Kutadgu Bilig’e Göre Komutan ve Ordu Nasıl Olmalı?

Prof. Dr. ALİ F. KARAMANLIOĞLU

Bilindiği gibi, İslâmî Türk edebiyatının biri filolojik, diğeri edebî ve kültürel sahada olmak üzere ilk iki büyük âbidesi Kaşgarlı Mahmud’un “Divanü Lugati’t-Türk”ü ile Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig” adlı ölümsüz eserleridir. Her ikisi de biribirinden farklı yönlerde Türk kültürünün iki büyük hazinesidir. Divan nasıl bilhassa filolojik bakımdan Türk dilinin tarihî gelişmesini aydınlatıcı bir bilgi ve malzeme zenginliğine sahip ise, Kutadgu Bilig de edebî değeri yanında o devir içtimaî hayatını aksettirmesi bakımından aynı ehemmiyeti haizdir.

Kumandanın nasıl bir kimse olması gerektiği ve vasıfları hakkında, eserde söylenenler, tabiatiyle, tarih boyunca bu kabil çeşitli eserlerde ve çoğu sâde bir kumandan için değil, kitle idare eden, hattâ sâdece başarılı ve iyi bir insan olmak isteyen herkeste bulunması gereken vasıflardan başka bir şey değildir. Ancak bunların dışında veya yanında öyle bâzı vasıflar da zikredilmiştir ki, bir kısmı bugün için değişmiş, farklı ve tuhaf görüşler gibi gelebilirse de, bir kısmı muhakkak ki bugün de askerlik mesleğinde iyi bir kumandanda aranan vasıflardır.

Bizim için esas olan bu görüşlerin bugün de değerini muhafaza edip etmemesinden önce, Türk kültürünün temel kitaplarından biri olan Kutadgu Bilig’deki bu vasıfların ve ideal bir kumandanın nasıl olması gerektiğinin belirtilişidir. Buna rağmen, aşağı yukarı 900 yıl önce yazılmış olan bu eserde ordu kumandanı ve asker için söylenilenlerin bugün de ilgi çekici olabileceğini sanıyorum.

Komutan nasıl olmalı?

Cesur ve Mert Olmalı

Kumandan her şeyden önce çok çevik, sert, tecrübeli, tam ve pek yürekli bir kimse olmalıdır. Sonra aynı zamanda seçkin bir insan olup, töhmet altında kalmamak için ihtiyatlı ve uyanık davranmalıdır. Cömert, cesur, alçak gönüllü, soğuk-kanlı ve sofrası herkese açık bulunmalıdır. Kendisine, at gibi, giyim-kuşam, silâh ve teçhizat gibi en lüzumlu şeyler dışında bütün mal ve servetini askere dağıtmalıdır. Ona şöhret kazanıp, dünyaya nam salmak yeter. Ailesini, çoluk çocuğunu düşünerek, mal-mülk peşinde koşmamalı veya mal-mülk, bağ-bahçe edineceğim diye gümüş (para) yığmamalıdır. Silâh arkadaşlarına sık sık ihsan ve ikramda bulunmalıdır. Böyle olursa onun etrafında mert yiğitler toplanır ve icabında tatlı canlarını feda ederler.

Korkak Olmamalı

Kutadgu Bilig’e göre de bir kumandan için en kötü vasıf korkak olmaktır. Harpte korkak kimselerin yeri yoktur, korkak insanlar kadınlara benzerler! Korkakların zararı yalnız kendisine de kalmaz, orduyu da bozarlar. Halbuki harpte düşmanın her türlü hücumuna karşı cesur yiğitler dayanır ve ölüm için de ancak ecelin gelmesi lâzımdır, eceli gelmeden kimse ölmez. Burada müellif bir darbımeselle “Anadan doğan hiç kimse ecelsiz ölmez; düşmanı görünce neden korkarsın?” diye soruyor (beyt: 2288). Onun için muharebede hücum etmeli ve düşmanla erkekler gibi vuruşmalıdır.

Şeref ve Haysiyet Sahibi Olmalı

Kumandan haysiyet sahibi olmalıdır. O düşmana şerefi için karşı koyar ve intikamını almadan geri dönmez. Harpte ilk önce şerefsiz insanlar kaçar. Şerefli insanlar ise, düşmanı darmadağın eder, cesur insan haysiyetli olur, haysiyetli insanlar da ancak vuruşarak ölürler. Kumandanın aynı zamanda halka ve askere kendisini sevdirmesi için iyi tabiatli ve alçak gönüllü olması gerekir. Alçak gönüllü kimseler karşısındakine kendisini sevdirir, onun kalbini kendine ısındırır. Kötü dilli ve hiddetli, kimseler ise, insanları kendinden soğutur ve uzaklaştırır. Hele ordu kumandanı mağrur olursa, düşman karşısında da mağlup olur. Çünkü mağrur adam ihmalkârlık eder, ihmalkâr adam da ya bozguna uğrar, ya da vakitsiz ölür.

Kumandanın nam salması için cesur ve heybetli olması yanında kılık-kıyafeti, saçı, sakalı, giyim-kuşamı da düzgün olmalıdır. Nasıl sevmeleri için iyilere iyi davranması gerekiyorsa, kötülere de kendisinden korkmaları için heybetli görünmesi lâzımdır.

Disiplinli ve Doğru Sözlü Olmalı

Ordu kumandanı disiplinli davranmasını ve disiplini korumasını bilmelidir, orduda disiplin esastır ve her şey buna bağlıdır. Disiplin olursa, ordu başsız kalmaz, ordu başsız kalırsa, artık ondan hayır gelmez ve bozulur. Kötülere haşmet, iyilere hürmet gerekir, iyi insanlara iyi davranmalı ve bütün yükü onlara yüklememelidir. İnsanlar bunu ararlar ve iyiliğini gördüğü kimselere kul olurlar. Müellif burada yine bir meselle iyilik ve insanlığı övmektedir.

Bundan sonra tekrar müellif işinde muvaffak olabilmesi ve yolunun emin bulunması için kumandanda şu vasıfları arıyor: Söyledikleri doğru olmalı ve sözüne emniyet edilmelidir. Büyükler yalancı olursa, halkın itimadı kalmaz, diyor. Cömertlik ve cesaret tekrarlanıp, yine hasislik ve korkaklık yeriliyor. Hile ve kurnazlık yollarını da bilmesi tavsiye ediliyor. Muzaffer olmak için sebatkâr, askeri coşturmak için de kesin olmalıdır. Böyle bir kumandan askerin başına geçerse, her zaman başarıya ulaşır.

Ordu Nasıl Olmalı?

Asker çok değil, fakat seçme olmalı, teçhizatı da tamam bulunmalıdır. İşe yaramayan kalabalığa lüzum yoktur, bunlar faydadan ziyade zarar getirir. Kalabalıkta disiplin de kaybolur, ordu başsız kalır ve ordu başsız kalınca askerin cesareti kaybolur. Burada yine bir misalle Yusuf Has Hacib kumandana “çok asker isteme seçkin asker iste!” diye nasihat ediyor. Bir çok kumandan çok askerle bozguna uğradılar, diyor. Gerçekten tarih iyi teçhiz edilmemiş ve eğitilmemiş, isabetli bir sevk ve idareden mahrum kitlelere karşı daha az mevcutlu fakat seçkin ve tam teçhizatlı, iyi idare edilen orduların zaferleri ile doludur ki, bunlardan biri de tarihimizin büyük zaferlerinden biri olan ve bu eserin tamamlanışından bir-iki yıl sonra Alp Arslan’ın meşhur Malazgird Meydan Muharebesidir.