Yurt Dışındaki FETÖ’cüler…

Yrd. Doç. Dr. İSMAİL KAPAN
Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Farklı ülkelere kaçmış olan FETÖ mensuplarını, sığındıkları ülkelerden geri getirmenin kolay olmadığı ortada… Öyle ki, mesele muhatap ülkelerle ilişkilerimizi fena hâlde gerecek noktaya geldi!..

Yunanistan Hükûmeti, 15 Temmuz gecesi helikopterle bu ülkeye kaçmış olan 8 darbeci FETÖ mensubunu, daha önce verdiği söze rağmen, iade etmemekte direniyor. Oysa bu tutum, uluslararası hukuk prensiplerine de, iyi komşuluk ilişkilerine ve de Yunanistan’la hâlen var olan suçlu iade anlaşmasına açıkça aykırı. Yunanistan’ın, özünde kendi menfaatlerine de kesinlikle ters olan bu tavrının altında, birçok etken yatıyor olabilir…

İkili ilişkilerin geçmişine ve hâlihazırdaki seyrine baktığımız zaman, bu ülkenin; öteden beri Avrupa’nın hesapsız ve haksız desteğine bel bağlayarak, çoğu kez şımarıkça ve boyundan büyük işlere de kalkıştığını görürüz. Yıllardan beri Ege’deki kıta sahanlığı ve karasuları meselesinde, uçuş koridoru konusunda ve bilhassa Kıbrıs ihtilafında, yukarıda belirttiğimiz ölçüsüz desteğin gölgesinde; uzlaşmaz, tahrik edici ve devlet kavramıyla bağdaşmayan davranışlar içinde olmuştur. Son günlerde Kardak kayalıkları çevresinde, benzer bir hareket içine giren Yunanistan’ın, esasen Türkiye’ye rakip olacak veya onu zorlayabilecek bir kapasiteye sahip olmadığı açık. Lakin içinden bir türlü çıkamadığı derin ekonomik kriz ve iflas durumu sebebiyle, içerideki öfkeyi bir bahane ile dışarıya yönlendirmeye ve böylece durumun vahametini kamufle etmeye çalışıyor…

Diğer taraftan, önceki gün ülkemizi ziyaret eden Almanya Şansölyesi Angela Merkel, uzun zamandır ülke içi siyasi durum ve AB’deki krizler sebebiyle, siyaseten büyük zorluklar içinde… Son dönemlerde yapılan yerel seçimlerde partisi önemli ölçüde oy kaybetti. Önümüzdeki eylül ayında yapılacak seçimlerde, durumu hayli kritik görünüyor. Kendisi bu yüzden ciddi bir tedirginlik içerisindeyken, özellikle göç ve göçmen politikaları dolayısıyla, hem ülkesinden hem diğer AB üyelerinden yoğun tepkilerle yüz yüze geldi. Merkel, bu tepki ve baskılar yüzünden, göçmen kabulü konusunda ve genel olarak göç meselesinde, uygulamak istediği politikaları hayata geçiremedi. Son bir buçuk yıl içinde, beşinci defa ülkemize gelen Bayan Merkel, vermiş olduğu sözleri de bir türlü yerine getiremedi.

Bu arada Türkiye aleyhine faaliyet gösteren binlerce bölücü terör örgütü militanıyla ilgili olarak, Türkiye’nin meşru taleplerine de cevap veremedi. Üstüne üstlük, 15 Temmuz ihanet kalkışmasından sonra, FETÖ mensubu pek çok darbeci-militan, soluğu Almanya’da aldı ve burada büyük himaye görüyorlar. Merkel’in ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı ve Başbakan haklı olarak konuyu gündeme getirdi. Ancak ABD’nin, Yunanistan’ın öne sürdüğü gibi; o da, kanıtlardan ve mahkeme kararından dem vurdu!.. Oysa daha önce gönderilmiş 4 bin 500 dosyadan hiçbiri için, adam gibi bir işlem yapılmadı. Besbelli, Merkel ve ülkesi ipe un sermeye devam edecek…

Aynı durum Amerika için de söz konusu. Türkiye tam dört senedir, 1999 yılından beri Pensilvanya’da barındırılan FETÖ elebaşının iadesini talep ediyor. Şimdiye kadar işlediği suçlarla ilgili, seksen küsur klasör dolusu bilgi ve belge gönderdi. Fakat ABD tarafı, hâlâ “yeterince açık kanıt yok” diye sayıklıyor ve topu mahkemeye atıyor. FETÖ elebaşı da sağlanan bu konfor içinde, şer faaliyetlerine devam ediyor…

Velhasıl, ABD; Almanya, Yunanistan, Fransa, Belçika ve diğerleri, devletler hukuku kurallarına, uluslararası ilişkiler ilkelerine ve ikili ve çok taraflı anlaşma hükümlerine açıkça aykırı tutum içinde, Türkiye’ye karşı asla dostane olmayan uygulamalara imza atıyor…

Öyle anlaşılıyor ki, bu mesele daha çok başımızı ağrıtacak. O hâlde Türkiye’nin bu konuda çok daha kapsamlı bir strateji geliştirmesi gerekiyor… Bunun için, derhal ciddi bir diplomatik ve istihbarî hazırlık yapılması; Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın da dün dile getirdiği üzere, mütekabiliyet esasları içinde, ilgili her ülkeye karşı aynıyla tavır takınılması zarurettir.

Demem o ki, bir an evvel söylemden eyleme geçerek, ülkemizin ulusal güvenliği ve menfaatleri bakımından, tehlike arz eden durumları bertaraf etmekten başka çare yok. Zira şu ana kadar ortaya çıkan sonuçlardan görüyor ve anlıyoruz ki, FETÖ ve onunla çoktandır iş birliği içine girmiş olan; başta bölücü örgüt PKK ve diğer şer odakları, ülkemize karşı her türlü kahpece eyleme girişmekten kaçınmayacaklar. Şu hâlde ne pahasına olursa olsun, bunları durduracak tedbirleri almak gerekiyor…

PAYLAŞIN:
Yrd. Doç. Dr. İsmail Kapan, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanıdır. 1956 yılında Malatya’nın Pütürge ilçesine doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans; aynı üniversitenin İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında Yüksek Lisans ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde de doktora eğitimini tamamladı. 1978 yılında köşe yazarı olarak profesyonel gazetecilik hayatına başlayan Kapan, aynı meslekte yazı işleri müdürü, sorumlu müdür, genel yayın müdürü ve genel koordinatör olarak uzun yıllar yöneticilik görevlerinde de bulundu. Askerlik görevinden sonra, bir süre avukat ve hukuk müşaviri olarak serbest çalışan İsmail Kapan, tekrar gazetecilik mesleğine döndü. 1993 yılında İhlas Haber Ajansı’nı (İHA) kurdu ve bir buçuk yıl süre ile genel müdürlüğünü yaptı. Kapan, köşe yazarlığının yanı sıra 1993 yılından beri görsel medya alanında da çalışmalarını devam ettirmektedir. İsmail Kapan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesidir.