Bir Tabiat ve Tarih Harikası: Mostar

ZEKERİYA YILMAZ

Neretva Irmağının iki yakasında Podvelez ve Hum dağlarının eteklerinde kurulmuş olan Mostar, tabii güzellikleri içine serpilmiş Osmanlı döneminden kalma eserleriyle çok ünlü bir ressamın elinden çıkmış tarihi bir gravür gibidir.

Bu özelliği nedeniyledir ki Mostar, 1986 yılında Ağa Han Dünya Mimarlık Ödülü almıştır. Mostar’da Osmanlı döneminden kalma 43 cami ve çok sayıda küçük mescit vardır. Ayrıca iki Sırp Ortadoks ve bir Katolik kilisesi bulunmaktadır.

Mostar, Hersek’in Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra 1483 yılında kurulmuştur. İklimi yanında harikulade bir tabii güzelliğe de sahip olan Mostar, daha önce Foça’da oturmuş olan Hersek Osmanlı Sancak Beyine 1522 tarihinden itibaren merkez olmuştur. “Mostar” Sırp-Hırvat dilinde “köprü” anlamına gelmektedir.

Kurulduğunda küçük bir kasaba olan Mostar, Neretva ırmağının üzerinde bulunan tahtadan bir köprü etrafında yer aldığından adını da bu köprüden almıştır. Osmanlı dönemindeki adı da Köprülü’dür. Ünlü Osmanlı vezir ailesi Köprülüler bu kasabadan çıkmışlardır. Kâtip Çelebi, o dönemlerde Neretva ırmağından geçmenin çok tehlikeli olduğunu kaydettikten sonra şunları söyler:

“Alttan destekleri olmayan tahta köprü, zincirlere asılı olup, o derece sallanıyordu ki, üzerinden geçerken insana ölüm korkusu gelirdi. Bu yüzden halk Sultan Süleyman’a burada bir taş köprü inşa ettirmesi ricasında bulundular.”

Kanuni Sultan Süleyman, halkın bu haklı ricasını kırmamış ve 1566 yılında tahta köprünün yerine bir taş köprü yapılması buyruğunu vermiştir. Mimar Sinan’ın en yetenekli öğrencilerinden olan Mimar Hayrettin Kalfa’nın eseri olan taş köprünün yapımı dokuz ay sürmüştür.

95 ayak (28.50 metre) yüksekliğe ve 75 ayak (22.50 met-re) genişliğe sahip olan bu taş köprü, sadece nehir üzerin den ulaşımın sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamakla kalmamış aynı zamanda şehrin bütün dünyada simgesi ve en önemli eseri olmuştur.

Fransız seyyahı A. Poullet, daha 1658’de yazdığı bir eserinde bu taş köprü için “inşası= mukayese kabul etmez bir cür’et eseri olduğunu ve Venedik’te bir mimarî harikası sayılan Realte’den daha gösterişli bulunduğu”nu kaydetmektedir.

Bir başka Batılı seyyah olan R. Michel Mostar’a dair kaleme aldığı bir eserinde köprüyü “taş kesilmiş bir hilale” benzetmekte ve bütün dünyada sahasında eşsiz bir eser olduğunu yazmaktadır.

Prof Dr H. J. Kissling de Sanat Dünyamız dergisinde yayınlanan bir yazısında Mostar Köprüsünü şöyle anlatmaktadır:

“Bundan bir-iki hafta önce inanılmayacak kadar güzel mehtaplı bir gecede Kuyumcular Çarşısından gelerek nehre ulaşan yolun kenarında becerikli bir lokantacının işlettiği küçük bir bahçe kahvesinden bütün heybetiyle Mostar Köprüsünü bir kere daha doya doya seyrettim.”

“Projöktörlerle aydınlatılmış ve ardına yatan karanlık sırtların siuleti önünde bir hayal gibi uzanan köprü, insana Götterdammerung Operasının muhteşem bir sahnesini hatırlatıyordu. Neretva Suyunun yüzyıllar boyunca kemirip oyduğu dar ve derin boğazın üzerinde dünyaya meydan okuyan bir yay biçiminde ve akrobatik bir şekilde uzanan köprü, bütün statik kanunlarla alay eden bir zerafetle ve incelik içindeydi.”

Mostar’ın bu ünlü taş köprüsünden ünlü seyyahımız Evliya Çelebi de hayranlıkla bahseder. Mostar, Yugoslavya sınırları içindeyken burayı gezen Melih Cevdet Anday da köprünün kendisi üzerinde bıraktığı etkiyi şöyle anlatmaktadır:

“Mostar’a gittiğimiz gün, önce bu köprüyü gören bir kahvede oturduk ve Türk kahvesi içtik. Ama gözümüz hep ondaydı. Sonra ben kalktım, köprünün basamaklı, taşlı yolundan yürüyerek geçtim. Yolculuklarım içinde bende en etkili hatırası olan yer bu köprüden ötürü Mostar’dır.”

1664-1665 yılları arasında Bosna-Hersek’te bulunmuş olan Evliya Çelebi bu arada Mostar’a da uğramış ve burası hakkında önemli bilgileri not almıştı. Evliya Çelebi, Mostar’ın o dönemde 53 mahalleden meydana geldiğini söylemekte ve şehirde toplam 3040 ev, 350 dükkan, 45 Cami ve mescit bulunduğunu kaydetmektedir. Seyahatname’de Mostar’ın camileri arasında zikredilenlerden bazıları şunlardır:

Çarşı içindeki Eski Cami (yapımı: 1473), Hacı Mehmed Bey Camii (1557), Hacı Ali Ağa Camii (1607), Defterdar Mehmed Paşa Camii (1608), Kusku Mehmet Paşa Camii (1617) ve İbrahim Ağa Camii (1634). Mostar Camilerinin en büyük ve en güzeli Hacı Mehmet Bey Camii olup, halk tarafından Karagöz Bey Camii adıyla tanınmaktadır.

Sırf Osmanlı eseri olduğu ve Osmanlının muhteşem medeniyet anlayışını yansıttığı için 1992’nin Haziran ayında Sırp canileri tarafından bombalanan köprü; TİKA tarafından yeniden inşaa edilmiştir.