Anayasa Değişiklik Teklifi Üzerine Değerlendirme

Prof. Dr. MUHARREM KILIÇ
Akdeniz Üniversitesi, Hukuk

Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin üzerinde mutabık kaldığı ‘Anayasada Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi’ TBMM Başkanlığına sunuldu. Uzunca süredir kamuoyunda tartışılmakta olan değişiklik paketinin somut detayları böylelikle ortaya çıkmış oldu. Teklif üzerine yürütülecek olan komisyon ve Meclis müzakereleri ile kamuoyu tartışmaları, önergenin olgunlaşması adına sürece katkı sağlayacaktır. Kamuoyu tarafından yapılacak olan katkı, toplumsal mutabakatın ve kalıcı bir reformun temini açısından önemlidir.

İlk olarak şeklî açıdan değerlendirildiğinde mevcut teklifin, yasa metinlerimize yönelik sıkça gündeme gelen ‘dil yapısı’ noktasında özensizlikle malul olduğu ifade edilebilir. Yasa tekliflerinin mütemmim cüzü olan genel gerekçe ve madde gerekçelerinin yasa yapım tekniği açısından kimi zaman gerekçelendirme yetersizliklerine tanık olmaktayız. Ayrıca sistemsel bir değişim öngören mevcut teklifin genel gerekçesinin daha bütünleştirici ve zengin bir dille kaleme alınması gerekir. Genel gerekçede öngörülen sistemin, nasıl bir siyasal vizyon çizeceğine dair daha umutlandırıcı bir biçimde yazılması isabetli olurdu. Bazı madde gerekçelerinde olduğu üzere, önerilen düzenlemelerin aynen madde gerekçesine konulması yerine, daha açıklayıcı ve aydınlatıcı bir dil ve muhteva kullanılmalıdır.

Maddi açıdan değerlendirildiğinde teklifte yer alan ‘milletvekili seçilme yaşının 18’e indirilmesi’ isabetli bir düzenleme değildir. Zira milletvekili seçilecek kişinin ekonomik ve kişisel özgürlüğünü temin edebilecek; ve eylemlerine sonuçlar yükleyebilecek bir olgunlukta olması beklenir. Ancak çağın toplumsal koşulları dikkate alındığında 18 yaşın henüz bu olgunluk düzeyi açısından yeterli olmadığı söylenebilir.

Demokratik katılım sekanslarının sıklığı ve siyasi partilerin dinamizmi açısından seçimlerin süresinin 4 yıla indirilmesinin daha isabetli olabileceği söylenebilir. Ayrıca, yürütme ile yasama arasında öngörülemez uyumsuzluklar açısından seçim süre aralığının kısa tutulması daha yerinde olabilir. Yasama ve yürütme seçimlerinin aynı tarihte yapılmasına ilişkin düzenleme, istikrarı sağlamak ve kohabitasyonu önlemek adına isabetli bir öneri olarak görünmektedir.

Önerilen sistemde halkın güvenine dayanan Cumhurbaşkanı Kararnameleri artık bir yetki kanununa gerek kalmaksızın bazı kısıtlayıcı hükümlere bağlı biçimde çıkarılabilecektir. Ancak Kanun ile Cumhurbaşkanı Kararnameleri arasında söz konusu kısıtlayıcı hükümler açısından ortaya çıkabilecek hukuki ihtilaflar konusunda mahkemeler açısından bir yorum sorunu doğabileceği kaydedilmelidir. Ayrıca Cumhurbaşkanı Kararnamelerinden yargısal denetime açık olanlar bakımından yargı merciinin belirlenmesi daha isabetli olacaktır. Yasamanın alanı (Kanun) genişledikçe kararnamelerin alanı daralacağından ötürü, Cumhurbaşkanı Kararnamelerinin normlar piramidindeki yerine dair bir belirsizliğin doğacağı ifade edilebilir.

Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunun, göreviyle ilgili suçlarla sınırlandırılması daha isabetli olurdu. Diğer adi suçlarla ilgili olarak ayrı bir düzenleme yapma yoluna gidilebilir. Soruşturma süreci için öngörülen çoğunluk oranları isabetli görülmektedir. Aksi hâlde denge ve denetleme sistemi açısından yasamanın soruşturma yetkisi, Cumhurbaşkanına yönelik bir siyasi sorumluluk denetimi aracına dönüşme ihtimalini doğurur.

Öngörülen isim değişikliği ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısına ilişkin teklifle Kurulda, Adalet Bakanı ve Müsteşarının yanı sıra, Cumhurbaşkanı ve Yasama organınca seçilecek altışar üye ile toplam 14 üye yer alacaktır. Yargı bağımsızlığı ilkesini tahkim etmek adına HSK’nın oluşumunda politik etkilenme süreçlerini minimize ederek kuvvetler ayrılığı hususunda; pozitif ayrıma ihtiyaç duyan yargı erkinin kendi içinden belirli sayıda üye seçmesine imkân tanınabilir.

Cumhurbaşkanına bürokratik yapılanmayı belirleyecek idarecileri atama ve görevden alma yetkilerinin verilmesi idarenin bütünlüğü ilkesine uygunluk arz etmektedir. Ayrıca kamu kurumlarındaki hesap verilebilirlik açısından da bu düzenlemenin yerinde olduğu değerlendirilebilir.

Meclis Başkanlığına sunulan 21 maddelik teklifin süreç içerisinde birçok maddesine ilişkin yapıcı tartışmalarla revizyonuna katkı sağlanması müzakereci demokrasi kültürümüz açısından anlamlı olacaktır.

PAYLAŞIN:
Hukuk öğrenimini Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamlayan Prof. Dr. Muharrem KILIÇ 1999 yılında doktora eğitimini tamamlamıştır. Prof. Dr. KILIÇ, 2006 yılında doçentlik unvanını almıştır. 2011 yılında Profesörlük kadrosuna atanan Prof. Dr. Muharrem KILIÇ halen Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ‘Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi’ Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Karşılaştırmalı Hukuk, Hukuk Kuramı, Hukuk Metodolojisi ve İnsan Hakları akademik ilgi alanlarını oluşturmaktadır. Sosyal bilimlerin farklı disipliner alanlarına olan akademik ilgisi doğrultusunda çok sayıda bilimsel yayını -kitap ve makaleleri-, ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş bildirileri bulunmaktadır. Aynı zamanda Prof. KILIÇ, Türkiye Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Prof. Dr. Muharrem KILIÇ 2009-2011 tarihleri arasında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkan Danışmanlığı görevinde bulunmuştur. 2011-2015 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı görevini yürüten Prof. KILIÇ, 2012-2014 tarihlerinde Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevinde bulunmuştur. Prof. KILIÇ, 2010 yılından buyana Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm başkanlığını yürütmektedir. 2013 yılından bu yana Akdeniz Üniversitesi Ernst Hirsch Hukukun Temellerini Araştırma, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevini de sürdürmektedir.