Hocalı Soykırımı’nın Yıl Dönümü

Tam 26 yıl önce, 1992’de 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece Ermeni silahlı güçleri, Rus ordusunun 366. alayıyla birlikte Karabağ’daki stratejik öneme sahip 11000 nüfuslu Hocalı’ya saldırdılar. Resmî rakamlara göre 613 silahsız Azerbaycan Türkü katledildi. Katledilenlerin sayısının 1500’ün üzerinde olduğunu yazan kaynaklar da mevcuttur. Öldürülenlerin çoğu -arkada delil bırakmamak amacıyla- üst üste yığılıp, ateşe verildi. Yine resmî rakamlara göre katledilenlerin 70’i yaşlı, 106’sı kadın ve 63’ü çocuktu. Esir alınan 1275 kişinin 150’sinden bugüne kadar hiçbir haber alınamadı.

Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme’nin 2. Maddesine göre, “Ulusal, etnik, ırksal ya da dinî bir grubu kısmen ya da tamamen ortadan kaldırmak maksadıyla öldürmek; grubun mensuplarına ciddi zihinsel veya bedensel zarar vermek; grubun bütünüyle veya kısmen fiziki varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak hayat şartlarını kasten değiştirmek; grup içinde doğumları engellemek maksadıyla tedbirler almak; gruba mensup çocukları zorla başka bir gruba nakletmek” soykırım suçunu oluşturmaktadır. Aynı sözleşmenin 3. Maddesine göre, “Soykırımda bulunmak; soykırım yapılması için iş birliğinde bulunmak; soykırım yapılmasını doğrudan veya aleni olarak kışkırtmak; soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek ve soykırım suçuna iştirak etmek” fiilleri işleyenler, ister kamu görevlisi isterse özel kişiler olsun “cezalandırılır”… Soykırım suçlularını yargılayacak ve cezalandıracak merci, uluslararası nitelikte teşkil edilmiş bir ceza mahkemesidir.

Hocalı Soykırımı’nın üzerinden çeyrek yüzyıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, bu caniliği kışkırtanlar, emrini verenler ve gerçekleştirenler ne ulusal ne de uluslararası bir mahkemede yargılanmıştır. Soykırımcıların bir bölümü takip eden yıllarda Ermenistan siyasetinde önemli roller üstlenmişler, ülkelerini -aslında yargılanmaları gereken- uluslararası platformlarda temsil etmişlerdir. Soykırıma karışanların birinin de mevcut Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan olduğu hakkında güçlü deliller mevcuttur. Soykırım yapıldığında Sarkisyan Ermenistan Savunma Bakanı’ydı.

Dağlık Karabağ meselesiyle ilgili çeşitli çalışmaları bulunan Kafkasya uzmanı Thomas De Waal 24 Şubat 2012’de Carnegie Europe adlı düşünce kuruluşunun internet sitesinde kaleme aldığı, “Bir Başkan, bir mülakat ve bir trajik yıl dönümü” başlıklı yazısında Hocalı Soykırımı’ndan dolayı Sarkisyan’ı doğrudan itham etmemekle birlikte, okuyan herkesi ürpertecek ifadelere yer vermektedir. De Waal, Sarkisyan’la Karabağ ve Hocalı üzerine bir mülakat yaptığından söz ettikten sonra, Sarkisyan’ın o görüşmede tam olarak ne söylemiş olduğunu, kelime kelime aktarmaktadır:

“Hocalı’dan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil nüfusa karşı el kaldırmayacaklarını düşünüyorlardı. Biz gerçekten de bu düşünceyi ortadan kaldırdık. Olay tam da bu. Aynı zamanda dikkate almalıyız ki, o çocukların arasında Bakü’den ve Sumgayıt’tan kaçanlar da vardı…”

Yani Sarkisyan, Hocalı’nın planlı olarak seçildiğini ve soykırım suçunun bilinçli olarak işlendiğini bu cümleleriyle itiraf etmekteydi. Bu cümleler Azerbaycan Türklerine, “Ermenilerin sivilleri de öldürebileceğini göstermek için” yapılmış bir soykırımın en açık itirafı değildir de nedir?

Bu cümleleri bir devlet başkanı dile getirdiğine göre, Hocalı Soykırımı’nı gerçekleştirenleri uluslararası bir mahkemenin önüne çıkarmak için bunca senedir neden beklenmektedir?

Hocalı Soykırımı Karabağ meselesinin en acı, en çarpıcı sayfalarından biri. Hocalı’da olduğu gibi Dağlık Karabağ’ın birçok yerinde on binlerce Azerbaycan Türkü katledildi. Bir milyona yakını yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklardan zorla çıkarıldı. Evlerine, dükkânlarına, tarlalarına el koyuldu. Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’daki gayrimeşru işgali hâlen devam ediyor. Bu işgalin sona ermesi ve ata yurtlarından koparılan Azerbaycan Türklerinin geri dönmelerinin sağlanması için Türkiye ve Azerbaycan’ın iş birliği önümüzdeki dönemde de artarak devam edecektir… (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Şu anda Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü olan Çağrı Erhan, 1993’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitede, 1996’da uluslararası ilişkiler yüksek lisansını, “Türk-Amerikan İlişkilerinde Afyon Sorunu” başlıklı tezi savunarak tamamladı. 2000 yılında da, “Osmanlı-Amerikan Siyasi İlişkileri” başlıklı teziyle, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünde doktor unvanını aldı. 2003’te siyasi tarih doçenti oldu. 2009 yılnda profesör oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakülteleri ile TOBB ETÜ’de, “Osmanlı Diplomasi Tarihi”, “Türk-Amerikan İlişkileri”, “Siyasi Tarih”, “Uygarlık Tarihi”, “NATO” ve “Amerikan Diplomasi Tarihi” derslerini vermektedir. 2002′den itibaren, Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) Yürütme Kurulu, Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Yayın Kurulu, Türk Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu, Tarih Yazıcılığı’nın Avrupa Boyutu Projesi Ulusal Komitesi, Avrupa Konseyi Tarih Eğitimi Projesi Yönetim Kurulu, Uluslararası Siyasi ve Ekonomik İlişkiler Merkezi Merkez Kurulu üyeliklerinde bulunan Çağrı Erhan, Uluslararası İlişkiler Dergisi ve Ankara Avrupa Çalışmaları dergilerinin kurucu editörlerindendir. Çağrı Erhan, Ekim 2000-Kasım 2003 arasında Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdür yardımcılığı görevini yapmıştır. Aralık 2005′te aynı merkeze müdür olarak atanmıştır. Şubat-Kasım 2008′de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Ocak 2009′da profesör olmuştur. Halen Mülkiye’de Ortadoğu, Osmanlı Diplomasi Tarihi, ABD Dış Politikası, NATO ve TOBB ETÜ’de Siyasi Tarih dersleri vermektedir.