Kuzey Kore Krizinde ASEAN’ın Tavrı

MEHMET ÖZAY

Filipinler, 2-8 Ağustos tarihleri arasında, ASEAN dönem başkanlığında mayıs ayında yapılan toplantıdan sonra ikinci önemli toplantıya ev sahipliği yaptı.

8 Ağustos ASEAN’ın kuruluşunun ellinci yılı olması dolayısıyla ayrı bir önem taşıyordu. ASEAN dışişleri bakanları, ASEAN ile Çin, ABD ve Japonya gibi diyalog ortağı ülkelerle yapılan toplantıların yanı sıra, ASEAN bölge forumu (ABF) çerçevesinde 27 ülke temsilcisinin bir araya geldiği toplantı, birliği küresel gündemin ilk sıralarına taşıdı.

Bu toplantılar, ASEAN’ın bölgesel kurumlaşmasının yanı sıra kendi dışındaki güçlerin yoğun katkılarıyla da bugün küresel bir nitelik kazanmış durumda. Soğuk Savaş’ın hakim olduğu dönemde, 1961 yılında üç ülke yani Malezya, Tayland ve Filipinler’le başlayan ve adına ASA denilen birlik ASEAN’ın temellerini oluşturuyordu. Birliğin hedefinde ise bölgede barışı sağlamak bulunuyordu. Bununla birlikte, geniş çerçevede bakıldığında başta Endonezya olmak üzere Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Laos gibi ülkelerde o dönem bir tehdit unsuru kabul edilen komünist partilerin ve bu ideolojinin yayılmasının engellenmesi gibi ideolojik bir yaklaşım da söz konusuydu. Bu çerçevede 2. Dünya Savaşı sonrasında bölgede egemenliği İngiltere’den devralan ABD’nin, komünist partiler ve uzantılarının varlığı ve yaygınlaşma eğilimlerine karşı ön alma girişiminde olduğu da vurgulanmalı.

Kuzey Kore gündemli toplantılar

Dışişleri bakanları toplantıları ASEAN’ın kendi iç ilişkileri ve bölgesel gelişmeleriyle bağlantılı bir durum arz ederken, ABF katılımcı ülke sayısındaki artış, bölgenin küresel ölçekte de giderek önem kazandığının işareti. Uzun bir süre sonra toplantılara, ilk defa Güney Çin Denizi sorunu dışında bir başka konu yani Kuzey Kore tehdidi damgasını vurdu.

Son birkaç ayda Kore Yarımadası merkezinde hızla gelişen olaylar ve değişen gündem, ASEAN dışişleri bakanları toplantısını olduğundan çok daha önemli hale getirdi. Toplantı öncesi yapılan çeşitli açıklamalarda ortaya konulduğu üzere gündeme Kuzey Kore sorununun damga vurması süpriz olmadı. Bu çerçevede cumartesi günü yapılan ASEAN dışişleri bakanları toplantısında Kuzey Kore yönetimi eleştirilirken, BM kararlarına riayet etmesi çağrısı yapıldı. Bununla birlikte Kuzey Kore’yi hedef alan açıklamaya ASEAN resmi bildirgesi içerisinde yer verilmedi, aksine ondan bağımsız bir açıklamayla gündeme getirildi.

Açıklamada Kuzey Kore yönetiminden, ABF’de öngörülen bölge barışının sağlanarak süreklilik kazandırılması ve bölgede dostluk ve kalkınmaya katkı yapılması gibi talepler sıralandı. Kuzey Kore’nin yanı sıra Japonya ve Güney Kore’nin de ABF oluşumunda yer aldıkları hatırlandığında, bugüne kadar Kuzey Kore’nin tehditleri karşısında kayda değer bir tepki vermemiş olan ASEAN’dan böylesi bir açıklamanın gelmesi anlamlıydı.

ABD’nin beklentileri

ASEAN’ın Kuzey Kore’yle ilgili açıklaması, ABD eksenli bir yönelim olarak değerlendirilebilirse de ABD bu açıklamayı yeterince ‘sert’ bulmadı. Kaldı ki ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın, bazı üye ülkelerden Kuzey Kore’yle ilişkilerini daha da azaltmalarını istemesi, ASEAN içerisinde Kuzey Kore sorununun farklı değerlendirildiği izlenimine yol açıyor.

Çin yönetiminin ise şu anki güvenlik konjonktüründe ASEAN’ın açıklamasına pek de itiraz etmeyeceği ortada. Ancak bu dış faktörlerin ötesinde, ASEAN’ın Kuzey Kore tehdidini ciddiye alması gerekiyor. Çünkü, Kuzey Kore’nin geliştirmekte olduğu füzelerin ASEAN içerisinde herhangi bir ülkeyi hedef almayacağının garantisi olduğu söylenemez. Geçen şubat ayında Malezya’da meydana gelen kimyasal saldırı sonrasında Kuzey Kore-Malezya ilişkileri gerginleşmesi buna bir örnek teşkil ediyor.

DEAŞ tehdidi

Asya-Pasifik’te başlıca gündem maddesi Kuzey Kore Yarımadası’ndaki gelişmeler olsa da toplantıların yapıldığı ülkede yani Filipinler’de kendini DEAŞ’la özdeşleştiren bir grubun iki aydır devam eden eylemlerinin gösterdiği gibi terör olayları da ciddi bir güvenlik sorunu. Ancak bu konuda kamuoyuna yansıyan herhangi bir gelişme olmadığından hareketle, terör tehdidi karşısında siyasi ve askeri işbirliğinin gündeme gelmemiş olması ASEAN için başlıbaşına bir handikap.

Toplantılar öncesinde Malezya Savunma Bakanı Hişamüddin Hüseyin Onn’un, Manila yönetiminin ASEAN’a bu gelişme hakkında bilgi vermesi gerektiğini söylemesi bile bugüne dek üye ülkeler nezdinde bir adım atılamadığını gösteriyor. Malezya ve Singapur’un şiddet olaylarına sahne olan Marawi şehrini terk eden veya halen bölgede yaşayan halka yönelik insani yardım çabası da terör hadisesinin çözümü konusunda sahici bir çaba anlamı taşımıyor.

Bölgesel güç olmanın şartları

Bu durumda ASEAN’ın bölgesel bir siyasi güç olarak ortaya çıkma eğilimlerini içinde barındırdığı söylenebilir mi? Siyaset bilimcilerin bir ülkenin veya bloğun bölgesel ve küresel güç olmasında ekonomik gelişmişlik düzeyiyle kurdukları bağlantının ASEAN’da tezahür edip etmediği sorgulanmaya açık. Bu noktada, ‘güç’ konseptini destekleyen belki de en önemli unsurlardan biri olan askeri güç yapılanmasının ASEAN’da bir karşılığı olup olmadığı da üzerinde durulmayı hak ediyor.

Her ne kadar üyelerinin önemli bir bölümü, ekonomileri sürekli gelişme gösteren ülkelerden oluşsa da bu ekonomik güç ne herhangi bir ülkeyi ASEAN içerisinde liderlik konumuna taşıyor, ne de bir bütün olarak ASEAN Asya-Pasifik bölgesinde ve küresel ilişkilerde belirleyici bir liderlik rolü ortaya koyabiliyor.

ASEAN sözleşmesindeki ‘üye ülkelerin iç işlerine karışmama’ kuralı dahi, blok içerisinde siyasi eleştiri, sorgulama sınırlarının özenle çizildiğini ve pragmatik bir yapının hakimiyetinin öngörüldüğünü ortaya koyuyor. Nitekim son elli yıllık tecrübeler bu görüşü doğrular mahiyette.

Yeni işbirliği platformaları

Blok üyesi ülkelerin birinde yaşanan siyasi gelişmelere veya soruna bir başka ülkenin karış/a/mamasına yönelik eleştiriler de yok değil. ASEAN’ı hükümet başkanları kulübü olmaktan çıkarmak ve akademi, sivil toplum, düşünce kuruluşları, medya vb. oluşumların daha etkin rol aldığı interaktif bir bloğa dönüştürmek amacıyla çaba gösteren kişi ve kurumların gündeme getirdikleri önemli hususların başında, yukarıda işaret edilen ‘iç işlerine karışmama’ maddesi geliyor.

Elli yıl sonra ASEAN, son dönemde yaşanan küresel ekonomik durgunluğa rağmen, ekonomileri sürekli büyüyen ülkelere ev sahipliği yapıyor. Bu yıl başından itibaren ekonomi bloğu haline gelen ASEAN’da, üye ülkelerin ekonomilerinin birbirine daha çok kenetlenmesi hedefleniyor. Bu çerçevede sadece hükümetler arası işbirliğine değil, altı yüz milyonu bulan bölge nüfusunun çeşitli platformlarda bir araya gelmesine kapı aralayacak politikaların gündeme gelmesi bekleniyor.