EKONOMİSİZDEN GELENLERTARİH

1973 Petrol Krizi’nin Uluslararası Politikaya Yönelik Analizi

Öncelikle bu makalenin ana konu başlığı olan petrolün uluslararası alanda geçerli olan tanımını yaparak makalemize başlamak yerinde olacaktır. “Petrol sözcüğü, kelime kökeni olarak yunanca – latince’ de taş anlamına gelen “petra” ile yağ anlamına gelen “oleum” sözcüklerinin birleşiminden doğmaktadır. Petrol, benzin, motorin, fueloil vb. belirli bir yakıtı belirtmek için değil, doğal halde bulunan ve yer altından çıkarılan ham petrolü ifade etmek için kullanılır.”[1] Bu tanımın ardından makalemizin esas konusunu içeren 1973 petrol krizinin dünyayı sarsmasının temel sebebi petrol tüketiminden kaynaklanmaktadır. Dünyadaki petrol tüketimi, ülkelerin nüfus ve toprak genişliğinden çok, ekonomileri ile yakından ilgilidir.

Bu sebepten dolayı ki bu krizden en çok etkilenen veya kriz sırasında endişeye kapılan ülkeler, G-7 olarak bilinen sanayileşmiş yedi ülke (ABD, Kanada, Fransa, İtalya, İngiltere, Almanya, Japonya) ve Rusya Federasyonu olmuştur. Dünya petrol rezervlerinin % 61 orta doğu bölgesinde yer almaktadır. Bölge bu sebepten dolayı uluslar arası sistemde önemli bir yere sahiptir. Bu önemini bölge ülkeleri 1973 yılında tüm dünyaya göstermek istemişlerdir. Ancak bu etki gösterme isteği bir takım sebeplerden dolayı etkisini çok az hissettirmiş veya etkisini önemli ekonomiler üzerinden çabuk yitirmiştir.

1973 Petrol Krizinin Ortaya Çıkışı

“1967 savaşı sonunda nasıl Araplar Filistin komandolarını İsrail’e karşı bir yıpratma savaşının vasıtası olarak kullanmaya karar verdilerse, 1973 Arap – İsrail savaşının sonunda da “petrolü” İsrail ‘e karşı değil, fakat batıya karşı siyasi silah olarak kullanmaya karar verdiler ve bunun neticesinde de bütün dünya da bir petrol krizi ortaya çıktı. Aslına bakılacak olursa 1973 petrol krizi doğrudan doğruya 1973 Arap- İsrail savaşının sonucu değildir. Bu savaş krizi hızlandırmıştır. Üretici ülkeler için petrol problemleri yıllardan beri oluşma halinde bir mesele idi. OPEC (Organization of Petroleum Exporting Countries) Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı, 1960 yılında kurulmuştur.

Bu teşkilatın üye sayısı on üçe kadar yükselmiştir. Teşkilatın kuruluş amacı petrol fiyatlarının tespiti başta olmak üzere, hepsini ortak olarak alakadar eden meselelerin birlikte çözümünü sağlamaktı. Bu amaçla birlikte OPEC ‘in 1973 Arap- İsrail savaşına kadar bir şey yaptığı söylenemez.”[2] Hemen şunu belirtmekte yarar var ki 1970 ‘den itibaren, hemen bütün orta doğu ülkelerinde, petrol şirketlerine el koyma eğilimi başladı. Örneğin, Irak ‘ta 1972 ‘de Iraq Petroleum Company‘yi tamamen millileştirdi. Arapların 1967 Arap- İsrail savaşında ummadıkları bir yenilgi almalarının ve büyük bir toprak parçasının kaybından sonra petrolü batıya ve bilhassa ABD ‘ye karşı kullanma eğilimi baş gösterdi. Bu maksatla beraber OAPEC (Organization of Arap Petroleum Exporting Countries) Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Teşkilatı kuruldu.

Ancak petrolün ABD ‘ye karşı silah olarak kullanılması mümkün olmadı ve ABD batıya karşı silah olarak kullanılmasına izin vermedi. Bunun sebeplerine sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak değinilecektir. “Krizin çıkması 1973 Ocak ayında varili 2.59 dolar olan Arap petrolü, 1973 Ekiminde 5.11 ve 1974 Ocak ayında da 11.65 dolara çıktı. Bu bir yıl içinde dört misliden fazla bir artış demekti. Bu fiyat artışları Batı Avrupa da ve Japonya ‘da paniğe sebep oldu. Ortak Pazar veya resmi adı ile Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilatı (E.E.C.) 6 Kasım 1973 ‘de yayınladığı bir bildiri de, Güvenlik Konseyi‘nin 242 ve 338 sayılı kararlarını desteklediklerini, kuvvet yoluyla toprak kazanılmasını kabul etmediklerini, İsrail ‘in 1967 de işgal ettikleri topraklardan çekilmesini, bununla beraber, bölgedeki her devletin egemenlik, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı ile “güvenlikli ve tanınmış sınırlar içinde” barış içinde yaşama hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini ilan ettiler.”[3] Olayların gelişme biçiminden anlaşılacağı gibi Arap ülkeleri batı üzerinde bir etki yaratmışlar ancak bu etkiyi devam ettirememişlerdir. Bunun iki sebebi mevcuttur bunlara ABD‘nin bölge politikası içinde yer verilecektir.

Dönemin Mevcut Siyasi Ve Ekonomik Yapısına Genel Bir Bakış

1973 petrol krizinin etkili olamamasının en büyük sebeplerinden biri ABD ‘nin oynadığı roldür. Bu rolünde anlaşılması için dönemin siyasi ve ekonomik yapısına bakmak gereklidir. II. Dünya Savaşı ‘nın ardından dünya çift kutuplu bir sisteme bürünmüştür. Soğuk savaş olarak adlandırılan 1945-1991 döneminde dünyanın iki süper gücü olan ABD ve SSCB birçok kez karşı karşıya gelmişler ve sıcak savaşın eşiğinden defalarca dönmüşlerdir. Ancak böyle bir dönemde 1960-1970 yılları arası detant( yumşama) dönemi olarak tarihe geçmiştir. Aslında bu detant döneminden sonra ABD ‘nin tek süper güç olarak ortaya çıkacağı belli olmuştur çünkü ABD “hegemonik istikrar teorisi” ile bu tezi desteklemiştir.

Burada hegemonik istikrar teorisine değinmek isiyorum çünkü sadece bu konuyu anlamak için değil dünyanın üzerinde bulunan günümüz Amerikan sistemini anlamak ve yorumlama da çok ciddi yol aydınlatıcı bir kavram olacaktır. II. Dünya Savaşı‘nın ardından Avrupa kıtası tam bir çöküntü geçirmiş ve ekonomileri iflas etmiştir. Dönemin şartlarında Amerikan ekonomisi dinamik, üretken ve muazzam bir potansiyele sahiptir. Aynı zamanda savaştan etkilenmemiştir. Bu şartları göz önüne alarak Amerikan sistemi dünyaya ilk olarak “Truman Doktrini” ile ekonomik yardım yapmaya başlamış bunu “Marshall Yardımı” izlemiştir. Bu sistemlerle Amerikan ekonomisi hem dünya ülkelerini kendine borçlandırmakta ve elinde kalan üretim fazlası malları satacak Pazar bulmaktaydı.

Böylece tam bir hegemon sistemi kurulmuş olmaktaydı. Hegemon olan lider devlet çevresine topladığı ülkelere büyük çıkarlar sağlamakta ve en büyük çıkarı ise kendi elde etmekteydi. Bu sistem 1950 ‘li yıllara kadar böyle gelmişti. Amerikan sistemini zaman içinde koruyup yardım ettiği Avrupa devletleri yavaş yavaş büyümüş ve her alanda söz sahibi olur hale gelmişti. Bunula birlikte Amerikan sistemine rakip konuma geçecek ve yeni bir hegemon oluşturacak devletler meydana çıkmış hegemonik istikrar ise tehlikeye girmiştir. Bunların sonucu olarak dünya 1970lerde ekonomik kriz yaşamıştır. Amerikan sistemi bu krizden neoliberal sistem ile çıkmış ve liderliğini devam ettirmiştir.

Bu dönemlerde Sovyetler Birliği ise rejim ihracı politikasına devam etmekte ve doğu bloğunu kurmuştur. Ortadoğu ülkelerine geldiğimiz zaman ise bu ülkeler bir birlik kurma çabası içinde olup bir türlü birliği sağlayamamışlardır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bu sebeplerden başlıcaları devletlerin çıkarlarının uyuşmaması ve farklı politikaları izlemeleri, kendi içlerinden bir lider çıkaramamaları olarak sıralanabilir. Bu sebeplerden dolayı petrol zammından da istenilen beklenti görülememiştir.

1973 Petrol Krizinde ABD Faktörü

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım Amerikan hegemonik sistemi 1973 yılında Arapların petrolü batıya karşı bir silah olarak kullanmasına izin vermemişlerdir. Çünkü, her şeyden önce, Batı’nın ve bilhassa ABD ‘nin tek petrol kaynağı Ortadoğu değildi. Amerika ‘nın kendi üretimi olduğu gibi, Venezüella, Nijerya, ve Endonezya gibi başka petrol ihracatçısı ülkelerde vardı. Arapların bu petrol silahına karşı Amerika‘nın başvurduğu ikinci yolda, Avrupa İktisadi İşbirliği Ve Kalkınma Teşkilatı(OECD) çerçevesinde 1974 Ekiminde, Amerika, Kanada, Fransa hariç Ortak Pazar ülkeleri, Japonya, ispanya, Türkiye, Avusturya, İsviçre, İsveç, Norveç, ‘in katılması ile Milletlerarası Enerji Ajansı‘nın (International Energy Agency) kurulması oldu.

Bu kuruluşun amacı, enerji ve fakat bilhassa petrolün sağlanmasında, kullanılmasında bir işbirliğini, dayanışmayı ve ortak planlamayı gerçekleştirmekti. Ortak Planlama çalışmalarında, daha sonra, her üye ülkenin en az 60 günlük petrol stokuna sahip olması prensibi kabul edilmiş ve daha sonra da bu stok miktarı 90 güne çıkarılmıştır. Bundan başka, petrol sıkıntısına düşmeleri halinde, üye ülkelerin birbirlerine yardım etmeleri esası da kabul edilmişti.[4] Amerikan hegemonik sistemi kendi otoritesini sarsacak hiçbir etkene izin vermek istememiştir. Hegemon liderliğini devam ettirebilmek ve istikrarı sürdürebilmek için gerekli tedbirleri almıştır. Bu tedbirlerin uygulanmasında da zorluk çekmemiştir. Çünkü Arap ülkeleri karalı olamamıştır.

Arap Ülkeleri Niçin Başarısız Oldu?

Osmanlı İmparatorluğu‘nun dağılmasından sonra Ortadoğu bölgesinde meydana gelen güç boşluğu ve petrolün öneminin artması ile beraber dünya petrol rezervlerinin %61 ni bünyesinde bulunduran bölgeye emperyal güçler tarafından ilgi artmıştır. Bölge ülkeleri ilk etapta İngiliz ve Fransız sömürgeleri olmuş ardından da Eisenhower Doktrini ile bölgeye girmeye başlamış Amerikan emperyal sistemine girmişlerdir. Bölgenin elinde bulundurduğu tek ekonomik güç petroldür. Diğer ihtiyaçlarında ithalata muhtaçtırlar. Arap ülkeleri petrol fiyatlarını arttırdıkları zaman ithalatçı ülkelerde ithal mallarına zam uygulamasına gitmişlerdir. Arap ülkeleri bunu göze almak istememişlerdir. Arap ülkelerinin petrol silahını kullanmada iki yolları mevcuttu. Bunlardan ilki petrol üretimini kısmaktı ikincisi ise fiyatları arttırmaktı. Araplar petrol üretiminin kısılmasının daha caydırıcı olduğunu bildikleri halde bu yola başvurmamışlar ve diğer yolu seçmişlerdir bunun sebebi ithalatçı batı ekonomisinden çekinmeleridir. Diğer bir başarısızlık sebebi ise Arap ülkelerinin çıkar çatışması ve bir birliktelik gösterememeleridir. Aynı zamanda içlerinden bir lider çıkaramamalarıdır.

Sonuç

1973 Petrol Krizi her ne kadar istenilen sonucu vermemiş olsa da Arap ülkelerinin ellerindeki gücü kullanarak bir ses çıkarmaları açısından önem teşkil etmektedir. Bu bölgede biz de varız bölgenin önemini arttıran petrolün sahibi biziz mesajı vermesi açısından önemlidir. Bölge de bizde varız mesajı bugün Arap Baharı ile de gayet net bir şekilde dünya kamuoyuna verilmektedir. 1970 ekonomik krizinden sonra Amerika gücünü tazelemiş ve bu petrol krizinin aşılmasını sağlamakla da gücünü pekiştirmiştir.

Samet GÜNEŞ

Gazi Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü

Kaynakça

Prof. Dr. Fahir ARMAOĞLU – 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi.

Prof. Dr. Türel YILMAZ – Uluslar arası Politikada Ortadoğu.

Doç. Dr. Mehmet Akif OKUR – Emperyalizm Hegemonya İmparatorluk.

Yrd. Doç. Dr. H. Naci BAYRAÇ – Uluslararası Petrol Piyasasının Ekonomik Analizi.

[1] Yrd. Doç. Dr. H. Naci BAYRAÇ – Uluslar arası Petrol Piyasasının Ekonomik Analizi

[2] Prof. Dr. Fahir ARMAOĞLU – 20. Yy Siyasi Tarihi

[3] Prof. Dr. Türel YILMAZ – Uluslar arası Politikada Ortadoğu

[4] Prof. Dr. Fahir ARMAOĞLU – 20. Yy Siyasi Tarihi

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı