ABD, PKK’yı Desteklemeyi Nasıl Bırakır?

UFUK ULUTAŞ
Ohio State University

Bir önceki yazımda El-Bab sonrası istikametin Menbiç ve Tel Rıfat bölgesi olması gerektiğinden bahsetmiştim. Türkiye şimdiye kadar DEAŞ’a karşı ortaya koyduğu mücadeleyle sınır hattını DEAŞ tehdidinden büyük ölçüde güvence altına almış oldu. Bu aşamada Türkiye’nin önceliği DEAŞ değil, PKK’dır. Şimdi ABD’sinden Rusya-İran-Esed üçgenine kadar, sahadaki aktörler DEAŞ’la mücadelede kendi üstlerine düşeni yapsınlar. Bu esnada ise Türkiye kendi sınır güvenliğine en doğrudan tehdit olan Suriye’deki PKK yapılanmasına odaklanmalı.

ABD PKK ile çalışmaya devam edeceğini artık net bir şekilde ifade eder duruma geldi. Türkiye ile yapılan görüşmeler sanki daha çok Türkiye’yi YPG’nin Rakka operasyonundaki rolüne ikna etmeye yoğunlaştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) PKK ile çalışma konusunda Trump yönetimini ikna etmişe benziyor. Uzun süredir PKK’nın medya kampanyasını ve kamuoyunda meşrulaştırma görevini de CENTCOM yapıyor. CENTCOM Trump’a PKK’yı şu mantıkla pazarladı: “Eğer Suriye’de PKK ile çalışmazsak daha fazla Amerikan askeri göndermek zorunda kalacağız”. Bu mantığın ABD’de karşılığı var; zira daha fazla askeri angajman ABD askerlerinin geri geleceği daha fazla tabut demek.

Anlaşılan bu mantık Washington’da işe yaradı. Şimdi ikinci aşamaya geçti CENTCOM. SDG soslu YPG’nin Rakka’da başarılı olması için daha fazla ağır silah ve zırhlı araç desteğine ihtiyacı var diyorlar. ABD Özel Kuvvetleri PKK-YPG militanlarını eğitmeye devam ederken, zırhlı araç sevkiyatı da sahadan gelen bilgilere göre hızlandı. CENTCOM çocuk yaştaki PKK’lı militanların resmini “müttefik” diyerek paylaşacak kadar kafayı kurmuş durumda. Rus AK-47’lerini, Marksist PKK militanlarına dağıtma görevi de “özgür dünyanın lideri” ABD’nin Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na düşmüş durumda.

Muhtemelen Musul’dakine benzer bir operasyon senaryosu Rakka’da pazarlanacak. ABD, Türkiye’nin çekincelerine cevap verme adına, “şehir merkezine YPG’liler girmeyecek, çeperdeki operasyonlara katılacak” teklifini yapacak. SDG’nin içindeki Arap unsurları Rakka’da konuşlandırmayı vaat edecekler. Çünkü ABD hızlıca skor alma peşinde; istikrar harekâtını da içeren bir yol haritasına sahip değil.

ABD-PKK birlikteliği tabii ki güllük gülistanlık ilerlemiyor. En büyük baş ağrıları Türkiye. Türkiye son birkaç günde Menbiç ve Tel Rıfat’a yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. ABD Menbiç’teki YPG’lileri korumak için özel kuvvetlerini Fırat Kalkanı ile sınır hattına gönderiyor. CENTCOM’un günü kurtarmaya yönelik PKK ile kurduğu ortaklık, orta ve uzun vadede ABD’nin başına bin bir türlü bela açacak.

PKK bir taraftan sırtını CENTCOM’a diğer taraftan ise ihtiyaç halinde Esed rejimine dayama hazırlığı yapıyor. ABD PKK’yı Türkiye’den koruyamazsa, PKK elindeki bazı kritik noktaları Esed rejimine bırakacak. PKK bu taktiğin kendilerini koruyacağını düşünüyor. ABD ise PKK’lıların arasına yerleştirdiği özel kuvvetlerini gerekçe göstererek Türkiye’nin operasyonlarını kısıtlamaya çalışacak.

Tel Rıfat, Menbiç, Afrin, Tel Ebyad ve ötesi… Türkiye’nin Fırat Kalkanı’ndan daha organize ve akıllı bir şekilde ve yeni taktiklerle kuzeydeki PKK varlığına yönelmesi şart. Türkiye sahada kendi gerçekliklerini oluşturduğu miktarda, ABD’nin PKK ile ittifakını çatırdatabilir. Yani Türkiye’nin PKK’ya karşı başarılı operasyonları, ABD’nin PKK ile ittifakını sorgulamasına sebep olur. ABD’ye PKK’nın kendisi için bir külfet olduğunun gösterilmesi lazım.

ABD, Esed, PKK… Herkes kartlarını Türkiye’nin başarısızlığına yatırmışken; Türkiye olarak bu oyunu bozmamızın tek yolu akıllı oynayıp, başarılı olmak.

PAYLAŞIN:
SETA’da Dış Politika Araştırmaları direktörlüğü görevini yürüten Ufuk Ulutaş, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans ve Ohio State Üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans derecelerini tamamladı. Ohio State Üniversitesi’nde doktora adayı oldu. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde İbranice ve Ortadoğu politikası dersleri aldı. 2004-2009 yılları arasında Ohio State Üniversitesi’nde Dünya Tarihi dersleri verdi. Mershon Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Merkezi’nde araştırma asistanı ve Melton Yahudi Çalışmaları Merkezi’nde önce “Samuel M. Melton” ardından “George M. & Renée K. Levine” araştırmacısı olarak çalıştı. SETA Washington DC’de Ortadoğu Programı Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Ortadoğu siyaseti ve tarihi, İsrail ve Yahudi tarihi, Türk dış politikası ve ABD’nin Ortadoğu politikası üzerine çok sayıda akademik makale ve rapor kaleme aldı. Yerli basınının yanında Haaretz, Jerusalem Post, Al-Jazeera.net, Al-Arabiya, Al-Ahram ve Foreign Policy gibi yabancı yazılı basında çok sayıda ropörtaj ve makaleleri yayınlanırken, CNN International, BBC, Al-Jazeera İngilizce ve Arapça, Russia Today, France 24, CCTV gibi yabancı ve yerli görsel medyada yorumlarına yer verildi. Halen TRT Türk kanalında “Küresel Siyaset” isimli dış politika ağırlıklı bir program yapmakta ve Akşam Gazetesi’nde Pazartesi ve Cuma günleri köşe yazmaktadır. Ayrıca, Somali merkezli Heritage Enstitüsü’nün de yönetim kurulunda bulunmaktadır. Araştırma dilleri arasında İngilizce, Arapça, İbranice ve Fransızca bulunmaktadır.