Evin En Öksüzü Babalardır

 Prof. Dr. ATA ATUN
Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi

Son günlerde okuduğum en gerçekçi yazı diyebilirim. Bana da eşim, Yurdagül Atun gönderdi “bu yazıda babamı ve seni gördüm” diye bir ekleme yaparak. İnternette yaptığım araştırmaya göre başka kişiler de bu yazıyı yayınlamış ve altına adını koymuş ama bu güzel, anlamlı ve gerçekçi yazının yazarının Remzi Karakuş olduğu inancındayım. Yanlış bulgum varsa affola.

“Evin en öksüzü babalardır, en yalnız, en kimsesizi, herkese kimse olurken. Evin direği olurken kendisi direksizdir, dayanacağı kimsesi pek yoktur. Çünkü o hep güçlü olmak zorundadır. O zayıf olamaz Çünkü o kahramandır, o güçsüz olamaz Çünkü o kahramandır, o ağlayamaz Çünkü o kahramandır, hep kahraman olmak, öyle kalmak zorundadır. Yoksa silebilir herkes onu. Küçümser, erkekten bile saymaz.

Batan gemiyi en son terk eden baba iken, uçan bir balonda, fazla ağırlıkların atılması aksi halde balonun düşme ihtimalinin olduğu anlarda, aileden ilk atılacak kişi babadır.

Hayatını ailesine adasa da, ne eşine ne de çocuklarına yaranabilir tam anlamıyla. Kimsesi kalmaz zaten memleketi belli olduğunda. Hani sormuşlar ya adama nerelisin diye. O da demiş henüz evlenmedim diye. Ne ilk ailesine, ne de yeni ailesine yaranamaz, arada kalır. O yüzden ailelerde hep dayılar, teyzeler sevilir ya. Amca hele ki hala pek bilinmez genelde.

Aile içi yetmez gibi, hep annelik yüceltilir onun yanına ayıp olmasın diye babalık da eklenir. Anneler gününün bütün ihtişamına, şatafatına, her yerde vurgulanması ve insanları harekete geçirmesine rağmen, babalar günü unutulur, ya da babalar gününde hatırlanır ve öylesine geçiştirilir.

Evin dış kapı mandalı gibidir çoğu zaman. Evin en yalnızıdır. Bu yüzden en son babalar duymaz mı? Ya saklanır, ya yalan söylenir ya da paylaşma gereği duyulmaz. Bunda elbet hoşgörüsü az babanın da suçu ve katkısı vardır ama yine de ne yapsa yaranamaz, yakınlaşamaz. Belki çocuklarıyla yakınlaşmak ister ama malum ataerkil kurallar, toplum baskısı, utanç duygusu buna engel olur, ne sevdiğini gösterebilir ne de sevilmek istediğini…

Babanın ailede en sevdiği birey kadındır, eşidir. Eşinin ise en sevdiği çocuklarıdır, kendisi değil. En büyük aşk evliliklerinde bile, sevgilisi doğum yaptığında bir anda artık sevgilisi değil, anne olur, kendine biçtiği en büyük rolü olur sevgilisi.

Baba en çok anneyi sever, anne en çok yavrusunu sever, yavrusu ise en çok eşini sever, eşi ise en çok yavrusunu sever. Bu böyle devam eder durur, hayatın kanunu gereği.

Bir yeri acıyan çocuğun hiç babam dediğini duydunuz mu? Babası yanındayken bile anam demez mi?

İyi bir işi olması gerekir, zengin olması gerekir. Çocuklar bile birbirlerini heyecanlandırmak için, iki kişinin omuzlarında daha fazla ileri gitmek için, bakalım kimin babası daha zengindir, derler.

Anne ya da çocuklar işsiz olabilir, kimse bunu çok görmez onlara. Ama baba işsiz olamaz. Düşünün erkek çalışır kadın ev hanımı ise sorun yok ama tersi durumda erkekten bile sayılmaz. Evin geçimini karşılamak zorundadır, hem de şartlar ne olursa olsun. Dışarıda onca karşılaştığı kötülük ve güçlüklerle uğraşırken, eve gelip sığınmak, salmak isterken kendini, evde eşinin kaprislerini çekmek, çocukların sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalır.

Belki ağlamak ister onların yanında, onlarla… Yapamaz!

Evin şerefini, evin namusunu korumak zorundadır. Kızının ilk aşkı kendisi olsa da, büyüyünce kızı artık aldatır babasını ve başka gençlere kayar gönlü. Babasına bin bir naz yapan o kız ise sevgilisinin, eşinin her dediğini yapar. Evde yıllarca babası ile çatışan, özgürlüklerini elde etmeye çalışan, oğlu ise eşinin yanında muma döner. En acısı ise yıllarca gözünden bile koruduğu o güzeller güzeli kızını, gözbebeğini gelir adamın biri alır elinden, gözünden sakladığını başka gözlere verir. Değil birinin ona dokunması yan gözle bile bakmasına dayanamayan baba, teslim eder bir başkasına elleriyle. Üstelik bir de düğün dernek yapmak zorundadır, oynamak zorunda kalır sanki eğlenirmiş gibi.

Yıllarca dışarıda deli gibi çalışırken, bebekken hiç büyümeyeceğini düşündüğü yavrularının değiştiğini bile fark edemez, birey olduklarını. Ona bağımlı iken onlar, bir anda bağımsızlıklarını ilan etmeye başlarlar, küçük bir hayal kırıklığıyla karşılar, yapacak bir şey yoktur.

Bizim gibi toplumlarda, erkek evladından çok kızına değer veren, her şeye rağmen onun için her şeyini feda eden babaların önünde sevgiyle eğiliyorum.

Sizler büyük insanlarsınız…”

(Alıntıdır. http://blog.milliyet.com.tr/evin-en-oksuzu-babalardir/Blog/?BlogNo=492354)

PAYLAŞIN:
1948 yılında doğan Ata Atun Kıbrıs’lı Türk olup, Orta eğitimini Ankara Koleji, Magosa Namık Kemal Lisesi ve Şişli Koleji’nde tamamlayarak,Lisans eğitimini (Boston Üniversitesine bağlı) Hikma Üniversitesi, Lisans üstü eğitimini California’daki Century Üniversitesi ve Doktora eğitimini’de Texas’daki Century Üniversitesinde tamamlamış ve 1994 yılında Fulbright bursu ile Washington’da Doktora üstü çalışma yapmıştır. 2007 yılında, Prag’daki Charles Üniversitesinde, Avrupa Gazetecilik Enstitüsü eğitimlerine katılmıştır. Halihazırda Yakın Doğu Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. 1976 yılında, çok genç yaşta Mağusa Milletvekili seçilerek KKTC Meclisine girmiştir. Nisan 2001’de KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanına Politik Danışmanlık görevine getirilmiştir. Annan Planı çerçevesince 2004 yılında yapılan toplumlararası görüşmelerde Denizcilik ve Deniz Taşımacılığı Komitesinde Türk Heyetinin Başkanlığını yapmıştır. Ocak 2005’de KKTC Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilmiştir. Aralık 2005 tarihinde Türk Dünyası Araştırmaları, Uluslararası İlimler Akademisi Bilim Kurulu üyeliğine seçilmiştir. Aralık 2006 tarihinde Profesör olmuştur. Nisan 2010 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Müzakere Heyeti Danışma Kurulu Üyeliğine seçilmiştir. Kıbrıs Sorunu, Türkiye, KKTC, Kıbrıs Rum, ABD, BM ve AB ile ilgili siyasi yorumları 2003 yılından itibaren KKTC ve Türkiye medyasında yayınlanmaktadır. Akademik olarak 10 adet Ders kitabı, 4 adet Ders-Notu, Tarih ve Politik içerikli 13 adet kitabı, 104 adet tez, bildiri ve makalesi bulunmakta olup, çalışmalarına 13 adet uluslararası atıf yapılmıştır.