Türkiye Tek Başına Savaşıyor ve Kurtarıyor

OZAN CEYHUN
Avrupa Parlamentosu 4. ve 5. Dönem Milletvekili

PKK terör örgütünün İstanbul’da onlarca insanı katlettiği saldırısının ardından tam bir hafta sonra geçtiğimiz Cumartesi günü Kayseri’de büyük bir acı daha yaşandı. PKK’lı bir canlı bomba, yüzlerce kilo patlayıcı dolu bir otomobille içi çarşı iznine çıkmış gencecik askerlerle dolu bir otobüse saldırdı. 14 insanımızı yitirdik yine. 20’li yaşlarda gencecik askerler haince katledildi.

Türkiye bu acıyla başa çıkmaya çalışırken dün sabah Suriye’den acı bir haber daha geldi. Tüm dünya kayıtsız kalırken Suriye’ye girerek DAESH terör örgütüne karşı savaşan ve bu kanlı örgütü adım, adım yok eden askerlerden biri daha şehit oldu. “Fırat kalkanı operasyonu” kapsamında bugüne kadar 23 askerimizi teröre karşı savaşırken yitirdik.

Tüm bunlar olurken Ankara’da Rusya Büyükelçisi katledildi. FETÖ terör örgütü ile ilişkili olduğu ortaya çıkan bir polis oldukça profesyonel bir hazırlık yapıldığı belli olan bu cinayetin failiydi. Sadece Türkiye ve Rusya arasındaki işbirliğini sabote etmek değil aynı zamanda Türkiye’nin teröre karşı mücadelesi bu terör eyleminin ana hedefi. FETÖ terör örgütü bir kez daha taşeron olarak gündemde.
Avrupa Birliği ülkelerinde ve başkenti Brüksel’de “teröre karşı mücadele” konusunda bol, bol nutuk çekilirken Türkiye terörün her türlüsüne karşı çetin bir savaşın içinde.

Türk askerleri, polisleri ve diğer güvenlik birimlerinin mensupları her gün PKK’lı, PYD/YPG’li ve DAESH’li teröristlere karşı canları pahasına mücadele vermekteler. AB üyesi ülkeler kendi kamuoyları karşısında zor durumda kalmamak için teröre karşı savaşa aktif olarak katılmamaktalar.

DAESH terör örgütü Paris’te ya da Brüksel’de onlarca insanı katlettikten sonra “terörü lanetleyen” politikacılar hiç bir zaman terörün kaynağının kurutulması için fazla sorumluluk yüklenmemekteler.

DAESH terör örgütünün Avrupa’da daha fazla kan akıtmasını istemeyenlerin bu terör örgütünü gerçekten yok etmek istiyorlarsa terörün kaynağını kurutmak için adım atmaları gerekiyor. Ancak atmıyorlar. Belçikalı, Hollandalı, Fransız ya da Alman askerlerinin Suriye ve Irak’ta teröre kurban gitmemesi tek hedefleri. Çünkü Alman, Fransız, Belçikalı ya da Hollandalı annelerin ağlamasından ve kamuoyunun tepkisinden korkuyorlar.

Buna karşın Türkiye’de anneler ağlıyor. Türkiye kamuoyu çok kızgın.

Türkiye’nin gencecik insanları tüm insanlık için hatta Avrupa kıtası için savaşıyorlar. Teröristler her türlü insanlık değerinden uzak yaratıklar ve terör günümüzün en büyük insanlık düşmanı bir illet olduğundan sivil ya da asker ayrımı yapmadan kahpece katlediyor.
Türkiye haftalardır teröre kurban veriyor. Türkiye’de anneler neredeyse her gün ağlıyorlar. Her gün cenazeler kaldırılıyor. Hastaneler yaralılarla dolu.

Teröre karşı savaşmayan ve bencilce hesaplarla sorumluluklarını yerine getirmeyen AB ülkeleri buna karşın ne yapıyor. Kendileri için canla, başla savaşanları desteklemek yerine bu savaşa köstek oluyor. Türkiye’de insanları katledenler AB ülkelerinde serbestçe gezmekteler.

İşte acı gerçek: Türkiye AB üyesi ülkelerden 2007 ve 2016 yılları arasında PKK, PYD, DHKP-C ve FETÖ terör örgütleri üyesi 292 teröristin iade edilmesini talep etti. Sadece 8 teröristin iadesi kabul edildi. Katiller hala AB ülkelerindeler.

Bu teröristlerden 217si PKK terör örgütü mensubu. 20 AB üyesinde faaliyetlerini sürdürmekteler.

Aynı şekilde 15 Temmuz 2016 tarihindeki kanlı darbe girişimine katılan 14 FETÖ terör örgütü mensubu da halen bulundukları AB ülkelerinde serbestçe gezmekte ve terörist faaliyetlerini sürdürmekteler.

Suriye’de ve Irak’ta terörün kaynağını kurutmak amacıyla sıcak savaşa katılmamayı “uyanıklık” sanan AB ülkeleri kendi kamuoylarını “teröre karşı koalisyona savaş uçağı verdiklerini” söyleyerek oyalamaktalar. Oysa yıllardır sadece havadan müdahale edilerek yok edilemedi DAESH. Gerçek bu!

Suriye’ye giren Türk askerleri DAESH’in nasıl yok edilebileceğini her gün kanıtlamaktalar.

Türkiye’yi teröre karşı savaşta yalnız bırakan ve daha bu yetmiyormuş gibi terörist katillerin serbestçe dolaşmasına göz yuman AB terörün evsiz, yurtsuz bıraktığı ve Suriye’deki diktatör Esad’ın da bunu fırsat bilerek katlettiği insanların bu cehennem ortamından kurtarılmasını da sadece seyretmekte.

İşte Halep’te yaşanan insanlık dramı ortada.

Eğer AB üyesi ülkelerde her gün hakkında çirkin sözlerin söylendiği Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı ve o yine AB üyesi ülkelerde hiç sevilmeyen Rusya Devlet Başkanı Putin ile konuşup anlaşmasaydı Halep’te onbinlerce insan katledilecekti.
O AB’nin çok bilmiş politikacılarının beğenmediği Erdoğan ve Putin kurtardılar bu insanları!

Halep’te kış koşullarında açlıktan, susuzluktan ve donmaktan ölmek üzere olan ve eğer bu nedenle ölmediyseler Esad’ın katilleri ya da Iran’ın şii milisleri tarafından katledilmek istenen çocuklar, kadınlar, yaşlılar kısacası binlerce sivil şimdi Türkiye’nin güvencesi altında kurtarılmış durumdalar. Türkiye sınırında kamplarda insanca yaşayabilmekteler. Ağır yaralılar Türkiye hastanelerinde.

3 milyonun üzerinde Suriyeliyi ülkesine kabul eden Türkiye onbinlerce Haleplinin de tek dostu.

Sahi nerede AB ve onun iş konuşmaya geldi mi çok konuşan politikacıları?

Bir kaç gün sonra noel akşamı kiliselere gidecek ve evlerinde süslü, püslü çam ağaçlarının yanında şarkılar söyleyecekler. Hediye paketleri açacaklar. Bu sayede iyi birer hristiyan olduklarını sanmaktalar.

Oysa noel akşamı Suriyeli müslümanlar ve hristiyanlar canlarını kurtarabildikleri ve bir lokma yemek yeme olanağı bulabildikleri için en başta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını dile getiren dualar okuyacaklar. Türkiye’ye teşekkür edecekler.
“Ne mutlu insanlık ölmemiş! Türkiye var” diyecekler.

İşte böyle buna karşılık AB ülkelerinde Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan hakkında çirkin laflar devam edecek. Belki de işte bunun için! Onlar noel akşamı hediye paketleri ile meşgulken Türk askerleri canları pahasına savaşmaya devam edecek. Türkiye’nin sosyal görevlileri Suriyeli, Halepli sığınmacılarla bir tas çorbayı paylaşacaklar. Bu gerçek AB’de birilerini çok rahatsız ediyor olmalı!

PAYLAŞIN:
Türk kökenli Alman politikacı Ozan Ceyhun, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)’den 4. ve 5. Dönem Avrupa Parlamentosu Milletvekilliği yaptı. SPD parti sözcülüğü ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecinde delegelik yaptı. Halen Almanya ve Brüksel’de partisi adına çalışmalar yürütmekte. Ayrıca AB İçişleri ve Adalet Politikaları alanında danışman olarak hizmet etmekte. 1979’de Boğaziçi Lisesi’nden mezun olan Ozan Ceyhun, İstanbul’da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı okurken cunta nedeniyle okuldan ayrıldı. 1980 darbesinde Avusturya’ya 1982 yılında ise Almanya’ya gitti. Almanya’da sosyal pedagog olarak eğitimini tamamladı. 1986 yılında Alman Yeşiller Partisi’ne üye oldu ve aktif çalışmalarda bulundu. Ağırlık noktası Almanya’da yabancılar ve mültecilerin durumları idi. 1992 ve 1998 yılları arasında Hessen Sosyal Bakanlığı’nda çalıştı. 1998 ile 2000 yılları arasında Yeşilller Partisi Almanya (Die Grünen) adına Avrupa Parlamentosu’nda görev aldı. Bu görevi 2000 yılında SPD’ye geçtikten sonra da 2004 yılına kadar devam etti.