BÖLGESEL ANALİZLERORTA DOĞU / AFRİKA

Kurtlar Vadisi “Dem-Şak”

Suriye’nin bu karanlık ve kanlı vadisinde yaşananları anlattığımız bu yazıdaki kişiler ve yaşananlar tamamen gerçektir.

“Kurtlar Vadisi” dizisi, Türkiye’de milyonların izlediği, insanların kendilerini dizideki karakterle özdeşleştirme yarışına girdiği bir dizidir. İzlenme rekorları kıran bir dizi olmasının ötesinde, Türkiye’nin toplumsal yaşamını derinden etkileyen bir dönüşüm aracı olduğuna da inanılmaktadır. Üzerinde tezler yazılan, araştırmalara konu olan, seveni olduğu gibi eleştirenlerinin de olduğu bu puslu dizi sadece Türk siyasal yaşamı içerisinde kabuk bağlamamış, kendisine “yaşam alanları” açma mefkuresini de bir misyon olarak görmüştür.

Böyle bir çerçevenin ardından, Kurtlar Vadisi’nin yaşam alanı bulduğu alanlardan en önemlisinin Suriye olduğunu söylemek mümkündür.

Suriye’de insanları televizyonlara kilitleyen, iki önemli yapım vardır. Bunlardan birincisi İbrahim Tatlıses filmleri, ikincisi Kurtlar Vadisi’dir.

İbrahim Tatlıses, gerek filmleriyle gerekse şarkılarıyla, Suriye halkının kültürel genlerine hem hareket hem de arabeski bir bütün olarak aşılamayı başarabilmiş, bu konuda damgasını vurmuş bir aktördür. Kurtlar Vadisi’ne gelince, Vadi Suriye’nin en işlek çarşılarındaki alışveriş merkezlerinden, en kıyıda kalmış sokaklarındaki tamirhanesine kadar yoğun bir şekilde izlenmektedir. Hamidiye çarşına girdiğiniz andan itibaren, çarşının sonuna kadar her iş yerinde “cendere” müziğini adım adım duymak mümkündür. Bu dizi onlar için bir fenomendir. “Türk” olduğunuzu anladıklarında size “Murad” demeleri, isminizi karıştırmalarından değil, zihinlerinde var olan bir “sembol”ü aktarmak istediklerindendir. Bu sembol “Polat Alem’dar”dır. Arapçada “Polat” olmadığı için “Murad” diye ifade edilmektedir.

Buraya kadar olan düzlemde, Suriye halkının televizyon kültürü adına müptelası olduğu iki önemli unsuru ifade ettik. Suriye’nin bu iki önemli televizyon zevki, topyekun olmasa bile bir süreliğine “sezon finaline” girmiştir. Esad’ın bu vadinin bütün senaryosunu “ Ben hayal ederim, ben yazarım, ben oynarım” dediği bir film setinde “Sonunu düşünenin kahraman olamayacağı” bir takvime girilmiştir.

Türkiye yaşam standartlarıyla karşılaştırıldığında, Suriye’de hayat çok ucuz. Giyim eşyalarından günlük yaşam ihtiyaçlarına kadar, ekmek, su ve petrol çok ucuz. Bir şey daha çok ucuz, o da kan ve insan hayatı…

Beşar Esad “kendi halkına karşı” sürdürdüğü acımasız ve kanlı müdahaleleri durdurmak için Kofi Annan’la geçtiğimiz gün görüşme yapmıştı. Bu saldırıları durdurma görüşmelerinin sürdüğü sırada bile ajanslara onlarca kişinin öldüğü haberleri düştü. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Esad’ın en yakın arkadaşlarından biri olan Cumhuriyet Muhafız Birliği 105. Alay Komutanı Tuğgeneral Menaf Tlas, birliğinden firar edip Türkiye üzerinden Fransa’ya kaçtı. Muhaliflere saldırmadığı gerekçesiyle firar ettiği haberlerde ifade edilen Tlas’ın kaçışı Esad’ın meşruiyet zeminini iyice çatlatmıştır.

Suriye’de olaylar başlamadan önce ve başladıktan sonra diye bir tasnife gittiğimizde karşımıza iki fotoğraf çıkıyor. Birincisi İbrahim Tatlıses aşığı Suriye halkının genlerine işleyen “arabesk” kodlaması, ikincisi bu arabesk sentezinde örneğini bulan “Memati”nin : “Yaşamak için yalvarmadık, ölmek için de yalvarmayız” diyen öfkesi. Bu iki güdü,  Suriye’de dananın kuyruğunun kopmaya başlayacağı şu günlerde en belirleyici unsurlar olacaktır. Çanlar kimin için çalıyor, orasını bilemeyiz; ancak “cendere” Suriye için çalıyor…

Mustafa KESKİN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı