“Suriye Üçlüsü”

Prof. Dr. ÇAĞRI ERHAN
Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü

Türkiye, Rusya ve İran, Moskova’da bir araya gelerek Suriye’nin geleceği konusuna asgari müştereklerde anlaşmamış olsalardı, Halep şu an 21. Yüzyılın en büyük mezbahasına dönmüş olacaktı. Masum insanların gözlerini kan bürümüş cellatların elinden kurtarılması şüphesiz Türk diplomasisinin büyük bir başarısıdır.

Moskova toplantısından üç önemli sonuç çıktı.

Birincisi, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda bu üç ülkenin mutabakatıdır. Gelecekte Suriye’de nasıl bir yönetim sistemi kurulabileceğini bugünden tahmin edemeyiz. Fakat üniter, federal ya da konfederal hangi yapı tesis edilirse edilsin, Ankara-Moskova ve Tahran arasındaki mutabakat sürdüğü müddetçe Suriye’nin parçalanarak, yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkmasına izin verilmeyeceği anlaşılıyor.

İkinci sonuç, Suriye’de terörle mücadelenin, Baas rejiminin devam edip etmeyeceğinden daha öncelikli bir konu hâline geldiğidir. Ülkenin terör unsurlarından tamamen temizlenmesinin barışın tekrar tesisi için gerekli olduğu net bir biçimde Moskova toplantısında teyid edilmiştir.

Üçüncü sonuç ise, Suriye muhalefetinin diplomasi masasında yer alabilmesi için Rusya ve İran’ın ilk kez yeşil ışık yakmalarıdır. Daha önce terör örgütü olmakla itham ederek muhatap almaktan kaçındıkları Suriyeli ılımlı muhalif unsurları bu iki ülkenin masaya çağırma ihtimali belirmiştir.

Önümüzdeki dönemde Suriye’deki savaşın bir an önce sona ermesi için bu üç ülkenin öncülüğünde yeni toplantılar yapılabilir. Şayet üç ülke arasında hâlen var olan bazı çok önemli görüş ayrılıkları giderilebilirse, önümüzdeki aylardan itibaren Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünde Suriye’de barışa ulaşılabilir.

Söz konusu görüş ayrılıklarından en önemlisi, Suriye’deki terörist grupların tanımlanmasıyla ilgilidir. DAEŞ’in terörist bir örgüt olduğu konusunda görüş ayrılığı bulunmazken, PYD-YPG’nin niteliği konusunda Moskova ve Tahran, Ankara’yla aynı yaklaşıma sahip olduklarını gösteren herhangi bir işareti henüz vermiş değiller.

Diğer yandan, Suriye’de güvenli bölgeler oluşturulması konusunda da Moskova toplantısından bir sinyal çıkmadı. Fırat Kalkanı operasyonunun başarıyla tamalanmasını müteakip terörden tamamen arındırılmış bölgenin güvenliğinin sağlanması ve savaş mağduru Suriyeli sivillerin sığınabilecekleri bir alanın korunması ancak bu üç devletin anlaşmasıyla mümkün olabilir. Üç devlet anlaşırlarsa, Birleşmiş Milletler de söz konusu alanı kendi himayesinde bir güvenli bölge olarak tanımlayabilir.

Son olarak, İran tarafından bölgeye taşınan silahlı milislerin ne zaman geri çekilecekleri konusu da bir muamma olarak ortada durmaktadır. Suriye dışından gelen bu silahlı grupların varlığının devamı gelecekte yeni mezhep çatışmalarının alevlenmesine yol açabilir. İran’ın, Orta Doğu’daki nüfuz alanını genişletme siyaseti sürdüğü müddetçe, ne Irak’tan ne de Suriye’den tamamen çekilmesini beklemek gerçekçi olmaz.

Moskova toplantısında ulaşılan sonuçların kalıcı olup olmayacağını, Türkiye, Rusya ve İran’ın yeni düzenin garantörleri olarak “Suriye Üçlüsü” şeklinde anılıp anılmayacaklarını önümüzdeki günlerdeki gelişmeler gösterecek. Bugün net olan bir hafta öncesine göre Halep’teki sivillerin daha güvenli bir ortama taşınmış oldukları. Topyekûn sükûnet ve barış içinse daha yapılacak çok şey var…

PAYLAŞIN:
Şu anda Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü olan Çağrı Erhan, 1993’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitede, 1996’da uluslararası ilişkiler yüksek lisansını, “Türk-Amerikan İlişkilerinde Afyon Sorunu” başlıklı tezi savunarak tamamladı. 2000 yılında da, “Osmanlı-Amerikan Siyasi İlişkileri” başlıklı teziyle, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünde doktor unvanını aldı. 2003’te siyasi tarih doçenti oldu. 2009 yılnda profesör oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakülteleri ile TOBB ETÜ’de, “Osmanlı Diplomasi Tarihi”, “Türk-Amerikan İlişkileri”, “Siyasi Tarih”, “Uygarlık Tarihi”, “NATO” ve “Amerikan Diplomasi Tarihi” derslerini vermektedir. 2002′den itibaren, Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) Yürütme Kurulu, Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Yayın Kurulu, Türk Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu, Tarih Yazıcılığı’nın Avrupa Boyutu Projesi Ulusal Komitesi, Avrupa Konseyi Tarih Eğitimi Projesi Yönetim Kurulu, Uluslararası Siyasi ve Ekonomik İlişkiler Merkezi Merkez Kurulu üyeliklerinde bulunan Çağrı Erhan, Uluslararası İlişkiler Dergisi ve Ankara Avrupa Çalışmaları dergilerinin kurucu editörlerindendir. Çağrı Erhan, Ekim 2000-Kasım 2003 arasında Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdür yardımcılığı görevini yapmıştır. Aralık 2005′te aynı merkeze müdür olarak atanmıştır. Şubat-Kasım 2008′de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Ocak 2009′da profesör olmuştur. Halen Mülkiye’de Ortadoğu, Osmanlı Diplomasi Tarihi, ABD Dış Politikası, NATO ve TOBB ETÜ’de Siyasi Tarih dersleri vermektedir.