Yeniçeriler Savaşa Nasıl Hazırlanırlar?

Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL

Özellikle kışla hayatında yeniçerilerin askeri talim ve terbiyesine çok dikkat edilirdi. İlk dönemlerde askeri talimler daha çok iyi kılıç kullanmaya ve hedefini bulan oklar atmaya yönelikti. Pençe ve pazu kuvvetinin en yüksek seviyeye çıkması öncelikli hedefti. Kılıç talimleri keçeden yapılmış mankenlere kılıç çalmakla olurdu. Yeniçeri dilaverlerinin kolu hiç durmadan biteviye bu mankenlere inerdi. Gözle takip edilemeyen müthiş darbeler birbirini takip ederdi.

Diğer taraftan kemankeş cengaverleri ok talimlerinde bulunurlardı. Oku tutan parmaklar otomatik silahlar gibi yayı germekte ve hiç durmadan üç yüz, dört yüz ok atabilmekte idiler. Yağlı mermerleri tokatlamak, sürat koşuları yapmak, mania, engel aşma talimleri ve bilhassa güreş sporu yeniçerilerin diğer güç ve kuvvet talimleri idi. Daha sonra bu talimlere tüfenk eklendi. Tüfenkle keskin nişancılar yetiştirildi.

Sarayda Enderun mektebine alınan çocukları mükemmel bir eğitim ve talim bekliyordu. Sarayda eğitim, okuma ve yazmanın yanı sıra görgü kurallarını öğrenme ve İslami ilimleri tahsille devam ediyordu. Üst sınıfa geçen gençler edebi Türkçe’nin yanında Arapça, Farsça ve Sırpça’yı da öğreniyorlardı. Ayrıca her türlü zorluğa tahammül edebilmek üzere mükemmel bir talimden geçiriliyorlardı. Dövüş hünerlerini öğreniyorlar, çeşitli hareketlerle vücutlarını sağlamlaştırıyorlar ve savaş sanatının temel bilgilerini ediniyorlardı.

Artık onlar padişaha itaatten, İslâm’a kuvvet vermekten başka bir şey düşünmezlerdi. Açlığa, susuzluğa, yorgunluğa ve her türlü çileye tahammül sahibiydiler. Dünyada, piyade birliklerinin ve düzenli orduların ilk örneği idiler.

Bir devşirme olup Yeniçeri ocağından yetişmiş dâhi Türk mimarı Koca Sinan manevi evladı Mustafa Sai Çelebi’ye yazdırdığı hal tercümesinde yeniçeri oluşundan büyük bir haz ve gurur duyarak şöyle bahsetmektedir:

Eriştik hizmeti Osmaniyana

Hususa Hüsrev-i sahib kırana

Olup yeniçeri çektim cefayı

Piyade eyledim nice gazayı

Padişahın kadimi çakeriyiz

Kal’a hıfz etmenin dahi eriyiz

Eskiden kuluyuz, yeniçeriyiz

Yanan od’a girer semenderiyiz.

Bilindiği gibi od ateştir, semender de pulad (çelik) vücudunu ateş yakmayan efsanevi mahluk.

Kaynak: Kayı I

PAYLAŞIN:
1959′da Boyabat’ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı yerde tamamladı. 1978′de girdiği Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’nden 1982′de mezun oldu. 1983′te aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak vazifeye başladı. 1985′te Yüksek Lisansı’nı tamamladı. 1989′da Marmara Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü’ne naklen geçiş yaptı. 1990′da “Osmanlı Taşra Teşkilatı’nda Tokat (1455-1574)” isimli çalışmasıyla Tarih Doktoru ünvanını aldı. 1997′de “Uyvar’ın Osmanlılar Tarafından Fethi ve İdaresi” isimli takdim teziyle Doçent oldu. Seyyid Muradi’nin kaleme aldığı Barbaros Hayreddin Paşa’nın gazalarını “Kaptan Paşa’nın Seyir Defteri” ismiyle sadeleştirerek, ayrıca Osmanlı tarihi ile ilgili“Kayı I”, “Kayı II”, “Kayı III”, Kayı IV, “Taşa Yazılan Tarih Topkapı Sarayı” ve “Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle” ile “Slovakya’da Osmanlılar” adlı eserlerini yayınladı. 2003′te Profesör kadrosuna atanan Şimşirgil’in Osmanlı şehir tarihi, siyasi hayatı ve teşkilatı ile ilgili çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda ilmi makalesi bulunmaktadır. Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi görevine devam etmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır.