Bunlar Çok Ciddi Gelişmeler…

25 Nisan’da Irak’ın kuzeyi Sincar Dağı ile Suriye’nin kuzeydoğusu Karaçok Dağı’na yapılan etkili hava akınları dost ve müttefikimiz Amerika’nın âdeta kimyasını bozmuş gibi… Açıklama üzerine açıklama geliyor. Sadece açıklama da değil, ‘acil’ diyebileceğimiz ziyaretler de yapılıyor. Ne için? Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği ve öylece muamele ettiği PYD/YPG’yi koruyabilmek için…

Geçtiğimiz cuma günü ABD’nin Avrupa Kuvvetleri Komutanı Org. Curtis Scaparrotti, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ı Ankara’da ziyaret etti. Daha sonra ABD’nin bahsi geçen komutanlık sözcüsü Danny Hernandez, General Scaparrotti’nin; bu ziyaret sırasında, “Amerika’nın sitemlerini Türk tarafına ilettiğini” açıkladı ve bu özel görüşme ile ilgili daha fazla bilgi veremeyeceğini belirtti. Aslında daha fazla ne bilgi verecekti ki? ABD, Türkiye’nin PYD/YPG’ye yönelik operasyonlardan duyduğu endişeyi öteden beri dillendiriyordu zaten! Bunu bir kere daha yapmış oluyordu. Fakat bu defa bu endişe galiba biraz fazla idi. Burada harekâtın çapı ve terör örgütü üzerinde meydana getirdiği büyük etkiyi dikkate almak gerekirdi herhalde…

O yüzdendir ki, DEAŞ karşıtı koalisyonun sözcüsü olan Albay John Dorrian hasar tespiti için çalıştıklarını söyledi. Buyurunuz Dorrian’dan dinleyelim: “SDG (Suriye Demokratik Güçleri ismi sadece bir kılıf. Asıl ortak PYD/YPG) ile yakın iş birliği yapıyoruz. Maalesef son dönemde koalisyonla yakından koordine edilmemiş bazı hava saldırıları ile vuruldular. Oluşan hasarı belirlemeye çalışıyoruz ve o saldırıdan bu yana devriyeye çıktık. Çünkü sınır civarında Türklerle iş birliği yaptığımız (düpedüz ortaklarımız diyor) arasında çatışma çıktığı haberleri duyduk. Bu haberleri kendimiz açısından değerlendirmek istiyoruz…” Evet Albay Dorrian’ın kurduğu her bir cümle, başlı başına pek çok soru işareti bırakıyor. “Türklerle bizim partnerimiz arasında çatışmalar oluyor…” diyor. Şu noktaya dikkat isterim: Albay Dorrian boyunu çok aşan bu sözleri kendi başına sarf edemez. Burada Türkiye’nin müttefik konumu bir kenara bırakılıp, aynı cümle içinde PYD’den ‘partnerimiz’ diye söz ediliyor. Burada Amerika alenen bir şeyi dayatmaya çalışıyor. Uzun lafın kısası!

Okyanus ötesinden gelen birileri sınır boylarımızda devriye geziyor ve hasar tespiti yaptığını söylüyor. Diğer taraftan aynı birileri, Türkiye’nin kendi ulusal güvenliğine yönelen açık ve yakın bir tehlikeyi bertaraf etmek için yaptığı askerî harekâtı, “TSK ABD ile yeterli koordinasyon kurmadı” gibisinden takazaya alıyor. Oysa daha önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu mükerreren bu harekât konusunda önceden ABD ile bilgi paylaşımında bulunulduğunu açıkladı. Dün de TSK ayrı bir açıklama yaptı: “Irak’ın kuzeyi Sincar Dağı ve Suriye’nin kuzeydoğusu Karaçok Dağı bölgelerine 25 Nisan’da hava harekâtı icra edilmeden önce ilgili ülkelerin sivil ve askerî temsilcileriyle daha önceden mutabık kalınan kurallar çerçevesinde irtibat kurularak gerekli bilgilendirme yapılmıştır…” Burada ABD’nin karın ağrısı çok başka. Mesele bilgi verilip verilmemesi değil. Mesele bizatihi harekâtın icra edilmiş olması. Evet, bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hindistan dönüşü uçakta gazetecilere açıkladığı üzere, Obama döneminden kalan anlayışla sürdürülen bir tavır var. Türkiye’nin bütün ikazlarına rağmen, müttefiklik ölçüleriyle asla bağdaşmayan bir yaklaşım söz konusu…

Bu mesele, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 -17 Mayıs tarihlerinde ABD’ye yapacağı ziyaret sırasında en önemli müzakere konularından biri olacak şüphesiz. Şayet Trump Yönetimi Obama döneminin yanlışlarını devam ettirecek olursa, Türkiye ile Amerika arasında ciddi sıkıntılar baş gösterebilir. Umarız ABD böyle bir yanlışta ısrar etmez ve gerekli düzeltmeyi yapar. Sayın Erdoğan’ın dün Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmede kaydedilen olumlu gelişmelerin bu noktada ciddî bir etki meydana getireceğini söyleyebiliriz. Ama şurası açık; Amerika Birleşik Devletleri Birinci Körfez Savaşından beri, bir Kürt devleti projesini fiilen devreye sokmuş görünüyor. Kuzey Irak’ta bunun sonuçlarını açıkça gördük. Şimdi ise Suriye coğrafyasında aynı atraksiyonlar tekrarlanıyor. Bütün bu önemli gelişmeler Türk medyasında yeterince yer bulmasa da sonuç değişmiyor. PKK ve PYD/YPG tehdidi bertaraf edilmedikçe, bize rahat yok gibi görünüyor. Herkesin buna göre hesabını yapması gerekiyor. 2019’daki seçimler için bugünden spekülasyon yapmak yerine bu hayati konularla uğraşılsa daha doğru olmaz mı? (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Yrd. Doç. Dr. İsmail Kapan, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanıdır. 1956 yılında Malatya’nın Pütürge ilçesine doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans; aynı üniversitenin İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında Yüksek Lisans ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde de doktora eğitimini tamamladı. 1978 yılında köşe yazarı olarak profesyonel gazetecilik hayatına başlayan Kapan, aynı meslekte yazı işleri müdürü, sorumlu müdür, genel yayın müdürü ve genel koordinatör olarak uzun yıllar yöneticilik görevlerinde de bulundu. Askerlik görevinden sonra, bir süre avukat ve hukuk müşaviri olarak serbest çalışan İsmail Kapan, tekrar gazetecilik mesleğine döndü. 1993 yılında İhlas Haber Ajansı’nı (İHA) kurdu ve bir buçuk yıl süre ile genel müdürlüğünü yaptı. Kapan, köşe yazarlığının yanı sıra 1993 yılından beri görsel medya alanında da çalışmalarını devam ettirmektedir. İsmail Kapan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesidir.