdf, s. 5. (Erişim: 11.10.2013)

[9] Kenan Dağcı, “Çok Uluslu Şirketler”, Uluslararası İlişkiler Giriş, Kavram, Teoriler, (ed. Haydar Çakmak), Platin, Ankara, 2007, s. 103.

[10] Kaymakçı, a.g.m., s. 229.

[11] Dağcı, a.g.m. s. 101.

[12] Dağcı, a.g.m., s. 106.

[13] Cihan Dura & Zerrin Kılıçarslan, “Ulusötesi Şirketler ve Ulus Devlet: Güç Kayması Üzerine Bir Araştırma”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı. 31, Yıl. 2011/2, s. 92.

[14] Dura & Kılıçarslan, a.g.m. s. 86.

[15] Dura & Kılıçarslan, a.g.m., s. 104.

[16] Tağraf, a.g.m.

[17] Ayşegül Dinççağ, “Küreselleşme ile Değişen Kavramlar: Apple ABD Ekonomisine Zarar mı Veriyor?”, TEPAV Değerlendirme Notu, Mart 2011, s. 2.

[18] Ali Güner Tekin, “Kapitalizmin İpini Çok Uluslu Şirketler mi Çekecek?”, Ekonomistler Bülteni, Ocak 2003.