SİYASETSİZDEN GELENLERTARİH

Kuruluşundan Günümüze Baas Partisi

BİLAL GEDİKOĞLU

Akdeniz Üniversitesi, Tarih

Baas Partisi II. Dünya Savaşından sonra manda yönetimlerin bir bir son bulması ile halkın arasında yetişen aydın kişilerin oluşturduğu bir harekettir. Son yüzyılda iktidar mücadeleleri, iç ve dış politika anlayışları ve ilişkilerinin yanı sıra parti içindeki mücadeleler küçümsenmeyecek kadar politik entrika ve manevraların trajik ve yahud trajikomik olayların yaşanmasına neden olmuştur. Şöyle ki; Baas Partisinin babaları yani kurucuları Mişel Eflak ve Salah Bitar partiden dışlanmış hatta Lübnan’a sürgüne gönde­rilmişlerdir. Hatta Mişel Eflak 1963 darbesi sonrası bir açıklamada “artık partimi tanıyamıyo­rum” demiştir.

Baas Partisinde görülen bu değişim sadece şahsiyetlerle de sınırlı değildi. Zira tam bir Arap milliyetçisi –Pan Arab- ideolojisi ile kurulmuş parti, zamanla Marksizme kaymış,hatta la­iklik olan düşünce Hafız Esad döneminde Sünnileri yanına çekmek için İslam Devleti ibaresi anayasaya konmuştur.

Suriye’de Baas Partisi; önce Suriye sonra Arap diyerek kavmiyetten vataniyete dönmüş­tür.

Irak’ta sağ endeksli Baas iktidar olurken, Suriye’de sol endeksli Baas iktidar olmuş daha sonra iki ülke arasında gerilimler ortaya çıkmıştır. Çünkü Irak Baas’ı partiden ihtaç edilen ku­rucu babaları bünyesine almış ve biraz daha merkezileşmiştir.

Bizde Orta Doğu’ya damgasını vuran bu oluşumu ana hatları ile incelemeye çalışacağız. Zira çok geniş bir konu olup derinlemesine inmemiz şu aşamada mümkün değildir.

Biraz Nasyonalizmden etkilenen daha sonra biraz Sovyet yönetim ve rejimine bürünen parti, Orta Doğu’da değişen şartlara göre siyaset takip etmiştir. Bir dönem ABD ve Batı yanlısı olurken bir dönem Doğu Blok’la anlaşmalar imzalanmıştır.

Olaylara hangi pencereden bakarsak bakalım ortada tarihi bir gerçek var ki, bu müessese Ortadoğu’da bir çok katliamlar ve ölümlere neden olmuştur. Hama, Halepçe ve bugün Suriye de yaşananlar vahşeti gözler önüne sermektedir.

Daha çok detaylı bilgiye sahip olmak isteyen okuyucularımız SETA, BİLGESAM, TEDAV, OR­SAM raporlarına göz gezdirmeleri çok faydalı olacaktır.

Irak’ın ABD’den sonra işgalı TASAM raporlarında detaylıdır.

BAAS PARTİSİNE GENEL BİR BAKIŞ

Arap dilinde “yeniden doğuş” anlamına gelen Baas her ikisi arap milliyetçi ve sosyalist olan Salahattin Bitar ile Michael Eflak’ın öncülüğünde 1943’de Şam’da kurulmuştur.[1]

Diğer bir kaynakta geniş mana da  kurucuları şu şekilde belirtilmiştir: Mişel Eflak, Salah bitar, Ali Cabir, Abdulah Abdul Acim, Vahip el Ganim, Cemal Ataşi, Musa Rizik, Badi el Kasım, Sami el Durabi ve Abdul bin İyun el Sud tarafından kurulmuştur.[2]

Osmanlının çöküşü ile birlikte Araplar arasında milliyetçi düşüncelerin hız kazandığı dö­nemde suriye’de Pan-Arap eğilimli düşüncelerin arttığı gözlemlenmiştir.

İşte Baas Partisi Pan-Arapçılığın en önemli temsilcileri olarak kurulmuştur.[3]

Baas harekatı Arap milliyetçiliğinin laik ve Arap birliği ve anti emperyalist hareketini öne çıkaran bir anlayışa sahip olmuştur. Bu ilkelerle Arap ülkelerin de faaliyet gösteren diğer radikal sol ve sağ partilerden farklı olmuştur.[4]

Baas Partisinin kuruluş tarihi için üç farklı tarih ortaya atılır;1940, 1941, 1943.

Arap Baas Sosyalist Partisi adlı eserinde Kamel Abu Jaber 1943’ü esas alırken[5],Bernand Levis 1941 tarihini belirtir.[6]

1947 yılında ilk kongresini yapan Baas partisi birlik, özgürlük ve sosyalizm ilkelerini bayraklaştırmıştır. Baas Partisi Suriye kimliğinden ziyade Arap kimliğini vurgulamış, Arapları sömürgeci yönetimlerden kurtarıp özgürlüğüne kavuşturmaları en temel görevleridir. Son olarakta zenginlik ve iktidarın asillerin elinden alınması devlete aktarılması ve sosyal adalet ile toplumsal huzur sağlanmalıdır.[7]

Arap milliyetçiliğinin yükselişi sonrası dönemde Baas Partisi 2 koldan oluşur. Bunlar; askeri ve sivil, sivil kol askeri eylemlerden habersiz olmasına rağmen bir süre sonra askeri kol sivil kolun içine sızmıştır.[8]

Baas Partisi 1950’lerin sonundan itibaren milliyetçilik ilkesini yeniden yorumlamaya başlamış ve bu çerçevede Pan-Arabizm yerini yavaş yavaş Suriye Arap milliyetçiliğine bırakmıştır.[9]

1960Lı yıllarda Baas ideolojisi geleneksel çizgisinden hayli uzaklaşmış eski ve yeni kuşak Baasçılar arasında parti içinde mücadele yoğun olarak yaşanmış, eski kuşak ve onların çizgisindekiler sadık kalanlar etkinliklerini kaybetmişlerdir. Bitar ve Eflak kurucu babalar tasviye edildiği büyük bir kırılım yaşamıştır.[10]

Mişel Eflak Fransa’da Sarbon Üniversitesinde tarih ve sanat tarihi Salah Biter ise fizik ve matematik eğitimi aldıktan sonra 1932 yılında Suriye’ye dönmüş tam on yıl sürecek öğretmenlik görevlerine başlamışlardır. Birbirleriyle ilk kez 1929 yılında tanışmışlardır. Önceleri sadece milliyetçi iken sosyalizmi Fransa’da keşfettiklerini Mişel belirtmektedir. “ Dönüşümüzde bu düşünceyi yeni kuşağa aktarmaya niyetliydik” demektedir. Paris’te kurduğu Arap Öğrenci Birliği değişik Arap devletlerinden öğrenciye ev sahipliği yapmaktaydı. Mişel artık Suriye değil Arap milliyetçisiydi.

Irak’ta Raşit Ali iktidarına yardım amacıyla Suriye yardım komitesini kurdular, 1941. Görevli oldukları okullarda  müfredata muhalif tutumları onların ekim 1942’de istifa etmelerine neden oldu. Zamanlarını öğrenci hareketlerine, grevlere, bildirilere Bitarla  beraber ayırdılar.[11]

Parti ismini Zeki Arsuzi’ye borçludur. El-Baas El-Arabi (Arapların yeniden doğuşu) adını ilk kullanan odur.[12]

Zeki Arsuzi(1900-1969) Suriyenin Negye şehrinde doğmuş alevi kökenlidir. İskenderun’a gitmiş, lise öğrenimini konyada tamamlamıştır. 1927-1930 da Fransız Sarbon üniversitesinde felsefe öğrenimi görmüştür. Fransa manda yönetimine karşı olmuş bu sebepten 1934’de öğretmenlik görevine son verilmiştir.

Hatay’ın Türkiye’ye 1938’de verilmesi onun burdan ayrılmasıne ve Şam’a gelmesine neden olmuştur.[13]

Bernand Levis; Arap milliyetçiliği nasyonalizmden etkilenmesini şu şekilde anlatmaktadır; fransa hükümetinin Nazi Almanyasına teslim oluşu ve Fransa mandasında ki Suriye- Lübnan liderleri olmak üzere bir çoğunun Alman Nazi propogandasından etkilenmiş olduğunu ve bu etkinin merkez üssünün Suriye- Lübnan olmasını sağladı. Nazi fikirlerini ve yönetimlerinin Ortadoğuya adapte edilmesiyle daha sonra Baas Partisine dönüşecek oluşumun temelleri atılmış oldu. Parti 1947’ye kadar resmen kurulamadı, ancak emekleme döneminde Pan Arabizm, milliyetçilik ve bir tür sosyalizmi vurguluyordu.[14]

Bu partinin liderleri ufak düzenlemelerle Nazi modelinden Kominist modele geçiverdi. Bu parti batılı anlamda oy toplayıp seçim kazanmaya yönelik bir örgüt değildi. Nazi ve kominist açıdan idari mekanizmanın gözetim, baskı ve beyin yıkama ile ilgili kısmıydı.[15] Bernand Levis Ortadoğu rejimlerini sınıflandırırken Baas Partisini  “diktatörlük” çeçevesinde ele almıştır. Hafız Esad ve oğlunu Suriyede kurduğu rejim ve Saddam Hüseyin’in Irak yönetimi için uygun bir terimdir. Her ikisi 1930-1940 Avrupa kaynaklı parti rejimlerini model almıştır. İkisi de, iki savaş arasında manda yönetimi altında kalmıştır.Nazi modeli üzerine kurulan Baas Partisinin Sovyet etkisiyle kominist modeli benimsemesi çokta zor olmamıştır. Uzun yıllar etkisini sürdüren bu model Avrupa da ithal edilip Ortadoğu da hakikaten işlemiş olan tek sistemdir. Saddam Hüseyin rejimi kökleri Islam ve Arap değil Avrupadır.[16]

1952 yılında Ekrem El Hurani’nin liderliğini yaptığı Arap Sosyalist Partisi ile birleşerek bugün ki Arap Baas Sosyalist Partisi adını aldı.[17]

Partinin Irak kolu bu süreçte 1954’te kurulmuştur. Arap Baas Sosyalist Partisi bir çok Arap ülkasinda faal olarak bulunmakla beraber  partinin vatanı ve etki alanı Şam ve Bağdat’la sınırlı kalmıştır.[18]

1960lara gelindiğinde Ortadoğu da etkin bir unsur olan parti ulusal ve uluslararası arenada peş peşe şubeler açmaya başlamıştır.[19]

Arap Sosyalist Partisi 5 Ocak 1950’de kurulmuştur. Ekrem Hurani Hama’lı oduğu için bu bölgede etkiliydi. Arap Sosyalist Partisinin ideolojisini Baas Partisinden kopya etmiştir. Baas tüzüğündaki gibi, Arapları tek çatı altında toplama maddesi Arap Sosyalist Partisinde de mevcuttu.

Baas Partisinden ayrıldıkları nokta teşkilat bakımındandı. Baas Partisi hucre sistemini kabul ederken Arap Sosyalist Parti şube seçimini benimsemiştir.

Mişel Eflak birleşme hakkında;Ciçekliye olan ortak muhalefetimiz, birleşme kararımızın tek nedenidir,demiştir.[20]

Suriye Dışında Partinin Örgütlenmesi

Baas Partisi bütün Arap dünyasınsa iktidarda bulunan hükümetlerin çok yönlü siyasi dozda muhalefet ve baskılarıyla karşılaşacaktır. Bütün olumsuzluklara rağmen Suriye dışında ilk şubesini 1948 yılında Ürdün de kurmuştur.

Baas Partisinin Irak örgürlenmesi öğrenciler tarafından 1951 yılında gerçekleşmiştir. Lübnan da ise örgütlenmeyi Amerikan Universitesinde ki öğrenciler sağlamıştır.

Ürdün ve Lübnan’nın özel ve demografik durumları oralarda iktidara gelmesini sağlamamıştır. Fakat tam Arap coğrafyasında  sempati duyulmasını sağlamıştır.[21]

SURİYE BAAS PARTİSİ

Baas Partisinin Suriye de kuruluş aşamasını, kurucularını, ideolojilerini ilk kısımda vermiştik. Şimdi Baas Partisinin Suriye’de ki iktidar dönemini ele alacağız.

İsrail devletini kurulması ve 1956’da İngiltere, Fransa ve İsrail tarafından Sina Yarımadasının işgal edilmesi sol harekatın yani Baas’ın güçünü arttırdığı gibi ona olan ilgiyi de arttırdı.[22]

Bununla beraber Baas Partisi o dönemde en karizmatik lideri olan Nasır(Mısır) Suriye birleşmesi olayını başlattı. Bu birleşme isteğininin ortaya çıkmasında Nasır’ın Arap milliyetçiliğini öne çıkarması ve Batı karşıtı politikaları, Arap sorunlarına ilgilerinden kaynaklanmaktaydı.[23]

1955 yılında sovyetlere yaklaşmasının sonucu olarak Suriye kominist partisi ile yakınlaşmalar oldu. Hatta şu sloganı kullanıyorlardı “aynı çizgide buluşabiliriz, fakat onlara katılmayız”. Mısırda koministlerin etkili olmasıyla birleşme çalışmaları başladı. Nasr 3 şart sundu.1) koşulsuz tam birlik,2) bütün partilerin kapatılması,3) Suriye ordusunun siyasetten uzak durması. Baas Partisi ise kollektif liderlik önerisinde bulundu, ancak Nasr kabul etmedi. Birleşik Arap Cumhuriyetinin kurulduğu1 Şubat 1958’de ilan edilirken, Baas Partisi durumdam memnundu.[24]

Bu birlik 28 eylül 1961’de Abdülkadir Nahlavinin başkanlığında darbe ile son buldu. Bu darbe Ekrem Hunani ile Mişel Eflak’ın arasını kapanmaz bir şekilde açtı. Zira Hurani darbeyi olumlu karşılamış, Eflak reddetmiştir.[25]

Baas Partisi 25 şubat 1954 de ki Edip Çiçekliye darbede ve iktidardan uzaklaştırılmasında önemli rol oynamıştı. Baasçılar bundan sonra ülkede iktidarı ele geçirmek için yoğun çaba harçamışlardır. Siyaset ve ordu içinde nüfuzlarını arttırırlarkan diğer yandan Millet ve Halk Partisi koalisyonunu protesto etmekteydiler, diğer taraftan Genel Kurmay Başkanının istifasında önemli rol oynadılar.[26]

8 mart 1963’de Askeri Komite öncülüğünde gerçekleştirilen darbe sonucu Ulusal Devrimci Komuta Konseyi iş başına gelmiş ve Salah Bitar Ulusal komitenin başına getirilmişti. komite; Baas Arap Ulusal Harekatı, Birleşik Arap Cephesi ve Sosyalist Birlik Harekatından oluşuyordu. İktidarın Baas Partisinin tekeline geçişi,Albay Cesim Avlan öncülüğünde Nasıra ve sünni bir grup subayın 18 Temmuz 1963’de ki başarısız darbe girişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.[27]

Baas Partisi artık sivil siyasetten çok ordu da etkinliğe öncelik vermiş ve iktidara giden yolu ordu da görmüştür. Bu nedenle ordu içinde destek aramaya başlamış ve özellikle Alevi- Dürzi subayların Baas Partisi ideolojisini benimsediklerini görmekteyiz.[28]

Baas Partili asker mensupları konumlarının imkanlarıyla kendi aşiret ve bölgelerinden bir çok sayıda subay ve altsubay aldılar. Nusayri etkinliği ordu da gittikçe arttı, hatta darbe sırasında Baas Askeri Komitasının 14 üyesinden 5’i Nusayri idi.[29]

Suriye de Baas Partisinin iktidara geldiği darbe kanlı olmadı ancak Irak’ta ki darbe kanlı gerçekleşmişti. Ordu komutanları Zahir el Din, Ekrem Hurani ve Navım el Kudisi tutuklandı, başbakan el Azm evinin yanında ki Türk Elçiliğine sığındı, burada aylarca kaldı. Darbe ile ilgili yapılan ilk açıklamada ne Sosyalizm ne de baas adı geçmekteydi. M. Eflak ise 21 Mart 1963’te Le Monde gazetesine verdiği açıklamada Irak ve Suriye’de ki darbelerin hazırlıklarına katıldığını, her ikisinin de Baas Partisinin organize ettiğini belirtmiştir.[30]

1964-66 yılları arasında Baas Partisibin merkez ve socu kanatları arasında yaşanan güç mücadelesi dolayısıyla sık sık hükümet değişikliği oldu.

 HAFIZ ESAD DÖNEMİ – NEO BAAS

 Bu dönem de Bitar ile Emin el Hafız  etkinken, bundan sonra ki süreçte Salah Cedid ve Hafız Esad sivrilmeye başladı.[31]

Baas Partisi artık ideolojik bir dönüşüme doğru gitmekteydi, parti geleneksel çizgiden uzaklaşma adımları atmaya yöneliyordu. Eski ve yeni kuşak Baasçılar arasında parti içi mücadele yoğun bir şekilde baş göstermeye başlayacaktı. Eski kuşak ve onların yanındakiler etkinliği yok olacak Bitar ve Eflak “kurucu babaların” bile tasviye edileceği büyük kırılma yaşayacaklardı.artık önce Suriye sloganı ile kavmiyetçiliğin önüne vaaniyye geçmiş oluyordu.[32]

Aslında yeni kuşak Baasçılar radikal sosyalizme doğru kayma yaşamaktaydılar.[33]

En önemli gelişme M.Eflak tarafından oluşturulan ideoloji ve pratiğinin Marksist eksenli görüş açısıyla eleştirilmeye başlanmış olmasıydı. Baas Partisinin 6. Ulusal Kongresi 5-23 Ekim 1963’de Şam da toplandı. Yoğun tartışmalar sonucunda parti Pan-Arabizmden Marksist,Leninist, Sosyalist bir partiye geçiyordu. Ağır eleştirilirken M. Eflak yine de parti genel sekreterliğine seçilmilti.[34]

Parti içi ayrılıklar son haddine varmış, yetmezmiş gibi Hama da Sünni gruplar isyan çıkarmış ve kanlı bir şekilde bastırılmıştır. 17 Nisan 1964’de yeni anayasa ilan edildi. Sünniler susturulmak amacıyla Marksistliğe kayan bir yönetim devletin dini İslam ibaresini koydu. 13 Mayıs 1964’de Salah Bitar başbakan oldu. Büyük bir millileştirme politikası izledi, ayrıca Sovyetler ile dostluk anlaşmaları imzaladı, Köylü Federasyonları kurdu.

M.Eflak haziran 1964 de Suriye’den ayrılarak Batı Almanya ya gitti. Kasımda geri dönerek iktidara karşı mücadele başlattı. Aynı zamanda Emin el Hafız- Salah Cedid mücadelesi baş gösterdi.

8. Ulusal kongrede trajik bir olay oldu. Partinin kurucusu ve 18 yıldır genel sekreteri olan M.Eflak görevden ayrıldı. Bu sırada sivil kanatta ki Yasin el Hafız Baas Partisinden ayrılarak Arap Devrimci İşçi Partisini kurdu. Ve artık Baas içinde zafere ulaşan Noe-Baasçılardı.[35]

23 Şubat 1966 tarihin de Baasın genç subayları Hafız Esad ve Salah Cedid öncülüğünde bir darbe gerçekleştirdi. Emin el Hafız ile birlikte partinin kurucuları Salah Bitar ve Mişel Eflak ında içinde bulunduğu bir çok kişi yönetimden ve partiden uzaklaştırıldı. Yeni hükümete Salah Cedid alınmadı fakat  ona parti başkanlığı görevi verildi. N.Attasi devlet başkanı olurken, Hafız Esad Hava Kuvvetleri Komutanı oldu.[36]

İşte bu hengameli ortamda yine trajiktir ki M.Eflak “artık partimi tanıyamıyorum” demiş ve her biri sürgüne gönderilmiştir.[37]

Suriye iç politikasında 1967 Arap-İsrail savaşı bir dönüm noktası teşkil eder. Suriye topraklarını işgalle sonuçlanan savaş rejimin ve özelliklede savunma bakanlığının gözden düşmesine neden oldu. Hafız Esad başarısızlığın arkadaşlarının aldığı kararlardan kaynaklandığını düşündüğü için yönetimi tamamen kontrol altına almayı düşündü.[38]

Baasçılar bu savaştan sonra milliyetçiler ve ilericiler olarak 2’ye bölünmüştü. Hafız Esad öncülüğünde milliyetçilerin 19 Kasım 1970 darbesiyle devlet başkanlığına A.Habib getirilirken, Hafız Esad başbakanlık ve parti genel sekreterliğini üstlendi. Darbeden yaklaşık 4 ay sonra 12 Mart 1971 tarihinde yapılan referandumda Hafız Esad Suriye’nin ilk Nusayri kökenli devlet başkanı oldu. Hafız Esad rejimini milliyetçi-sosyalist çizgisini değiştirme niyetinde değildi. Sadece düzeltme harekatı- Harekat’ül Tahsis– ile rejimi restore etmek istiyor ve muhalif gruplardan destek almak istiyordu.Oyların %92’sini almıştır.[39]

Bu vataniyyenin kavmiyyete zaferi sonrasında Hafız Esad Neo-Baas iktidarı sırasında bazı iç ve dış dengeleri tekrar kurma çabasına girecekti.[40]

Bu sırada Irakta ise Baas yönetimdeydi ve Suriye’den kaçan eski kuşak Baasçılar Irak’a yerleşmişti. Ve bu da Irak-Suriye geriliminin tırmanmasına neden olmuştur.[41]

1963 darbesi sonrası Suriye siyasal hayatında etkili olan bütün aktörler geçen 7 yıl içerisinde saf dışı bırakılmıştır.[42]

Hafız Esad 30 yıllık iktidarında Suriye’yi bölgesel bir aktör konumuna yükseltmiştir.[43]

Asıl Esad rejimine hukuki zemini kazandıran Suriye’nin kalıcı anayasasının Mart 1973 te oylamaya katılanların %97,6 bölümünü alarak yürürlüğe girmesidir. Kurduğu rejim Esad yönetimli totaliteterizm denilebilir.[44]

Esad başkanlı monarşi kurmuştu iktidarını 3 temel konumda tutuyordu. Genel Sekreter olarak Partiyi, Devlet Başkanı olarak Tüm idareyi, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olarak orduyu elinde tutuyordu.[45]

Ayrıca Esad %12lik Alevi kesimi iktidara taşıyarak 200.000 kişilk ordusunun neredeyse hepsini Alevilerden oluşturdu. Başınada Rıfat Esad geçti.[46]

1980’den sonra SSCB’nin dağılması da yardımın kesilmesi sonucu Esad pragmatik olarak ülkenin uluslararası platformda izole edilmesi ve döviz sıkıntısının giderilmesi için ABD ile yakınlaştı. Körfez savaşında ABD’nin yanında yer aldı. Irak’a asker gönderdi.[47]

Hama Katliamı-2 Şubat 1982

Nusayrileri din dışı olarak gören Müslüman Kardeşler merkezi Hama’da idi. 1980’de Hafız Esad’a başarısız suikast girişiminde bulundular.[48]

Hafız Esad ilk olarak hapishanede ki sünnileri öldürdü. 2 Şubat 1982 de Sünni müslümanlardan oluşan 38 bin farklı kaynaklarda; 10.000-20.000 kişinin öldüğü Hama Katliamını gerçekleştirdi.[49]

Bir çok cami yerle bir edilmiş ve 3 ay boyunca ezan sesi duyulmamıştır. Müslüman Kardeşlerin güçü kırılmış bir daha toparlanamamışlardır. Ayrıca Hafız Esad tek etkili rakibini etkisiz hale getirmiş, artık hiç kuvvetle karşılaşmamıştır.[50]

Baba Esad’dan Oğul Esad’a-Esadizm

11 Eylül 1965’te Şamda doğan Beşar Esad 5 kardeştir. Suriye halkı onu kibar, sönük olduğunu,sivrilmek için akademek kariyer yaptığını yazmışlardır. Okul hayatında sessiz ve okumaya meraklı olarak hatırlanır. Çocukluk yılları Hafız Esad’ın yönetimi ele geçirdiği İsrail’le savaşa girdiği yıllara rast gelir. 1973’te İsrail kuvvetlerinin Şam’a dayanmasıyla dağlık  bölgelere sığınmıştır. Bunun da kişiliği üzerinde etkili olduğu düşünülür.

1982’de Şam Üniversitesi Tıp Fakültesini 1988’de tamamladı. 1992’de göz ihtisası için İngiltereye gitmiştir. Londra bu dönemde onun dünya görüşünü önemli derecede etkilemiştir. Bu esnada babasına halef olarak gözüken abisi Basil 1994’de ani tarafik kazası ile ölmüştür. Esad apar topar Suriye’ye döner. 6,5 yıl babasından sonra cumhurbaşkanlığı koltuğu için hazırlanır.  Zırhlı Birlikler Okulu kurmay binbaşılığa, 1996’da yarbaylığa,1999’da albay rürbesine getirilir. Kısa sürede cumhuriyet muhafız alayının başına geçer. Babasının direktifleri doğrultusunda iç politikadan uzak durur. Dış politikaya yönelir. Lübnan meselesi, Ürdün, Bahreyn, Kuveyt, BAE, Suudi Arabistan ziyaretlerinde bulunur.[51]

Suriye’yi 30 yıl kesintisiz yöneten Hafız Esad Suriye tarihinde ilk ve rekora imza atmıştır. Hafız Esad 10 Haziran 2000 tarihinde ölmüştür.[52]

Babasının ölümünden sonra Suriye meclisi ve Baas Partisi Beşar Esad’ın devlet başkanı olabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmış, bu bağlamda devlet başkanı olma yaşını 40’tan 34’e çekmiştir.[53]

10 Temmuz 2000’de Baas Partisi tarafından aday gösterilmiş ve yapılan referandumda oyların %97’sini alarak Suriye Devlet Başkanı olmuştur. Böylece kendisinden sonra ülkeyi yönetecek oğlu için yumuşak geçiş başarıyla gerçekleşmiştir.[54]

İktidara geldikten sonra 1964’ten beri yürürlükte olan toplumun farklı kesimlerince imzalanan 4 maddelik sıkı yönetim ve olağan üstü hal yasaları ortadan kaldırıldı. Sürgün dahil tüm siyasi tutuklulara af çıkardı. Toplantı, basın özgürlüğüne saygı duydu, 600 siyasi tutukludan oluşan Şam’da ki Mezzah Hapishanesini kapattı.[55]

2001’de annesinin itirazlarına rağmen Esma el Ahras ile evlendi. Dünya çapında ünlü kardiyolog olan Dr. Fariz el Ahras’ın kızı. Sünni bir aileye mensup fakat doğumu, çocukluğu ve yaşamı  İngiltere de geçmiş. 1996’da King’s College Üniversitesi Bilgisayar Bilim Bölümünden mezun olmuş ve Deutsche Bank’ta çalışırken Beşar Esad ile tanışmıştır. Esma, modern görüntüsü ve Sünni oluşu ile Beşar Esad’ın reklam aracı olmuştur.[56]

2000’lerde siyasi, ekonomik,kültürel alanlarda sorunlarla karşılaşan Suriye yeniden yapılanma ihtiyacı ve beklentisi mevcuttu. Halk vaad edilen değişim programının uygulanmasını istemekteydi. Yaptığı bir takım düzenlemeler iyimser olarak göze çarpmakta ve buna Şam Baharı demekteydiler.[57]

Şubat 2001den sonra muhalefetin ileri reform taleplerinin bir bütün olan sistemi yıkacak gelişmelere sebep oacağını düşünen yönetim, muhalefete karşı tutuklama kampanyası başlattı. Beşar Esad geniş katılımlı formlar düzenleyen sivil toplum kuruluşlarını kapattı. Bu suretle yönetim anlayışının babası gibi olduğu dilden dile gün geçtikçe yayıldı.[58]

Suriye’de Esad iktidarı güçlendirmek yönünde adım atarken 2003 ‘te ABD Irak’ı işgal etti. Suriye’de bu gelişmelerden en ağır şekilde etkilendi.

Sınırda futbol karşılaşmasında (Kamışlı)12 Mart 2004’te meydna gelen olaylar, devamında Kürt ayaklanması, Irak’tan sonra ABD’nin hedefi Suriye mi sorusunu akıllara getirdi.[59]

14 Şubat 2005’te Lübnan’da Refik Hariri suikastı, gözleri Suriye ye çevirdi. Batının baskısı iyice arttı ve muhalefet reform taleplerini yeniliyordu.[60]

2005’te rejim etkisini göstermek amacıyla Şam Bildirisi, beklentilerin endişe ve korkuya sevk olmasına neden oldu.

2007’de ki referandumla Baas Partisi yani Beşar Esad’ın Cumhurbaşkanlığının 2. 7 yılı başladı. Ve Kuzey Afrika başta olmak üzere dalga dalga Arap Baharı başladı.[61]

Her ne kadar Beşar esad olayların Suriye’yi etkilemeyeceğini düşünsede ilk isyan ülkenin güneyinde 15 Martta Dere şehrinde başladı. Mahir Esad binlerce kişiyi katletti.

Beşar Esad birkaç defa halkın karşısına çıkıp konuşma yaptı, bunların ABD ve İsrail odaklı olduklarını, mikrop gibi türediklerini söyledi. Ama olaylar devam etti.[62]

Göteriler Şam, Halep,Hama, Humus, Lazikiye, Bunyas, Deyr-i Zorla sürdü.[63]

Tepav araştırmacısı Seda Kıran’a göre Suriye’de yapılan seçimlerin demokratik olmadığını, Esad’dan başka kimsenin kazanma ihtimali yok, seçim sistemi bu yönde düzenlemiştir demektedir.[64]

Olaylar günümüzde halen devam etmektedir.

 SURİYE’DE REJİMİNİ KORUYAN KURUMLAR

Başkanlık Muhafızlığı

Genel Kurmay Başkanlığı

Genel İstihbarat Başkanlığı

Güvenlik İşlerinden Sorulu Başkanlık

Askeri İstihbarat Başkanlığı

Ulusal Güvenlik Konseyi

Siyasi Güvenlik Başkanlığı

Hava İstihbarat Başkanlığı

Şebbihalar

 IRAK’TA BAAS PARTİSİ

Baas Partisi 1943 yılında kurulmasının ardından 1947 y ılında ilk kongresini Şam’da yaptı. 1952’de Ekrem el Hurani’nin liderliğinde ki Arap Sosyalist Partisi ile birleşerek bu günkü Arap Baas Sosyalist Partisi adını aldı. Partinin Irak kolu bu birleşmeyi takip eden yılda 1954’de kuruldu.[65]

Irak’ta Baas Partisinin kuruluşunda öğrenci grupları etkili olmuştur.

SADDAM HÜSEYİN DÖNEMİ

28 Nisan 1937 yılında Tikrit kasabasına bağlı El-Avcı köyünde doğdu. Sünni bir aileye mensuptur. Doğumundam 9 ay sonra babasını kaybetti.(bir söylentiye göre babası ortadan kayboldu) annesi Subha İbrahim Hasan diye biriyle evlendi. Saddam’ın ilk mücadelesi onunla oldu.[66]

Saddam Hüseyin dayısı Hayrullah’ın yanına gitti. 1941 yılına kadar yanında kalmış ve onu etkileyen ilk kişi olmuştur. Çünkü dayısı Arap milliyetçisi ve İngiltere karşıtıydı. Bu sırada İngiltere de Irak’a girdi ve Raşit Geylani’ye karşı mücadele etti. Saddam’ın dayısı Geylani taraftarı olduğu için askerlikten atıldı ve hapis cezası aldı.[67]

1974 yılında bir röportajında Saddam, Raşit Geylani olayından sonra ciddi anlamda batı karşıtı olduğunu belirtmiştir.

1950 yılında Bağdat’a taşındılar ve bu yıllarda sokaklarda tecrübeler öğrendi. 1957 yılında yasaklı olmasına rağmen Baas Partisine katıldı.[68]

1955 yılına gelindiğinde büroya bağlı üye sayısı 300’ü aşmıştı. Saddam’da bunlardan biriydi.[69]

Saddam 1957 yılında aile içi katil olaylarına karıştığı için mi, Baas içinde olduğundan mı bilinmez kisa süre göz altına alındı.[70]

Saddam Baas üyesi olduktan sonra en ses getiren olayı Ekim1959’da General Abdülkerim Kasım’a karşı düzenlediği başarısız suikast girişimidir. Ona göre başarısızlığın sebebi partinin istihbarat örgütü olan Cihaz Hanin eksikliğiydi. Bu sebepten 1968’den sonra istihbarata özel ilgi gösterecektir.[71]

Saddam bu olaydan sonra ayağından yaralanmış, Bağdat’ı terk ederek Suriye ye kaçmayı başarmıştır. Baasçılar tarafından coşku ve heyecanla karşılanmış, partiye üye olmuş, 6 ay çalışmalara katılmıştır. M.Eflak’la tanışmış ve ondan parti içi yükselme sözü almıştır.[72]

21 Şubat 1960 da suriye’den Mısır’a geçmiş, bu sırada Irak’ta kendisine ölüm cezası verilmiştir. 8 Şubat 1963’te Baas Partisinin darbe yapması ve iktidarı ele geçirmesiyle geri dönüş yaşamıştır.[73]

Bu tarihtan 2 ay sonra Suriye’de de Baas iktidara gelecek ve bu ileri parti bu tarihten itibaren anlaşamayacak ve tamamen ayrı olarak kendi ülkelerinde mücadeleye devam edecektir. Ara ara da aralarında gerginlikler mevcut olacaktır.[74]

1963 yılında general Abdülkerim Birleşik Arap Cumhuriyetine karşı çıkan komünistleri tasfiye ve ihraç etti. Fakat birlik yanlısı Baasçılarca bu yeterli görülmedi, aynı yıl içinde onu indirip idam ettiler.[75]

Nasır yanlısı Baasçıların çoğunlukta olduğu Ulusal Devrim Komuta Konseyi kurulurken, yeni hükümet kuruldu, yeni hükümet Baas üyesi olmayan asker kökenli, teokratlar çoğunlukta idi. Örneğin devlet başkanı Abdüsselam Arif gibi.[76]

Ancak bundan sonra parti içi huzursuzluklar artmış ve Saddam hükümete darbe ile yönetimi ele almıştır.[77]

Saddam komünist karşıtlığı ile ön plana çıktı, CİA komünist kişilerin yer ve adreslerini vererek, hatta bazan Baasçılarla birlikte operasyon yaptıkları iddia edilmiştir.[78]

1963 darbesi Saddam’ın etkinliğini iyice arttırmıştı. Bunu gören General Arif karşı darbe yaptı ve Baasın sivil kanadını iktidardan uzaklaştırdı. Bunların arasında General Bekir’de vardı.[79]

Baasçılarla arası açılan Arif Baasçıları İspanya’ya sürgüne gönderdi.[80]bu tasfiyede tabi ki Saddam da nasibini aldı. Uzun bir süre kaçsa da 1964’te yakalandı ve 1964-66 arasında 2 yıl hapis yattı.[81]

1966’da hapishaneden kaçarak Iç Güvenlik Orgütünü kurması onun Bölgesel Komutanın başına getirilmesine neden oldu. Hasan el Bekir ile işbirliği yaparak günümüze kadar gelecek olan rakipsiz Baas iktidar için 17 Temmuz 1968’i bekleyeceklerdi.[82]

17 Temmuz 1968 yılında Saddam ve Bekir bir grup Baasçı subayla darbe düzenledi.[83] Bekir cumhurbaşkanı ve başbakan görevlerini üstlenirken, Saddam parti yönetiminde kaldı.[84]

Parti yönetiminde kalan Saddam geçmişte ki suikast sırasında yetersiz istihbaratsızlıktan Cihaz el Hasis olan örgütü 1968 de Cihaz el Hanin olarak değiştirdi ve etkinleştirdi. Genel istihbarat Müderiset El-Muharabat’el Amme’nin çekirdeğini oluşturdu.[85]

Irak yönetiminde Baasın sağ kanadı etkiliyken, Suriye’de sol kanat etkindi. Irak’ta yeni düzenin niteliği özetle şu dört madde idi:

1)      Laik bir Arap milliyetçiliği eğilimi

2)      Yüksek paranoya hissi ve buna eşlik eden devrilme karamsarlığı

3)      Önemli makamlara Hasan el Bekir ve Saddam Hüseyin yakınlarını tayin ediyordu

4)      Özellikle şiiler arasında ki sıkıntıları değiştiren ekonomi nefes politikası[86]

Suriye’den Lübnan’a kaçan Salah Bitar ve Emin el Hafız 1968’de Irak’a yerleşti. Mişel Eflak ise Brezilya dan 25 Mayıs 1969 da Irak’a geldi.[87]

Hasan el Bekir 11 yıl süren görevinden sonra 1979 da Saddan Hüseyin lehine başkanlıktan çekildi.[88]

1972’de Sovyetlerle işbirliği anlaşmaları imzalaması ve aynı yıl petrol şirkerlerini millileştirmesi Baas Partisinin ulusal ve uluslararası popüliterliğini arttırdı.

1972-74 arası geliri: 575 milyon dolardan, 5 milyar 700  milyona dolara çıktı.[89]

197’de Saddam sivil Baasçıları tasfiye etti ve yönetim tamamen kendi eline ve yakınlarına geçti.[90]

İran ile imzalanan Cezayir Ant. ile Kürt Sorunu da Baas Partisinin istediği şekilde çözüldü. Settül Arap Sorunuda böylece çözülerek İran-Irak ilişkileri 1979 İran Devrimine kadar iyi sürdü.[91]

22 Eylül 1980’de başlayan İran – Irak Savaşı yüzbinlerce insan kaybına, milyar dolarlık zarara,huzura, barışın ve düzenin bozulmasına yol açtı. 20 Ağustos 1988 ateşkes, 1990’da Cezayir Antlaşması aynı şekilde kabul edildi.[92]

Irak 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etti. BM Genel Kurulu 661 sayılı karar gereği Irak’a ekonomik yaptırım uyguladı. BM izniyle 16-17 Ocak 1991’de ABD havadan Irak’a saldırı düzenledi ve Körfez Savaşı başladı. 10 Kasım 1994 de Irak Ulusal Meclisi Kuveyt ve sınırlarını tanıdı.[93]

Mart Nisan 1991’de Irak’ta kuzey ve güneyde çıkan Kürt ve Şii ayaklanmaları sert bir şekilde bastırıldı. ABD ve İngiltere Şii ve Kürtleri korumak için 36 paralel kuzey- 32 paralel güney bölgesini Irak hava sahasına yasak etti, kapattı. Tarihe bu katliam Halepçe Katliamı olarak geçmiştir.[94]

38 Ekim 1998’de Irak BM’nin organı UNSCOM’dan ayrıldı. Bunun üzerine ABD ve İngiltere nükleer, biyolojik, kimyasal silahları imha için Çöl Tilkisi Operasyanunu başlattı.[95]

George W. Bush 17 Mart 2002’de 48 saat içinde ülkeyi terk etmeleri için Saddam ve oğullarına mühlet tanıdı.

20 Mart 2003’te Amerika sabaha karşı Bağdat’a girdi. Irak’ta ki Amerikan idarecisi Paul Bremen Baas Partisi ve eski yönetimin tüm kurumlarının lağv edildiğini açıkladı.[96]

Savaşın başlamasından 50 gün sonra 1 Mayıs 2003 günü ABD başkanı Bush savaşın bittiğini ilan etti. Kolay zafer kazanan işgal güçleri ilk olarak Saddam yönetiminin ordu, polis, istihbarat birimlerine son verdi. Sayısı 400.000 aşan insan işsiz kaldı. Baas Partisi de dağildı.

ABD ve İngiltere çok az kayıp verdi, Irak’ta binlerce insan öldü.[97]

10 yılda Irak’ta sivil kayıplar:

2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 TOPLAM
7.300 16.800 20.00 34.500 23.600 6.400 3.000 2.500 1.578 531 116.900

[98]

SADDAM REJİMİNİ KORUYAN KURUMLAR

Ulusal Güvenlik Konseyi- El Meclis El Emn El Kavmi

Özel Güvenlik Örgütü- El Emn El Has

Genel Güvenlik Örgütü- El Emn El Amm

Genel İstihbarat Teşkilatı- Müdüriyet El Muhaberat El Amm

Askeri İstihbarat Teşkilatı- El İstihbarat El askeriye

Cumhuruyet Muhafızları- Cumhuri El Has

Halkın Ordusu- Ceyş El Sa’bi

Askeri Güvenlik Örgütü- El Emn El Askeri

Özel Cumhuruyet Muhafızları- El Haris El Cumhuri El Has

Saddam’ın Fedaileri- Fedeyeen Saddam

Kudüs Ordusu- Ceyç El Kudüs[99]

IRAK’TA BAAS PARTİSİNİN ETKİN OLDUGU DÖNEMLER

Abdüsselam arif Dönemi: 1963-1966

Abdurrahman Arif Dönemi: 1966-1968

Ahmet Hasan El Bekir Dönemi: 1968-1979

Saddam Hüseyin Dönemi: 1979- 2003[100]

SONUÇ

Öyle gözüküyor ki artık Baas Partisinin sonu yaklaştı. Irak’ta Baas Partisinden şikayetçi olanlar şimdi Saddam dönemine özlem içermektedir. Umarız ki Suriye’de de aynı olaylar yaşanmaz.

Ortadoğu da yaşanan olaylar bir türlü Batı ve Emperyalizmin etkisinden kurtulamamıştır. Öyle görülüyor ki pek de kurtulacağa benzemiyor. İnsanlık açısından bakarsak yıllardır yaşananlar hiç de güzel şeyler değil, bugün yaşananlar da güzel değil. Keşke bu hareketlenmeler ABD ve Batı eksenli olmasa da halk öz istekleri doğrultusunda olsa. Bugün görüyoruz artık Suriye’nin kuzeyinde Kürt Özerk bölgesinden söz ediliyor. Bölünmüş ve parçalanmış Irak’tan sonra, bölünmüş, parçalanmış Suriye. Bu kimin işine gelir tabi ki ABD ve müttefiklerinin onlar Ortadoğu’da İsrail’in karşısında güçlü bir olgu istemiyorlar. Çünkü onlar için değerli olan insan değil, petrol var ve bu insanların kanları da simsiyah petrolün arasında karışıp gidebilir ne önemi var ki!!!

Bilmiyorum ama içinde yaşadığımız dönemden Ortadoğunun yarınını tahmin etmek çok zor. 2006-2007 de kimin aklına Ortadoğu da bunların yaşanacağı gelebilirdi ki.

Bu konuda söyleyebileceğim tek şey Ortadoğu da haritaların birilerinin isteği doğrultusunda değişeceğidir. Bakalım ilerleyen günlerde neler yaşayacağız.

Sevgi ve Özlem Beslediğim Ortadoğu’ya Barış Gelmesi Dileği ile…

Tarih,İnsanlık, Kültür Yok olmasın, yeter artık!!!

 

KAYNAKÇA

  • Ataman, Muhittin;” Suriye’de İktidar Mücadelesi, Baas Rejimi, Toplumsal Talepler ve Uluslararası Toplum” SETA Rapor, Nisan 2012
  • Ayhan, Veysel ;-Ferhat Pirinçci, “Tarih Yeniden Yazılırken saddam Hüseyin” Barış Platin Kitapevi,Ankara 2008
  • Ersoy Öztürk, Tuğçe; “Dünden Bugüne Pan-Arapçılık ve Arap Baharı Yeni Bir Pan-Arap Uyanışı mı?” Akademik Ortadoğu,cilt 7, sayı 1,2012
  • Gülşen, Salih Metehan; “Suriye”, atılım Üni. Sosyal Bilimler Enst., Atılım Üni. Yayınları
  • Kaştan, Yüksel; “2. Dünya Savaşı Sonrası Türkiye-Irak Siyasi İlişkileri”, zonguldak Karaelmas Üniversitesi
  • Kıran, Seda; “Suriye’de Seçimler” TEPAV Değerlendirme Notu, Mayıs 20012
  • Lewis, Bernand;”inanç ve İktidar: Ortadoğu’da Din ve Siyaset”,Oxford University,2010
  • Özcan, Nihat Ali; “İşgal Sonrası Irak’ta Olanlar Bir Güvenlik sorunu mu?”, Uluslararası ilişkiler Dergisi,cilt1,sayı1,2004
  • Özkoç, Özge; “Suriye Baas Partisi Kökenleri, Dönüşümü, İzlediği İç ve Dış Politika (1943-1991)”  Mülkiyeliler Birliği yay., Ankara, 2008
  • Öztürk, Tuğçe; “İşgalin 10. Yılında Irak”, Türkiye Asya stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) stratejik rapor:49,Ankara
  • Pirinçci, Ferhat; “Saddam Dönemi İstihbarat ve Güvenlik Örgütlerinin Sünni Devrime etkisi” Avrasya Dosyası, cilt12,sayı3 2006
  • Şahin, Türel Yılmaz; “Suriye’de Baas Yönetimi”, mülkiye Dergisi,cilt 35, sayı 272
  • Şen, Sebahaddin; “Ortadoğuda İdeolojikBunalım-Suriye Baas Partisi ve İdeolojisi” Hemen Kitap,İstanbul,2. Baskı,2010
  • Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDVİA) Irak Maddesi,cilt 19
  • Ulutaş, Ufuk ;-Selin M.Bölme “Suriyede Aktörler, Rejim, Muhalefet, Dini Yapı ve Medya” SETA Kim Kimdir? Şubat 2012
  • Yazıcı, Nevin;”Suriye Siyasi Tarihi”21. Yy Türkiye Enstitüsü Dergisi
  • Yeşilbursa, Behçet Kemal; “Geçmişten Günümüze Irak Meselesi” Gazi Eğitim Dergisi

 


[1] Behçet Kemal Yeşilbursa, “Geçmişten Günümüze Irak Meselesi” Gazi Eğitim Dergisi

[2] Sebahaddin Şen, “Ortadoğuda İdeolojikBunalım-Suriye Baas Partisi ve İdeolojisi” Hemen Kitap,İstanbul,2. Baskı,2010.

[3] Tuğçe Ersoy Öztürk, “Dünden Bugüne Pan-Arapçılık ve Arap Baharı Yeni Bir Pan-Arap Uyanışı mı?” Akademik Ortadoğu,cilt 7, sayı 1,2012.

[4] Veysel Ayhan-Ferhat Pirinçci,”Tarih Yeniden Yazılırken Saddam Hüseyin” Barış Platin Kitabevi,Ankara,2008.

[5] Nevin Yazıcı,”Suriye Siyasi Tarihi”21. Yy Türkiye Enstitüsü Dergisi

[6] Bernand Levis,”inanç ve İktidar: Ortadoğu’da Din ve Siyaset”,Oxford University,2010

[7] Muhittin Ataman,” Suriye’de İktidar Mücadelesi, Baas Rejimi, Toplumsal Talepler ve Uluslararası Toplum” SETA Rapor, Nisan 2012

[8] Salih Metehan Gülşen, “Suriye”, atılım Üni. Sosyal Bilimler Enst., Atılım Üni. Yayınları

[9] Özge Özkoç, “Suriye Baas Partisi Kökenleri, Dönüşümü, İzlediği İç ve Dış Politika (1943-1991)”  Mülkiyeliler Birliği yay., Ankara, 2008

[10] Özkoç,a.g.e.,s.193

[11] Şen, a.g.e., s.116

[12] Şen, a.g.e., s.117

[13] Şen,a.g.e.,s.118

[14] Levis, a.g.m.,s.19

[15] Levis, a.g.m.,s. 19

[16] Levis, a.g.m.,s.44.

[17] Ayhan-Piriçci, a.g.e.,s.16.

[18] Ayhan-Piriçci,a.g.e.,s.16

[19] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.,s.17

[20] Şen a.g.e.,s.191.

[21] Şen,a.g.e.,s.132

[22] Ataman,a.g.m.,s.9

[23] Şen,a.g.e.,s.203

[24] Şen, a.g.e.,s.212

[25] Şen,a.g.e.,s.222

[26] Yazıcı,a.g.m.,s.6.

[27] Gülşen, a.g.m.,s.3.

[28] Özkoç,a.g.m.,s.192.

[29] Türel Yılmaz Şahin, “Suriye’de Baas Yönetimi”, mülkiye Dergisi,cilt 35, sayı 272

[30] Şen, a.g.e.,s.230

[31] Ataman,a.g.m.,s.9

[32] Özkoç,a.g.e.,s.193

[33] Yazıcı,a.g.m.,s.7.

[34] Şen,a.g.e.,s.235

[35] Şen,a.g.e.,s.241

[36] Yazıcı,a.g.m.,s.8.

[37] Şen,a.g.e.,s.249

[38] Şahin,a.g.m.,s.109

[39] Yazıcı,a.g.m.,s.10

[40] Özkoç,a.g.e.,s.193

[41] Ayhan-Piriçci,a.g.e.,s.65

[42] Şen,a.g.e.,s.269.

[43] Gülşen,a.g.m.,s.4

[44] Ataman,a.g.m.,s.13

[45] Ataman,a.g.m.,s.13

[46] Şen,a.g.e.,s.273-4

[47] Yazıcı,a.g.m.,s.11

[48] Ataman,a.g.m.,s.19

[49] Yazıcı,a.g.m.,s.12

[50] Şahin,a.g.m.,s.112

[51]Ufuk Ulutaş-Selin M.Bölme “Suriyede Aktörler, Rejim, Muhalefet, Dini Yapı ve Medya” SETA Kim Kimdir? Şubat 2012

[52] Şen,a.g.e.,s.309.

[53] Ataman,a.g.m.,s.23

[54] Yazıcı,a.g.m.,s.11

[55] Şahin,a.g.m.,s.112

[56] Ulutaş-Bölme,a.g.m.,s.12

[57] Ataman,a.g.m.,s.25

[58] Şahin,a.g.m.,s.112

[59] Şen,a.g.e.,s.311

[60] Yazıcı,a.g.m.,s.13

[61] Ulutaş-Bölme,a.g.m.,s.14

[62] Ataman,a.g.m.,s.25

[63] Yazıcı,a.g.m.,s.14

[64] Seda Kıran, “Suriye’de Seçimler” TEPAV Değerlendirme Notu, Mayıs 20012

[65] Veysel Ayhan-Ferhat Pirinçci, “Tarih Yeniden Yazılırken saddam Hüseyin” Barış Platin Kitapevi,Ankara 2008

[66] Yılmaz Kalkan, “Bir Ortadoğu Gerçeği Saddam Hüseyin” Beyan yay,İstanbul 1991

[67] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.

[68] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.,s.29

[69] Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDVİA) Irak Maddesi,cilt 19,ss.96-97

[70]  Ayhan-Pirinçci,a.g.e.s.33

[71] Ferhat Pirinçci, “Saddam Dönemi İstihbarat ve Güvenlik Örgütlerinin Irak’ta ki Sünni Direnişe Etkisi”, Avrasya Dosyası, cilt12,sayı3,2006

[72] Kalkan,a.g.e.,s.39

[73] Yeşilbursa,a.g.m.,s.1326

[74] Şen,a.g.e.,s.265

[75] Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDVİA) Irak Maddesi,cilt 19,ss.96

[76] Şen,a.g.e.,s.229

[77] Yüksel Kaştan, “2. Dünya Savaşı Sonrası Türkiye-Irak Siyasi İlişkileri”, zonguldak Karaelmas Üniversitesi

[78] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.,s.74

[79]A yhan-Pirinçci,a.g.e.,s.45

[80] Yeşilbursa,a.g.m.,s.1326

[81] Kalkan,a.g.e.,s.51

[82] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.,s.52

[83] Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDVİA) Irak Maddesi,cilt 19,ss.97

[84] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.,s.53

[85] Ferhat Pirinçci, “Saddam Dönemi İstihbarat ve Güvenlik Örgütlerinin Sünni Devrime etkisi” Avrasya Dosyası, cilt12,sayı3 2006

[86] Şen, a.g.e.,s.263

[87] Şen, a.g.e.,s.264

[88] Yeşilbursa,a.g.m.,s.1327-1328

[89] Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDVİA) Irak Maddesi,cilt 19,ss.97

[90] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.,s.65

[91] Yeşilbursa,a.g.m.,s.1328

[92] Ayhan-Pirinçci,a.g.e.,s.69-70

[93] Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDVİA) Irak Maddesi,cilt 19,ss.98

[94] Kaştan,a.g.m.,s.1328

[95] Kaştan,a.g.m.,s.1329

[96] Kaştan,a.g.m.,s.1330

[97] Nihat Ali Özcan, “İşgal Sonrası Irak’ta Olanlar Bir Güvenlik sorunu mu?”, Uluslararası ilişkiler Dergisi,cilt1,sayı1,2004

[98] Tuğçe Öztürk, “İşgalin 10. Yılında Irak”, Türkiye Asya stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) stratejik rapor:49,Ankara

[99] Pirinçci,a.g.m.

[100] Yeşilbursa, a.g.m.,s.1326-29.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı