Nankör Yunanistan

15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye demokrasisi büyük bir sınav verdi. Fettullah Gülenci terör örgütü FETÖ tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan kanlı darbe teşebbüsü milletin sokağa çıkması ve tanklara, uçaklara hatta insanlara ateş açan asker üniforması giymiş teröristlere karşı kahramanca silahsız direnişi sayesinde başarısız oldu.

Türkiye’de aynı geçmişte Yunanistan da “Albaylar Cuntasında” olduğu gibi “faşist bir FETÖcü terörist subaylar cuntası” gerçekleşmiş olsaydı Türkiye kana bulanacak ve belki de Suriye’ye benzer bir iç savaş yaşamak zorunda kalacaktı. Tüm bunlar Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan “terörist subaylara” karşı milletin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sahip çıkması ve onu desteklemesi ile engellendi.

15 Temmuz 2016’nın ardından maalesef en başta AB, Türkiye’de milletin direnişine hemen destek vermeyerek ve bazı AB üyesi ülkeler “FETÖcü terörist subayların” başarılı olmasından medet umarak çok kötü bir insan hakları ve demokrasi sınavı verdiler.

Daha sonra gecikmeli olarak Türkiye’nin demokrasi direnişini desteklediklerini açıklasalar da çok sayıda AB üyesi ülke Türkiye’den kaçan eli kanlı FETÖ terör örgütü mensubu teröristlere kucak açtılar ve sığınma hakkı verdiler.

Almanya ve Belçika en başta olmak üzere bir çok AB üyesi ülkede Türkiye’de onlarca insanı katleden, yüzlercesini yaralayan FETÖ terör örgütü mensubu darbeci subaylar neredeyse kırmızı halılar üstünde karşılandılar. Demokrasi düşmanları “demokrasinin beşiği” olduğu iddiasındaki AB’de sorunsuz faaliyetlerini sürdürmekteler.

Türkiye’nin tüm çabalarına ve gerekli suç dosyalarını iletmesine rağmen bu teröristler bugüne kadar Türkiye’ye iade edilmediler.

AB üyesi ülkeler arasında hele bir ülke varki, o bugün demokrasiyle yönetilmesini Türkiye’ye borçlu. 1967 yılında kanlı ve faşist bir Albay Cuntası tarafından demokrasisi ayaklar altına alınan Yunanistan, faşist askeri bir darbe ile en kötü deneyimlerini yaşayan AB ülkelerinden biri olmasına rağmen aralarında hemen 15 Temmuz 2016 darbesi ardından askeri bir helikopter ile Yunanistan’a kaçan asker üniformalı terörist FETÖ mensupları da olmak üzere Yunanistan’a kaçabilen tüm FETÖ mensupları için bir “otel” olmuş durumda.

Bu teröristlerin demokrasi düşmanları olduğunu bizzat yakın tarihindeki acı deneyimden en iyi bilen ülke olması gereken Yunanistan bu teröristleri Türkiye’ye iade etmediği gibi bir de bunlara sığınma hakkı vermekte.

Oysa Yunanistan ve hatta Kıbrıs Rum Kesimi (Güney Kıbrıs) eğer bugün demokratik rejimler ise bunu Türkiye’ye borçlular. Her iki ülkeyi de “faşist darbecilerden kurtaran ülke Türkiye”!

15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs adasında darbe yaparak yönetimi ele geçiren “faşist cuntayı” hatırlatmakta yarar var. Nikos Sampson isimli faşist bir cuntacı, Yunanistan’daki Albaylar Cuntasının ve adadaki Yunan askerlerinin tam desteğiyle kanlı bir darbe yapıp kendini Cumhurbaşkanı ilan etti. Bu faşist cuntayı desteklemeyen tüm Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin can güvenliği büyük bir tehdit altında olunca Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti isimli devletin garantörlerinden biri olarak adaya çıkarma yapmak ve bu faşist darbecilere karşı savaşmak zorunda kaldı.

Türk Ordusunun Kıbrıs’a müdahalesi sonucu faşist Sampson darbesi sona erdi. Kıbrıs adasında bugüne kadar ortak bir federasyon kurulamamış olsa da hem Güneyinde hem de Kuzeyinde iki demokratik rejim varlıklarını sürdürmekteler. Hem Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler demokratik seçimlerini gerçekleştirdikleri parlamenter sistemlerinde bugüne kadar barış içinde varlıklarını sürdürmekteler. Türk Ordusunun, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’a müdahale etmesi sayesinde binlerce Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkün yaşamları kurtarıldı.

Üstelik Türk Ordusunun, Kıbrıs adasında faşist darbecilere karşı verdiği mücadele sayesinde Yunanistan’da Albaylar Cuntası sona erdi ve o faşist albaylar şu anda hala cezalarını çekmekteler.

Kendi faşist cuntacılarını hak ettikleri şekilde yargılayan ve cezalandıran Yunanistan ne yazık ki bugün Türkiye’nin Sampsonlarını desteklemekte ve onlara sığınma hakkı vermekte. Sanırım buna en çok Yunanistan’da hala hapiste olan Albaylar Cuntası artığı caniler bozuluyordur. Üniformalı Yunan caniler cezalarını çekerken üniformalı Türk teröristler serbestçe gezmekteler.

Yunanistan’ın bu tavrını halk dilinde ancak “nankörlük” olarak açıklamak mümkün.

Yunanlı demokratlar nasıl oluyor da bu yapılana karşı sessiz kalmaktalar anlamak mümkün değil! (Hürhaber)

PAYLAŞIN:
Türk kökenli Alman politikacı Ozan Ceyhun, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)’den 4. ve 5. Dönem Avrupa Parlamentosu Milletvekilliği yaptı. SPD parti sözcülüğü ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecinde delegelik yaptı. Halen Almanya ve Brüksel’de partisi adına çalışmalar yürütmekte. Ayrıca AB İçişleri ve Adalet Politikaları alanında danışman olarak hizmet etmekte. 1979’de Boğaziçi Lisesi’nden mezun olan Ozan Ceyhun, İstanbul’da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı okurken cunta nedeniyle okuldan ayrıldı. 1980 darbesinde Avusturya’ya 1982 yılında ise Almanya’ya gitti. Almanya’da sosyal pedagog olarak eğitimini tamamladı. 1986 yılında Alman Yeşiller Partisi’ne üye oldu ve aktif çalışmalarda bulundu. Ağırlık noktası Almanya’da yabancılar ve mültecilerin durumları idi. 1992 ve 1998 yılları arasında Hessen Sosyal Bakanlığı’nda çalıştı. 1998 ile 2000 yılları arasında Yeşilller Partisi Almanya (Die Grünen) adına Avrupa Parlamentosu’nda görev aldı. Bu görevi 2000 yılında SPD’ye geçtikten sonra da 2004 yılına kadar devam etti.