Batı’nın Terörle İlişkisi ve Türkiye’nin Yapabilecekleri

UFUK ULUTAŞ
Ohio State Üniversitesi

PKK, FETÖ, DEAŞ tüm saçaklanmalarıyla, tüm imkanlarıyla Türkiye’yi hedef alıyor. Bu üç terör örgütünden ikisi, doğrudan Batı’nın desteğine sahip; diğerinin ise Batı’yla ilişki durumu karışık.

DEAŞ’ın mevcut haline gelmesinde Irak’ın işgaliyle başlayan süreçte Batı’nın büyük sorumluluğu var. DEAŞ’ın yayılmasına ilişkin Türkiye’yi, bölge devletlerini vs. suçlayadursunlar; DEAŞ fenomeni özünde Batı’nın felaketlere yol açan askeri ve siyasi müdahaleleri ve/veya göz yummaları sebebiyle ortaya çıkmış, büyümüş ve mevcut haline gelmiştir. İslam karşıtlıklarına malzeme etmek için kullandıkları indirgemelere bakmayın; DEAŞ temelde teolojik bir sorun değildir; DEAŞ siyasi bir sorundur. Teoloji DEAŞ tartışmasının sadece kapağıdır. Kullanışlı bir aparat olan “DEAŞ’la mücadele” sosuyla Ortadoğu ve hatta Batı’daki İslam’ın geleceği yeniden şekillendirilmektedir.

FETÖ net bir şekilde Batı istihbaratlarının aparatıdır. Doğuşu, yayılması ve operasyonları “İzmir’deki küçük bir cami” indirgemelerine sığmayacak kadar doğrudan istihbarat örgütleri yönlendirmesinde gerçekleşmiştir. Başta ABD istihbaratının bazı klikleri olmak üzere, birçok istihbarat yapılanması Türkiye ile hesabını FETÖ eliyle görmek istemiştir. Türkiye’ye DEAŞ’tan kat be kat büyük zararlar veren FETÖ’ye karşı Batı’nın sessiz kalması, Türkiye’nin yaşadığı acıları görmezden gelmesi, FETÖ militanlarına arka çıkması, FETÖ ile mücadeleyi sekteye uğratmak için siyasi ve ekonomik baskı uygulaması, şimdiye kadar FETÖ’ye yaptıkları yatırıma sahip çıkmak istemelerindendir.

PKK ise geçmişi FETÖ kadar eski ve Batı istihbaratlarıyla kucak kucağa olan bir örgüttür. Avrupa başkentlerinde PKK’lı olmak oldukça matah bir şeydir. Kağıt üzerinde terör örgütü olarak kabul ettikleri PKK’nın Avrupa’da her türlü aktivitesi serbesttir. İstedikleri zaman terör paçavralarıyla gösteri yapabilir, AP önünde terör çadırı kurabilir, para toplayabilir, uyuşturucu satabilir, haraç toplayabilir, AB kurumlarında şeref konuğu olarak ağırlanabilir ve meclislerde bilirkişi unvanıyla görüşlerini ifade edebilirler. Türk vatandaşlarına saldırmaları, camileri kundaklamaları, dernekleri taşlamaları da serbest. Kandil turistik bir mekan, teröristler gerilla, terör saldırıları ise “başarılı bir psikolojik operasyon”. Türkiye’de mukim Avrupalı gazetecilerin önemli bir kısmı PKK sempatizanı. Avrupalı bazı diplomatlar neredeyse HDP seçmeni.

Hal böyle olunca, Türkiye’deki terör saldırısının kim tarafından yapıldığına bağlı olarak Batı’nın tavrı ve yaklaşımı değişiyor. DEAŞ ise barbarca bir saldırı ve terörle mücadelede Türkiye’nin arkasındayız açıklamaları; FETÖ veya PKK ise basitinden bir kınama ve itidal çağrıları geliyor. Terörle mücadelemize yöneltilen eleştiriler de artık mutada dönüştü. DEAŞ’la mücadele için Türkiye’ye destek açıklamaları yapanlar ki ne kadar yardımcı olduklarını da Fırat Kalkanı’nda gördük; neden FETÖ ve PKK terörüyle mücadelemize yardımcı olmayı lafta bile olsa teklif etmiyor?

Atılması gereken adımlar üç aşağı beş yukarı belli: Batı’nın terörle mücadele eleştirileri kulak ardı edilecek; PKK, FETÖ, DEAŞ’ın ülke içindeki siyasi ve silahlı tüm yapılanmalarının üstüne kara bulut gibi çökülecek; vatandaş ve yabancı tüm destekçileri adalete teslim edilecek; üç terör örgütünün yurtdışındaki yapılanmalarına yönelik gayrinizami ve nizami mücadele yürütülecek; El-Bab kadar Afrin, Tel Ebyad ve Haseke de terörden temizlenecek; teröre arka çıkan ve silah yardımı yapan Batı ülkelerine karşı yasal süreçler başlatılacak. Halk tüm bu adımlara sonuna kadar destek çıkacaktır.

PAYLAŞIN:
SETA’da Dış Politika Araştırmaları direktörlüğü görevini yürüten Ufuk Ulutaş, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans ve Ohio State Üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans derecelerini tamamladı. Ohio State Üniversitesi’nde doktora adayı oldu. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde İbranice ve Ortadoğu politikası dersleri aldı. 2004-2009 yılları arasında Ohio State Üniversitesi’nde Dünya Tarihi dersleri verdi. Mershon Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Merkezi’nde araştırma asistanı ve Melton Yahudi Çalışmaları Merkezi’nde önce “Samuel M. Melton” ardından “George M. & Renée K. Levine” araştırmacısı olarak çalıştı. SETA Washington DC’de Ortadoğu Programı Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Ortadoğu siyaseti ve tarihi, İsrail ve Yahudi tarihi, Türk dış politikası ve ABD’nin Ortadoğu politikası üzerine çok sayıda akademik makale ve rapor kaleme aldı. Yerli basınının yanında Haaretz, Jerusalem Post, Al-Jazeera.net, Al-Arabiya, Al-Ahram ve Foreign Policy gibi yabancı yazılı basında çok sayıda ropörtaj ve makaleleri yayınlanırken, CNN International, BBC, Al-Jazeera İngilizce ve Arapça, Russia Today, France 24, CCTV gibi yabancı ve yerli görsel medyada yorumlarına yer verildi. Halen TRT Türk kanalında “Küresel Siyaset” isimli dış politika ağırlıklı bir program yapmakta ve Akşam Gazetesi’nde Pazartesi ve Cuma günleri köşe yazmaktadır. Ayrıca, Somali merkezli Heritage Enstitüsü’nün de yönetim kurulunda bulunmaktadır. Araştırma dilleri arasında İngilizce, Arapça, İbranice ve Fransızca bulunmaktadır.