Suriye’nin Toprak Bütünlüğü

RAHİM ER
İstanbul Üniversitesi, Hukuk

Suriye, asrın felaketini yaşıyor. “Size bahar getirdik!” diyenler ateş yağdırdılar. Bugün talihsiz Suriye’de ne kadar nüfus kaldığı tam belli değil. Yarım milyon ölü, bunun iki-üç katı yaralı oldu. İç göç yaşamamış Suriyeli aile yok gibi. Bir başka ülkeye iltica eden mülteci sayısı 7 milyon civarında.

Diğer taraftan kuzeydeki Kürt nüfusun Suriye ile aidiyet bağı koparılmak istenmekte. Bu sebeplerle yüzde elli nüfusunu kaybetmiş bir memleket, orada kalan ne kadar insan için vatandır bilinmez. Araplar için, Beşar Esad dahil Nusayriler için, Türkmenler, muhalifler ve Kürtler için Suriyenin tamamı bugün de vatan mıdır?

Gerçek duruma bakarsak Fırat Kalkanı Harekâtıyla DAEŞ’ten temizlenen ve el-Bab’ın da alınmasıyla genişleyecek olan bölge Türkmenlerle muhalifler için “vatan”dır. Fırat’ın doğusundaki Kuzey Suriye bir kısım Kürtler için “vatan”dır. Orta Suriye’den Akdeniz’e kadarki bölge de Nusayriler için “vatan”dır…

Şimdi bu kopmuş aidiyetleri, vatan muhabbeti ve vatandaşlık kaydıyla bir araya getirmek gibi bir mecburiyet var. Bu mecburiyete kim ne kadar uyar? Amerika’nın sırtını sıvazladığı, AB’nin şımarttığı Suriye PKK’sı PYD’den “Suriye’nin toprak bütünlüğü” diye bir dert beklemek abestir. ABD ve AB, PYD’yi DAEŞ’e karşı kullanmak istedikleri için onlar zaviyesinden de Suriye’nin toprak bütünlüğü olmazsa olmaz bir şart değildir. İran, rüşveti kelam kabilinden “bütünlük” dese de toprak bütünlüğü umurunda değildir. Öyle olsaydı doğu Halep’in tahliyesi yapılırken ateşkes kararına rağmen sivillere ateş açılmaz, katliam yapılmazdı. Rusya içinse üsleri ve Nusayrilerin kendilerine imkân sunmaları esastır.

Komşusunun toprak bütünlüğünü tam bir içtenlikle isteyen Türkiye’dir. Eğer toprak bütünlüğü sağlanamaz ve Fırat’ın doğusunda emrivaki ile bir Kürt devleti kurulmaya kalkışılırsa Türkiye, “her ne pahasına olursa olsun” izin vermeyeceğini çok önceden ilân etmiştir.

Sömürgecilerle taşeronları, önce güneyimizden bir terör koridoru geçirmeye kalkıştılar. Buna müsaade etmedik. Fırat Kalkanıyla o hayali dağıttık. Bu defa Fırat’ın doğusunda komünist ideolojide bir Kürt devleti peşinde koştukları görünmekte. Garabete bakınız ki bu ideolojideki bir gecekondu devleti, kapitalist devletler inşâ etmekte. Niyet, ya doğrudan devlet veya kuvvetli otonomiye sahip olup zamanla bağımsızlaşacak devlet!

Cumhurbaşkanının “yeni bir Sevr dayatmasıyla karşı karşıyayız” ve “teröre karşı topyekûn millî bir seferberlik ilân ediyorum” sözlerinin bu bahsettiklerimizle yakın alâkası olmalı. Vaziyet o ki ABD, Rusya ve İran Suriye’deki üslerini tahliye etmeyecek, askerlerini geri çekmeyeceklerdir. Bu arada hiç sesi soluğu çıkmayıp sütre gerisinde bekleyen bir İsrail vardır. İsrail, Suriye mes’elesinde beşinci unsurdur. Ancak bölünen bir Suriye en önce ona yaradığı için dikkatle beklemektedir.

Türkiye, ya askerî ve diplomatik manevrâlarla Suriye’nin vatan bütünlüğünü gerçekleştirecek veya bütün güney hududunu Misakı Millî gereği millîleştirecektir.

PAYLAŞIN:
Rahim Er, 1950 yılında Harput’ta doğdu. 1969 yılında Adana Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1970’de Türkiye gazetesine girdi. 1974’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1976’dan itibaren Türkiye gazetesinde, ‘Pırıltı’, ‘Yorum’, ‘Tahlil’ sütun başlıkları ile günlük yazılar yazdı. 15 Kasım 1979’da Türkiye Çocuk dergisi, 15 Şubat 1989’da TGRT, 24.11.1994’te şimdiki adı ihlas.net olan İhlas Databank, 13.11.1999’da, BKY – Babıali Kültür Yayıncılığı çalışmalarını başlattı. İhlas Holding Genel Yayın Danışmanlığı’nda bulundu. 1996’dan itibaren TGRT ve TGRT FM’de programlar yaptı. ‘Sevgili Peygamberim’, ‘İmparatorluk Coğrafyasında Diplomasi Koşturmak’, ‘Örsteki Ülke Türkiye’ ve ‘Hayatın Rengi İnsan’ adlı kitapları bulunan Rahîm Er’in, Türkiye gazetesinde şimdiki köşesinin adı Entellektüel Boyut’tur.