Afrin’i Anlamak

Suriye merkezli bu ihtilafta iç harp, terör, rekabet ve savaş aynı anda ve bir arada yaşanmakta. Taraf devletler şunlardır:

ABD/Amerika Birleşik Devletleri, RF/Rusya Federasyonu, BTC/Büyük Türkiye Cumhuriyeti, İran, İsrail. İkinci derecedeki devletler, koalisyon şemsiyesi altında küçük kuvvetler hâlinde yer almaktalar. Başını BBK/Büyük Britanya Krallığı’nın çektiği AB devletleridir. BBK, İngiltere’nin üst hüviyetidir. Çatının altında kraliçenin “memâlik-i şâhâne’’sinden Kanada, Avustralya ve Yeni Zelenda da yer alır.

Ayrıca kullanılan silahlı eşkıya grupları vardır. Bunlar, PKK, PYD ve DEAŞ’tır. FETÖ örgütü de bulunduğu her devlette medyadan lobiciliğe kadar Türkiye aleyhine faaliyet içindedir. PKK, I. Dünya Harbi’nde Devlet-i âli Osman’ı, bir başka ifadeyle Padişah’ın memalik-i şâhânesini işgal eden emperyalist devletler tarafından, 40 yıl önce bu vatana musallat edilmiş ve desteklenmiştir, desteklenmektedir.

Suriye veya bizim Şâm-ı şerif vilayetimiz, yukarıda bahsettiğimiz iç harp, kargaşa, terör, rekabet ve savaşın cereyan ettiği sahadır. Silahlı kuvvet olarak üçe bölünmüştür. Nusayri rejim güçleri, muhalifler ve Suriye Kuvayı Milliyesi. Rejim, bugüne kadar bu iç unsurlarla savaşıyordu. İsrail’le araları iyice kötüleşmekte. Bu devletin uçağını düşürmesi tesadüf değildir. Kapışmaları, bir harpten ziyade İsrail’in Suriye’yi işgali olur. Eğer emperyalist devletler, bütün uğraşmalarına rağmen bu memleketi bölemedikleri için İsrail’i Suriye’ye sevk ederlerse saha, yangın yerine döner.

Taraf devletlerin terör örgütleriyle de münasebetleri girifttir:

PKK, ABD’nin terör örgütü listesindedir. Lakin PYD’yi stratejik müttefiki saymaktadır. PKK, Rusya’nın terör örgütleri listesinde yoktur. Aksine PYD’nin Moskova’da temsilcilik açmasına müsaade etmiştir. Rusya’nın Suriye’de 2, ABD’nin ise 20’ye yakın üssü vardır. Rusya, bu üslerle Akdeniz ve Orta Doğu’ya inme emelini hakikat yapmıştır. ABD ise Büyük İsrail yolunda Kuzey Irak’tan Akdeniz’e kadar uzanacak bir Kürt devleti kurma hayali için buradadır. Bu hayali bozma azmiyle sahadayız ve bozmaktayız. İran da Suriye’dedir. Bir taraftan Suriye rejiminin yanındadır, diğer taraftan Türkiye ile iyi geçinme intibaı vermektedir. Washington, İran’ın Suriye-Lübnan-Yemen hattındaki faaliyetlerinden rahatsızdır. Türkiye de İran’ın Basra Körfezi-İskenderun Körfezi ve Aden Körfezi arasında yayılma maksatlı Şia ideolojisi yayma çalışmalarından rahatsızdır.

BTC ve ABD ise artık çok yara almış olsa da stratejik müttefiklerdir. Washington, düşman örgütlere her türlü desteği verdiği için Türkiye fevkalade rahatsızdır. Biz, SSCB’ye yani Rusya’ya karşı güçlenmek için NATO’ya girmiştik. Gelinen noktada fiili durum odur ki Moskova, Ankara’ya daha yakındır. Kafası karışık Washington, dostu-düşmanı ayırt edemez hâldedir. Son 3 Başkan kifayetsizlikte yarışmıştır. FETÖ darbe kalkışmasının arkasında Washington merkezli güçler yer almıştı. FETÖ/PDY darbe teşebbüsüne destek verildiği gibi Kuzey Irak da bağımsız devlet teşebbüsüne sahne yapıldı. New York’ta Türkiye aleyhine düzmece davalar sahnelendi. Suçluların iadesi anlaşmasına rağmen FETÖ’nün lider ve mensupları iade edilmemekte. Washington’dan dışişleri bakanı ve millî güvenlik danışmanı bu ortamda geliyorlar. Pek bir netice alınmadan gidecekleri bellidir.

Türkiye, FETÖ, PKK, DEAŞ tarafından içeriden ve dışarıdan, PYD/YPG tarafından da dışarıdan kuşatılıp ayrıca ABD öncülüğünde sınır emniyeti ve ülke bütünlüğünü tehdit edecek bir terör koridoru niyetiyle karşı karşıya kalınca Fırat Kalkanı Harekâtı’nı yaptı. O tarihten beri sahadadır. Bugün Afrin’dedir. Yarın Menbiç ve Fırat’ın doğusundan Kandil’e kadar bu topraklarda olacaktır. Biz, Irak ve Suriye için bu devletlerin toprak bütünlüğünü koruyan tek devletiz. Zira biz, kardeş topraklarız. Biz, meşru müdafaa maksadıyla cephedeyiz.

Yukarıdaki tablo tahlil edildiğinde her devletin bir hesapla sahada yer aldığı görülmektedir.

Bahsettiğimiz bölgenin işgal, tasallut ve kargaşadan kurtarılması, sulh-sükûn ve huzurun temini zaman alacaktır. Bu zaman uzundur. Buna alışmalıyız. Fırat Kalkanı’ndan bu yana 2 yıla yakın zaman geçti. Beka mücadelemiz, 2023’ü bulabilir.

Sıraladığımız gerçeklerden habersiz olarak Afrin’i Afrin’den ibaret görmek, teröristleri kendilerinden ibaret sanmak, Afrin’e girmeyelim, hemen dönelim demek, zamanı-mekân, tarihi istikbali okuyamamaktır. İskenderun’dan Kandil’e kadar istediğimiz düzeni kuramazsak bırakınız başka bir ili Ankara düşer.

Çünkü;

Biz biliyoruz ki;

Dün İstanbul’un tabiî hududu Belgrad vilayetimizdi. Belgrad, düştükten 125 sene sonra İstanbul, İngiliz kraliçenin askerlerinin işgaline uğradı.

Ve yine biliyoruz ki;

Haçlı dünyasının müşterek sinsi hedefi, bizi vatanımızdan sürüp atmaktır. Onlar, Müslümanları, Endülüs’ten 800 sene sonra sürüp çıkarma vahşetini zafer sayıp bunu hiç unutmadılar.

Biz de unutmadık!!!… (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Rahim Er, 1950 yılında Harput’ta doğdu. 1969 yılında Adana Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1970’de Türkiye gazetesine girdi. 1974’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1976’dan itibaren Türkiye gazetesinde, ‘Pırıltı’, ‘Yorum’, ‘Tahlil’ sütun başlıkları ile günlük yazılar yazdı. 15 Kasım 1979’da Türkiye Çocuk dergisi, 15 Şubat 1989’da TGRT, 24.11.1994’te şimdiki adı ihlas.net olan İhlas Databank, 13.11.1999’da, BKY – Babıali Kültür Yayıncılığı çalışmalarını başlattı. İhlas Holding Genel Yayın Danışmanlığı’nda bulundu. 1996’dan itibaren TGRT ve TGRT FM’de programlar yaptı. ‘Sevgili Peygamberim’, ‘İmparatorluk Coğrafyasında Diplomasi Koşturmak’, ‘Örsteki Ülke Türkiye’ ve ‘Hayatın Rengi İnsan’ adlı kitapları bulunan Rahîm Er’in, Türkiye gazetesinde şimdiki köşesinin adı Entellektüel Boyut’tur.