Trump Batı Tarafından Cezalandırılabilir

BM’deki “Kudüs” oylamasının sonuçlarına sözde aldırış etmeyen ama oylama öncesi muhtemel sonuçtan da korktuğunu belli eden Başbakan Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler’e “Yalanlar Evi” diyerek saldırırken, daimi temsilcisi Danny Danon da oylama sonrası yaptığı yazılı açıklamada “Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu bilmek için uluslararası kuruluşların onayına ihtiyacımız yok” demişti. Sonuçların hem İsrail hem de ABD’ye sadece itibar kaybettirmekle kalmayıp bundan sonra da ciddi rahatsızlık vereceği ortada.

Orta Doğu ülkeleri, “kaybolan ülke Atlantis” gibi bir masal kahramanı, Müslüman halkların sadece yaşadığı ama yönetmediği, haritaları sömürgeciler tarafından çizilmiş başlarına iradelerinin teslim alındığı Londra eğitimli, İngiliz terbiyesi almış emîr, şeyh ve kralların hükümferma olduğu bir hayal dünyasıydı.

Bu yeraltı dünyasının yattığı ölüm uykusundan uyanması için, sığınacak liman arayan milyonlarca Müslümanın, yollarda, sularda, kıyımlarda telef olması yetmedi. Irak’ın işgali, Suriye’nin lime lime edilmesi, Mısır’daki kıyımlardan, daha şiddetli bir sarsıntıya ihtiyacı vardı. Trump’ın İsrail’e Kudüs’ü servis yapması hiç kimsenin beklemediği ve tasavvur edemediği bir yer kaymasına sebep oldu, sanki bu coğrafyanın üzerinde ne kadar sahte hükümran varsa sallanmaya, sarsılmaya ve tarihî bir hesaplaşma için Türkiye öncülüğünde yükseliş başladı.

Ortak kanaat; bu deprem, “Arap coğrafyasında Haçlıların tayin ettiği vesayetçilerin yerini, halkın seçtiği millî ve yerli yöneticilerin alacağı bir sürecin başlangıcı” olabileceği. Bu sarsıntıyı tetiklediği için de, ikazlara rağmen seçim kampanyası sırasında Yahudi lobisinin önde gelenlerine “Amerikan elçiliğini Yahudi halkının ebedi başkenti Kudüs’e taşıyacağız” diyen ancak, sözü karşılık bulmayan ve havada kalan Başkan Donald Trump, Yahudi lobisi ve Batı tarafından cezalandırılabilir.

İslam dünyasında yaşanan eksen kayması Türkiye’yi tekrar bir asır öncesi ihanetlerle kaybettiği ve hak ettiği pozisyona yeniden getirdi, Filistin ve Orta Doğu meselelerinin uluslararası düzeydeki “temsil merkezi” değişti. Bu değişim tarihî bir mecburiyetti ve Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekilmesi ile Türkiye’nin kaybettiği daha doğrusu İngiliz desteği ile gasbedilen rolünün inkâr edilmez bir biçimde onurlu bir şekilde iadesidir.

Bu yeni rol dağılımında, İslam üzerinden nemalanan vesayetçi şeyh, emîr ve kral unvanlı yöneticilerin hepsi anlamını kaybetti. Bu yaşananların Batı dünyasını rahatsız etmesi anlaşılır bir şeydir çünkü sömürgecilik araçları bu yerli “Musta’rabin”lerdir. Öte yandan bazı Orta Doğu ülkesinin Türkiye’nin bu yükselişi karşısındaki hasmane tutumu ile gerçek niyetleri de ortaya çıkmış oldu. Bu yeni harita, dışarıdaki memnuniyetsizler yanında, içeride de bazı kesimlerin arka planlarının anlaşılmasına vesile olacaktır.

Türkiye’de, Suudi veya selefî zemin üzerinden kendilerine alan bulma gayretinde olanlar, vesayetçi emîrlerin reklamını yapanlar, kahramanlarının “Kudüs” restleşmesinde aldıkları duruşları ile tam iflas ettiler. Bu yaşananların böyle hayra dönük bir sonuçla hitam bulacağını kim tahmin edebilirdi!..

Bazen iç siyasette uzun emeklerle başarılamayan bir iyileşme, üçüncü bir elin bize zarar vermek için yaptığı hamle ile kendiliğinden sonuçlanıyor. Kudüs meselesindeki ayrışma da böyle hayırlı bir sonuca sebep oldu. Osmanlıyı sahiplenmeyi “kadimcilik” diye etiketleyip tarihe gömmek isteyenler, Kudüs’ü Yahudi’ye peşkeş çekenlerin tarafında saf tutunca, içerideki takipçileri büyük hayal kırıklığı içine düştüler. Onlarla aynı gemide duranlar geldiği gibi kaybolup gidecek.

Değerlere bağlı siyaset yapmayı reddedenler artık bildikleri bütün doğruları gözden geçirmek zorundadır. “Vekâleten” yönetilen bir İslam dünyasından, kısa vadede ABD ve İsrail’e karşı güçlü bir başkaldırı beklenmez ama bir barajın yıkılması gövdesindeki bir çatlakla başlar… (Türkiye)

PAYLAŞIN:
1950 Erzincan doğumlu olan Gazeteci-Yazar Hikmet Köksal Atatürk Üniversitesi İşletme fakültesini 1975 yılında bitirdi. 1979 yılında basın iş kolunda çalışmaya başladı ve bu tarihten itibaren Türkiye Gazetesinin Erzincan, Erzurum, Samsun ve İzmir Bölge müdürlüklerinde bulundu. Türkiye Gazetesinde köşe yazıları yayınlamakla birlikte, iş ve sosyal hayatta başarılı olmak üzerine dergilerde makaleleri ve kitapları yayınlandı. Eğitim Kurumlarında, kamu ve özel iş yerlerinde verdiği seminerlerde öğrenci, yönetici ve çalışanlarla tecrübelerini paylaştı. Erzincan ERT-TV’de “Açık Kürsü” Programını yaptı. Yurt içinde birçok dergi, yerel Gündem 24 Gazetesinde köşe yazıları ve makaleleri yayınlandı. Halen Türkiye Gazetesinde “Yerel Pencere” başlığı altında köşe yazıları hazırlamaya devam ediyor.