Avrupa’da PKK Terörü Devam Ediyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan defalarca dile getirdi ve PKK terör örgütüne müsamaha gösteren bazı Avrupa ülkelerini uyardı. “Beslediğiniz yılan bir gün sizi sokar” diyerek PKK terör örgütünün Avrupa için de büyük bir tehlike olduğunu dile getirdi. İnanmak istemediler. Hatta bu nedenle de bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirdiler. Oysa işte son haftalarda yaşananlar onun ne kadar haklı olduğunu da gösteriyor.

PKK terör örgütü Suriye’de, Irak’ta ve Türkiye’de büyük yenilgiler almakta. Özellikle DAEŞ terör örgütü Rusya, Türkiye ve İran işbirliği sonucu ağır yenilgiye uğratıldıkça PKK terör örgütü de hırçınlaşıyor. Çünkü Avrupalıları kandırmaya çalıştıkları gibi bir durum söz konusu değil. Ne PKK terör örgütü ne de onun Suriye’deki uzantısı PYD terör örgütü gerçekte DAEŞ’e karşı savaşmaktalar. DAEŞ’in varlığını ustaca istismar etmekteler.

PKK ve PYD terör örgütleri DAEŞ’e karşı savaştıkları yalanı sayesinde silahlanma olanağı elde ettiler. ABD, Obama dönemindeki hatalı politikasını Trump döneminde de sürdürmeye devam ederek büyük bir hata yapmakta. Suriye ve Irak’ta yanlış stratejiler izlemekte. Bu nedenle de DAEŞ’e karşı mücadele de ABD ile bir başarı olanağı bulunmamakta. Çünkü ABD aynı geçmişte Afganistan’da olduğu gibi terör örgütlerinden medet ummakta.

PYD terör örgütüne verdiği silahlar PKK terör örgütü tarafından Türkiye’ye karşı kullanılmakta.

Irak ve Suriye’de DAEŞ terör örgütüne karşı savaşan güçler bunun farkına vardığı için artık bu ülkelerde dengeler ve ittifaklar değişti. DAEŞ terör örgütünü gerçekten yok etmek için Rusya, Türkiye ve İran işbirliğinin ne derece önemli ve etkin olduğu ortada. Aynı şekilde Türkiye ve Irak ordusunun işbirliği sayesinde Irak’ın terör örgütlerinden temizlenmesinin mümkün olduğu her geçen gün daha net bir şekilde kanıtlanmakta.

Suriye ve Irak’taki son gelişmeler PKK terör örgütü ve Suriye’deki uzantısı PYD terör örgütlerinin de varlığını tehdit etmekte. Türkiye sadece DAEŞ terör örgütüne karşı çok etkin bir şekilde savaşmıyor. Türkiye bölgedeki tüm terör örgütleri ile mücadelesini çok kararlı bir şekilde sürdürmekte. Bu nedenle PKK terör örgütü zor durumda. PKK bu nedenle son çare olarak Avrupa ülkelerindeki militanlarına “eylem” emri verdi.

Türkiye, Suriye ve Irak’ta ağır yenilgiler alan PKK terör örgütü Avrupalıların desteğini alarak bu durumdan kurtulmak istiyor. Bu nedenle de bir çok Avrupa ülkesinde yoğun propaganda faaliyetleri başlattı. Ancak bu propaganda etkinlikleri kamuoyunu “yanlış bilgilerle kandırma ve PKK’yı desteklemesini” sağlama konusunda başarılı olamadığından Avrupa’daki PKK terör örgütü militanları ve destekçileri saldırganlaşmaya başladılar. Artık gerçek yüzlerini göstermekteler.

Kiraladıkları otobüslerle özellikle Türklerin yoğun olarak yaşamakta oldukları Avrupa kentlerinde ve de Türklerin oturduğu semtlerde barış içinde yaşamlarını sürdürmekte olan Türkleri kışkırtmaya çalışıyorlar. Avrupa’da bugüne kadar hiç bir olaya karışmayan Avrupalı Türkleri kışkırtarak Avrupa’da sözde “Türklerle Kürtler çatışıyor” ortamı yaratmak ve bu sayede destek bulmak istiyorlar.

Ancak Türkler bu oyuna gelmiyor. Avrupalılar da “aptal” değil. PKK’nın amacının ne olduğunun farkındalar. PKK’nın “Öcalan’a özgürlük” bahanesi ile sokağa dökmeye çalıştığı Avrupalı Kürtler de bu oyuna gelmiyor. Çünkü PKK terör örgütünün Türkiye’de “çözüm sürecini destekliyor” diye suçladığı “Öcalanı dinlemediğini de” biliyorlar. PKK terör örgütü “barış” istemiyor. PKK’nın savaş baronları için “barış ortamı” büyük bir tehlike. Terör, insan ve uyuşturucu kaçakçılığından geçinen PKK’nın “savaş baronları” işte bu nedenle Avrupa kentlerini de terörize etmeye kararlılar.

Belçika’nın Antwerpen kentinde Türkleri kışkırtmak için Türk mahallelerine saldırdılar. Genk kentinde bir Türk derneğini kurşunladılar. Yunanistan’da eylemlerine izin vermeyen polislere saldırdılar.

Aynısı şimdi Almanya’da da yaşanmakta. Düsseldorf’ta “terör propagandası” yapmalarına izin vermeyen Alman polisine saldırdılar. Üçü ağır yaralı olmak üzere 12 polisi yaraladılar. Avrupa’nın bir çok diğer kentinde kiraladıkları otobüslerle sözde “propaganda yapıyoruz” paravanası altında “olay” çıkarmaya çalışıyorlar.

“Terör propagandası” yapmalarına izin verilmedikçe de hırçınlaşıyor ve saldırganlaşıyorlar. İşte PKK terör örgütünün gerçek yüzü Avrupa’da da ortaya çıkmakta.

“Artık Avrupalı Türkler düşmanımızdır. Hedefimizdeler” yazılı bildiriler dağıtıyorlar. Türklerin yoğun olarak yaşadığı semtelerde insanlar endişeli. Sadece Avrupalı Türkler değil PKK terör örgütünü desteklemeyen tüm Avrupalı Kürtler de bu kanlı terör örgütünün hedefindeler.

AB ve AB üyesi ülkeler bu duruma daha fazla seyirci kalmamalı ve PKK terör örgütünün Avrupa’yı terörize etme çabalarına karşı sert önlemler almalılar. Aksi takdirde yıllardır hiç rahatsız edilmeden Avrupa ülkelerinde örgütlenen ve “ağlarını ören bu kanlı terör örgütü ile başa çıkmaları çok zor olacak. PKK terör örgütü militanlarının Avrupa ülkelerinde serbestçe faaliyet göstermelerine daha fazla izin vermek en başta Avrupa’nın iç güvenliğine büyük bir zarar verecektir. (Hürhaber)

PAYLAŞIN:
Türk kökenli Alman politikacı Ozan Ceyhun, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)’den 4. ve 5. Dönem Avrupa Parlamentosu Milletvekilliği yaptı. SPD parti sözcülüğü ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecinde delegelik yaptı. Halen Almanya ve Brüksel’de partisi adına çalışmalar yürütmekte. Ayrıca AB İçişleri ve Adalet Politikaları alanında danışman olarak hizmet etmekte. 1979’de Boğaziçi Lisesi’nden mezun olan Ozan Ceyhun, İstanbul’da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı okurken cunta nedeniyle okuldan ayrıldı. 1980 darbesinde Avusturya’ya 1982 yılında ise Almanya’ya gitti. Almanya’da sosyal pedagog olarak eğitimini tamamladı. 1986 yılında Alman Yeşiller Partisi’ne üye oldu ve aktif çalışmalarda bulundu. Ağırlık noktası Almanya’da yabancılar ve mültecilerin durumları idi. 1992 ve 1998 yılları arasında Hessen Sosyal Bakanlığı’nda çalıştı. 1998 ile 2000 yılları arasında Yeşilller Partisi Almanya (Die Grünen) adına Avrupa Parlamentosu’nda görev aldı. Bu görevi 2000 yılında SPD’ye geçtikten sonra da 2004 yılına kadar devam etti.