Erdoğan’ın Körfez Ziyareti

Yrd. Doç. Dr. İSMAİL KAPAN
Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Bahreyn Krallığı 1971 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. 2002 yılına kadar “Emirlik” olarak anılıyordu. Bu tarihte resmî olarak “Krallık” ismini aldı. 780 km2’lik yüzölçümü ile dünyanın en küçük üçüncü ülkesi. Kişi başına 23 bin dolar millî geliri ve bölgede en erken geliştirdiği serbest ekonomisiyle (ABD ile özel ticari anlaşma yapmış) ve özellikle hızla geliştirdiği finans piyasalarıyla, önemli bir pazar oluşturuyor. Bahreyn’in ekonomik alandaki bu başarılarına gölge düşüren durum ise, ülkede mevcut yüksek oranlı (Yüzde 71) Şiî nüfusun yol açtığı siyasi gerginlikler…

2011’de başlayan Arap Baharı ile birlikte Bahreyn’de büyük hadiseler yaşandı. Sükûneti temin edebilmek için, Suudi Arabistan’dan takviye güvenlik gücü istemek zorunda kaldı…

Hâlihazırda sükûnet hâkim olsa da, mezhebî gerginlik ortadan kalkmış değil. Arapça “İki deniz” anlamına gelen Bahreyn, bir ada ülkesi (toplam 33 adadan oluşuyor) ama 25 kilometrelik Kral Fahd Köprüsü ile deniz üzerinden S. Arabistan ana karasına bağlanmış durumda…

Bahreyn Kralı (Melik) Hamîd bin İsa El Halife, 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra, Türkiye’yi ziyarete eden ilk Arap devlet adamıdır. El Halife, kalabalık bir heyetle ülkesini ziyaret eden Erdoğan’a önceki gün Bahreyn’in en yüksek nişanını takdim etti. Türkiye ile Bahreyn arasında, diplomasi; ekonomi, enerji ve savunma alanlarında iş birliğini güçlendirmek üzere dört ayrı anlaşma imzalandı. Türkiye ile Bahreyn arasında ticaret hacmi halen 350 milyon dolar civarında. Ancak bu karşılıklı ziyaretlerle hacmi arttırma konusunda hızlı adımlar atılabiliyor. Özellikle faizsiz bankacılık konusunda önemli bir merkez olan Bahreyn, hâlen Arap Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi’nin dönem başkanıdır. Bahreyn’in başkanlık döneminde Konsey, Türkiye’de önemli bir toplantı yapacak. Bahreyn küçük bir ülke olmasına rağmen, askerî alanda da ciddi harcamalar yapan bir ülke…

Gezinin ikinci durağı olan Suudi Arabistan ise, nüfus; kaynaklar ve yüzölçümü bakımından Arap Yarımadasının en büyük ülkesi. Toprak bakımından Cezayir’den sonra en geniş Arap Memleketi (2 milyon 250 bin km2…) Dünyanın en büyük ikinci petrol rezervi ve altıncı en büyük doğalgaz rezervine sahip…

1932’de kurulan ülkede, ilk petrol yatakları 1938 yılında keşfedilmekle birlikte, ancak 1950’lerden sonra üretime hız kazandırılabilmiş. Hâlihazırda petrol üretim hacmiyle, dünyada birinci sırayı elinde tutuyor. S. Arabistan aynı zamanda dünyada en fazla askerî harcama yapan dördüncü ülke!..

Millî gelirinin yüzde 7 ila 10’u kadar savunma harcaması yapıyor. Bazı kaynaklara göre 2013 yılında yaptığı 67 milyar dolarlık askerî harcama ile İngiltere, Fransa ve Japonya’yı dahi geride bırakmıştır. S. Arabistan en fazla ABD, İngiltere ve Fransa’dan silah almaktadır. Kanada ülkesi de, tarihinin en büyük silah satışını (15 milyar dolar) bu ülkeye yapmıştır…

Bu askerî kapasite ile S. Arabistan orta büyüklükte bir bölgesel güç olarak değerlendirilmektedir. Arap coğrafyasındaki askerî ve siyasi ihtilaflara, doğrudan ve dolaylı müdahalelerle S. Arabistan, ismi sık gündeme gelen bir ülke. Son zamanlarda özellikle Yemen’deki iç çatışmalara ve orada ülkeyi istikrarsızlaştıran Husilere karşı çok geniş çaplı askerî operasyonlar gerçekleştirmektedir. Bu sebeple Yemen’deki Husi güçleri (Şia’ya yakın Zeydî itikadında…) üzerinden bölgeyi siyasi yönden etkilemeye çalışan İran ile de ciddi gerilimler yaşamaktadır. Ekonomisi yüzde 75 petrol ve petrol türevlerine dayanmaktadır. İhracat gelirinin yüzde 90’ını petrol ürünlerinden elde ediyor.

Türkiye ile S. Arabistan ilişkileri, özellikle şimdiki Kral Salman bin Abdülaziz’in iktidara gelmesiyle olumlu yönde büyük ivme kazandı… Suriye politikasında iki ülke aynı istikamette önemli adımlar attı.

Dışişleri, Savunma, Ekonomi ve Enerji Bakanlarıyla birlikte, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da eşlik ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad’da; Orta Doğu Bölgesi ve genel olarak İslam Dünyasının meselelerine dair, çok önemli görüşmeler yaptı.

Kral Salman’ın yanında ülkenin üçüncü kuşaktan en önemli iki lideri olan Veliaht Prens Muhammed Bin Naif (Babası da veliaht olmuş ancak tahta oturamadan vefat etmişti) ve İkinci Veliaht Prens Muhammed Bin Salman (Şimdiki Kralın oğlu) ile ayrı ayrı görüşmeler yaptı. Veliaht Prens Muhammed Bin Naif, aynı zamanda Başbakan (Reis-u Meclisi-l Vuzera) olan Kral’ın Naibi ve İçişleri Bakanıdır. “Veliaht Vekili” Bin Salman da (Dünyadaki en genç) Savunma Bakanı, Kraliyet Mahkemesi Başkanı ve Siyasal ve Ekonomik İşler Konseyi Başkanıdır. Kral Salman’ın, kardeşi Prens Muqrin’i azlederek, yerine getirdiği genç Veliaht Prens tahta oturma şansı bulursa, üçüncü kuşaktan ilk Suud Kralı olmuş olacak…

PAYLAŞIN:
Yrd. Doç. Dr. İsmail Kapan, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanıdır. 1956 yılında Malatya’nın Pütürge ilçesine doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans; aynı üniversitenin İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında Yüksek Lisans ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde de doktora eğitimini tamamladı. 1978 yılında köşe yazarı olarak profesyonel gazetecilik hayatına başlayan Kapan, aynı meslekte yazı işleri müdürü, sorumlu müdür, genel yayın müdürü ve genel koordinatör olarak uzun yıllar yöneticilik görevlerinde de bulundu. Askerlik görevinden sonra, bir süre avukat ve hukuk müşaviri olarak serbest çalışan İsmail Kapan, tekrar gazetecilik mesleğine döndü. 1993 yılında İhlas Haber Ajansı’nı (İHA) kurdu ve bir buçuk yıl süre ile genel müdürlüğünü yaptı. Kapan, köşe yazarlığının yanı sıra 1993 yılından beri görsel medya alanında da çalışmalarını devam ettirmektedir. İsmail Kapan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesidir.