Afrika’dan Kısa Bir Özet…

“Afrika’nın bir gün mutlaka ayağa kalkacağına inanıyorum…” Ziyaretinin Senegal ayağında, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu iyimser tahmini ve elbette temennisini izhar ediyor… Yüz yıllarca sömürülen ve hâlâ daha sömürülmeye devam eden ‘kara kıta’ya dair, bu türden olumlu tespitlerin yapılması bile tek başına ümit verici. Zira asırlar boyu, insanlık açısından yüz kızartıcı muameleye maruz kalan bu kıtanın sakinleri, yalnızca servet ve zenginliklerine el konulmakla kalmamış, nesiller boyu hürriyetlerinden de mahrum bırakılarak köleleştirilmiş…

O yüzden bu insanlar, derilerinin rengi gibi kararan ufuklarını aydınlatacak hamlelere muhtaç. Fakat heyhat, sömürgeci güçlerin bu yönde bir niyeti hiç de görülmüyor. Tam aksine her biri, değişik metotlarla Afrika’nın zenginliklerini nasıl daha fazla iç ederim derdinde!..

Türkiye ise her adımda bu kıtaya ve insanlarına nasıl daha fazla yardımcı olabilirim gayretinde. İşte Afrikalı da bu farkın farkında… Ve Türkiye’den gelen heyetleri en samimi biçimde büyük heyecanla karşılıyor, kucaklıyor. Türkiye bunu karşılıksız bırakmıyor. İmkânlarını sonuna kadar zorlayarak, Afrika’ya azami yardım ve desteği sağlamak için çalışıyor.

2005 yılından beri yürütülen özel programlarla, Afrika’ya dönük siyasi ve ekonomik çalışmalar en geniş çerçevede hayata geçiriliyor. AK Parti iktidarına kadar, Türkiye’nin Afrika kıtasında yalnızca 12 tane elçiliği mevcuttu. Bugün 54 Afrika ülkesinin 42’sinde elçiliğimiz bulunuyor. Son on beş yılda alınan büyük mesafenin çarpıcı bir göstergesi. Türk iş adamlarının Afrika kıtasındaki yatırımları da buna paralel olarak büyümeye, gelişmeye devam ediyor. Yalnızca Cezayir’de bine yakın firmamız iş yapıyor. Cumhurbaşkanının bu son ziyareti esnasında Cezayir ile yedi anlaşma imzalandı. Ama Sayın Erdoğan’ın ifade ettiği üzere, en önemlisi iki ülke arasında “Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey” kurulmasının kararlaştırılmış olmasıydı…

Cezayir Afrika’nın en önemli ülkelerinden biri ve Türkiye’nin yaklaşık dört katı genişlikteki toprakları, başta petrol olmak üzere zenginliklerle dolu… Ne yazık ki, bu büyük zenginliğin üstünde oturan Cezayir halkı, bu nimetlerden gereği gibi istifade edemiyor. Bunun temelinde hiç şüphesiz kıtanın tamamının maruz kaldığı sömürgecilik ve asimilasyon yatıyor!.. Yaklaşık 140 sene Fransız sömürgesi altında kalan Cezayir, bu esaretten kurtulabilmek için beş milyon civarında evladını kaybetti. Bu belki de Afrika’da hürriyet ve bağımsızlık için ödenmiş olan en büyük bedeldir. Ama Cezayir halkı ve yöneticileri, bugün Batı tahakkümüne karşı daha bilinçli ve uyanık… Eski tereddüt ve korkularından arınmış, daha millî politikalar geliştirmeye çalışıyor.

Cezayir gibi Fransız sömürgesi olmaktan kurtulamamış bir diğer Kuzey Afrika ülkesi de Moritanya. Yaklaşık altmış sene süren Fransız sömürge yönetimi, Moritanya’yı da fena hâlde asimile etmiş. Fransızca hâlâ resmî dil… Afrika’nın en az gelişmiş memleketlerinden biri olan Moritanya, aslında altın ve demir rezervleri bakımından çok zengin. Gelin görün ki bu zenginliği insanlara yansıtmak o kadar kolay değil. Moritanya ile dört tane anlaşma imzalandı. Bunların içinde balıkçılık konusu da var. Memnuniyetle belirtelim ki, Karadenizli hemşehrilerimiz bu güzel ülkeyi keşfetmiş ve hâlihazırda Moritanya sahillerinde çok sayıda “Temel”imiz balıkçılık yapıyor.

Batı Afrika’nın en önemli ülkelerinden biri olan Senegal ile de toplam sekiz tane anlaşma yapıldı. Kıta’daki siyasi ve stratejik ağırlığı sebebiyle, Cumhurbaşkanı Senegal’e ayrı bir önem atfediyor. Bu ziyaret sırasında, Türk iş adamları kara yolu inşaatı ve diğer altyapı yatırımları alanında yüz milyonlarca dolarlık anlaşmalar imzaladı…

Erdoğan’ın gezisinin son ayağı Mali idi. Bu Afrika turunda, Moritanya ve Mali’ye cumhurbaşkanlığı seviyesinde ilk resmî ziyaretler gerçekleşmiş oldu. Mali bugün Afrika’nın en fakir ve en az gelişmiş ülkelerinden. Bu ekonomik fakirliğin yanında bir de terör belası ile (Başta Boko Haram ve benzer örgütler olmak üzere) başı dertte. Bu konuda Türkiye’den yardım bekliyorlar. Cumhurbaşkanı Türkiye’nin bu konuda gerekli yardımı yapacağını söyledi.

13. Yüzyılda kurulan Mali Sultanlığı, bir zamanlar Afrika’da en önemli İslâmî merkezlerden biri idi… Ne yazık ki bugün o muhteşem geçmişinden çok uzak, perişan bir vaziyette. Üstüne üstlük sapık cereyanların üzerine saldığı terör örgütleri, memleketi baştan başa kasıp kavuruyor. Yüzyıllar öncesinden kalma nadide el yazması dinî eserlerin bulunduğu kütüphaneler, bahse konu terör örgütleri tarafından yakılıp yıkıldı! Mali halkının yüzde yüzü Müslüman ve Maliki mezhebinde… Hepsi dinine ve ibadetine düşkün, bilhassa namaza çok ehemmiyet veriyor. Mali ile ilk etapta 500 milyon dolarlık bir ticaret hacmi hedefleniyor. Mali’den gelecek öğrencilere de Türkiye burs imkânı sağlayacak.

Özetlersek, Afrika kıtasında Kuzey’den Güneye büyük bir pazar kavgası yaşanıyor. Bu kavganın içinde yüz yıllardır orada olan Batılıların yanında Çin gibi bir dev de var… Türkiye’nin konumu ise çok farklı… Hem ticari hem insani… O yüzden seviliyor…

Afrika, geleceğin kıtası. Amerika Çin’in Afrika’daki yayılmasını yavaşlatmak ve mümkün olduğu kadar kontrol etmek için birkaç yıl önce Afrika Komutanlığı bile kurdu. Lakin görünen o ki, Çin’i durdurması mümkün olmayacak. (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Yrd. Doç. Dr. İsmail Kapan, Yeni Yüzyıl Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanıdır. 1956 yılında Malatya’nın Pütürge ilçesine doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans; aynı üniversitenin İktisat Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında Yüksek Lisans ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde de doktora eğitimini tamamladı. 1978 yılında köşe yazarı olarak profesyonel gazetecilik hayatına başlayan Kapan, aynı meslekte yazı işleri müdürü, sorumlu müdür, genel yayın müdürü ve genel koordinatör olarak uzun yıllar yöneticilik görevlerinde de bulundu. Askerlik görevinden sonra, bir süre avukat ve hukuk müşaviri olarak serbest çalışan İsmail Kapan, tekrar gazetecilik mesleğine döndü. 1993 yılında İhlas Haber Ajansı’nı (İHA) kurdu ve bir buçuk yıl süre ile genel müdürlüğünü yaptı. Kapan, köşe yazarlığının yanı sıra 1993 yılından beri görsel medya alanında da çalışmalarını devam ettirmektedir. İsmail Kapan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi Yüksek Kurul üyesidir.