Doğuşundan Günümüze ETA Terör Örgütü

Caner AKKAYA

Adnan Menderes Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Bu çalışma, günümüz koşullarında terör örgütlerinin, yerel olmaktan öte bölgesel ve küresel ölçekte etkilerinin olduğu düşünülerek, terör örgütlerini daha yakından tanıma gereği ile ortaya çıkmıştır. Bu sebeple, son olarak aktif silahlı eylemleri bıraktığını açıklamış olan ETA (Euskadi Ta Askatasuna: Bask Vatanı ve Özgürlük) Terör Örgütü’nün profili, farklı yönleriyle ele alınmıştır.

1. Bask Bölgesi Nerededir? Basklar Kimlerdir?

Basklar, kökleri 9. Yüzyıla kadar uzanan bir halktır. Bask Bölgesi ise İspanya’nın kuzeyi ve Fransa’nın güneyinde kalan özerk bir bölgedir. Bölge, yedi alt bölgeden oluşur ve bu bölgelerden dördü İspanya, üçü Fransa topraklarında bulunur.

2. ETA Oluşumundan Önceki Siyasal Zemin 

Bask milliyetçiliği 19. Yüzyıl sonlarında Sabino Arana’nın öncülüğünde; sanayileşme, göç olgusu ve şehirleşme sonucunda doğmuştur.[1] Bask Bölgesi’nin bir sanayi bölgesi olması, bölgeye göç akınının önüne açmış ve bu durum Basklıların yok olması tehlikesini oluşturmuştur. Bu durumda Arana 1895’de, Bask Bölgesi’nin en önemli politik aktörlerinden biri olan Milliyetçi Bask Partisi (PNV)’ni kurmuştur.

PNV’nin en önemli başarısı, İkinci İspanyol Cumhuriyeti döneminde, Bask Bölgesi’nin özerkliği konusunda Madrid Hükümeti ile anlaşmış olmasıdır. Buradaki başarısızlık ise, bahsi geçen özerk bölgenin içinde Navarra adlı alt bölgenin yer almayışıdır.

Bölge özerkliğini sekteye uğratan gelişme ise, 17 Temmuz 1936 – 1 Nisan 1939 tarihleri arasında İspanya’da milliyetçi ve cumhuriyetçi gruplar arasında İspanya İç Savaşı yaşanması olmuştur. Savaş General Francisco Franco komutasındaki milliyetçi güçlerin, seçimle iş başına gelen cumhuriyetçilere karşı ayaklanmasıyla başlamıştır. Bu iç savaşta Basklılar, Franco’nun karşısında yer almıştır. Üç yıl süren ve büyük yıkıma yol açan iç savaş, Franco liderliğindeki milliyetçilerin zaferi ile sonuçlanmıştır. Bu savaş sonucunda İspanya’da Franco’nun 1975’deki ölümüne kadar sürecek olan diktatörlük dönemi başlamıştır.

Bu dönemde Franco, bölgeciliğe karşı bir tutum sergileyerek, İspanya içinde ki tüm etnik gruplara baskı uygulanmıştır. Halka bir dizi yasaklar getirilmiş ve önceden kazanılan haklar kaybedilmiştir. Örneğin, İspanyolca’dan başka bir dil kullanılması yasaklanmıştır ve bölgesel liderler cezalandırılmıştır.

İşte böyle bir zeminde Bask Bölgesi bu yaptırımlardan en çok etkilenen etnik grup denebilir. Bu yaptırımlara tepki olarak ise, bölge halkının da desteklediği ETA örgütü kurulmuş ve faaliyet göstermiştir. Bu örgüt zaman içinde gerçekleştirdiği eylemlerle, ABD ve AB tarafından terör örgütü listesine alınmıştır.

3. ETA’nın Yapısı

Örgüt aktif sayısı olarak bakıldığında, kurulduğu günden bu yana artan ve azalan bir profil sergilemiştir. Sempatizanlar hariç tutulduğunda, en az 200 en fazla 1000 kişilik bir aktif üyeden söz etmek mümkündür.

Bu aktif üyeler genellikle orta sınıf genç öğrenci ve genç işçilerden oluşmaktadır. İlk zamanlarında büyük çoğunluğunu 20 yaş altı insanlar oluştururmuştur. Bunda kilisenin, yani din adamlarının rolü önemli olmuştur. Kilisede dahil kendi dillerini kullanamıyor olmaları, hem din adamlarının kendilerini, hem de din mensubu gençlerin örgüte yönelmelerine sebep olmuştur. Fakat zamanla yaş ortalaması giderek yükselmiştir. İlk yapılanma zamanındaki bilinç ise günümüzde gitgide azalarak yerini, ‘’Bağımsızlık için baskıcı İspanya ile mücadele ve Fransa Bask Bölgesi ile birleşerek, büyük ve bağımsız Bask devleti kurmak’’ düşüncesine bırakmıştır.

Örgüt yapılanması ise ‘İspanya’nın Terörle Mücadelesi’ başlıklı UTSAM çalışmasında şöyle anlatılmıştır;

‘’ETA’nın etki alanı ve genel olarak yapılanmasına bakarsak; ortak merkezli üç daireden bahsedebiliriz. Merkezde terör örgütü bulunmaktadır. ETA’nın iç yapılanmasına “Zutabe” denilmektedir. Bunun başında askeri lider bulunmakta, coğrafi olarak belirlenmiş alanlarda 3–5 kişilik hücrelerden oluşan militanları koordine etmektedir. Bu gruplar örgütün belirlemiş olduğu yerlere eylem yapmak amacıyla oluşturulmuştur. Yine silahlı eylem yapmayan ancak istihbarat toplama, örgüte yeni katılanlara ideolojik eğitim vermekle yükümlü bazı teknik birimler mevcuttur. Daha geniş dairede örgütle bağlantılı, lojistik ve finansal destek sağlayan ve propaganda yapan uzantılar mevcuttur. Bunların tamamına “Bask Ulusal Özgürlük Hareketi” (MLNV) adı verilmektedir. ETA’nın resmi sözcüsü gibi çalışmaktadırlar. Yasaklansalar bile isimlerini değiştirerek faaliyetlerini sürdürmektedirler. İspanya’yı, ETA’ya ve onun militanlarına karşı gizli bir savaş açtığı gerekçesiyle suçlamaktadırlar. En dış dairede ise Bask ülkesinin bağımsızlığını isteyen ve şiddeti bir araç olarak onaylayan sempatizanlar bulunmaktadır.’’[2]

Bu yapıya ulaşmış bir örgütü tanımak ve anlamak için, örgütün doğuşu ve ideolojisi öncesinde, faaliyette bulunduğu süre içerisinde elde ettiği gelir kaynaklarını incelemek gerekir.

4. ETA, Faaliyet Süresince Hangi Kaynaklardan Gelir Elde Etmiştir?

Uzun yıllar varlık gösteren bu örgütün, Franco dönemine ait finans verileri net bilinmemekte fakat, hırsızlık ve banka soygunları yolu ile gelir elde ettiği düşünülmektedir.

1986 yılında yapılan operasyonlarla, 1979-1986 yılları arasında en önemli gelirin, farklı yollarla alınan ‘Devrim Vergisi’ adı altında toplanan vergiler, fidye ve banka soygunları olduğu açığa çıkmıştır.

1990’lı yıllara gelindiğinde ise örgüt, gelişmiş bir gelir ağı kurmuştur. Sempatizanların çalıştığı şirketler kurulmuş, ayrıca bu şirketler üzerinden kara para aklama işlemi de gerçekleşmiştir.

Örgütün bu yıllar içinde en önemli gelir kaynaklarından bir diğeri ve en önemlisi ise, HB partisi üzerinden sağladığı gelirdir. Devlet tarafından bu partiye sağlanan kaynaklar, dolaylı yollardan ETA’ya ulaşmıştır.

Buesa ve Baumert (2012) tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada, ETA’nın 1993-2002 yılları arasındaki yıllık geliri yaklaşık 28 milyon avro, 2003-2010 arasındaki yıllık geliri ise yaklaşık 9 milyon avro olarak tespit edilmiştir. Bu gelirlerin yaklaşık %25-30’u yasa dışı finans kaynakları ile elde edilirken, %70-75’i yasal yollarla elde edilmektedir.[3]

4.a. Yasa Dışı Kaynaklar 

Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı: Örgüt uyuşturucu işinde, gençler için zararlı olduğu düşüncesi ile, doğrudar gelir sağlamamıştır. Fakat aracı olarak, karşılığında silah ve mühimmat elde ettiği saptanmıştır.

Silah Kaçakçılığı:  Örgüt bu alanda da doğrudan gelir elde etmemiştir. Fakat silah kaçakçıları ile işbirliğinde bulunarak ihtiyaçlarını karşılayabilmiştir.

Hırsızlık ve Soygun: Örgütün önemli gelir kaynakları arasında hırsızlık ve soygun yer alır. Uzun yıllar boyunca birçok fabrikadan silah ve mühimmat çalmıştır. Bunun dışında maden ocaklarından da mühimmat çaldığı bilinmektedir. Nakit para geliri anlamında ise soygunlar büyük önem taşır. Birçok banka soygunu eylemi gerçekleştirerek büyük gelirler elde etmiştir.

Fidye ve Haraç: Bir diğer önemli gelir kaynağı adam kaçırma olmuştur. Öyle ki, örgüt adam kaçırma konusunda dünyada ün salmıştır. Bu eyleminden iki türlü faydalanmaktadır. Ya gerçekten zengin iş adamlarını kaçırmış ve fidye karşılığında serbest bırakmış ya da bu insanları kaçırmakla tehdit ederek gelir sağlamıştır.

4.b. Yasal Kaynaklar

Sübvansiyonlar ve Ticari Gelirler: ETA, HB Partisi ve uzantılarının aldığı devlet desteklerini kendine kaynak olarak kullanabilmiştir. Bunun dışında dernek oluşumlarından kazanılan sübvansiyonlarda örgütün eline geçmektedir. Ayrıca örgüt bir ticaret ağı oluşturarak, özellikle Latin Amerika Bölgesi’ne sürgüne gönderilmiş olan sempatizanlarına iş imkanı, kendi bünyesine ise gelir sağlayabilmiştir.

Aidat ya da Bağışlar: ‘Devrim Vergisi’ adı altında elde edilen gelir grubudur. Fidye, tehdit ve sempatizan iş adamlarının bağışları yoluyla gelir sağlanır. Yasal kaynaklar kategorisinde yer almasının sebebi, isim vererek yasallaştırmış olmalarından kaynaklanmaktadır.

5. ETA’nın Doğuşu ve İdeolojisi

ETA’nın kökeni, ismini 1953’de çıkarılan Ekin dergisinden alan, bir grup öğrenci yapılanmasıdır. Bu grup, PNV’nin radikal gençlik kanadı ile ittifak kurarak 31 Temmuz 1959 tarihinde ETA Örgütü’nü kurmuştur.

ETA, ideolojisini kendi yayımladığı Beyaz Kitap’ta açıklamıştır. Bu yayında, her türlü ulusal direniş mücadelesinde, şiddet de dahil her türlü yöntemin uygulanabileceği vurgulanmıştır. Fakat, örgüt 1961 yılına kadar şiddet içeren bir eylemde bulunmamış, sadece propaganda faaliyetleri yürütmüştür. 1961 yılında ise Franco yanlılarını taşıyan bir trene saldırı gerçekleşmiş fakat ölen ya da yaralanan olmamıştır.

1962 yılında ETA, 1. Meclis’ini gerçekleştirmiştir. İdeolojik yapı bu kongrede oluşturulmaya çalışılmıştır. Bask bağımsızlığı ve Bask dilinin önemi vurgulanmıştır. Dikkat çeken nokta ise, Sabino Arana’nın yarattığı milliyetçilikten farklı olarak, dile önem verilmiş ve ‘’Euskara (Baskça) yaşadıkça, Euskadi (Bask Vatanı) de yaşayacaktır.’’ Sloganının doğmuş olmasıdır.

1963-1964, 2. ve 3. Meclis dönemlerinde ise, Bask milliyetçiliği sol ideolojiyi de benimsenmeye başlamıştır. Bu bağlamda Devrimci Savaş başlıklı ETA defteri yayımlanmış, devrimci savaş ilke ve yöntemleri benimsenmiştir. Devrim Vergisi adıyla para toplanması kararlaştırılmıştır.

1965 4. Meclis döneminde ETA, ‘eylem-baskı-eylem’ stratejisini benimsemiştir (Bu strateji, aktif eylemler yaparak rejimi, halka karşı daha fazla baskıya yöneltmek ve bu baskı sonucu daha fazla sempatizan kazanıp daha etkili olmak esasına dayanır.). 1966-1967 yıllarında yapılan 5. Meclis’te ise ETA ile PNV karşı karşıya gelmiştir. PNV’nin burjuva milliyetçiliğine, ETA’nın ise işçi vatanseverliğine hizmet ettiği düşünülmüştür. Bunun dışında, ETA’nın Marksizm yanlısı bir direniş göstermesi eleştiri almış ve ayrılıklar doğmuştur. Bunun sonucu olarak ETA, ideolojisini yeniden açıklama gereği duymuş ve Yeşil Kitap’ı yayımlamıştır. Bundan sonra milliyetçilik ile devrimciliği sentezlemek adına, Bask çalışan halkı tabiri ortaya atılmıştır. Bunun dışında, bir Taktik Yürütme Kurulu (KET) oluşturulmuş ve ETA yetkilerini bu kurula devretmiştir. Herrial adında birimler oluşturulmuştur ve bu birimler KET’e bağlıdır. Sonuç olarak ETA, örgütsel ve ideolojik açıdan, rejim ile mücadeleye hazır hale gelmiştir.

6. Silahlı Mücadele Başlangıcı ve İlkler (Franco Dönemi)

7 Haziran 1968’de, ETA üst düzey yöneticilerinin bulunduğu bir araca yapılan polis kontrolü esnasında, ETA militanı tarafından bir polis öldürülmüştür ve ETA tarafından ilk öldürülen kişi bu polis olmuştur. Bunun üzerine güvenlik birimleri tarafından araç taranmıştır. Bu çatışma ise, üst düzey yöneticilerin ölmesi ve yakalanıp cezalandırılması açısından ETA’nın ilk kayıpları olmuştur. Sonrasında bir komiser evinin önünde öldürülerek, ETA’nın ilk planlı eylemi de gerçekleşmiş olur. Böylece silahlı mücadele başlamıştır.

Bask mücadelesinin geniş kitlelerce bilinmesini sağlayan olay ise 1970 tarihinde başlayan ‘Burgos Davası’ olmuştur. Bu davaya tepki olarak Alman Konsolosu kaçırılmış ve örgüte dikkat çekilmek istenmiştir. İlk planlı eyleminin sonucu olan bu dava, bir yandan örgütün dünya kamuoyunca bilinmesini sağlamış, bir yandan tutuklu örgüt üyelerinin idam ve hapis cezaları almalarına neden olmuştur. Bu sonuç karşısında, büyük protestolarla Franco üzerinde baskı yaratılmış ve bu ağır cezaların, 30 yıl olarak hafifletilmesi sağlanmıştır.

1973’e gelindiğinde ise, Franco’nun sağ kolu ve rejimin ikinci adamı Başbakan Luis Carero Blanco, örgüt tarafından arabası havaya uçurularak öldürülmüştür. Bu eylem örgüt içinde ayrılıklara yol açmıştır. Örgütün askeri mücadele vermesini isteyenler ETA:Militar, askeri ve politik mücadele vermesini isteyenler ETA:Politiko-Militar isimleri altında yapılanmıştır.

7. Franco Sonrası Dönem

20 Kasım 1975 tarihinde diktatör lider Franco ölmüş ve mücadele sürecinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu noktada ETA:M, faşist baskının devam edeceğini, ETA:PM ise aksine demokratik bir dönemin başladığını düşünmüştür. Bu sebeple 1976 7. Meclis’te, silahlı mücadeleye dahil olmayan, yasal bir siyasi partisi kurulmak istenmiş ve 1977’de Bask Devrim Partisi (EİA) kurulmuştur. Bu şekilde, 40 yıllık faşizm döneminden sonra EİA, 1977 seçimlerinde bir senatör ve bir milletvekili çıkartabilmiştir.

Bu kazanımla birlikte temsilciler, Bask Bölgesi için özerklik projesini ortaya koymuştur. Önceleri Madrid Hükümeti tarafından kabul edilmeyen bu proje baskılar sonucunda kabul edilmiştir. 1981 yılında bölge, Bask Otonom Topluluğu (CAV) adını almıştır. Özerklik ile ilgili kazanımlara bakacak olursak ilk sırada, ‘İspanyolca yanında kendi dilini kullanma hakkı’ kazanıldığını görürüz. Bundan başka; dış politika, savunma ve ekonomi haricindeki kararlar otonomi yönetimine geçmiştir.

Bu noktada Navarra bölgesi yine dışarda bırakılmış ve başarısızlık olarak görülmüştür. Bu sebeple ETA:M, eylemlerine devam etmiştir. 1980 yılı 91 kişi ölmüş ve bu sene ETA’nın en çok insanın ölümüne sebep olduğu sene olmuştur. Bu arada 1978’de, teröre verdiği destek ile çok eleştirilen ve Bask Otonom Topluluğu projesine karşı çıkan, Herri Batasuna (Halk Birliği) partisi kurulmuştur. Bu parti de Bask Bölgesi’nde yaşayan halk tarafından destek görmüştür.

1982’ye gelindiğinde ETA:PM 8. Meclis’i düzenlemiştir. Bu defa, silahlı eyleme inananlar ve yasal mücadeleye inananlar kesin olarak bölünmüştür. Sonuç olarak ETA:PM dağılmış, silahlı eylemi destekleyenler ETA:M’ye katılmıştır. Bu doğrultuda örgüt ETA olarak anılmaya başlanmıştır.

Devam eden yıllarda İspanya Devleti, ETA örgütüne karşı, Anti Terörist Özgürlük Grupları (Grupos Antiterroristas de Liberacion: GAL) adı altında bir örgüt kurdurtmuştur. Böylece kirli savaş (bir devletin, terör unsurlarına, illegal yapılanmalar ile karşılık vererek yok etme çalışması) diye anılan uygulamayı başlatmıştır. Bu antiterör grubu, ETA’nın eylemlerini bitiremiş, yalnızca yavaşlatmıştır. Bunun dışında Fransa’ya baskı uygulayarak, ETA militanlarının Fransa’da barınmasını zorlaştırmıştır.

1990’lı yıllara gelindiğinde, Madrid Hükümeti ile ETA arasında karşılıklı vaatler yoluyla anlaşma sağlanmak istenmiş ama başarılı olunamamıştır. 90’lı yıllar Madrid Hükümeti açısından bakıldığında, ETA’nın yalnızca silahlı yöntemlerle bitirilemeyeceğini daha çok düşündüğü yıllardır. Yine bu yıllarda İspanya’da sağ görüşlü bir iktidar başa gelmiştir. ETA ise ciddiyetini vurgulamak adına, iktidar partisi üyesi Miguel Angel Blanco’yu kaçırmıştır. Fakat bu eylem ters etki yaratmış ve halk tarafından, bu üyenin serbest bırakılması için eylemler düzenlenmiştir. Tüm eylemlere rağmen iktidar üyesi öldürülmüştür. Bu ise ETA üzerindeki baskıları iyiden iyiye artırmıştır.

Sonuç olarak bu yıllara ETA açısından bakacak olursak, halk desteğini kaybetmeye başladığını, yanlısı olduğu parti ve parti üyelerinin cezalar aldığını, yayın organlarının ise kapatıldığını görürüz. Bu kapatmalarla birlikte finansal desteğinde büyük ölçüde sekteye uğradığını söyleyebiliriz.

8. Ateşkes Kararları, İptalleri ve Son Durum

18 Eylül 1998’de ETA, Bask sorununa siyasi bir zemin de çözüm bulunabilmesi için ateşkes ilan ettiğini açıklamıştır. Kasım ayına gelindiğinde Madrid Hükümeti, karşı adım atarak ETA ile iç içe olan HB partisi de dahil bütün siyasi aktörlerle görüşmelerde bulunmuştur. Fakat bu görüşmelerin sadece ETA mensubu mahkumları kapsadığı ve Madrid Hükümeti’nin oyalama taktiği kullandığı gerekçesiyle 28 Kasım 1999’da ateşkesin bozulduğu açıklanmıştır.

2004 yılına kadar iki taraf arasında, yine karşılıklı yıpratmalar uygulanarak çözüm elde etmeye çalışılmıştır. 2004 yılı İspanya seçimlerinde, sol görüşlü İspanyol Sosyalist İşçi Partisi başa gelerek, ETA ile yeniden görüşmelere başlanabilmiştir. Bu görüşmelerin sonucu olarak ETA 24 Mart 2006’da, süresiz ateşkes ilan ettiğini açıklamıştır. Fakat görüşmeler bir noktada tıkanmış, sonrasında iki Ekvador vatandaşı öldürülmüş ve böylelikle 2007’de ateşkes kararı yeniden bozulmuştur.

İkinci ateşkes ve iptali sonrasında da taraflar karşılıklı yıpratmalara devam etmiştir. ETA üst düzey yöneticileri, Madrid Hükümeti tarafından yakalanmaya devam etmiştir. Bu doğrultuda ETA, 5 Eylül 2010 tarihinde, üçüncü ve son defa ateşkes ilan etmiştir. 2011 yılı Ocak ayında ise bu ateşkesi sürekli ateşkese çevirdiğini açıklamıştır. 20 Ekim 2011 tarihinde ise şiddet yanlısı eylemlerine tamamen son verdiğini ve silah bıraktığını açıklamıştır.

 

Dipnotlar:

[1] Bekir Gücenmez, ‘’Terörizmin Finansmanı: PKK, ETA ve IRA Terör Örgütlerinin Karşılaştırılması’’, (Yüksek Lisans Tezi, Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsü, 2014), s. 79-102.

[2] UTSAM, ‘’UTSAM  Raporları 15: İspanya’nın Terörle Mücadelesi’’,  s. 21.

[3] Bekir Gücenmez, ‘’Terörizmin Finansmanı: PKK, ETA ve IRA Terör Örgütlerinin Karşılaştırılması’’, (Yüksek Lisans Tezi, Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsü, 2014), s. 79-102.