Batı Medyasının Senaryosunda Önce Kahraman Sonra Kötü Adam: Recep Tayyip Erdoğan

Dr. OĞUZHAN YANARIŞIK, Akademik Perspektif Enstitüsü Başkanı

(ÖZET) 2002’de tek başına iktidara gelişinden 2005’te Türkiye’nin AB müzakerelerine başlamasına kadar geçen süreçte, AK Parti ana akım batı medyasında İslam dünyasının geri kalanına ihraç edilmesi gereken bir model olarak yüceltiliyordu. Recep Tayyip Erdoğan ise en etkili küresel liderler listelerinden düşmüyor ve Türkiye’deki reformların ve ekonomik/sosyal kalkınmanın öncüsü olarak alkışlanıyordu. Fakat daha sonra AB-Türkiye müzakere sürecinin sekteye uğraması, Türkiye’nin batılı müttefiklerinden bağımsız dış politika tercihlerinde bulunması ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin kopmasının ardından bu durum tersine dönmeye başladı. Gezi protestoları ise batı medyasının Erdoğan’a yönelik söylemlerinde önemli bir kırılma noktası oldu. Eski güzel günlerin aksine, batı medyası artık neredeyse tek ses halinde Erdoğan karşıtlığında (ve hatta yer yer düşmanlığında) birleşiyordu.

***

11 Eylül terör saldırıları sonrasında, her ne kadar Avrupa ülkeleri ile ABD arasında üslup ve yöntem konusunda anlaşmazlıklar ortaya çıkmış olsa da, bütün batılı aktörler yeni dönemin ortaya çıkardığı güvenlik tehditleri konusunda benzer kaygılar taşımaktaydı. Transatlantik ortaklar, 11 Eylül sonrası uluslararası ortamda Türkiye’nin özellikle küresel terörle mücadelede ve Orta Doğu bölgesine yeniden nizam vermede önemli bir rolü olacağı düşüncesinde birleştiler. Ayrıca istikrarlı, müreffeh ve batı ile mümkün olan en sıkı ilişkilere sahip olan bir Türkiye, siyasi, tarihi, ekonomik ve kültürel bağları olan bölgelere batı ülkelerinin daha kolay erişmelerini sağlayacaktı. Bu sebeple, ABD yönetimi ilerleyen yıllarda Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda AB yetkililerini bile kızdıracak kadar ısrarcı davranacaktı.

11 Eylül saldırılarından sadece bir ay önce kurulmuş olan AK Parti, birden kendini bu uluslararası ortamın ve beklentilerin içinde buluverdi. 3 Kasım 2002 seçimlerinde AK Partinin tek başına iktidara gelmesi, yerli ve yabancı pek çok gözlemciyi şaşırtmış ve bir siyasi deprem olarak nitelendirilmişti. AK Parti ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan, batılı aktörlere ilk başlarda hâkim olan negatif ve şüpheci beklentileri kısa sürede olumlu yönde değiştirmeyi başardı. Bunda AK Partinin Türkiye’nin AB üyeliğini birinci hedef olarak ilan etmesinin ve bu yönde reformcu bir performans sergilemesinin rolü büyüktü. Türkiye’nin modern ve ilerici gücü olduğu sanılan laik kesimin korku senaryolarına sarılıp tutuculaştığı bir ortamda, siyasal İslam’ın temsilcisi olarak algılanan/tanımlanan bir partinin Türkiye’nin yeni batılılaşma öncüsü haline gelmesi pek çok yabancıyı hayrete düşürüyordu.

İşte tam bu noktada AK Parti’nin ana akım batı medyası ile yaşadığı balayı dönemi başladı. 2005’te Türkiye’nin AB müzakerelerine başlamasına kadar artarak devam edecek bu süreçte, Türkiye’de laik kesimin karşı çıkmasına rağmen AK Parti batı medyasında İslam dünyasının geri kalanına ihraç edilmesi gereken bir model olarak yüceltiliyordu (Tugal, 2013). Aynı şekilde, Recep Tayyip Erdoğan en etkili küresel liderler listelerinden düşmüyor ve İslam dünyasında nadir bulunan bir lider modeli ve Türkiye’nin batılılaşma reformlarının öncüsü olarak alkışlanıyordu (Purvis, 2004). Türkiye’nin AK Parti yönetiminde elde ettiği başarılar övülüyordu. Erdoğan “uluslararası toplumun sevgilisi” muamelesi görüyor ve bu Türkiye’deki karşıtlarını çıldırtıyordu (Acemoğlu, 2014). Ana akım batı medyası Türkiye ile müzakerelere başlanmasını Avrupa ve hatta bütün dünya için tarihi bir adım olarak nitelendiriyor ve bu adımın İslamcı radikallerle mücadeleye büyük katkı yapacağını iddia ediyordu (Watt, 2005).

Fakat her balayı gibi bu da sona erdi. AB-Türkiye müzakere sürecinin başarısızlığa sürüklenmesi, Türkiye’nin batılı müttefiklerinden bağımsız dış politika tercihlerinde bulunmaya başlaması, özellikle de Türkiye-İsrail ilişkilerinin kopması ve dolayısıyla AK Parti’nin ABD’li Neoconların baş düşmanlarından biri haline gelmesiyle durum yavaş yavaş tersine döndü. Laik-Kemalist kesimin AK Parti kurulduğu günden beri Türkiye’de dilinden düşürmediği korku senaryoları, ana akım batı medyasında sürekli analizleri yayınlanan isimler tarafından da dillendirilmeye başlandı. Özellikle ilk dönemindeki başarılarıyla batı medyasında sürekli övülen AK Parti’nin aslında gizli bir ajandası olduğu ve reformları kötü emelleri için bir araç olarak kullandığı iddiası, ilk dönemdeki övgülerinden geri dönmek isteyen batı medyası için bir cankurtaran görevi gördü.

Makalenin tam metni için tıklayın.

PAYLAŞIN:
Akademik Perspektif Enstitüsü Kurucu Direktörü ve Akademik Perspektif Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olan Dr. Oğuzhan Yanarışık, 2016 yılında Erzincan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde çalışmaya başlamıştır. 2005’de Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 2007 yılında Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Avrupa Birliği alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2008’de Almanya Bonn Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi’nde ikinci bir yüksek lisans programını bitirdi. 2015’te İngiltere’de Warwick Üniversitesi’nde "Türkiye-AB İlişkileri ve AK Parti’nin Batı Siyasi ve Medya Söylemindeki İmajı" başlıklı teziyle doktora çalışmalarını tamamladı. "Avrupa Ailesindeki Üvey Kardeş Türkiye" isimli kitabı 2013 yılında Babıali Kültür Yayıncılığı tarafından yayınlandı. SETA tarafından yayınlanan Insight Turkey Dergisi’nde hakemlik yapmaktadır. Akademik faaliyetlerinin yanında başta Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi olmak üzere çeşitli kurumlarda staj yaptı. Bununla birlikte Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, NATO Avrupa Merkez Karargâhı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Merkez Bankası, Almanya Federal Meclisi gibi kuruluşlara çalışma ziyaretleri gerçekleştirdi. Eğitim hayatı boyunca Jean Monnet Bursu, MEB bursu, Bilkent Üniversitesi eğitim ve konaklama bursu gibi çeşitli burslar kazandı. TRT 1, TRT 2, ve TGRT EU gibi ulusal kanallarda muhtelif programlara iştirak etti. Çeşitli akademik dergilerde ve Yeni Şafak, Radikal, Milat ve Türkiye gibi günlük gazetelerde makaleleri yayınlandı. Kişisel web sitesi: yanarisik.com