Rakka Operasyonunun Bir Adım Ötesi: Politik Yansımaları

Dr. NİHAT ALİ ÖZCAN
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Rakka’yı DAEŞ’den almak için girişilen operasyon sürüyor. Harekâtı ABD Özel Kuvvetleri koordinesinde PKK/PYD da yürütüyor. Ancak sorunun karakteri, çatışan çıkarlar, bölgeye hâkim kaotik politik iklim harekâtın sorunları çözmek yerine bir sonraki adımda yeni ve öngörülemez sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Başka bir ifadeyle, harekât açıkça tarif edilmiş bir politik hedefi gerçekleştirmekten uzak.

Bugünkü haliyle harekât, “asimetrik bir düşmanın” fiziki kapasitesini azaltmaya ve kamuoyunu rahatlatmaya yönelik istatistikî veri üretmeye matuf görünüyor. Oysa DAEŞ gibi hibrit bir düşmanla mücadele, sadece fiziki kapasiteyi zayıflatmayı hedeflemez. Daha önemli olan, temizlik sonrası coğrafi mekânları elde tutmayı ve yeniden siyasi, sosyal “meşru” bir yapıyı inşayı gerektirir. Bu hedefin gerçekleşmesi ise ancak uyumlu, meşru güç koalisyonu ve bölgesel aktörlerin olumlu işbirliğiyle mümkündür.

Obama’nın zamana oynayan Suriye hamlelerinin sonuç vermek bir yana, tabloyu daha da içinden çıkılmaz hale getirdiği şimdiden görülebiliyor. Nitekim Trump’ın iktidara gelir gelmez kendi ekibinden yeni bir plan yapmalarını istemesi tablonun iç açıcı olmamasındandı.

Başta Suriye olmak üzere hazırlanacak yeni plan için görüş ve veri toplama turları bütün hızıyla sürüyor. Bu bağlamda, ziyaretler sıklaşmaya başladı. Önce CIA Başkanı Ankara’ya geldi. Ardından ABD Genelkurmay Başkanı İncirlik’te mevkidaşı Orgeneral Hulusi Akar’la görüştü ve Hatay’a geçerek muhaliflerin durumunu anlamaya çalıştı. Ardından da ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı, senatör John McCain önce Ankara’yı, ardından da Kobani’yi ziyaret etti.

Trump’ın ekibi öncelikle siyasi hedefleri netleştirecekler. Günün sonunda DAEŞ’in yok edilmesini, bu çerçevede nasıl bir Suriye ve Irak hedeflediklerini ortaya koyacaklar. Ardından da bunu hayata geçirecek askeri, diplomatik ve diğer araçların hangi ölçekte, zaman boyutunda, zeminde, ne kadar bedel ödemeye hazır olarak, kimlerle işbirliği yaparak veya çatışarak gerçekleştirileceğine karar verecekler.

Bu aşamada Türkiye ABD’ye “birlikte” ve ÖSO güçleriyle Rakka’ya gitmeyi teklif ediyor. ABD ise, henüz kesin kararını vermedi ve veri toplamayı, durumu değerlendirmeyi sürdürüyor. Ancak ABD yönetiminde (özellikle askeri kanatta) ağırlıklı görüşün PKK/PYD ile Rakka operasyonuna devam yönünde olduğu anlaşılıyor. ABD’nin ortaya koyacağı yeni Rakka harekât planı, bunu icra edecek ittifak kompozisyonu, bölgesel gelişmelere ilgi duyanların “siyasi ve güvenlik öngörülerini” netleştirecektir. Özellikle de Türkiye’nin.

Rakka harekâtında ABD’nin seçimi ne olursa olsun, Türkiye kendisini yeniden konumlandırmak zorunda kalacaktır. Çünkü elimizde bu tercihin etki edeceği uzun bir liste var.

Harekât sadece DAEŞ’in Suriye’deki geleceğini belirlemeyecektir. Aynı zamanda, Türkiye-ABD ilişkilerini, Türkiye Rusya ilişkililerini, Türkiye, Suriye ilişkilerini, Türkiye’nin İran’la ilişkilerini, Türkiye, ÖSO ilişkilerini, Türkiye’nin DAEŞ’le mücadelesini, Türkiye’nin PKK ile mücadelesini, Türkiye’nin Barzani ile ilişkilerini, Türkiye’nin iç politikasını derinden ve uzun süreli etkileyecektir.

PAYLAŞIN:
Dr. Nihat Ali Özcan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir. Halen Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)’da araştırmacı olarak çalışmaktadır. 1979 yılında Kara Harp Okulundan teğmen olarak mezun olmuştur. Mezuniyetinden sonra orduda değişik yerlerde ve rutbelerde görev almıştır. Subay olarak görev aldığı dönemde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiştir. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “1919-1922 Yılları arasında Türkiye’de Milli Ordu, konulu tezi ile 1994 yılında yüksek lisans eğitimini bitirmiştir. Özcan; 1998 yılında keni isteği ile ordudan emekli olmuştur. Aynı Üniversiteden 1999 yılında doktora derecesini almıştır. Doktora tezi, PKK konusunda yapılan ilk akademik çalışmadır. Doktora tezi daha sonra (PKK Tarihi, İdeolojisi ve Yöntemi) ismiyle yayınlanmıştır. Bir süre serbest avukatlık yapmış, 1999-2002 arasında ASAM’da (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) terörizm konusunda çalışmıştır.