“Yanlış Hesap Bağdat’tan Döner…”

Elin eşeğine binen tez iner!.. Mesud Barzani’nin kendi başına referandum kararını almadığını, alamayacağını ayrıca anlatmaya gerek var mı? Asırlık Kürt meselesinin, bugüne kadar hangi küresel güçler tarafından nasıl tepe tepe kullanıldığını bilmeyen kaldı mı? Bu arada malum küresel güçlerin, tıpkı Araplara yaptığı gibi; Kürtleri kaç defa yüz üstü bıraktığını görmeyen, duymayan kaldı mı? Salı günkü yazımızda, Mesud Barzani’nin tarihten ders almadığına işaret ederken, bazı sivri örnekler de vermiştik.

Peki, bütün bunlara rağmen Barzani’nin referandum macerasına atılması neyi ifade ediyor? “Kürtler için ütopyadır” dediği bağımsızlık serüvenini, bu yakıcı safhaya taşıması, Barzani’nin arkasındaki muharrik güçlerin etkisiyle… Erbil sokaklarında dolaştırılan Amerikan ve İsrail bayrakları, perde gerisindeki güçleri yeteri kadar ifşa ediyor. Amma… Bu atraksiyonun neticesi ne olacak? Barzani’ye yapılan telkinler sonuç verdi. Lakin şunu da unutmayalım, ‘Kak Mesud’un tükenmeye yüz tutan siyasi ömrünü uzatmak için başka da çaresi yoktu. O sebeple, doğacak riskleri bile bile bu telkinlere kulak verdi ve kuyuya taşı attı. Ve bu taşı çıkarmak hiç kolay olmayacak! Zira Kuzey Irak’taki bu referandum, Pandora’nın Kutusunu açmıştır artık… İçinden neler döküleceğini hep beraber göreceğiz.

Yüzyıl önce bu topraklara hâkimiyet sağlayıp sömürmek için, her türlü tezgâhı kuran hegemonik güçler ve onların devamı, bugün de aynı maksat ve hedeflerin peşinde işbaşındalar… Burada Mesud Barzani’nin ütopya olarak nitelendirdiği bağımsızlık hedefi, esasen bir ayrıntı mesabesindedir. Büyük planın muhtevası çok daha başka ve Kuzey Irak sınırlarının çok çok ötesinde…

Hegemonik güçler, enerji havzalarına hâkimiyet mücadelesinde, bölge halklarının kanlarının dökülmesini ve sonu gelmeyen savaş ve çatışmalar sebebiyle, sefalet ve perişanlığa duçar olmasını hiç umursamazlar. Dolayısıyla Irak ve Suriye’de, Lübnan ve Filistin’de, Libya ve Yemen’de milyonlarca insanın ölmesi ve bundan sonra da ölecek olması o güçler için mesele değil. Aynı şekilde Mesud Barzani’nin şimdilerde başını çektiği bağımsızlık hülyasının gerçekleşip gerçekleşmemesi de onlar için zerre kadar mühim değil. O güçlerin tek hedefi paylaşım kavgalarında aslan payına sahip olmak!.. Bu vahşi mücadelede, Barzani gibi piyonlara değişik roller vermekte mahirdir aynı güçler… Lakin Barzani ve benzeri piyonların hatırda tutması gereken çok önemli bir nokta var; Tekrar hatırlatalım, el eşeğine binen tez iner… Şu toz duman ortadan kalktığında, Kak Mesud da, başına ne işler açtığını kesin biçimde anlayacak! Ancak o safhaya kadar ne gibi bedeller ödeyecek, onu zaman gösterecek.

Barzani ve akıldaneleri şayet İsrail örneğini yeterince inceleseydi, belki de bu işe kalkışmanın akıl kârı olmadığını fark ederdi. İsrail, arkasındaki bütün büyük güçlerin desteğine ve muazzam ekonomik imkânlarına rağmen, kendisini ateş çemberi içinde hissediyor ve geleceğinden bir türlü emin olamıyor. Üstelik denize çıkış kapısı olduğu hâlde… Oysa İsrail’in düşmanı yalnızca bazı (Evet, yalnızca bazısı) Arap ülkeleri… Başka bir ifadeyle, Arapların tamamı değil, yalnızca bir kısmı. Peki, kurulacak bir Kürt Devleti, nasıl bir çemberin içinde olacak acaba? Yani Arapların, Farsların ve Türklerin, kısacası Orta Doğu’daki bütün lokal ve bölgesel güçlerin kendi güvenlikleri ve bütünlükleri için tehdit olarak görecekleri bir ‘entitenin’ yaşama şansı ne olabilir? Daha açık ifadeyle, böyle bir şansı olabilir mi? Üstelik bu devletin denize çıkışı da yoksa…

Bazıları hemen şunu diyebilir; denize çıkış koridoru için Suriye’de uğraş veriliyor ya! O hamur daha çok su kaldırır beyler. Yarın öbür gün Suriye’de taşlar yerine oturmaya başladığında, nelerin olup olmayacağını net olarak göreceğiz. Barzani ve yönetiminin boğazını her gün biraz daha sıkacak kuşatmanın etkileri de, bir görülmeye başlasın bakalım…

Uzun lafın kısası, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, kendi kendisini çıkmaz sokağa sürüklemiş bulunuyor. İsrail’in bunca desteğe rağmen ayakta kalmakta zorlandığı bir coğrafyada, muhtemel bir Kürt devletinin yaşama şansı yoktur. “Herkesin devleti var da Kürtlerin niye yok?” gibi retoriklerin reelpolitik karşılığı yoktur. Bunu bir kenara yazınız.

Bölgesel Kürt Yönetiminin, referandumda yüzde 92 evet oyu çıktı şeklindeki açıklamaları, dünya ile dalga geçmektir. Tıpkı Hafız Esad, Saddam Hüseyin ve Hüsnü Mübarek’in yüze 98 oyla cumhurbaşkanı seçilmesi gibi bir şey durum… Bu tiyatroyu biraz daha oynasınlar bakalım. Turpun büyüğü heybede!.. Mesud Barzani ve şürekâsı, ne kadarını kontrol edebileceği hiç belli olmayan coğrafyadaki petrol rezervlerini peşkeş çekerek; büyük güçlerin desteğini ilanihaye arkasına alacağını düşünüyorsa, o rüyadan korkuyla uyanması fazla uzun sürmeyecektir. Çünkü yaptığı yanlış hesap Bağdat’tan, Ankara’dan, Tahran’dan ve dahi Şam’dan dönecektir. (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Yrd. Doç. Dr. İsmail Kapan, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanıdır. 1956 yılında Malatya’nın Pütürge ilçesine doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans; aynı üniversitenin İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında Yüksek Lisans ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde de doktora eğitimini tamamladı. 1978 yılında köşe yazarı olarak profesyonel gazetecilik hayatına başlayan Kapan, aynı meslekte yazı işleri müdürü, sorumlu müdür, genel yayın müdürü ve genel koordinatör olarak uzun yıllar yöneticilik görevlerinde de bulundu. Askerlik görevinden sonra, bir süre avukat ve hukuk müşaviri olarak serbest çalışan İsmail Kapan, tekrar gazetecilik mesleğine döndü. 1993 yılında İhlas Haber Ajansı’nı (İHA) kurdu ve bir buçuk yıl süre ile genel müdürlüğünü yaptı. Kapan, köşe yazarlığının yanı sıra 1993 yılından beri görsel medya alanında da çalışmalarını devam ettirmektedir. İsmail Kapan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesidir.