Kut’ül Amare Heyecanıyla Afrin Harekâtı

15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde PKK/PYD terör örgütü, 911 kilometrelik Türkiye-Suriye sınırının yarıdan fazlasını ele geçirmişti. Böylece Fırat’ın doğusuna hâkim olmuşlardı. Sırada batı yakası vardı. Buranın da işgal altına alınmasıyla Afrin’le buluşacaklardı. Bir adım sonrası Akdeniz’e inmekti. Eğer; darbe başarılı olsaydı. Bu hayal, teröristlere hakikat olmuş olarak altın tepside sunulacaktı. TSK, 2016 Temmuzunda birçok yaralar aldı. Bu vaziyet, terör örgütüyle onun sahiplerini ümitlendirdi. Ankara, öteden beri “Fırat’ın doğusuna çekilsinler!” ihtarını yapmaktaydı. Ancak ordusu kan kaybetmiş, bir darbe ile kurumları sarsılmış bir devleti kim dinlerdi?

PYD/YPG yaşadıklarımızdan cesaret alarak rahatsızlık vermeye devam edince Türk Ordusu, Hür Suriye Orduyla ittifak ederek 25 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Harekâtı’nı yaptı. Harekât, ihanetten bir ay gibi bir zaman sonra olmasına rağmen destanlar yazılmıştı. Böylece Cerablus-Azez hattı düşmandan arındırıldı. 2017’de de El-Bab ve İdlib temizlenerek güvenli bölge kuruldu. Bunun devamındaysa Afrin ve Menbiç’in terör unsurlarından temizlenmesi mevzubahisti. Bu ihtiyaç, tâ Fırat Kalkanı’ndan bu yana zaman zaman dile getiriliyordu. Bazen alevleniyor, bazen ses çıkmaz oluyordu. Niyetimizin vazgeçilmesi mümkün olmayan bir karara dönüşmesini hızlandıran sebep, ABD’nin güya DEAŞ saldırılarına karşı Suriye ve Irak hudutlarını kontrol için 30 bin kişilik bir YPG ordusu kurma hazırlık haberi oldu. Durduk yerde ortaya çıkan ve asıl bahanesi başka olan bu haberin dayanağı da çürüktü çünkü DEAŞ pek de kalmamıştı.

Sık temas ettiğimiz o gerçeğe bir kere daha dokunuyoruz. PYD/YPG hem Moskova ve hem de Washington için vazgeçilmezdir. İki başkentin ayrı hesapları var. Sonuçta hesapların çakıştığı nokta, bölgeye tutunup burada kalabilmektir. Bu da buralı bir unsura dayanmakla olur. Moskova’nın esas müttefiki Beşar Esad ve Nusayri Baas rejimidir. Moskova, adı geçen terör örgütünü her ihtimale karşı lâzım olur diye el altında tutmaktadır. Washington ise başta Kerkük olmak üzere Irak petrolünü İsrail’deki Hayfa limanına akıtmak, Ceyhan’ı devre dışı bırakmak ve bölgede kendisine sadakatle bağlanmış, güdeceği bir devlet peşindedir. Önce sınır boyunca uzanan bir terör koridoru. Sonra Suriye, Irak, İran ve Türkiye’den koparılacak parçalarla Büyük Kürdistan’ın kurulması. Ardından da Büyük Kürdistan’ın yerine Büyük İsrail!

Bu ham hayal, 30 bin kişilik YPG sözde ordusuyla bir kere daha görülünce Türkiye, çok sert tepki verdi ve müdahale için bütün hazırlıklarını tamamladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, üst üste yaptığı konuşmalarla harekâtın ân mes’elesi olduğunu açıklayınca Amerika, ortada kararlı ve güzü pek bir Türkiye duruşu olduğunu okuyabildi. Bundan dolayı Koalisyon Güçleri Sözcüsü Albay Ryan Dillon dün “Afrin, Amerika’nın operasyon alanında değil, bu sebeple Pentagon engel olmayacak!” diye beklenmeyen bir beyanda bulundu. “Bize ne” diye de tercüme edilmesi mümkün bu sözü isteyen, “cesaretleri yemeyince yiğitlik bizde kalsın havasındalar” diye yorumlasın isteyen, “Kürtleri sattılar” desin.

Sahaya gelince:

Esas harekât hedefi Afrin, Haleb’in ilçesidir. Güneyinde Haleb, batısında Hatay, kuzeyinde Kilis bulunmaktadır. Kürtçü eşkıya, zaman zaman buradan Amanos Dağlarına sızarak topraklarımızda terör çıkartıyor. Türkiye’nin harekâtı, bu defa da Hür Suriye Ordusu’yla yani rejim muhalifleriyle birliktedir.

Darbe ve ihanet sürecine düşürülmüş, yaralı TSK, 25 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Destanı’nı yazmıştı.

Bu defa çok daha büyük bir zafer beklemekteyiz.

Bugün ordumuzun kuvve-i mâneviyesi yüksek, silahı noksansız ve siyâsi irade eksiksiz şekilde yanındadır. Kut’ül Amare’nin nisyândan, unutulmuşluktan ekran yoluyla şuurlara taşındığı günle çakışan Afrin ve Menbiç Hârekatı burada kalmayacaktır. Fırat’ın doğusu da bizi beklemektedir. Kıbrıs Zaferindeki eksiklik tekrar edilmemeli. Kıbrıs’ın tamamını almak varken üçte birinde kalmak; O’nu halli zorlaşmış bir mes’ele olarak bugüne dek taşıdı.

Milletin duası, Mehmetçik’le beraberdir…

Dualar, Kut’ül Amare şühedasının torunları içindir. (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Rahim Er, 1950 yılında Harput’ta doğdu. 1969 yılında Adana Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1970’de Türkiye gazetesine girdi. 1974’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1976’dan itibaren Türkiye gazetesinde, ‘Pırıltı’, ‘Yorum’, ‘Tahlil’ sütun başlıkları ile günlük yazılar yazdı. 15 Kasım 1979’da Türkiye Çocuk dergisi, 15 Şubat 1989’da TGRT, 24.11.1994’te şimdiki adı ihlas.net olan İhlas Databank, 13.11.1999’da, BKY – Babıali Kültür Yayıncılığı çalışmalarını başlattı. İhlas Holding Genel Yayın Danışmanlığı’nda bulundu. 1996’dan itibaren TGRT ve TGRT FM’de programlar yaptı. ‘Sevgili Peygamberim’, ‘İmparatorluk Coğrafyasında Diplomasi Koşturmak’, ‘Örsteki Ülke Türkiye’ ve ‘Hayatın Rengi İnsan’ adlı kitapları bulunan Rahîm Er’in, Türkiye gazetesinde şimdiki köşesinin adı Entellektüel Boyut’tur.