Irak ve Bitmeyen Kaos

TSK ve Özgür Suriye Ordusu’nun El Bab’ı DAEŞ’ten temizlemesi, PKK/PYD’nin ABD ile yürüttüğü Rakka operasyonu ve Rusya’nın Afrin’e kuvvet göndermeye devam etmesi Suriye’yi gündemde tutuyor. Oysa diğer komşumuz Irak’ta sorunlar her geçen gün derinleşiyor ve daha karmaşık hale geliyor.

Irak’ta, fiziki temizlik ilerledikçe DAEŞ’in devletimsi yapısının sonuna gelindi. Yakında, en azından şehirlerde, DAEŞ bayrağı görmeyeceğiz. Konuyla ilgilenenlerin ortak görüşü, örgüt yok olamayacak, karakter değiştirerek yoluna devam edecektir. DAEŞ veya ondan türeyecek olan benzer örgütler eylemleriyle sahada, fikirleriyle siber âlemde var olmayı sürdürecekler. Askeri harekâtın neden olduğu yıkım, kayıp, öfke, yerel kültür ve yöneticilerin beceriksizliği, bölgesel rekabetle birleştiğinde benzer tablonun tekrarlanması sürpriz olmayacaktır.

Irak operasyonunda maliyetin yüksekliğini, sorunun karakterini, sürecin karmaşıklığını bilmesine rağmen, ABD ve müttefikleri kamuoyunun beklentisini karşılamak için bir süre sonra “askeri zafer” ilan edeceklerdir. Ancak bugünkü koşullarda “askeri zaferin” siyasi istikrara dönüşme şansı zor görünüyor. Bu yüzden de zaferin uzun süre tedavülde kalması mümkün değil. En büyük endişe, çatışmanın karakteri, nedeni ve çatışan aktörlerin değişmesi ve benzeri dramların yeniden yaşamasıdır.

DAEŞ bilinçli bir şekilde savaşı kent merkezlerine taşıdı. Kamuoyu baskısı altında olan müttefikler, yoğun ateş gücü kullanarak “zaferin maliyetini” sivillere yüklediler. Bunun en çarpıcı örneği Musul’da yaşanan insanlık dramı. Hayatını kaybeden, canını kurtarmak için yollara düşen, evini barkını kaybeden siviller. Hasar gören, yıkılan binalar, çöken altyapı, maliyetin ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. İşin kötüsü, bütün bu olumsuzlukların görünür gelecekte ortadan kaldırılacağına dair umutların olmaması.

Öte yandan, Irak Kürt cephesinde de tablo oldukça karışık. Bağımsızlık tartışmaları bir yana, KYP, KDP rekabeti gittikçe kızışıyor. İç politikada puan toplamak isteyen KYP harekete geçti. Daha fazla “milliyetçi” olduğunu göstermek amacıyla, Kerkük sorununu kaşımaya devam ediyor. Resmi kurumlara bayrak asma kararı, hem merkezi hükümetle ilişkileri, hem de bölgedeki Kürt, Arap, Türkmen ilişkilerini zehirliyor. Öte yandan, DAEŞ’le mücadele sürecinde Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Arapların yaşadığı bazı bölgeleri kontrolü altına alması gerilimi daha da artıyor.

Kürtler arası gerilimin öteki ayağında ise PKK var. Terör örgütünün Suriye ve Irak’ta artan askeri ve siyasi etkinliği, dengeleri sarsıyor. Suriye’de tek güç haine gelen, Irak’ta Kandil’in ardında Şengal’de köprübaşı tutmaya başlayan PKK, bir yandan Kürtler arası, bir yandan da Kürt Arap çatışmasına benzin döküyor. Bölge ve bölge dışı devletlerin gelişmelere açık, kapalı müdahalesi düşünülünce Irak sorununun daha uzun süre gündemde kalacağını söyleyebiliriz. (Kaynak: Milliyet)

PAYLAŞIN:
Dr. Nihat Ali Özcan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir. Halen Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)’da araştırmacı olarak çalışmaktadır. 1979 yılında Kara Harp Okulundan teğmen olarak mezun olmuştur. Mezuniyetinden sonra orduda değişik yerlerde ve rutbelerde görev almıştır. Subay olarak görev aldığı dönemde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiştir. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde “1919-1922 Yılları arasında Türkiye’de Milli Ordu, konulu tezi ile 1994 yılında yüksek lisans eğitimini bitirmiştir. Özcan; 1998 yılında keni isteği ile ordudan emekli olmuştur. Aynı Üniversiteden 1999 yılında doktora derecesini almıştır. Doktora tezi, PKK konusunda yapılan ilk akademik çalışmadır. Doktora tezi daha sonra (PKK Tarihi, İdeolojisi ve Yöntemi) ismiyle yayınlanmıştır. Bir süre serbest avukatlık yapmış, 1999-2002 arasında ASAM’da (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) terörizm konusunda çalışmıştır.