AVRUPABALKANLARSİZDEN GELENLERTARİH

Srebrenitsa Katliamı ve Dayton Anlaşması Analizi

OZAN PEKİN

Marmara Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

Dayton Barış Anlaşması’nı analiz edebilmemiz için önce Yugoslav İç Savaşı’nı ve de özellikle Srebrenitsa Katliamı/Soykırımı’nı irdelememiz gerekmektedir. Tito’nun ölmesinden sonra Yugoslavya Federasyonu’nda bağımsızlıkçı hareketler de başlamıştır. Haziran 1991’de Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlığını ilan etmiş, bunun üzerine Sırp kuvvetler harekete geçmiş Avrupa Topluluğu’nun arabuluculuğu ile ateşkes yapılmıştır fakat bu ateşkese Sırplar tarafından uyulmamıştır. Avrupa Topluluğu’nun Hırvatistan ve Slovenya’ya desteği Yugoslav İç Savaşı’nı daha da şiddetlendirmiştir, Bosna-Hersek ve Makedonya’nın da bağımsızlıklarını ilan etmesiyle Sırp milliyetçiliği tepe noktasına ulaşmış çatışmalar artmıştır. Nisan 1992’de Bosna Hersek’in hem Avrupa Topluluğu hem de ABD tarafından tanınmasıyla Sırplardan oluşan federal ordunun desteği ile Bosna topraklarının %70’i kısa bir sürede işgal edilmiştir. Sırplar, işgalden sonra Bosnalı Müslümanların ayrı bir ulus olmadığı iddası ile etnik temizliğe girişmişlerdir. Bu arada Hırvatlar da ağırlıklı olarak yaşadıkları ülkenin batı kesimini birleştirmek için savaşa dahil olmuşlar, Büyük Hırvatistan ve Büyük Sırbistan oluşturma projesi yüzünden savaş üç buçuk yıl sürmüştür.

Dayton Barış Anlaşması’nın imzalanmasında bir diğer önemli etken de Srebrenitsa Katliamı/Soykırımı’nın yaşanmasıdır. Çünkü bu olaydan sonra uluslararası kamuoyunun, Batı’nın ve özellikle Birleşmiş Milletlerin sesi daha gür çıkmaya başlamış, savaşan tarafları barışa ve uzlaşmaya zorlamışlardır. Srebrenitsa Katliamı/Soykırımı, Temmuz 1995 yılında, General Radko Mladiç komutasındaki Srpska Cumhuriyeti Ordusu’nun Bosna Savaşı sırasında Bosna-Hersek’in Müslüman Srebrenitsa kentinde gencinden yaşlısına yaklaşık 8372 Müslümanın katledilmesine verilen addır. Daha öncesinden Birleşmiş Milletlerin bölgeyi “güvenli bölge” ilan etmesi ve bölgede Hollanda Barış Gücü askerlerinin bulunması katliamı önleyememiştir. Bu olay, Balkanlardaki çatışmaların tepe noktası olmuş, Balkanlar’daki en kanlı ve en kötü olay olarak tarihe geçmiştir. 1990’lı yılların başında Batılı devletler Yugoslavya bunalımı karşısında etkili bir politika izleyememiş ve bunun doğrudan bir sonucu olarak ABD ve Avrupa devletleri Bosna-Hersek Savaşı’nın başlangıcında olayları yönlendirme bakımından kayıtsız kalmışlardır. Bosna Savaşı’nda Sırpların belirgin siyasi tutumu olduğunu reddeden Batılı devletler, savaşı salt askeri bir çatışma ve iç savaş olarak algılamıştır. Bu nedenle diplomatik kanallar yolu ile bir çok kez toplanan konferanslar ve yapılan planlara rağmen 30 Ağustos 1995 tarihinde durumun vehametinin devam etmesi gerçeği karşısında NATO öncülüğünde hava operasyonu düzenlemiştir. Bunun sonucunda Sırbistan hükümeti barışı kabul etmek durumunda kalmıştır. Savaş sona erdiğinde yaklaşık 150.000’den fazla insan ölmüş, 2 milyondan fazla insan evsiz kalmıştır.

1 Kasım 1995 günü Aliya İzzetbegoviç, Franjo Tudjman ve Slobodan Miloseviç başkanlığındaki Bosna-Hersek, Hırvatistan ve YFC-Republika Srpska heyetleri ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton’daki Wright- Patterson Hava Üssü’nde Temas Grubu temsilcileriyle bir araya gelip Dayton Barış Görüşmelerini başlatmıştır. ABD’de 20 gün süren barış görüşmeleri, “Bosna-Hersek’te Barış İçin Genel Çerçeve Anlaşması”nın ve 11 Eki’nin parafe edilmesi ile sona ermiştir. 22 Kasım 1994’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, eski Yugoslav Cumhuriyetleri’ne uygulanan silah ambargosunun aşamalı olarak kaldırılmasını öngören 1021 sayılı ve YFC’ye uygulanan yaptırımları koşullu ve süresiz olarak askıya alan 1022 sayılı kararları almıştır. Kararların Dayton Anlaşması’nın resmen imzalanmasının ardından yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Dayton Barış Anlaşması’nın biri kısa, diğeri de uzun vadeli olmak üzere, iki temel amacı vardır. Kısa vadede savaşın durdurulması, ölümlerin ve yıkımların önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Daha uzun vadede ise, kalıcı barış ve istikrar için gerekli ortamın oluşturulması amaçlanmıştır.

Bosna-Hersek Devleti’nin yapısı 1992-95 yılları arasında cereyan eden iç savaşı sona erdiren Dayton Barış Anlaşmasıyla belirlenmiş olup ülke Bosna-Hersek Federasyonu (Federasyon da kendi içinde 10 Kantona ayrılmıştır) ve Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska-RS) olarak iki entiteye (devletçiğe) ve bir küçük özerk bölgeye (Brcko) bölünmüştür. Sözkonusu Anlaşma ve ekleri ile ülkenin aynı zamanda devlet sistemi ve Anayasası oluşturulmuştur. Bu anlaşma sayesinde Bosna-Hersek, uluslararası tanınmış sınırları ve toprak bütünlüğü ile bağımsız bir devlet olarak ayakta kalmayı başarmış, ayrıca Boşnaklar, Müslümanlar adı altında kurucu bir unsur olmaktan ziyade gerçek isimleriyle ayrı bir millet olarak sayılmışlardır. Dayton Barış Anlaşması “sivil” ve “askeri” olmak üzere başlıca iki alanda düzenlemeler de içermektedir. Anlaşmanın askeri yönlerinin uygulanması, Aralık 2004’e kadar NATO öncülüğündeki SFOR tarafından üstlenilmiş olup, bu tarihten sonra AB öncülüğündeki EUFOR Althea Harekatı tarafından yürütülmektedir. Dayton Barış Anlaşması’nın sivil yönlerinin uygulanmasından ise Yüksek Temsilcilik Ofisi (OHR) sorumlu bulunmaktadır. Söz konusu Yüksek Temsilcilik Barış Anlaşması’nın sivil kısmının uygulanmasının yorumlanmasıyla ilgili nihai otorite olarak tanımlanmıştır. Yüksek Temsilci’ye yasal yükümlülüklere ve Dayton Barış Anlaması’na uymayan resmi görevlileri görevlerinden alma; Bosna Hersek’in ilgili kurumları bazı gerekli yasaları almadığı zaman ise, Yüksek Temsilci’ye söz konusu yasaları uygulatma yetkisini tanımıştır. T.C. Dış İşleri Bakanlığı’nın Bosna ile ilgili kaynaklarından alınan bilgiye göre, “Dayton Anlaşması’nın temelindeki düşünce, üç kurucu halkın (Boşnak, Sırp, Hırvat) ülke idaresinde biraraya gelerek uzlaşıyla karar almalarını sağlamaktır. Ancak uygulamada bu kolay olmamaktadır. Aşırılık yanlısı politikacıların milliyetçi söylemlerini güçlendirmesi, mevcut siyasi yapıyı gererek uzlaşma çabalarına sekte vurmaktadır.”

Dayton Barış Anlaşması’na yönelik başka eleştiriler de mevcuttur. Örneğin, şu anda T.C. Dış İşleri Bakanlığı görevini yürüten Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu kitabı Stratejik Derinlik’te Bosna Sorunu ve Dayton Barış Anlaşması’na geniş bir bölüm ayırmış ve anlaşmaya yönelik çeşitli eleştirilerini dile getirmiştir. Davutoğlu’nun eleştirileri kısaca şöyle özetlenebilir:

“Dayton Barış Anlaşması’ndan sonra Bosna-Hersek devleti hala kendi sınır egemenliğini tümüyle sağlayabilir bir iç bütünlük kazanamamıştır. Bu durumun temel sebebi büyük ölçüde Dayton Anlaşmasının taraflar arasında yol açtığı statü eşitsizliğidir. Etnik temizlik suçlusu işgalci Sırplar, 1992 Nisanı’ndan Dayton Anlaşması’na kadar geçen süreç içinde önce Bosnalı Sırplar olarak meşrulaştırılmışlar, daha sonrada Bosna Sırp Cumhuriyeti tanımlamasıyla devlet kurucu unsuru olarak takdim edilmişlerdir. Bir tarafta Sırp tarafı Cumhuriyet tanımlaması ile konsolide olurken diğer tarafta Müslüman Hırvat tarafı bir federasyon olmanın bütün çelişkilerini barındıran bir nitelik arz etmektedir. Böylece Sırplar kendilerine ait bölgede tam bir otonom statü temin ederken Müslümanların diplomatik ve askeri pozisyonu Hırvat faktorü ile denetim altına alınmıştır. Dayton Anlaşması’nı takip eden aylarda Müslümanlar ile Hırvatlar arasında özellikle Mostar’da yasanan gerginlik anlaşmanın yumuşak karnını ortaya koymuştur.” Davutoğlu eleştirilerine şu şekilde devam etmektedir: “Savaş öncesinde hemen hemen tamamıyla Müslüman olan ve Birleşmiş Milletler temsilcileri önünde tarihin gördüğü en acımasız etnik kıyımın yapıldığı Srebrenica ve civarındaki bölgede hala tek bir Boşnak’ın bulunmaması Dayton Anlaşması’nın sağladığı statünün meşruiyetini tartışmaya açmaktadır. Bu, Dayton Anlaşması’ndaki etik-reel politik dengesizliğinin tipik bir göstergesidir. Srebrenica ve Zepa gibi Birleşmiş Milletler’in gözetimi altındaki kitlesel katliamların yapıldığı güvenlik bölgelerinin eldeki açık savaş suçu delillerine rağmen Sırplara verilmiş olması hiç bir uluslararası hukuk değeri ile bağdaştırılamaz. Evrensel insanlık ve uluslararası hukuk değerlerinden çok reel politikin diplotik izlerini taşıyan Dayton Anlaşması bu yönüyle uluslararası sistemik dengelerin ortaya çıkardığı konjonktürel bir anlaşmadır. Konjonktürel kaygılar anlaşmada herkesi memnun etmeye çalışan muğlak ifadelerin hakim olmasına yol açmış görülmektedir. Bu da tarafların anlaşmayı kesin bir çözüm şekli olmaktan çok nihai hesaplaşmayı erteleyenn taktik bir adım olarak değerlendirmeleri sonucunu beraberinde getirmektedir. Uluslararası kamuoyunda etnik kıyım suçunun yükünü taşıyan Sırplar bu anlaşma ile üzerlerindeki psikolojik baskıyı atarken, Hırvatlar Hırvatistanın iç konsolidasyonunu sağlayan uygun konjonktörü Bosna’dakı Hırvatların eşit statüsü ile daha da güçlendirme imkanı kazanmıştır. Bir varoluş mücadelesini bütün imkansızlıklara rağmen sürdüren Boşnaklar ise Dayton’u etnik kıyımın bütün yükünü taşıyan yorgun halkın kendini toparlamasına imkan tanıyan ve ülkenin uluslarararası hukuk açısından iç bütünlüğünü nominalde olsa tescil eden bir metin olarak kabullenmişlerdir” . Son olarak Davutoğlu’nun Dayton Anlaşması ve Bosna-Hersek ile ilgili, “Bosna-Hersek devletinin kendi iç bütünlüğünü sağlayarak yaşayabilirliğinin jeopolitik şartlarını gerçekleştirmekten uzak görünen Dayton Anlaşması gerek anayasal çerçeve gerekse reel askeri ve stratejik durum açısından ciddi boşluklar barındırmaktadır. Bosna devletinin sınır bütünlüğü zikredilmekte fakat ne bunu koruyacak olan Bosna ordusunun alacağı yapı ortaya konmakta ne de cumhuriyet statüsü tanınan Sırpların tek taraflı kararının uluslararası mueyyidesi belirtilmektedir. Bu anlaşma ile Sırbistan ve Hırvatistan kendi bölgelerinde uniter konumlarını güçlendirirken, Müslümanların çogunlukta olduğu Bosna-Hersek Cumhuriyeti eski Yugoslavya’nın bütün iç çelişkilerini barındıran ve yeni bunalımlara açık bir çatışma alanı haline getirilmiş ve geleceği, muhtevası muğlak bir anlaşmanın getireceği barışa bağlanmıştır. Bu durum genelde Balkanlardaki Müslüman topluluklar için özelde Boşnaklar için yeni tehdit unsurları barındırmaktadır.” şeklinde eleştirileri olmuştur.

Sonuç olarak, özellikle 2000’li yıllar sonrasında Bosna savaş acılarını önemli ölçüde sarmış olsa da, ekonomik, sosyal ve kültürel pek çok alanda adeta derin bir çözümsüzlük içerisinde yer almaktadır. Bu sorunların temelinde ise Dayton Barışı’nın getirmiş olduğu tarafların birbirine güvensizliğini simgeleyen “köhne siyasi yapı” bulunmaktadır. Ülkede şu an demokrasi teamülleri açısından sıklıkla tartışma konusu olan, kimi çevrelerce barış ve istikrarı korumakla görevli olduğu iddia edilen ve lüzumu görüldüğü takdirde Cumhurbaşkanı’nı bile görevden almak gibi güçlü yetkilerle donatılmış bir “Yüksek Temsilcilik” makamı bulunmaktadır. Ayrıca üç kurucu halk olarak kabul edilen; Boşnak, Hırvat ve Sırpların ortak karar almasını öngören Dayton sisteminin, bu unsurların her birisine ayrı ayrı veto hakkı tanıyan siyasi yapısı da sistemin işlemesinin önündeki ciddi engellerden birisidir. Ülkedeki bu derin siyasi çözümsüzlük durumu ekonomik hayatıda etkilemektedir. Yaşanan tüm bu gelişmeler ışığında Dayton Barışı’nın günün gerekleri doğrultusunda tekrar revize edilmesi ve işleviz kalan yahut sistemi işlevsiz kılan çeşitli maddelerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulmasının dışında başka bir köklü çıkış yolu görünmemektedir.

 KAYNAKÇA:

Akgün Sibel, Dayton Anlaşması Sonrası Türk Dış Politikası’nda Süreklilik ve İstikrar: Bosna Hersek,Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi, 2011
Ceylan Ahmet, Dayton Barış Anlaşmasının Revize Edilmesinin Zamanı Gelmiştir, Uluslararası Politika Akademisi,2012
Dikici Ali, An International Betrayal During the War in Bosnia: Srebrenica Genocide, Turkish Review of Balkan Studies, 2007
Davutoğlu Ahmet, Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu, Küre Yayınları, 2001
Soysal İsmail ve Şule Kut, Dağılan Yugoslavya ve Bosna Hersek Sorunu: Olaylar ve Belgeler 1990-1996, Ortadoğu ve Balkan İncelemeleri Vakfı,1997
Şafak Yasin, Bosna Savaşı ve Yugoslavya’nın Parçalanması, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve KüreselleşmeBölümü Yüksek Lisans Tezi,İstanbul(2010)
Türberar Erhan, Barışının 15. Yıldönümünde Bosna-Hersek: Dayton Barış Anlaşmasının Neticelerinin Değerlendirilmesi,Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı,2010
http://www.bigmev.org/AltSayfa.aspx?id=25&grup=7
http://www.mfa.gov.tr/bosna-hersek-siyasi-gorunumu.tr.mfa

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı