PKK’nın Hayali ve Acı Gerçekler

UFUK ULUTAŞ
Ohio State University

Geçen haftaki yazımda PKK’nın bazen ABD’nin, bazen Rusya’nın, bazen Almanya’nın, bazen İran’ın, bazen de Esed rejiminin mayın eşekliğini yaptığından bahsetmiştim. Taşeronluk PKK’nın var oluş sebebi. Bir süredir ise PKK, mayın eşekliğinin kendisini müstakil bir özne yaptığı hülyasına dalmış durumda. Kıymetini kendinden menkul bilmeye başladı. Daha da özele inersek, PKK yukarıda sıraladığım aktörlerin gündemleri aracılığıyla kendi ırkçı ve faşizan entitesini kurma hesapları yapıyor.

Geçenlerde Salih Müslim “DEAŞ’ın elinden alınmasından sonra Rakka’yı tek taraflı olarak ilan ettikleri federal bölgeye katabilecekleri” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu açıklama ABD helikopterlerinin YPG/PKK militanlarını Tabka çevresine indirmekle meşgul olduğu günlere denk geldi. PKK, ABD’nin süregelen desteğini Suriye’nin kuzeyinde PKK’ya bir devlet kurduracağı şeklinde okumaya devam ediyor.

Salih Müslim’in açıklamasından birkaç gün sonra DEAŞ Karşıtı Koalisyon Komutanı Stephen Townsend, telefon yoluyla Pentagon’daki gazetecilerin sorularını yanıtladı. Townsend tipik bir orta altı zekâlı Amerikan askeri, ama CENTCOM’um vasatını yansıtması açısından önemli. Beyaz Saray Amerikan askerine DEAŞ’ı Rakka’dan çıkarın direktifi vermiş, asker de operasyonun siyasi, sosyolojik ve hatta uzun dönemli askeri boyutunu düşünmeden kendi üretimleri olan SDG’yi (yani PKK’yı) mayın eşeği olarak kullanıyor. “Rakka’nın ele geçirilmesinden bir gün sonra ne olacak?” sorusuna verecek makul bir cevapları yok. Kontrol haritasında siyah renklerin sarıya dönüşmesinden başka hiçbir şeyi umursamıyorlar.

Bu kadar derin angajman devam ederken Townsend’in Müslim’in açıklamalarına verdiği yanıt, PKK’nın mayın eşekliği rolünün baki olduğuna işaret etmekte. Townsend Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin azınlık olduğunu, bu nüfusla bir devleti bırakın bir federatif Kürt yapısının bile kurulamayacağını söylüyor. PKK ve Kürt kelimelerini aynı şeylermiş gibi kullanma gafleti bir tarafa, Townsend özünde doğru bir noktaya işaret ediyor. Suriye’nin kuzeyinde mevcut şartlar altında salt bir PKK entitesi kurulamaz, kurulsa uzun süre yaşayamaz, yaşamaya çalışsa da bugünlerine rahmet okurlar.

Tüm etnik temizlik çabalarına rağmen demografi sebeplerden sadece birisidir. Kaldı ki Suriyeli Kürtlerin çoğunluğunun da PKK’nın Stalinist projesi altında yaşamak istemeyeceğini düşünüyorum. Tüm aksi propagandaya rağmen PKK projesi toplumsal olarak homojendir; Kuzey Irak’ın aksine farklı Kürt gruplar arasında güç paylaşımı yoktur. Bu da projenin toplumsal sürdürülebilirliğine imkân tanımıyor. Dahası bu geniş coğrafyada PKK ekonomi çarklarını neyle döndürecek? Kuzey Irak gibi enerji zengini bir bölge bile memur maaşlarını ara ara Türkiye’den aldığı paralarla öderken, PKK projesinin ekonomik sürdürülebilirliğini ne sağlayacak? Sakın dış yardımlar demeyin. Mayın eşeğine arpadan ötesi yok. PKK bir İsrail projesi değil nihayetinde.

PKK konjonktürün gayrimeşru çocuğu rolünü de abartıyor. Bölgede konjonktürel ortaklıklar bitince PKK’nın pek dostu kalmaz. İran’ından Esed’ine, Arap’ından Türkmen’ine ve hatta Kürt’üne herkesi kendilerine düşman ettiler. En önemlisi özellikle DEAŞ sonrası dönemde Türkiye gibi bir ülkenin düşmanlığından kim koruyacak PKK’yı? Bu iş mağarada devrim masalları anlatmaya da benzemez. Türkiye’nin desteği olmasa IKBY’nin bile mevcut yapısıyla ne ölçüde ayakta duracağı tartışılır.

PKK toplumsal ve siyasi kırılmalara sebep olarak en büyük zararı Suriyeli Kürtlere vermeye devam ediyor. Suriye’nin kuzeyinin selameti PKK’nın o bölgeden kazınmasında yatıyor. Sorumluluk başta Suriyeli Kürtler olmak üzere, herkeste…

PAYLAŞIN:
SETA’da Dış Politika Araştırmaları direktörlüğü görevini yürüten Ufuk Ulutaş, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans ve Ohio State Üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans derecelerini tamamladı. Ohio State Üniversitesi’nde doktora adayı oldu. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde İbranice ve Ortadoğu politikası dersleri aldı. 2004-2009 yılları arasında Ohio State Üniversitesi’nde Dünya Tarihi dersleri verdi. Mershon Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Merkezi’nde araştırma asistanı ve Melton Yahudi Çalışmaları Merkezi’nde önce “Samuel M. Melton” ardından “George M. & Renée K. Levine” araştırmacısı olarak çalıştı. SETA Washington DC’de Ortadoğu Programı Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Ortadoğu siyaseti ve tarihi, İsrail ve Yahudi tarihi, Türk dış politikası ve ABD’nin Ortadoğu politikası üzerine çok sayıda akademik makale ve rapor kaleme aldı. Yerli basınının yanında Haaretz, Jerusalem Post, Al-Jazeera.net, Al-Arabiya, Al-Ahram ve Foreign Policy gibi yabancı yazılı basında çok sayıda ropörtaj ve makaleleri yayınlanırken, CNN International, BBC, Al-Jazeera İngilizce ve Arapça, Russia Today, France 24, CCTV gibi yabancı ve yerli görsel medyada yorumlarına yer verildi. Halen TRT Türk kanalında “Küresel Siyaset” isimli dış politika ağırlıklı bir program yapmakta ve Akşam Gazetesi’nde Pazartesi ve Cuma günleri köşe yazmaktadır. Ayrıca, Somali merkezli Heritage Enstitüsü’nün de yönetim kurulunda bulunmaktadır. Araştırma dilleri arasında İngilizce, Arapça, İbranice ve Fransızca bulunmaktadır.