Dünyanın Güneşe Dönük En Güzel Yüzü; Semerkand

H. HÜMEYRA ŞAHİN
University of London, The School of Oriental and African Studies

Roma, Paris, Londra, New York, Los Angeles’a gittikçe zihnimizi kuşatan algılarla, Bağdat, Basra, Şam, Tebriz, Semerkand ve Buhara’ya gittikçe zihnimize değen algılar birbirinden çok farklı. Birisi krizleriyle boğuşan bir medeniyetin sönmeye yüz tutmuş şatafatlı pırıltısını taşırken, diğeri sessizliğe gömülmüş bir medeniyetin tortularıyla yüzleştiriyor bizi. Gündelik hayatımızı sarıp sarmalayan, daha çok Roma-Los Angeles hattı olsa da, zihniyet kodlarımızı taşıyan aslında Bağdat-Buhara hattı… Bu derin çelişkiyi bir başka yazıya erteleyip, inanç ve medeniyet dünyamızın nüvesini teşkil eden bir şehre odaklanalım; Semerkand…

Semerkand, tıpkı Buhara ve Taşkent gibi çoğumuzun zihninde belli belirsiz, masalsı imgelere sahip bir şehir. Dedelerimizin anlattığı hikâyelerden, tarihi atıflardan aşina olduğumuz bir yer. Buna karşılık, tatillerde Roma ya da Paris’e gitmeyi düşünebilirken, bir tatili de Semerkand ya da Buhara’da geçirmeyi çok da aklımızdan geçirmiyoruz.

Oysa ‘Amelde Hanefi, itikadda Maturidi’ olan çoğumuzla, yakın akidevi bağı olan İmam Maturidi’nin kabri burada mesela. Yine Kur’an-ı Kerim’den sonra belki de en yaygın kitap olarak bildiğimiz Sahih-i Buhari’nin müellifi İmam Buhari’nin kabri burada. İslam dünyasında bilimi kurumsallaştıran medreseler, rasathaneler burada.

Semerkand aynı zamanda İpekyolu’nun en önemli duraklarından birisi. Orta Asya, Güney Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz üzerinden Avrupa’nın Atlantik kıyılarına uzanan çok geniş bir coğrafyaya etki etmiş, sadece bir ticaret güzergâhı değil, kültür ve medeniyet kavşağı.

712 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmiş. 9-10. yy’da Samaniler döneminde parlak bir dönem yaşamış. 11. yy’da Karahanlılar, Selçuklular ve Harzemşahlar’ın egemenliği altına girmiş. 1220’de Cengiz Han tarafından yakılıp yıkılan Semerkand, Timur döneminde, ilim, sanat ve edebiyat merkezi haline gelmiş. İnşa edilen mimari eserlerle Türk-İslam medeniyetinin en parlak şehirlerinden biri olmuş. Timur’dan sonra, özellikle Uluğ Bey döneminde İslam dünyasının önemli bilim kurumları ve rasathane burada inşa edilmiş ve Semerkand’da mayalanan ilim tüm İslam dünyasına yayılmış.

Semerkand, bugün başkent Taşkent’ten sonra Özbekistan’ın en mutena şehirlerinden, tıpkı Buhara gibi. Banisi Timur’un ‘gücümüzü görmek isteyen inşa ettiklerimize baksın’ dediği, Türk-İslam mimarisinin en önemli örneklerinin bulunduğu şehir. Registan Meydanı, bugünkü haliyle dahi bu etkiyi hissettiriyor. Şehrin tarihi mimarisindeki sadelik ve uyum, gözümüze ve gönlümüze taht kuruyor. Edgar Allan Poe’nun dahi ‘yeryüzünün kraliçesi’ dediği Semerkand, bizim gönlümüzden uzak olabilir mi?

‘Ve şimdi gezdir gözlerini Semerkant’ın üzerinde!

Değil mi ki o yeryüzünün ecesi?

Alıp tüm diğer kentlerin yazgı iplerini ellerine,

Çıkmamış mı hepsinin üstüne o mağrur?’

-Edgar Allan Poe-

Semerkand gibi şehirler, üç yüzyıldır dünyayı kuşatan modernist ve oryantalist klişelerden farklı şeyler fısıldıyor kulaklarımıza. Buraya atıl bir dünyanın kalıntıları olarak bakmak da mümkün, insanlığın yeniden dirilişine ilham verecek medeniyet nüveleri olarak bakmak da… Batı’nın yüz yüze kaldığı krizler göz önünde bulundurulursa, insanlığın yüzünü döneceği yer, yine Doğu olacak.

Amin Maalouf’un dediği gibi ‘Semerkand, dünyanın güneşe dönük en güzel yüzü.’ Bir harf için köleliğe kaydolanların okulu olan bu ilim şehri, İslam dünyası tarafından daha çok hatırlanmayı ve rahlesinin önüne oturacakları bekliyor.

PAYLAŞIN:
Cumhurbaşkanlığı Danışmanı ve Akşam Gazetesi yazarı H. Hümeyra Şahin, 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü”nden mezun oldu. 2001 yılında Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü”nde ”Osmanlı Modernleşmesi” konulu yüksek lisans tezini hazırladı. 2007-2008 yılları arasında University of London, SOAS”ta eğitim amaçlı bir programa katıldı. Çeşitli uluslararası projelerde yer aldı. Dünya Tarihi, Şehir Tarihi, Kültür Tarihçiliği gibi konularda seminerler verdi. Çeşitli yayın organlarında deneme ve hikayeleri yayınlandı. Şahin, halen akademik referanslı çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşunun başkanlığını yapıyor, aynı zamanda doktora çalışmalarını sürdürüyor.