Kara Propaganda

İnsanların düşüncelerini ve davranışlarını etkilemek için verilen mesajlar bütününe propaganda denir. Bu tanım çerçevesinde yapılan propaganda faaliyetleri meşrudur. Siyasette de, iş dünyasında da, sosyal faaliyetlerde de propaganda yapılır. Meşru propaganda büyük ölçüde tanıtımla ilgilidir. Farklı alternatifler önünde kalan kişinin kararını etkilemeye yöneliktir. Ürün tanıtımı ve satışları için yapılan reklamlar da genel manada propaganda kapsamında değerlendirilebilir.

Daha ziyade 20. Yüzyılda gelişen iletişim tekniklerine bağlı olarak propaganda da bilimsel bir disiplin hâline gelmiştir. Halkla İlişkiler, Tanıtım, Reklamcılık, Kamu Diplomasisi gibi alanlar bir biçimde propagandayla ilgilidir. Propagandanın kendine ait bir terminolojisi, uygulama teknikleri, araçları ve ölçüm şekilleri vardır. Birçok çeşidi olmakla birlikte propagandayla ilgili genel kitaplar, bu faaliyeti temelde üç başlık altında toplarlar: Beyaz, Gri ve Kara Propaganda.

Beyaz Propaganda, kaynağının kim olduğu belli, şeffaf süreçlerle yürütülen, neyi amaçladığı herkesçe malum olan bir faaliyettir. Siyasi partilerin propaganda çalışmaları partinin oy kazanması için yapılır. Bir şirket kendi mallarına ve hizmetlerine daha geniş kitlelerden beğeni toplayabilmek için tanıtım/reklam/propaganda yapar.

Gri Propaganda, tarafsız gibi gözüken bir kurum ya da kuruluş üzerinden yapılır. Aslında doğrudan doğruya rakip ya da düşmanın kontrolündedir. Zihinleri karıştırmayı amaçlar.

Kara Propaganda ise aslında dost bilinen bir merkezden yapılan propagandadır. Şüphesiz ki, çok tehlikelidir. Zira bu merkezin propagandasına muhatap olanlar, bir “dostun iyi niyetli görüşlerini” dinliyormuş durumuna düşebilirler. Zaman zaman da “dost acı söyler” cümlesinin ambalajına sokulan yıkıcı görüşler, gri propagandanınkinden çok daha ağır bir tahribata sebep olabilir. Gri Propaganda kafa karıştırmayı; Kara Propaganda ise insana kendisini, kurumunu, devletini sorgulatmayı amaçlar. Yoğun Kara Propagandaya maruz kalanlar, evvelce hiç şüphe etmedikleri, haklılıklarından emin oldukları kişi, kurum ve kuruluşlar hakkında “acaba” diye sormaya başlarlar.

Tarihimiz, devletimizi hedef alan dış kaynaklı Gri ve Kara Propaganda faaliyetleriyle doludur. Bunların hedefi devleti aciz kılmak, millî birlik ve beraberliği zedelemek, ülke ekonomisini tahrip etmektir. Bu faaliyetler aklınıza gelebilecek her türden yalan, fitne, iftira, dezenformasyon ve misenformasyonu içerir. Gri ve Kara Propaganda yapanların herhangi bir ahlaki değere bağlılığı söz konusu olmadığından, propagandalarındaki fütursuzluğun ve cüretkârlığın sınırı yoktur.

Türkiye’yi hedef alan Gri ve Kara Propaganda faaliyetleri 2012’den bu yana olağanüstü artış göstermiştir. Zeytin Dalı Harekâtının başlamasıyla birlikte uluslararası medya üzerinden yeniden ivme kazanmaya başlamıştır. Güya tarafsızlıkları ve sözde objektiflikleriyle maruf bazı yayın organlarında hiçbir gazetecilik kuralına uymayarak sunulan “Gri Propaganda” haberlerinin tek hedefi Türkiye’dir. Haberciliğin en önemli ilkelerinden biri, haberin teyid edilmeden yayına verilmemesidir. Zeytin Dalı Harekâtı devam ederken bazı yabancı medya organlarının bu kuralı tamamen unuttuklarını görüyoruz. Dedikodu, terör örgütü propagandası, rivayet ve tek taraflı açıklamalar haber gibi sunulmaktadır.

NATO içinde Türkiye ile müttefik bazı ülkelerin yetkililerinden gelen bazı açıklamalar ise tam anlamıyla Kara Propaganda niteliğindedir. Bu açıklamalar yine sözde objektif yayın organları tarafından kitlelere aktarılmaktadır.

Yoğun ve sistematik Kara ve Gri Propaganda faaliyetlerini yürütenler Zeytin Dalı Harekâtının uluslararası alandaki meşruiyetini sorgulatmayı başaramadılar. Bunda, geçen haftaki yazımda belirttiğim, Türkiye’nin güçlü hukuksal dayanakları kadar harekâtla birlikte dünya kamuoyunun gözleri önüne serilen PYD/YPG ve PKK’nın aynı örgüt olduğu gerçeği etkili oldu. Ele geçirilen teröristlerin ve belgelerin PYD/YPG ile PKK arasındaki ilişkiyi inkâr edilemez şekilde ortaya koyması, Gri ve Kara Propagandayı etkisizleştirdi.

Harekât sahada başarıyla devam ederken, Türkiye haklılığını tüm mecralarda ısrarla savundukça, karalama kampanyalarına girişenlerin bir bir sahadan çekildiklerini göreceksiniz. (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Şu anda Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü olan Çağrı Erhan, 1993’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitede, 1996’da uluslararası ilişkiler yüksek lisansını, “Türk-Amerikan İlişkilerinde Afyon Sorunu” başlıklı tezi savunarak tamamladı. 2000 yılında da, “Osmanlı-Amerikan Siyasi İlişkileri” başlıklı teziyle, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünde doktor unvanını aldı. 2003’te siyasi tarih doçenti oldu. 2009 yılnda profesör oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakülteleri ile TOBB ETÜ’de, “Osmanlı Diplomasi Tarihi”, “Türk-Amerikan İlişkileri”, “Siyasi Tarih”, “Uygarlık Tarihi”, “NATO” ve “Amerikan Diplomasi Tarihi” derslerini vermektedir. 2002′den itibaren, Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) Yürütme Kurulu, Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Yayın Kurulu, Türk Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu, Tarih Yazıcılığı’nın Avrupa Boyutu Projesi Ulusal Komitesi, Avrupa Konseyi Tarih Eğitimi Projesi Yönetim Kurulu, Uluslararası Siyasi ve Ekonomik İlişkiler Merkezi Merkez Kurulu üyeliklerinde bulunan Çağrı Erhan, Uluslararası İlişkiler Dergisi ve Ankara Avrupa Çalışmaları dergilerinin kurucu editörlerindendir. Çağrı Erhan, Ekim 2000-Kasım 2003 arasında Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdür yardımcılığı görevini yapmıştır. Aralık 2005′te aynı merkeze müdür olarak atanmıştır. Şubat-Kasım 2008′de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Ocak 2009′da profesör olmuştur. Halen Mülkiye’de Ortadoğu, Osmanlı Diplomasi Tarihi, ABD Dış Politikası, NATO ve TOBB ETÜ’de Siyasi Tarih dersleri vermektedir.