Anastasiadis’in Politik İflası

Rum lider, seçildiği 2015 Şubatından beridir büyük bir politik başarısızlık sergiliyor ancak Kıbrıs Müzakerelerinin başarısızlığa uğramasının kökeninde Anastasiadis’in megalomanlığı, alkol bağımlılığı, sığ görüşleri ve kontrol edemediği hiddeti yatmakta.

Müzakerelerden ilk kez sonuç alınacağına dair ümitlerin bağlandığı Crans Montana görüşmelerinin çökmesinin nedeni Anastasiadis’in Rum halkına verdiği ve Kıbrıs gerçekleri ile bağdaşmayan sözleri.

Sıfır garanti,

Sıfır güvenlik,

Sıfır Türk Askeri,

Sıfır yeni devlet, (Mevcut Rum Yönetimi devam edecek)

Sıfır evine dönemeyecek göçmen, (Tüm Rum göçmenler evlerine dönecek-miş)

Sıfır haklar Türklere. (Türkler azınlık olarak mevcut Rum devletine katılacak-mış)

Kıbrıslı Türkleri eşit ortak görmeyen bir mantıkla Kıbrıs sorununun çözülemeyeceğini herkesin bilmesine rağmen Anastasiadis, Nasreddin Hoca’nın “Ya tutarsa” diyerek göle maya çalması gibi mantıksız ve gerçeklerle bağdaşmayan taleplerle müzakere masasına oturmakta. Masa çökünce de kendisinden başka herkesi suçlamaya çalışmakta.

Avrupa Parlamentosu’nun 477 “Evet” oyu ile aldığı “Türkiye-AB Katılım müzakerelerinin askıya alınması kararı, Anastasiadis’in bir anda, elindeki Türkiye’ye karşı kullandığı veto kozunu sıfırladı. Artık Kıbrıs Rum Yönetimin AB üyesi olmasının Kıbrıs Müzakerelerinde Anastasiadis’e on paralık faydası olmayacak.

Öte yandan, İstanbul’da 22. Dünya Petrol Kongresi kapsamında düzenlenen Bakanlar Oturumu’nda yaptığı konuşmada, İsrail Enerji, Altyapı ve Su Kaynakları Bakanı Yuval Steinitz’in, “Türkiye ve İsrail arasındaki boru hattının inşa edilmesini sağlayacak hükümetler arası çatı anlaşmayı tamamlamaya karar verdik” demesi, doğal gaz konusunda da Rumların elini fena halde zayıflattı. İsrail’i Türkiye’ye karşı koz olarak kullanmaya çalışan Anastasiadis’in eli aniden boş kaldı.

BM’nin Kıbrıs Raporunda yer alan Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere yapılan ırkçı saldırıların kovuşturulması ve Kasım 2015’te Kıbrıslı Türklere ait arabalara yapılan saldırılara değinilmesi ve yargı sürecinin başlatılması tavsiyesi Anatasiadis için tam bir felaket habercisi oldu.

İsviçre’nin Crans Montana kasabasında gerçekleştirilen Kıbrıs Konferansı’nda AB heyetinin içerisinde yer aldığı belirtilen AB Kıbrıs Sorununun Çözümünü Destekleme Birimi Şefi Danimarkalı Kjartan Bjornsson’un bu hafta başında sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, zirvenin başarısız olmasından Kıbrıs Rum tarafını sorumlu tuttuğunu yazması, Anastasiadis’in politik başarısızlığını gözler önüne serdi.

İslam işbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi 44. Toplantısı’na katılmak üzere Fildişi Sahili’nde bulunan Çavuşoğlu, resmi ziyaret için Liberya’ya hareket etmeden önce gazetecilere taptığı açıklamada “Müzakereleri sürdürmek demek Rumların her talebini kabul etmek değildir….  Burada çözümsüzlüğün sebebinin kim olduğunu herkes çok iyi biliyor. BM de çok iyi biliyor, İngiltere de çok iyi biliyor, AB de çok iyi biliyor. AB bizim oradaki olgun tutumumuzu gördü” sözleri, Anastasiadis’in tavırlarının ve Kıbrıs sorununa çözüm yaklaşımının perde arkasında nasıl değerlendirildiğini açıkça ortaya koyuyor.

Önümüzdeki hafta Anastasiadis’in bir başka başarısızlığını daha yaşayacağız.  Ünlü enerji şirketlerinden Fransız TOTAL ve İtalyan ENI, Akdeniz’de 11. parselde hafta sonunda yeni bir doğalgaz sondajı çalışması başlatacak. Hem Kıbrıs Rum Yönetimi hem de Türkiye-KKTC bölgede Navtex, yani girişi yasak bölge ilan ettiler. Anastasiadis, Doğu Akdeniz’de yer alan sözde Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesinin sadece Kıbrıslı Rumlara ait olduğu iddiası ile Kıbrıslı Türklere danışmadan ve pay vermeden tüm geliri kendisi almak peşinde. Türkiye’nin ve KKTC’nin buna izin vermeyeceği de kesin.

Herkesin aklındaki “Silahlı bir çatışma çıkar mı?” sorusunun yanıtına “Hayır” diyebiliriz.

“Ya ne olacak?” sorusunun yanıtı ise “Paylaşım yoksa herkes kendi gazını kendisi çıkarak ve adada çözüm şansı iyice sıfırlanacak”tır. Göreceğiz.

Özetle; Anastasiadis’in tüm politikaları büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı. Şubat 2018’de Kıbrıs Rum tarafında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci dönem için seçilmesi tümden hayale dönüştü artık… İşi hepten zor görüşme saatlerini bile siestlarına göre ayarlayan, “sizin yüzünüzden siestamı kaçıracağım” diyerek masada terör estiren, viski bardağıyla müzakere eden şımarık çocuk Anastiadis’in….

PAYLAŞIN:
1948 yılında doğan Ata Atun Kıbrıs’lı Türk olup, Orta eğitimini Ankara Koleji, Magosa Namık Kemal Lisesi ve Şişli Koleji’nde tamamlayarak,Lisans eğitimini (Boston Üniversitesine bağlı) Hikma Üniversitesi, Lisans üstü eğitimini California’daki Century Üniversitesi ve Doktora eğitimini’de Texas’daki Century Üniversitesinde tamamlamış ve 1994 yılında Fulbright bursu ile Washington’da Doktora üstü çalışma yapmıştır. 2007 yılında, Prag’daki Charles Üniversitesinde, Avrupa Gazetecilik Enstitüsü eğitimlerine katılmıştır. Halihazırda Yakın Doğu Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. 1976 yılında, çok genç yaşta Mağusa Milletvekili seçilerek KKTC Meclisine girmiştir. Nisan 2001’de KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanına Politik Danışmanlık görevine getirilmiştir. Annan Planı çerçevesince 2004 yılında yapılan toplumlararası görüşmelerde Denizcilik ve Deniz Taşımacılığı Komitesinde Türk Heyetinin Başkanlığını yapmıştır. Ocak 2005’de KKTC Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilmiştir. Aralık 2005 tarihinde Türk Dünyası Araştırmaları, Uluslararası İlimler Akademisi Bilim Kurulu üyeliğine seçilmiştir. Aralık 2006 tarihinde Profesör olmuştur. Nisan 2010 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Müzakere Heyeti Danışma Kurulu Üyeliğine seçilmiştir. Kıbrıs Sorunu, Türkiye, KKTC, Kıbrıs Rum, ABD, BM ve AB ile ilgili siyasi yorumları 2003 yılından itibaren KKTC ve Türkiye medyasında yayınlanmaktadır. Akademik olarak 10 adet Ders kitabı, 4 adet Ders-Notu, Tarih ve Politik içerikli 13 adet kitabı, 104 adet tez, bildiri ve makalesi bulunmakta olup, çalışmalarına 13 adet uluslararası atıf yapılmıştır.