Bizi Hangi Paradigma Kurtaracak?

H. HÜMEYRA ŞAHİN
University of London, The School of Oriental and African Studies

Terör, ölü, yaralı, bomba, saldırı kelimelerinin kulaklarımızı doldurduğu, zihnimizi kuşattığı bir dönemde metaneti, sabrı, birliği, beraberliği ne kadar tedavüle sokabilirsek, bu mücadeleyi o kadar kesin şekilde kazanacağız. Çok şükür ki, milletimiz bu konuda büyük bir feraset gösteriyor. Sabrı zorlayan her saldırı karşısında biraz daha metanet yükleniyor. Birimizin sağduyusu diğerimize ayna oluyor.

İzmir’de meydana gelen adliye saldırısında şehit olan Fethi Sekin hepimize ayna olmadı mı? Fedakarlığın, vatanseverliğin, ülkenin bekası için candan vazgeçmenin asaletini onun yiğit duruşunda görüp etkilenmedik mi? Allah rahmetiyle kuşatsın. Eşine, ailesine sabırlar versin. Evlatlarını, bu onuru ömür boyu taşıyacak güzel bir gelecekle buluştursun.

Anadolu, polisimiz ve askerimiz gibi silahlı mücadele güçleri yanında, silahsız ordularla dolu. Gecenin derinliğinde duaların göğe yükseldiği bir maneviyat yurdu çünkü. Yolu hiç devlet dairesine düşmemiş, bürokrasiyle yolu hiç kesişmemiş nice gönül insanı, devletin bekası için dualar edip, tesbihatlarda buluşuyorsa, bu ordunun gücünü de hesaba katmak durumundayız.

Şehit haberleriyle hepimizin yürekleri yufkalaşsa, içimiz acısa da, akıl mücadelesini bırakmadan, siyasetin icap ve imkanlarını kullanarak, emanetin hakkını vermek durumundayız.

Bu yeni yol ve stratejiyi, yüreklerimizin bu derece yufkalaştığı bir zamanda dahi inşa edebilmeliyiz. Acıların insanı terbiye eden, kirlerden arındıran bir boyutu var. Şerleri hayra ancak böyle dönüştürebilir, bu mücadeleden Türkiye’yi iyilikleri çoğaltarak çıkarabiliriz.

Elbette bu süreçte bize rehberlik edecek siyaset teorileri lazım. Fakat dünya öylesine karmaşık bir süreçten geçiyor ki, daha önce dış politikaya, iç siyasete yön veren tüm kavram ve paradigmalar da iflasın eşiğinde. Batılılaşma, küreselleşme, post-kolonyal teoriler, yeni dünyayı anlamaya ve yönetmeye yetmiyor. Gerek Avrupa, gerek ABD, 20.yy’dan kalma bakış açılarının artık 21.yy’ı işletemediği gerçeğiyle her gün farklı bir boyutta yüzleşiyor. Böyle dönemlerde kaba güç devreye giriyor. Tüm dünyayı kuşatan son derece hoyrat bir dönemsel etkiyi yaşıyoruz. Hangi kavramların peşinden gidecek, hangi paradigmaların vizöründen bakacağız.

Türkiye’de de, durum bundan farksız. Batılılaşma, İslamcılık, Atatürkçülük, laiklik gibi tüm kavramlar yorgun, yıpranmış ve içeriksiz. Gerek global, gerek ulusal çapta yeni bakış açılarına, kavramsallaştırmalara, yeni kurgulara ihtiyaç var. Bu inşa döneminin aktörleri eski dünyanın demode akılları olmayacak elbette. Dünyanın farklı bölgelerinde, sömürgeciliğin tasallutundan, vesayetlerin tahakkümünden, küreselleşmenin yüzeyselliğinden, Batılılaşmanın tekdüzeliğinden mustarip halde, nice duygu biriktirmiş yeni sosyolojiler içinden çıkacak yeni dünya kurguları. Türkiye bu anlamda bu kurucu paradigma fikrinin en münbit coğrafyası. Gerek tarihi mirası, gerek genç nüfusu, gerekse son yıllarda güçlenerek aksiyona dönüşebilen iradesiyle söyleyecek yeni sözleri olan bir ülke. Fakat bu sözleri sisteme dönüştürecek yol biraz zahmetli ve zor. Bedeller ödüyoruz. Canımız yanıyor. Bu süreçte peşine takılacağımız kavram ise, şimdilik birlik-beraberlik. Bu küresel belirsizlik içinde ancak bu şekilde hikayemizi tamamlayabiliriz.

PAYLAŞIN:
Cumhurbaşkanlığı Danışmanı ve Akşam Gazetesi yazarı H. Hümeyra Şahin, 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü”nden mezun oldu. 2001 yılında Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü”nde ”Osmanlı Modernleşmesi” konulu yüksek lisans tezini hazırladı. 2007-2008 yılları arasında University of London, SOAS”ta eğitim amaçlı bir programa katıldı. Çeşitli uluslararası projelerde yer aldı. Dünya Tarihi, Şehir Tarihi, Kültür Tarihçiliği gibi konularda seminerler verdi. Çeşitli yayın organlarında deneme ve hikayeleri yayınlandı. Şahin, halen akademik referanslı çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşunun başkanlığını yapıyor, aynı zamanda doktora çalışmalarını sürdürüyor.