İnsanlar Ölüyor, Avrupa Umursamıyor

Eren Bülbül 15 yaşındaydı. Türkiye’nin kuzeyinde, Karadeniz kıyısında Trabzon’da yaşamını sürdürmekteydi. Fakir bir ailenin babasız bir çocuğuydu.Tüm çetin yaşam koşullarına rağmen geleceğe umutla bakıyordu. Futbol her şeyiydi. Eğer yaşama şansı olsaydı belki de çok mutlu bir yaşamı olacaktı. Ancak PKK terör örgütü mensubu caniler Eren’i katlettiler.

Avrupa’da eli silahlı bir cani bir polisin kılına dokunsa kıyamet kopar. Hele bir çocuk ya da genç canice öldürüldüğünde haklı olarak yer yerinden oynar. Polis caniyi bulana kadar büyük önlemler alınır. Kiliseler ve sivil toplum seferber olur. Bir insanın canice katledildiği adres çiçek ve mesaj dolar. Şiddet lanetlenir.

Tüm bu yapılanlar aslında hukuk devleti ve insanlık adına olması gerekenler.

Ancak nedense aynı durum Türkiye’de olduğundan Avrupalı siyasiler, kiliseler ve sivil toplum hep susar. Üstelik susmakla da kalmaz. Daha da kötüsü canileri, katilleri ve teröristleri savunmaya kalkar. Teröristlerin terörünü sanki haklı bir mücadeleymiş gibi açıklamaya kalkarak insanlık adına da büyük bir gaflet içine düşer.

Türkiye’de teröristlerin katlettikleri insanlar için Avrupa’da kimsenin kılı kıpırdamaz. Kimse göz yaşı dökmez. Kimse kilisede bir mum yakıp, dua edip terörü lanetlemez.

PKK terör örgütünün bugüne katlettiği bebeklerin, çocukların, gençlerin ne suçu vardı? Bazı Avrupalılar PKK terör örgütü mensubu teröristler Türk polislerini ya da askerlerini katlettiğinde bunu “savaş var” diye çok çirkin bir şekilde açıklamaya kalktıklarında onlara sormak isterim “Eğer her şeyi savaş var diye açıklıyorsanız, savaşta bebekleri. çocukları ya da gençleri katletmek bir savaş suçu yani insanlık suçu değil midir? Niye bu insanlık suçları karşısında sessiz kalıyorsunuz?”

Avrupa’nın bir çok ülkesinde parlamentolarda, kiliselerde, sendikalarda, derneklerde ve daha bir çok yerde PKK terör örgütüne destek verenler özünde bebeklerin, çocukların ve gençlerin katline de destek vermiş olmuyor mu?

Avrupa’nın bir çok kentinde PKK terör örgütünün açıkça terör propagandası yapmasına izin veren iç işleri bakanları, emniyet müdürleri, belediye başkanları ve diğer sorumluların vicdanı hiç sızlamıyor mu? Kentlerinde terör propagandası yapanlara, eli kanlı katilleri kahraman diye kutlayanlara ve “daha fazla kan, daha fazla cinayet” isteyenlere miting ve toplantı izni verenler bu izin verdikleri teröristlerin kanlı cinayetlerini de desteklemiş duruma düştüklerini nasıl oluyor da göremiyorlar?

PKK terör örgütünün kanlı terör eylemlerinin açıkça desteklendiği mitinglerde gözlerinin önünde teröristlerin ve cinayetlerinin propagandasının yapıldığı mitingleri koruyan Alman, Avusturyalı ya da Belçikalı polisler korudukları bu alçak canilerin ve destekçilerinin Türkiye’de meslektaşlarını acımasızca katlettiğini düşündüklerinde vicdanları sızlamıyor mu?

PKK terör örgütünü ve sempatizanlarını çok güçlü bir şekilde destekleyen Avrupa’daki öğretmen sendikaları ve üyesi öğretmenlerin hiç mi vicdanı yok? Sadece ve sadece öğretmenlik görevlerini büyük bir fedakarlıkla yaparken katledilen genç öğretmenlerin sayısı yüzü aştı. Bu öğretmenlerin tek suçu çocuklara okuma yazma öğretmek ve insan sevgisi aşılamaktı. PKK terör örgütü ise çocukların ve gençlerin cahil kalmasını ve insanlardan nefret etmesini istiyor. Bu sayede yeni teröristler yetiştirebiliyor. İşte bu nedenle öğretmenlere düşman! Ama öğretmen sendikaları bu öğretmen düşmanı teröristleri desteklemekte. Ne acı!

Eren Bülbül 15 yaşındaydı. PKK katletti. Öğretmen sendikalarının umurunda mı?

Sahi Avrupa Parlamentosu’nun tatili nasıl geçiyor? Milletvekilleri çocukları ve aileleri ile mutlu bir tatil yapıyorlar mı? Plajlarda, lüks otellerde ve güzel tatil diyarlarında tatil yapanların şu sıralar Türkiye pek umurlarında olmasa gerek. Tatil sonrası gene Türkiye’ye karşı demeçler vermeye ve bazıları da PKK terör örgütünü desteklemeye devam ederler. Çok yazık.

Oysa gerçekleri görebilseler ya da görmek isteseler insanlık adına çok güzel bir gelişme olurdu.

PKK terör örgütünün nasıl bir insanlık düşmanı katiller sürüsü olduğunu görseler ve parlamento salonlarında bu canilere ve destekçilerine kol, kanat germeseler Eren Bülbül belki de şimdi yaşıyor olacaktı.

Eren öldü!

Ama bundan sonra Eren’ler ölmesin!

Avrupa uyan artık. Teröristlerin sığındığı, terör propagandası yaptığı ve desteklendiği bir kıta olmamalı Avrupa! (Hürhaber)

PAYLAŞIN:
Türk kökenli Alman politikacı Ozan Ceyhun, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)’den 4. ve 5. Dönem Avrupa Parlamentosu Milletvekilliği yaptı. SPD parti sözcülüğü ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecinde delegelik yaptı. Halen Almanya ve Brüksel’de partisi adına çalışmalar yürütmekte. Ayrıca AB İçişleri ve Adalet Politikaları alanında danışman olarak hizmet etmekte. 1979’de Boğaziçi Lisesi’nden mezun olan Ozan Ceyhun, İstanbul’da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı okurken cunta nedeniyle okuldan ayrıldı. 1980 darbesinde Avusturya’ya 1982 yılında ise Almanya’ya gitti. Almanya’da sosyal pedagog olarak eğitimini tamamladı. 1986 yılında Alman Yeşiller Partisi’ne üye oldu ve aktif çalışmalarda bulundu. Ağırlık noktası Almanya’da yabancılar ve mültecilerin durumları idi. 1992 ve 1998 yılları arasında Hessen Sosyal Bakanlığı’nda çalıştı. 1998 ile 2000 yılları arasında Yeşilller Partisi Almanya (Die Grünen) adına Avrupa Parlamentosu’nda görev aldı. Bu görevi 2000 yılında SPD’ye geçtikten sonra da 2004 yılına kadar devam etti.