Kore Yarımadası’nda ‘Zafer’in Bedeli Ağır Olacak

ARDA MEVLÜTOĞLU

Kuzey Kore ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında bir süredir devam eden ve özellikle son bir ayda tırmanan gerilim, dünya kamuoyunda bir nükleer savaş endişesine neden oldu. Nükleer silahlara sahip Kuzey Kore’nin ABD ve Güney Kore’ye karşı meydan okuyucu tavrı, birbiri ardına gerçekleştirdiği füze denemeleri ve karşılıklı tehditler, bu son krizin sıcak çatışmaya dönüşme riskini artırdı. Kaygıların, önceki krizlere kıyasla daha yüksek olmasının en önemli nedenlerinden birinin, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in, Kuzey Kore’ye gösterilen “stratejik sabır döneminin” sona erdiğini açıklamış olduğunu iddia etmek mümkün.

Nitekim ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford 14-17 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin son gününde Kuzey Kore’ye askeri müdahalenin “korkunç” olacağı ancak ihtimaller arasında yer aldığı şeklinde bir açıklama yaptı. Dunford’dan kısa süre sonra da Savunma Bakanı Jim Mattis, Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye ya da ABD’ya yapacağı bir saldırının ciddi askeri sonuçları olacağını, bu ülkeye karşı askeri seçeneklerin masada olduğunu söyledi. Bu açıklamaların, Kuzey Kore’nin, ABD üslerinin bulunduğu stratejik öneme sahip Pasifik’teki Guam Adası’na füze saldırısı tehdidinden geri adım atmasından sonra gelmesi dikkat çekici.

Bıçak sırtı ateşkes

1950 yılında patlak veren Kore Savaşı 1953 yılında fiilen sona erdi. Ancak hassas bir ateşkes anlaşması ile devam eden süreç, sık sık kriz ve sınırlı ölçekli çatışmalara sahne oldu. Son yaşanana benzer bir restleşmeye 2013 yılında tanık olunmuştu. Kuzey Kore’nin, şubat ayında gerçekleştirdiği nükleer silah denemesinden sonra Birleşmiş Milletler (BM) bu ülkeye yeni yaptırımlar uygulamaya başlamış, ABD de Güney Kore’ye askeri yığınak yapıp tatbikatlar gerçekleştirmişti. Bunun üzerine de Pyongyang yönetimi, Güney Kore ile arasındaki barış anlaşmalarını sona erdirdiğini, iki ülke arasındaki kırmızı hattı ve sınır noktasını kapatacağını açıklamış; Hawaii ve Guam’daki ABD üsleriyle, ABD anakarasını hedef almak üzere top ve füze birliklerine ‘savaş durumuna geçme’ emri verildiğini duyurmuştu. Nisan ayı boyunca devam eden gerilim, kademeli olarak yatışmıştı.

İki ülke arasında sınır teşkil eden Tarafsız Bölge (Demilitarized Zone; DMZ) boyunca zaman zaman çatışmalar da yaşanmakta. Bunun son örneği, yarımadanın batısındaki Yeonpyeong adlı küçük bir adanın Kuzey Kore topçusu tarafından 2010 Kasım ayında bombalanması idi. Bölgedeki bir Güney Kore atışlı tatbikatını kendisine saldırı girişimi olarak kabul eden Kuzey Kore, adaya ağır bir topçu bombardımanı düzenledi. Güney Kore ordusu da kundağı motorlu obüslerle karşılık verdi, bölgeye savaş uçakları ve savaş gemileri sevketti. Olayda Güney Koreli iki sivil ile iki asker hayatını kaybetti, 22 kişi yaralandı. Bölge 1999, 2002 ve 2009 yıllarında da küçük çaplı çatışmalara sahne olmuştu. 2002’deki çatışmada Kuzey Kore deniz kuvvetlerine ait bir torpido bot batmış, 13 denizci hayatını kaybetmişti.

Şimdiye kadarki krizlerde görüldü ki Kuzey Kore, “brinkmanship” olarak adlandırılan, gerilimi çatışma eşiğine kadar tırmandırma politikasına sıkça başvuruyor. Bunda en önemli etken kuşkusuz, bu ülkenin sahip olduğu, başta nükleer silahlar olmak üzere ateş gücü. Pyongyang, nükleer silahlara ilaveten yoğun bir ateş gücü ve asimetrik tehdit unsurları ile Güney Kore ve ABD üzerinde caydırıcılık sağlamaya çalışmakta. Ülkenin, “Songun” olarak adlandırılan stratejisi uyarınca, orduya tüm ülke yönetimi ve kaynakların harcanmasında birinci derecede öncelik verilmekte. Bu kapsamda da özellikle nükleer teknoloji, topçu, roket ve füze sistemlerine yoğun yatırım yapılmakta. Her ne kadar ordunun sahip olduğu teknolojik seviye ve etkinliği konusunda ciddi şüpheler olsa da Kuzey Kore’nin olası bir çatışmada Güney Kore’ye askeri ve ekonomik anlamda ciddi kayıplar verdirmesi mümkün.

Bu hassas askeri-teknolojik dengede Kuzey Kore’nin kabiliyetlerinin incelenmesi, son krizin seyrini ve olası bir çatışmanın sonuçlarını değerlendirmede yardımcı olacaktır.

Kuzey Kore’nin askeri kapasitesi

Resmî adı “Kore Halk Ordusu” (KHO) olan Kuzey Kore Silahlı Kuvvetleri’nin toplam personel mevcudu 1,2 milyon civarında. Buna ilaveten 5,5-6 milyon mevcutlu “İşçi Köylü Kızıl Muhafızlar” adlı milis gücü de bulunuyor. Dolayısıyla, yaklaşık 25 milyon nüfusa sahip ülkenin dörtte birinden fazlası silah altında. Zorunlu askerlik süresi kara kuvvetleri için 5-12 yıl, deniz kuvvetleri için 5-10 yıl, hava kuvvetleri için de 3-4 yıl. Askerlik hizmetinden sonra 40 yaşına kadar her yıl askeri eğitim alınıyor, 40 yaşından 60 yaşına kadar da milis kuvveti mensubu olunuyor.

KHO’nun envanterinin büyük kısmını, 1950’li yıllardan 1970’li yıllara kadar Sovyetler Birliği ve Çin’den tedarik edilen ya da bunlar üzerinden geliştirilerek yurt içinde üretilen silah, araç ve sistemler teşkil ediyor. Hava, kara ve deniz kuvvetleri ile stratejik füze kuvvetlerinde bulunan araç-gerecin sayılarına ve niteliklerine dair güncel ve kesin bilgilere ulaşmak mümkün değil. Ancak ABD, Japonya ve Güney Kore istihbarat raporları ile açık kaynaklara yansıyan geçit törenleri gibi veriler ışığında bazı değerlendirmeler yapmak mümkün.

Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (IISS; International Institute for Strategic Studies) 2016 verilerine göre KHO kara kuvvetlerinin envanterinde 3 bin 500’den fazla ana muharebe tankı ile 560’dan fazla hafif tank ile 2 bin 500’den fazla zırhlı personel taşıyıcı araç bulunuyor. Kara ordusunun ateş gücünün belkemiğini 16 bin’den fazla çekili ve kundağı motorlu obüs ve havan teşkil ediyor. Topçu gücünün en önemli unsurlarından biri, “Koksan” adlı 170mm çapında namluya sahip kundağı motorlu obüs. Bu obüsün azami menzilinin, kullanılan mühimmat tipine bağlı olarak 40 ila 60km olduğu değerlendiriliyor. Bu obüs, İran-Irak Savaşı sırasında İran tarafından da kullanılmıştı. Tank ve zırhlı araç filosu büyük ölçüde Rus ve Çin menşeli, 1960’lı yılların teknolojisine sahip araçlardan oluşmakta. Envanterdeki en modern tank, geliştirilmesine 1990’lı yıllarda başlanan ve ilk kez 2010 yılındaki bir geçit töreninde kamuoyuna gösterilen Pokpung-ho. Bu tanktan yaklaşık 200 adedinin hizmette olduğu değerlendiriliyor.

Genel olarak bir kıyı gücü konumundaki KHO deniz kuvvetleri, modern anlamda harp gemilerine sahip değil. Hizmetteki üç firkateyn ile 35 civarındaki güdümlü füzeli hücumbot 1970’li yılların teknolojisini içermekte. Bu muharip filoyu, 300 civarında irili ufaklı karakol teknesi ve küçük hücumbot destekliyor. Ancak deniz kuvvetlerinin en dikkat çeken özelliği, envanterde bulunan 70 civarında mini denizaltılar. Bu denizaltılar sığ sularda sızma, sabotaj ve mayın dökme faaliyetlerinde kullanılabiliyor; boyutlarına göre bir, iki ya da dört adet ağır torpido taşıyabiliyorlar. KHO donanmasının 2016 Ağustos ayında KN-11 adlı denizaltından fırlatılan balistik füze denemesi gerçekleştirdiğini de eklemekte fayda var: Açık kaynaklara göre KN-11, yeni inşa edilmekte olan Sinpo sınıfı dizel elektrik tahrikli denizaltıların ana silahı olarak hizmete girecek. 2 bin ton deplasmana sahip Sinpo sınıfından bir adedinin inşası devam ediyor, toplam altı adet botun hizmete alınacağı değerlendiriliyor.

KHO hava kuvvetlerinin muharip gücünün neredeyse tamamı 1950’li ve 1960’lı yılların teknolojisine sahip uçaklardan oluşuyor. Sovyetler Birliği’nden temin edilen MiG-15, MiG-17, MiG-19, MiG-21 ve MiG-23 tipi avcı uçaklarının, modern harp sahasında Güney Kore ve ABD’ye karşı bir etkinlik gösterebilmesi olası değil. Hava gücünün en modern unsurları ise 1980’li yıllarda alınan MiG-29 avcı ve Su-25 taarruz jetleri. Ancak aynı deniz kuvvetlerinde olduğu gibi, hava kuvvetlerinde de sabotaj, sızma ve özel kuvvet operasyonlarına yönelik ciddi bir filo mevcut: 200’den fazla hafif ve orta sınıf nakliye uçağı ile 300 civarında helikopter bulunuyor.

Caydırıcılığın ana unsuru roket ve füze gücü

Tüm bu envanter yanında Kuzey Kore’nin caydırıcılığının belkemiğini, roket ve füze gücü teşkil ediyor. 1960’lı yıllardan bu yana balistik füze teknolojisine muazzam kaynaklar ayıran ülkenin, kısa menzilli taktik balistik füzelerden en son denemesi yapılan kıtalar arası balistik füzelere kadar çok geniş bir yelpazede bir envanteri bulunuyor. Kara kuvvetlerinin hizmetindeki 5 bin’den fazla çok namlulu roket sistemi (ÇNRS) gücünün en güçlü unsuru, ilk kez 2014 yılında görüntülenen KN-09. 300mm çapında sekiz adet roket taşıyan KN-09 sisteminin etkili menzilinin 180-200 km civarında olduğu değerlendiriliyor. Bu sistemin öncülü olan M1985 ve M1991 adlı 240mm’lik ÇNRS’lerin etkili menzili ise 60-65km civarında.

Rus yapımı SCUD ve FROG-7 taktik balistik füzelerinin üretimi ile başlayan Kuzey Kore balistik füze programında, en son mayıs ayında deneme atışı yapılan Hwasong 12 füzesi ile 5 bin-6 bin km; temmuz ayında ateşlenen Hwasong 14 füzesi ile de 6 bin-10 bin km arasında bir menzile ulaşılmış durumda. 1998 yılında hizmete giren ve Nodong olarak da bilinen Hwasong-7 füzesi ile tüm yarımada, Kuzey Kore’nin vuruş menziline girmiş bulunuyor.

Kuzey Kore’nin stratejik tercihleri

Kuzey Kore’nin silahlı kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetleri ile silahlanma faaliyetleri yakından incelendiğinde, yapılan bazı stratejik tercihler göze çarpmakta. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

1. Asimetri: Kuzey Kore, Kore Savaşı’ndan elde edilen tecrübeler ışığında 1960’ların başından itibaren düzenli (simetrik) savaş doktrininden, asimetrik “halk savaşı” stratejisine odaklanan bir çizgiye yöneldi. Bu kapsamda milis kuvvetleri ve ihtiyaç güçleri yolu ile nüfusun büyük kısmı silahlandırıldı. Ayrıca özel kuvvet ve gerilla harbi ağırlıklı bir teşkilatlanma, donatım ve eğitime geçildi. Bu kabiliyete son dönemde kullanımı hızla artan siber harp taktik ve stratejileri de eklenmiş durumda.

2. Uzaktan vuruş kabiliyeti: Güney Kore’nin başkenti Seul başta olmak üzere büyük kentlerinin ve sanayi merkezlerinin büyük kısmı, DMZ’ye 40-60km mesafede bulunuyor. Tüm bu merkez ve şehirler, Kuzey Kore topçu ve roket sistemlerinin menzili dahilinde. Balistik füzeler ve nükleer harp başlıkları bir yana, sayısı binlerle ifade edilen bu topçu ve roket sistemlerinin eşgüdümlü bir taarruzu veya baraj atışı bile, Güney Kore’nin sanayi ve ekonomisine çok ciddi darbe vurabilecek kapasitede. Kuzey Kore’nin tüm topçu, roket ve balistik füze sistemlerinin seyyar, yani hızla ve kolaylıkla yer değiştirebilecek kabiliyette olduğunu eklemekte fayda var.

3. Niceliğin niteliğe tercihi: Silahlandırılmış nüfusun büyüklüğü bir yana, her ne kadar teknolojik olarak oldukça geride olsa da KHO’nun envanterindeki özellikle kara araçlarının ve topçu sistemlerinin sayısı, etkili bir savunma ve karşı taarruzu imkânsız kılmasa bile oldukça güç kılmaktadır.

Önalıcı saldırının riskleri

ABD ve Güney Kore’nin önalıcı (pre-emptive) bir saldırısı durumunda, bu saldırıya verilebilecek karşılığı da sönümleyebilecek bir savunma duvarı kurabilmesi gerekmekte. Böyle bir saldırının, verilecek karşılığı da baştan törpülemesi gerekecektir. Daha açık bir ifadeyle, ABD-Güney Kore ittifakının, Kuzey Kore’nin yalnızca nükleer silahları ve uzun menzilli balistik füze kabiliyetini değil, aynı zamanda uzun menzilli topçu ve roket gücü ve komuta-kontrol kabiliyetini de büyük ölçüde bertaraf etmesi gerekmektedir. Anılan tüm bu unsurların sayısı ve seyyar nitelikte olmaları, tespit, teşhis ve takiplerini de zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla ABD ve Güney Kore’nin, yarımadanın kuzeyinde hedef tespit ve teşhisini çok geniş bir alanda, tam, kesintisiz ve yüksek süratli bir şekilde gerçekleştirebilmesi gerekmektedir. Bu kabiliyetin korunması, olası bir teyakkuz ya da çatışma sürecinde, barış dönemine göre çok daha zor olacaktır.

Kuzey Kore’nin, topyekûn konvansiyonel bir çatışmada ABD-Güney Kore ittifakına karşı üstünlük kurabilmesi neredeyse imkânsızdır. Ancak yukarıda bahsedilen asimetri, erim kabiliyeti ve niceliksel üstünlükten dolayı olası bir savaşta Pyongyang’ın hasımlarına bir “Pirus Zaferi” sunması mümkündür. Bu nedenle ABD’nin de Kuzey Kore’ye karşı siber ve elektronik harp başta olmak üzere yeni nesil teknik, taktik ve stratejilerini yoğunlaştırması beklenebilir.

[Savunma ve havacılık teknolojileri, sanayi politikaları ve ulusal güvenlik alanları üzerine çalışan Arda Mevlütoğlu yüksek lisansını Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde tamamlamıştır ve Air International, Air Forces Monthly, Aviation News, Savunma ve Havacılık, Marine & Commerce, Savunma Sanayii Müsteşarlığı Savunma Sanayi Gündemi gibi dergilerde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır]