Demokratik Siyasal Temsil: Seçilme Yaşı

Prof. Dr. MUHARREM KILIÇ
Akdeniz Üniversitesi, Hukuk

Halk oylamasına sunulacak olan ‘Anayasa Değişikliği Kanunu’, demokratik siyasal temsiliyetin kuşatıcılığı adına Milletvekili seçilme yeterliliğine (yaş) ilişkin bir düzenleme öngörmektedir. Anayasamızın 76. maddesinde ‘25 yaşını dolduran her Türk Milletvekili seçilebilir’ hükmü getirilmiştir. Daha önce 30 yaşı öngören bu hüküm, 2006 yılında yapılan değişiklik sonucunda 25 yaşa indirilmiştir. Referandumda oylanacak olan Anayasa Değişiklik Kanununun üçüncü maddesinde ise Milletvekili seçilme yaşı, 18 olarak öngörülmüştür. Seçme hakkı ise, Anayasamızın 67/3. maddesinde 1995 yılında yapılan değişiklik ile ‘18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı için seçme ve halkoylamasına katılma hakkı’ şeklinde düzenlenmiştir.

Demokratik siyasal sistemler açısından seçme ve seçilme hakkının herhangi bir cinsiyetçi ve sınıfsal ayrıma gidilmeksizin bütün yurttaşlar için tanınması, süreçsel biçimde tarihi-siyasal bir kazanım olarak ortaya çıkmıştır. Siyasi tarih açısından bu politik kazanımın hem etkinlik ve hem de kuşatıcılık anlamında derinleştirilmesi önem arz etmektedir. Bu meyanda demokratik siyasal temsil hakkının ve/ya temsilci olarak seçilebilme yaşının öne çekilmesi anlamlı bir kazanım olarak kaydedilmelidir.

Siyasi tarihimiz açısından değerlendirildiğinde seçilme yaşı, ilk kez 1876’da Kanun-i Esasi’de, 30 yaş olarak belirlenmiştir. Daha sonra 1924 Anayasası, 22 yaşı seçilme yaşı olarak düzenlemiştir. İlgili Anayasada 1934 yılında yapılan değişiklikle Kadınlara seçilme hakkı tanınmış olmakla birlikte; seçilme yaşı yeniden 30 yaş olarak belirlenmiştir. 1982 Anayasamız benzer şekilde, seçilme yaşını 30 olarak düzenlemiştir. Ancak, ‘Gençlerin yasama sürecine seslerini ve düşüncelerini yansıtabilmeleri; Gençlere verilen önem ve duyulan güvenin göstergesi olması; Seçme, seçilme yaşından daha önemliyken burada sınırın 18 olması vd.’ gerekçelerle 2006 yılında yapılan değişiklikle seçilme yaşı, 25 yaşa indirilmiştir.

Demokratik siyasal temsiliyetin dinamizmini temin etmek ve siyasal bir özne olarak tekil anlamda yurttaşların temsilinde kuşatıcılığı sağlamak adına seçilme yaşının öne çekilmesi anlamlıdır. Bu, kitlesel bir depolitizasyona maruz kalan küresel çağın duyarsızlık biçiminde tezahür eden politik marazını sağaltacak bir imkân sunacaktır. Aynı zamanda bu, küresel sistemin potansiyel bir tehdit olarak algılayıp, ‘anarşik ve protest’ oluş ile tavsif ettiği genç kuşağın siyasal özne olarak varoluşuna imkân sağlayacaktır.

12 Eylül ruhu, gençliği kamusal düzen açısından potansiyel bir tehdit olarak algılamıştır. Nitekim 1982 Anayasasının Milletvekili seçilme yeterliliğini kısıtlayan durumlar (m. 76/2) arasında yer alan ‘ideolojik veya anarşik eylemlere’ katılma durumu bu zihniyetin bir yansımasıdır. Bu kısıt, Anayasamızda 2002 yılında yapılan değişiklik ile ‘terör eylemlerine’ şeklinde düzenlenerek kaldırılmıştır.

Siyasal temsiliyet dinamizmi açısından değerlendirildiğinde seçilme yaşının 2006 yılında 30’dan 25’e indirilmesi ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaş ortalamasının düştüğü gözlenmiştir. Önerilen bu düzenlemenin, Türkiye’de yaklaşık 8 milyon civarında 18-25 yaş aralığındaki gençlerimizin demokratik siyasal temsiliyle, bu dinamizmi temin edeceği aşikardır. Ayrıca demokratik siyasal sistemlerde temsil, yalnızca seçmen yurttaşların temsilini değil, aynı zamanda toplumsal kesimlerin de temsiliyetini kapsamaktadır. Dili, kültürü ve özgün sosyolojisi açısından modern çağın sosyal bir sınıfı olarak nitelendirilebilecek olan genç kuşağın temsiliyeti önem arz etmektedir.

Kanunda öngörülen bu reform maddesi açısından dünya pratikleri ile mukayese edildiğinde şöyle bir rakamsal tablo karşımıza çıkmaktadır. Dünyada 190 ülkenin 108’inde seçilme yaşı 18-21 arası olarak belirlenmiş olup, bunun oransal olarak %56’ya tekabül ettiği görülmektedir. Yine dünyada 51 ülkede (Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, İsveç, Avustralya, Çin, Kanada vd.) seçilme yaşı 18 olarak belirlenmiştir. Ayrıca Avrupa Birliği Ülkelerinde %73 oranında seçilme yaşı 18 olarak düzenlenmiştir.

Sonuç olarak, istikbalimiz olan gençlerimize yönelik sistemsel güvensizlik duygusunu izale etmek ve demokratik siyasal temsil hakkını etkinleştirmek açısından seçilme yaşının düşürülmesi önerisi önemlidir. Ayrıca seçme ve seçilme hakkının bütünselliği ve siyasal temsiliyet dinamizmi açısından bu anayasal tercih oldukça anlamlıdır.

PAYLAŞIN:
Hukuk öğrenimini Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamlayan Prof. Dr. Muharrem KILIÇ 1999 yılında doktora eğitimini tamamlamıştır. Prof. Dr. KILIÇ, 2006 yılında doçentlik unvanını almıştır. 2011 yılında Profesörlük kadrosuna atanan Prof. Dr. Muharrem KILIÇ halen Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ‘Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi’ Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Karşılaştırmalı Hukuk, Hukuk Kuramı, Hukuk Metodolojisi ve İnsan Hakları akademik ilgi alanlarını oluşturmaktadır. Sosyal bilimlerin farklı disipliner alanlarına olan akademik ilgisi doğrultusunda çok sayıda bilimsel yayını -kitap ve makaleleri-, ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş bildirileri bulunmaktadır. Aynı zamanda Prof. KILIÇ, Türkiye Gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Prof. Dr. Muharrem KILIÇ 2009-2011 tarihleri arasında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkan Danışmanlığı görevinde bulunmuştur. 2011-2015 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı görevini yürüten Prof. KILIÇ, 2012-2014 tarihlerinde Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevinde bulunmuştur. Prof. KILIÇ, 2010 yılından buyana Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm başkanlığını yürütmektedir. 2013 yılından bu yana Akdeniz Üniversitesi Ernst Hirsch Hukukun Temellerini Araştırma, Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevini de sürdürmektedir.