Darbenin Uluslararası Destekçileri

Asil milletimizin kararlı duruşu ve kahramanca direnişi sayesinde başarısız olan hain darbe girişiminin birinci yıl dönümündeyiz. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) ve onun yurt içi ve yurt dışındaki destekçilerinin planlayıp, tertip ve teşebbüs ettikleri 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı Türkiye bugün kanlı bir iç savaşın, hâlen Suriye’de örneğini gördüğümüz etnik, mezhepsel ve ideolojik bir karmaşanın içinde olacaktı.

Canları pahasına vatan hainlerine geçit vermeyen şehitlerimize Cenab-ı Allah rahmet eylesin. Fedakâr gazilerimizden Allah razı olsun.

Milletimize ve devletimize hizmet aşkıyla tutuşan, helal süt emmiş kahraman güvenlik güçlerimiz gece gündüz çalışarak FETÖ ihanet şebekesinin mensuplarını saklandıkları deliklerde teker teker yakalayarak Türk adaletine teslim ediyorlar. En son hain ele geçene kadar bu mücadelenin aynı kararlılıkla devam ettirileceğine şüphe yok.

FETÖ, DEAŞ, PKK, DHKP-C başta olmak üzere içerideki Türk ve İslam düşmanlarıyla mücadelesini sürdürürken, Türkiye aynı mücadeleyi yurt dışında da veriyor. 15 Temmuz 2016’dan çok önce 2013 yazında başlayan Türkiye’ye karşı sistematik ve planlı saldırılar, milletimizin 15 Temmuz zaferine rağmen durmadı. Biçim değiştirerek daha sinsi şekilde sürüyor.

15 Temmuz 2016’dan bu güne geçen 365 günü bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçirin ve dış ilişkilerimize dair haber başlıklarını hatırlamaya çalışın. ABD’nin, Almanya’nın, Avusturya’nın, Hollanda’nın, Yunanistan’ın ve toptan Avrupa Birliği’nin adını duyduğunuzda 15 Temmuz’la ilgili zihninizde neler canlanıyor? Türkiye’nin devleti ve milletiyle bütünleşerek darbeye karşı sürdürdüğü direnişten övgüyle bahseden kaç yabancı devlet adamı duydunuz? Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin üzerine bina edildiği söylenen “demokrasi” için hayatını gözünü kırpmadan feda eden 249 şehidimizi bir tek cümlede anan “dost ve müttefik” devlet adamları hatıralarınızda mı? Zihninizi çok fazla zorlamayın. Tüm dünyada Türkiye’ye bu şanlı davasında gönülden destek veren başta Azerbaycan, ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere birkaç hakiki dost dışında, kendilerinden destek beklediğimiz devletlerin birçoğu ya bir kaç “dostlar alışverişte görsün” nev’inden cümleyle konuyu geçiştirmeye çalıştılar ya da hiç gündemlerine almadılar.

Darbenin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, FETÖ elebaşı Gülen hâlâ ABD’de ikamet etmeğe devam ediyor. Örgüt mensupları, darbeden hemen önce kaçıp yerleştikleri ABD’de ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Başlatılan soruşturmalara rağmen örgütün hiçbir mali kaynağına ABD’de el konulmuş, hatta bunlar hakkında tedbir kararı bile alınmış değil.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a suikast düzenlemeye teşebbüs ettikten sonra Yunanistan’a kaçan FETÖ üyesi askerî personel hâlen bu ülkede. Tüm deliller –uluslararası adli yardımlaşma kurallarına uygun olarak- kendilerine sunulmuş olmasına rağmen Yunan makamları “Avrupa Birliği ile müzakere eden bir ülkede darbeye teşebbüs etmiş ve o ülkenin cumhurbaşkanını katletmeye kalkmış” çete mensuplarına barınma imkânı sunmaya devam ediyor.

Darbeye zemin hazırladıktan sonra yurt dışına kaçan veyahut darbe sırasında yurt dışında “devlet görevlisi” olarak bulunan çete mensupları hâlen Türkiye’ye getirilebilmiş değil. Bunların çoğu bulundukları AB ülkelerinden siyasi sığınma talep etmiş durumdalar. Almanya, Avusturya ve Hollanda’da bulunan FETÖ mensupları için de Adalet Bakanlığı tarafından gerekli tüm işlemler yapılmış olmasına rağmen bu kişiler ne tutuklandılar ne de sınır dışı edildiler. ABD ile benzer şekilde, FETÖ’nün AB ülkelerindeki mal varlıklarına da el konulmuş değil.

Avrupa, Afrika ve Asya ülkelerinin büyük bölümündeki FETÖ okulları kurumsal varlıklarını sürdürüyor. Maarif Vakfı’nın ve söz konusu ülkelerdeki Türk büyükelçiliklerinin tüm çabalarına rağmen bu okulların çok azı Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilmiş durumda. Bazıları hülle yoluyla AB veya ABD vatandaşlığını almış örgüt mensuplarına devredilerek, bu ülkelerin doğrudan himayesi altına sokuluyor. Bir terör örgütünün organik yapısı içinde yer aldıklarına şüphe olmayan bu kurumların faaliyetlerine devam etmesi, bulundukları ülkelerin siyasi ve sosyal yapılarını da tehdit ediyor.

FETÖ’nün yurt dışındaki destekçileri listesi daha da uzayabilir. Ama bu kadarı bile Türkiye’nin, ülke içindeki bir kanserli yapının çok ötesinde bir tehditle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin varlığına kasteden FETÖ’nün tamamen tehdit olmaktan çıkarılması için yurt dışındaki varlığının da etkisizleştirilmesi büyük önem taşıyor. Belli ki, her fırsatta Türkiye’yi ve İslam’ı hedef alan kronik Türk düşmanları, FETÖ’cü hainlerin kendileriyle dayanışma içinde olmalarından pek bir memnunlar. Ama 15 Temmuz 2016’da o muhteşem direnişi gösteren şanlı milletimiz bunların tamamının heveslerini kursaklarında bırakacak, çabalarını boşa çıkaracak tavrı bundan sonra da her zaman sergileyecektir.

Millet, Memleket, Devlet, Bayrak, Ezan, Cumhuriyet ve Demokrasi için bir yıl önce göğsünü siper edenlerin aziz hatırası önünde ta’zimle eğiliyorum. (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Şu anda Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü olan Çağrı Erhan, 1993’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitede, 1996’da uluslararası ilişkiler yüksek lisansını, “Türk-Amerikan İlişkilerinde Afyon Sorunu” başlıklı tezi savunarak tamamladı. 2000 yılında da, “Osmanlı-Amerikan Siyasi İlişkileri” başlıklı teziyle, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünde doktor unvanını aldı. 2003’te siyasi tarih doçenti oldu. 2009 yılnda profesör oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakülteleri ile TOBB ETÜ’de, “Osmanlı Diplomasi Tarihi”, “Türk-Amerikan İlişkileri”, “Siyasi Tarih”, “Uygarlık Tarihi”, “NATO” ve “Amerikan Diplomasi Tarihi” derslerini vermektedir. 2002′den itibaren, Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) Yürütme Kurulu, Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Yayın Kurulu, Türk Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu, Tarih Yazıcılığı’nın Avrupa Boyutu Projesi Ulusal Komitesi, Avrupa Konseyi Tarih Eğitimi Projesi Yönetim Kurulu, Uluslararası Siyasi ve Ekonomik İlişkiler Merkezi Merkez Kurulu üyeliklerinde bulunan Çağrı Erhan, Uluslararası İlişkiler Dergisi ve Ankara Avrupa Çalışmaları dergilerinin kurucu editörlerindendir. Çağrı Erhan, Ekim 2000-Kasım 2003 arasında Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdür yardımcılığı görevini yapmıştır. Aralık 2005′te aynı merkeze müdür olarak atanmıştır. Şubat-Kasım 2008′de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Ocak 2009′da profesör olmuştur. Halen Mülkiye’de Ortadoğu, Osmanlı Diplomasi Tarihi, ABD Dış Politikası, NATO ve TOBB ETÜ’de Siyasi Tarih dersleri vermektedir.