Avrupalı Gözlemciler Niçin Yok?

Avrupa Birliği ve AB üyesi ülkeler ile Türkiye arasında son bir yıldır yaşanmakta olan krizin nedenlerinden belki de en önemlisi 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de gerçekleştirilen kanlı darbe girişimi diyebiliriz.

Türkiye demokrasisi o gün çok çetin ve zorlu bir sınav verdi. Türkiye’nin vatandaşları üzerlerine bombalar yağdıran uçak ve helikopterlere ve de ateş açan tanklara ve askerlere rağmen ellerinde sadece ülkelerinin bayrağı ile kahramanca direnerek demokrasilerini başarıyla savundular. Onlarca insan katledildi. Yüzlerce insan yaralandı. Ankara’da meclis binası bombalandı. Polis teşkilatına ve orduya ait binalar büyük hasar gördü.

Kanlı darbe teşebbüsünü gerçekleştirdikleri mahkemelerde de kanıtlanan Fettullahçı terör örgütü FETÖ üyesi subay ve askerler genç, yaşlı, kadın, erkek ve çocuk ayrımı yapmaksızın sivilleri hedef aldılar. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaçırmak ya da öldürmek amacıyla peşine düştüler. Ancak başaramadılar. Hepsi tek, tek yakalandı. Çok az bir kısmı en başta Yunanistan, Almanya ve Belçika olmak üzere AB üyesi ülkelere kaçabildi.

Geçmişte halk Macaristan’da ya da Çin’de tanklara karşı direndiğinde bu direnişleri çoşkuyla destekleyen ve direnenlere sahip çıkan Avrupa ülkeleri bu sefer sessiz kaldılar. AB ve AB üyesi ülkeler nedense demokrasisini kahramanca savunan Türkiye’nin vatandaşlarının yanında yer almadılar. Türkiye’nin demokratik bir seçimler iş başına gelmiş olan Cumhurbaşkanını devirmeye kalkanlara karşı AB’nin kendi değerlerine sahip çıkarak savunması gereken Türkiye demokrasisi garip bir şekilde savunulmadı ve demokrasi direnişi desteklenmedi.

“Eğer o gece FETÖ terör örgütü başarılı olsaydı ve demokrasi büyük bir darbe alsaydı acaba AB’nin ve bir çok AB üyesi ülkenin tavrı ne olacaktı?” sorusu AB üyeliğine aday olan ve o tarihe kadar AB’ye sempati duyan Türkiye’nin vatandaşlarının kafasında çok olumsuz bir soru olarak cevapsız kaldı.

Üstelik aylarca sessiz kaldıktan sonra yavaş, yavaş Türkiye’yi ziyaret ederek sözde destekleyen AB ve AB üyesi ülkelerin temsilcilerinin yaptıkları sözde dayanışma açıklamalarının tersine darbe girişiminde bulunan terör örgütü FETÖ’nün darbeye karışan ve belki de bir çok insanın ölümünden sorumlu üyelerine sığınma olanağı sundular. Teröre karşı mücadelede en önemli etken olan ülkeler arası işbirliği FETÖ terör örgütü özelinde hiç gündeme gelmedi.

Teröristler Yunanistan, Almanya ya da Belçika gibi ülkelerde işledikleri suçların hesabını verme korkusu olmadan ve de sığındıkları ülkelerin koruması altında propaganda faaliyetlerini sürdürmeye devam etmekteler.

AB ve söz konusu AB üyesi ülkeler bu açıdan Türkiye’de insanların büyük tepkisine neden oldular. AB’ye yönelik sempati artık haklı bir antipatiye dönüştü. Türk-Yunan, Türk-Alman ve Türk-Belçika dostlukları bu ülkelerin teröristlere sunduğu olanaklar nedeniyle büyük zarar gördü.

Tüm bunların ardından AB ve AB’nin yukarıda adı geçen ülkeleri en başta olmak üzere tüm üye ülkeler bir kez daha Türkiye’de inandırıcılıklarını ve kaybettikleri güveni kazanmak için büyük bir şansı daha kaçırdılar ya da tamamen kaçırmak üzereler!

Türkiye’de ne zaman PKK terör örgütünü destekleyen bazı partilerin yöneticilerinin ya da casusluk suçlaması ile yargılanan gazetecilerin mahkemeleri gündeme gelse gözlemci olarak Türkiye’ye gelerek duruşmaları izlemeye gelen Avrupa Parlamentosu ya da AB üyesi ülkelerin ulusal parlamentolarının milletvekilleri 15 Temmuz 2016 kanlı darbe girişimini yapmakla suçlanan FETÖ terör örgütü üyesi subay ve askerlerin yargılandığı duruşmalara hiç ilgi göstermediler.

Aylardır gerçekleşen mahkemeleri bırakın son bir haftadır Ankara’da gündeme gelen ve F 16 uçakları ve de helikopterlerle insanları ve resmi binaları bombalayan ya da tarayan pilotların ve karargahlarında darbe girişimini yönetirken kan akıtılması emrini veren komutanlarının yargılandığı dava nedense aynı şekilde hiç ilgi görmedi.

Sahi Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü nerede? Ya da diğerleri? Çok yakın geçmişte mahkeme kapılarında selfie pozları veren AB üyesi ülkelerin büyükelçileri ya da temsilcileri de izlemiyor bu davaları?

Oysa her yaptıkları açıklamada FETÖ terör örgütü ile ilgili olarak yeterince kanıt olmadığını iddia edenler bu davaları izleseler sanıkların itiraflarını dinleseler kafalarında var olduğunu iddia ettikleri sorulara cevap bulmaları mümkün olurdu.

Ayrıca hiç bir Avrupalı gözlemcinin davaları izlemiyor olması haklı olarak Türkiye’nin vatandaşlarının da bu kanlı darbe girişiminin arkasında bazı AB üyesi ülkelerin de olduğu şüphesini güçlendirmekte!

AB başkenti Brüksel’in ve AB üyesi ülkelerin temsilcilerinin darbeci teröristlerin davalarına gözlemci yollamaması AB-Türkiye ilişkisine de zarar vermeye devam etmekte!

Bir kez daha “Avrupalı gözlemciler neredesiniz?” diye soruyor ve onları bu davaları izlemeye davet ediyorum! Gelin, izleyin ve görün o sığınma hakkı verdiğiniz teröristlerin nasıl caniler ve demokrasi düşmanı teröristler olduklarını! (Hürhaber)

PAYLAŞIN:
Türk kökenli Alman politikacı Ozan Ceyhun, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)’den 4. ve 5. Dönem Avrupa Parlamentosu Milletvekilliği yaptı. SPD parti sözcülüğü ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecinde delegelik yaptı. Halen Almanya ve Brüksel’de partisi adına çalışmalar yürütmekte. Ayrıca AB İçişleri ve Adalet Politikaları alanında danışman olarak hizmet etmekte. 1979’de Boğaziçi Lisesi’nden mezun olan Ozan Ceyhun, İstanbul’da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı okurken cunta nedeniyle okuldan ayrıldı. 1980 darbesinde Avusturya’ya 1982 yılında ise Almanya’ya gitti. Almanya’da sosyal pedagog olarak eğitimini tamamladı. 1986 yılında Alman Yeşiller Partisi’ne üye oldu ve aktif çalışmalarda bulundu. Ağırlık noktası Almanya’da yabancılar ve mültecilerin durumları idi. 1992 ve 1998 yılları arasında Hessen Sosyal Bakanlığı’nda çalıştı. 1998 ile 2000 yılları arasında Yeşilller Partisi Almanya (Die Grünen) adına Avrupa Parlamentosu’nda görev aldı. Bu görevi 2000 yılında SPD’ye geçtikten sonra da 2004 yılına kadar devam etti.