AB ile Varna Zirvesi

Türkiye ve AB yetkilileri yarın Bulgaristan’ın Varna kentinde düzenlenecek toplantıda bir araya geliyorlar. Zirve’ye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve ev sahibi Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov da katılacak. Uzun süredir durgun ve gergin seyreden Türkiye-AB ilişkilerinde kısa süre içinde yeni bir safhaya geçilip geçilmeyeceği bu önemli buluşmada netlik kazanacak.

AB Komisyonu tarafından 2016’da yayınlanan İlerleme Raporu Ankara’da rahatsızlığa sebep olmuştu. Brüksel’in eski kötü alışkanlıklarına geri döndüğü izlenimini veren, taraflı bir bakış açısıyla hazırlanmış bu raporda Türkiye-AB ilişkilerindeki durağanlığın tüm kabahati Türkiye’ye yüklenmekteydi. AB Komisyonu daha evvel söz verilmiş olan vize muafiyeti konusunda AB’nin ne zaman harekete geçeceği hakkında herhangi bir tarih vermezken, 15 Temmuz darbe girişimini ve demokrasi için verilen mücadeleyi sanki sıradan bir olaymış gibi geçiştirme tavrı içindeydi. 2016 İlerleme Raporu’nun Türkiye’nin müzakere sürecini “değersizleştirmeyi” hedefleyen içeriği Ankara’dan tepki alınca, AB Komisyonu 2017 yılı için hazırlayacağı İlerleme Raporunu askıya aldı. Böylece Türkiye’nin “AB’ye aday ülke” ilan edildiği 1999’dan beri ilk defa -diğer aday ülkelerin aksine- Türkiye ile ilgili yıllık rapor Komisyon tarafından yayınlanmamış oldu.

Konuya “olumlu” tarafından bakarsak, belki de Komisyon 2017 raporunu yayınlamış olsaydı yarınki Varna Zirvesi toplanamayacaktı. Raporunda muhtemelen, yeni müzakere fasıllarının açılması hakkında olumsuz bir görüş bildirecek olan Komisyon, Türkiye-AB ilişkilerinde “normalleşme” ihtimalini birkaç yıl daha ortadan kaldırmış olacaktı. Avrupa Parlamentosu’nun tescilli Türkiye karşıtları geçen hafta kabul ettikleri Suriye raporunun içine Türkiye ile ilgili birkaç paragraf safsata katarak, Komisyon’un İlerleme Raporu vasıtasıyla yapmadığını, re’sen yapmaya çalıştılar. Ama Varna Zirvesi öncesinde AB liderleri Parlamento’nun bu sabotaj girişimini dikkate almadılar.

Yarınki Zirve’nin gündeminde ağırlıklı olarak iki konunun yer alması bekleniyor. Biri, Türkiye’nin geçen yıl AB tarafına sunduğu Gümrük Birliği’nin güncellenmesi hususu. Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1996’dan bu yana uluslararası ticarette ve AB’nin üçüncü ülkelerle ticari ilişkilerinde ortaya çıkan yeni durum, Türkiye’nin 22 yıl önce avantaj olarak kabul ettiği hükümleri anlamsız kıldı. AB ile Türkiye’den çok sonra serbest ticaret ilişkisi kuran bazı ülkelere tanınan haklar, Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden kaynaklı haklarının ötesine geçmiş durumda. Bu da, Gümrük Birliği’nin içeriğinin güncellenmesi ihtiyacını doğuruyor.

İkinci önemli gündem maddesi ise vize serbestisi. Türkiye, geri kabul sözleşmesini imzalayarak ve gerekli tedbirleri alarak AB ülkelerine mülteci akınının durmasına en büyük katkıyı veren ülke oldu. Buna rağmen AB tarafı verdiği sözü tutmayarak Türk vatandaşlarına vize uygulamaya devam ediyor. Varna Zirvesi’nden vize serbestisi sürecini takvime bağlayan somut bir karar çıkmadıkça, Ankara’nın “sözlere ve vaatlere” karnı tok.

Bu iki ana konu dışında, AB’nin Türkiye’deki Suriyeli mülteciler için vermeyi taahhüt ettiği mali yardımların serbest bırakılması ve müzakerelerde yeni fasılların açılması gibi hususlar da Varna’daki buluşmada masaya getirilecek.

Ankara’nın 2017’de başta Almanya, Hollanda ve Avusturya olmak üzere bazı AB ülkeleriyle yaşadığı gerginlikleri sona erdirmek ve AB ile olumlu bir dönem başlatmak istediğine dair işaretleri birkaç aydır alıyoruz. Çoğu AB üyesi ülkenin hükûmeti bu beklentiye olumlu karşılık veriyor. Fakat Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin Doğu Akdeniz’de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını hiçe sayarak yeniden başlattığı sondaj gerginliği, AB’nin bir bütün olarak Türkiye ile yeni bir sayfa açmasına engel çıkarıyor. Zira geçmişte olduğu gibi Yunanistan bugün de GKRY’nin yanında yer alıyor.

Geçmişte, doğrudan Türkiye’nin AB sürecine karşı çıkıyor gözükmek istemeyen AB üyeleri GKRY ya da Yunanistan’ı Türkiye’nin önüne salar ve sanki kendileri Türkiye’nin AB üyesi olmasını çok istiyormuşlar da, bu iki ülke engelliyormuş intibaı oluşturmaya çalışırlardı. Bu eski kötü alışkanlıkların yeniden nüksetmeyeceğini umuyor, Türkiye’nin üyeliğine, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine, vize muafiyetine ve yeni fasılların açılmasına karşı çıkan varsa bunu artık samimi olarak dile getirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Umarım Varna Zirvesi, AB’nin Türkiye’yi oyalama kronometresini yeniden çalıştırdığı değil, tünelin ucunda ışığın gözüktüğü bir toplantı olarak tarihe geçer… (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Şu anda Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü olan Çağrı Erhan, 1993’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitede, 1996’da uluslararası ilişkiler yüksek lisansını, “Türk-Amerikan İlişkilerinde Afyon Sorunu” başlıklı tezi savunarak tamamladı. 2000 yılında da, “Osmanlı-Amerikan Siyasi İlişkileri” başlıklı teziyle, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümünde doktor unvanını aldı. 2003’te siyasi tarih doçenti oldu. 2009 yılnda profesör oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakülteleri ile TOBB ETÜ’de, “Osmanlı Diplomasi Tarihi”, “Türk-Amerikan İlişkileri”, “Siyasi Tarih”, “Uygarlık Tarihi”, “NATO” ve “Amerikan Diplomasi Tarihi” derslerini vermektedir. 2002′den itibaren, Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) Yürütme Kurulu, Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Yayın Kurulu, Türk Askeri Tarih Komisyonu Yürütme Kurulu, Tarih Yazıcılığı’nın Avrupa Boyutu Projesi Ulusal Komitesi, Avrupa Konseyi Tarih Eğitimi Projesi Yönetim Kurulu, Uluslararası Siyasi ve Ekonomik İlişkiler Merkezi Merkez Kurulu üyeliklerinde bulunan Çağrı Erhan, Uluslararası İlişkiler Dergisi ve Ankara Avrupa Çalışmaları dergilerinin kurucu editörlerindendir. Çağrı Erhan, Ekim 2000-Kasım 2003 arasında Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdür yardımcılığı görevini yapmıştır. Aralık 2005′te aynı merkeze müdür olarak atanmıştır. Şubat-Kasım 2008′de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Ocak 2009′da profesör olmuştur. Halen Mülkiye’de Ortadoğu, Osmanlı Diplomasi Tarihi, ABD Dış Politikası, NATO ve TOBB ETÜ’de Siyasi Tarih dersleri vermektedir.