Küresel Siyaset Buhranda, Türkiye Ne Yapacak?

UFUK ULUTAŞ
Ohio State University

Dünya bir buhran içerisinde ve etkileri Türkiye’yi çevreleyen coğrafyalarda net bir şekilde hissediliyor, görülüyor. Birbiriyle bağlantılı birçok kriz devam ediyor. İç savaşlar, ekonomik sorunlar, göç ve sosyolojik travmalar, etnik ve dini temizlikler, ırkçı akımların yükselişi ve buna paralel olarak popülist politikalara esir olma, liderlik noksanlığı ve terör bu buhranın birer parçası.

Bu buhrana nasıl tepki vereceğimiz ve izleyeceğimiz politikalar Türkiye’nin önümüzdeki on yıllarını belirleme potansiyeline sahip. Tepkisiz kalma ve sorunları kendimizden uzak görme lüksümüz yok. Çünkü Irak’ta olan ABD’yi, ABD’de olan Suriye’yi, Suriye’de olan Almanya’yı, Almanya’da olan Türkiye’yi etkiliyor. Bir zincir reaksiyon söz konusu ve aksi yönde hareket etseler de tüm ülkeler aynı kayıkta.

İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı buhrana BM sistemiyle tepki gösteren dünya, beş daimi üyenin liderliğiyle dünya siyasetine nizam vermeyi istemişti. Aslında bir denge sistemi kurdular ve bu denge Soğuk Savaş sonrasında altüst oldu. Soğuk Savaş Batı’nın lehine sona erince ve Sovyetler yıkılınca “tarihin sonuna” gelindiği ve Batı değerlerinin (bunlar her neyse) mutlak hakimiyet kurduğu fikri tedavüle girdi. Diğerleri ise kültürlerin, medeniyetlerin çatışmasının yeni norm olduğunu biraz da “kendi kendini doğrulayan” kehanet mesabesinde dillendirmeye başladılar.

11 Eylül tam da bu fikrin sahada uygulanmasına zemin hazırladı. 11 Eylül sonrasında “demokrasi ihracı” operasyonunu başlatan ABD liderliğindeki Batı, Afganistan’dan Irak’a kadar kaos ihraç etmekten başka bir şey yapamadı. ABD’nin müdahalesini sorguladığı bu dönemde hem Türkiye ve İran gibi bölgesel aktörler arenaya döndüler, hem de Rusya Sovyetler sonrası sendelemeyi atlatıp tek kutuplu dünyaya meydan okumaya başladı.

Devlet dışı aktörlerin alan kazandığı, terörün kabuk değiştirdiği ve kaosun yeni norma dönüştüğü bu yeni döneme karşı küresel siyaset henüz bir norm ve kabul gören bir yaklaşım geliştirilebilmiş değil. Yukarıda bahsedilen buhranın arka planında bu başıbozukluk ve yeni döneme tepki vermedeki eksiklik var.

Şimdiye kadar Batı kendi sorunlarını başka coğrafyalara kanalize etme suretiyle bu buhranla yüzleşmeye çalıştı. Ya da bu buhranın arka planındaki sorunlarla mücadele etmektense “yara bandı çözümlerle” buhranı derinleştirdi. Terörün bir türlü bitirilememesi tam da bu yüzden. Kimse buhranla gerçekten yüzleşmek istemiyor.

15 Temmuz’dan Avrupalı bazı ülkelerin düşmanca tavrına kadar yaşadığımız birçok sorunun kökeninde Batı’nın kendi sorunlarını Türkiye’ye ihraç etme çabası var. Yine de böyle bir ortamda Türkiye’nin akıllı ve uzun vadeli düşünmekten başka çaresi yok. İçeride “sadakati bu vatan topraklarına olan” vatandaşların safları sıklaştırması ve seferberliğin bir parçası olması lazım. Cumhurbaşkanlığı sistemi özünde bu buhrana verilen bir tepki; ve ülke içini siyasi, ekonomik, teknolojik açıdan güçlendirdiği ve yeni bir kalite ve insan seferberliği başlattığı ölçüde Türkiye’nin bu buhrandan çıkmasına vesile olacak. Türkiye kendi evini düzene soktuğu miktarda bu buhranın etkilerini asgari seviyeye indirecek.

Önümüzde krizi fırsata çevirme şansımız var. Herkesin başını kuma gömdüğü, sorunlarını dışarıya yansıttığı ve konjonktüre sığındığı bir dönemde Türkiye, uzun vadeli yatırımlarla ve sorunlarını kendi dinamikleriyle çözerek bu yeni küresel sistemin kurucu aktörlerinden birisi olabilir.

PAYLAŞIN:
SETA’da Dış Politika Araştırmaları direktörlüğü görevini yürüten Ufuk Ulutaş, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans ve Ohio State Üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans derecelerini tamamladı. Ohio State Üniversitesi’nde doktora adayı oldu. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde İbranice ve Ortadoğu politikası dersleri aldı. 2004-2009 yılları arasında Ohio State Üniversitesi’nde Dünya Tarihi dersleri verdi. Mershon Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Merkezi’nde araştırma asistanı ve Melton Yahudi Çalışmaları Merkezi’nde önce “Samuel M. Melton” ardından “George M. & Renée K. Levine” araştırmacısı olarak çalıştı. SETA Washington DC’de Ortadoğu Programı Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Ortadoğu siyaseti ve tarihi, İsrail ve Yahudi tarihi, Türk dış politikası ve ABD’nin Ortadoğu politikası üzerine çok sayıda akademik makale ve rapor kaleme aldı. Yerli basınının yanında Haaretz, Jerusalem Post, Al-Jazeera.net, Al-Arabiya, Al-Ahram ve Foreign Policy gibi yabancı yazılı basında çok sayıda ropörtaj ve makaleleri yayınlanırken, CNN International, BBC, Al-Jazeera İngilizce ve Arapça, Russia Today, France 24, CCTV gibi yabancı ve yerli görsel medyada yorumlarına yer verildi. Halen TRT Türk kanalında “Küresel Siyaset” isimli dış politika ağırlıklı bir program yapmakta ve Akşam Gazetesi’nde Pazartesi ve Cuma günleri köşe yazmaktadır. Ayrıca, Somali merkezli Heritage Enstitüsü’nün de yönetim kurulunda bulunmaktadır. Araştırma dilleri arasında İngilizce, Arapça, İbranice ve Fransızca bulunmaktadır.