Üçüncü ve Son Fırsat!..

Genelkurmay Başkanlığı’nın iftiralara mukayeseli fotoğraflarla cevap vermesini çok beğendik. Hani bir söz vardır ‘’bir resim bin söze bedeldir’’ der. O hesap; Erkân-ı Harbiye’miz/Genelkurmay da çamur atmalara karşı 4 şehrin fotoğraflarını bütün dünyanın gözleri önüne serdi. Biraz insafı olan, bunlara bakınca neyin ne olduğunu görür.

Havadan çekilmiş fotoğraflar şu sıralamada:

Rakka-Afrin

Halep-Afrin

Doğu Guta-Afrin

Rakka, Halep ve Doğu Guta harabeye, enkaza dönmüşken Afrin, dün ne ise bugün de aynı hâliyle yerindedir. Adını zikrettiğimiz 3 talihsiz şehirde 10 şiddetinde bir zelzele yaşansaydı netice bugünkünden daha kötü olmazdı. Buralar sivil olan ve olmayan ayırımı yapılmadan viran ve talan edildi. Rakka’yı Amerikalılar, Haleb’i Ruslar, Doğu Guta’yı rejim bombaladı ve BM’nin ateşkes kararına rağmen bombalamaya devam ediyor. Bu 3 mazlum şehrin kanı Amerika, Rusya, İran, İsrail ve rejimin elinde. Bu devletlerden bazıları bir veya daha fazla şehri bombaladı. Bazısı teşvik edici oldu, bazısı, teşkilatçı. Doğu Guta, Arakan’dan sonraki son facia merkezidir. Bu felaket beldesinde şunlar var. Bakıp görmeyen ABD, el oğuşturan İsrail, Esad’ı cesaretlendiren İran, Esad’ın sırtını sıvazlayan Rusya Federasyonu.

Ne ABD, ne Rusya, ne İran, ne Paris, Berlin, Londra, Tokyo, Pekin, ne AB, ne BM, ne AP hiçbir iki ve üç harfliler Rakka, Halep, Doğu Guta yerle bir edilip taş üstünde taş bırakılmaz, kadın, bebek, çocuk ve yaşlılar bile hunharca katledilirken seslerini çıkartmadılar. Filistin, Bosna, Somali, Kırım ve Arakan’da olduğu gibi ya tamamen görmediler veya laf olsun kabilinden ağızlarının içinde konuştular veya timsah gibi bizzat yuttular. BMGK ise mutad olduğu üzre zalime hizmete devam etti.

Hakikat bu iken batılı başkent ve teşkilatlar çarpıtmalar yapmaktalar. Kendi içinde birbiriyle takışan Amerika’nın makam sözcüleri, teröristlerin siviller ziyan görmesin diye Afrin’i boşalttıklarını ileri sürmekteler. Bu yufka yürekli, beyaz batılılar, Afrin’de bir yağmadan bile kaygılanmaktalarmış.

Bunu diyenler, ya haberleri takip etmiyor veya Batının haçlı ruhlu o meşhur TV ve haber ajansları kendilerini kandırıyor. Görme zorluğu yaşayanlar bile görmekteki Afrin halkı, çoluk-çocuk, kadın-erkek zılgıtlar, şenlikler ve alkışlarla kuvvetlerimizi karşılamakta, analar, askerlerimizin alnından öpmekte ve bütün şehir halkı, ‘’bizi zorbaların elinden kurtardınız’’ diye dua etmekteler.

Bu haçlı dünyası, evvela ‘’Afrin’e girmeyin’’ diye kaş çattılar. Sonra ‘’biz, zaten Afrin’de yokuz!’’ diye yalpaladılar. Ardından girerseniz ‘’kan gövdeyi götürecek!’’ diye akıl satmaya kalkıştılar. Bizdeki sözde ana muhalefet sözcülerinin hayalleri gibi bunların hiç biri tutmadı.

18 Mart’tan itibarense algı saptırması yaparak hiç olmazsa terör çapulcularına moral vermeye çalışmaktalar. Ne de olsa onları harcamışlardı. İddialarına göre teröristler, güya sivil halk için bölgeyi boşaltmış. Hâlbuki bir hafta evvelden sırra kadem basmışlardı.

Herkes kendi hesabına göre bir şey diyecektir.

Varsın desinler, konuşsunlar.

Bu mücadele devam edecektir.

Sırada Fırat’ın doğusu var.

Kuzey Suriye ve Kuzey Irak var.

Teröristlerin yuvalandığı Menbiç, Sincar ve Kandil ile çevre yerleşim alanları zehirli otlara kadar temizlenecektir. Bunu yapmak, bizim iki bakımdan hakkımızdır. Birincisi teröristler, 40 yıl içinde en az 40 bin vatandaşımızı katletti. Birkaç hazine dolusu servetimizi boşalttılar. Bu yüzden BM’nin tanıdığı hukukla meşru müdafaa hakkımız kullanmaktayız. İkinci ise bütün buralar yani İskenderun Körfezinden Afrin, Menbiç, Halep, Musul, Sincar, Kerkük, Kandil’in içinde bulunduğu bütün bu topraklar, Misak-ı Millî Hudutlarımıza dâhildir.

Erkan-ı Harbiyemiz/Genelkurmayımız siyasi iradeyle ahenkle çalışırken cepheyi de iyi idare etti. Bu sebeple Hulusi Akar Paşa’mızı, kuvvet komutanlarımızı, bütün ordumuzu ve müttefik Özgür Suriye Ordusunu tebrik ediyoruz.

Siyasi iradeyle ahenkle çalışma tesbitimizi yadırgayanlar çıkabilir. Böyle düşünenlere hatırlatmak isteriz. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, I. Körfez Harekâtında askere Musul ve o çevreye girme emrini verince devrin Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay istifa etmiş veya ettirilmiş ve böylece tarihî bir fırsat kaçmıştı. İkinci fırsat, II. Körfez Harekâtında 3 Mart Tezkeresi TBMM’den geçmeyince kaçtı.

Bu yaşadığımız üçüncü ve son fırsattır.

Millet, iktidar, vatansever muhalefet, asker, meydan ve medya ile -maşallah- gayet güzel gidiyoruz. Kızılelma yürüyüşü, azimle ve vakarla yoluna devam etmeli. Yüz sene önce nerede, hangi ihaneti gördüysek bugün kaldığımız yerdeyiz. Bugün Mehmetçiğin teri, dedesinin kanıyla buluşuyor. Kanla terin terkibi zaferin iksiridir.

Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Dün kara günde düşmüştük.

Bugün şanlı gündür.

Ayaktayız.

Korkanların korkuları büyük.

Haklılar… (Türkiye)

PAYLAŞIN:
Rahim Er, 1950 yılında Harput’ta doğdu. 1969 yılında Adana Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1970’de Türkiye gazetesine girdi. 1974’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1976’dan itibaren Türkiye gazetesinde, ‘Pırıltı’, ‘Yorum’, ‘Tahlil’ sütun başlıkları ile günlük yazılar yazdı. 15 Kasım 1979’da Türkiye Çocuk dergisi, 15 Şubat 1989’da TGRT, 24.11.1994’te şimdiki adı ihlas.net olan İhlas Databank, 13.11.1999’da, BKY – Babıali Kültür Yayıncılığı çalışmalarını başlattı. İhlas Holding Genel Yayın Danışmanlığı’nda bulundu. 1996’dan itibaren TGRT ve TGRT FM’de programlar yaptı. ‘Sevgili Peygamberim’, ‘İmparatorluk Coğrafyasında Diplomasi Koşturmak’, ‘Örsteki Ülke Türkiye’ ve ‘Hayatın Rengi İnsan’ adlı kitapları bulunan Rahîm Er’in, Türkiye gazetesinde şimdiki köşesinin adı Entellektüel Boyut’tur.