BALKANLARBÖLGESEL ANALİZLERSİYASET

Ukrayna’daki Turuncu Devrim

Viktor Yuşçenko: “Eğer halkın iradesine hile karıştırmaya kalkarlarsa, eğer halkın iradesine boyun eğmezlerse, binlerce insanımla birlikte sokaklarda olacağım ve mücadelem son ana kadar gidecek, bu kararımın B planı yoktur…Ukrayna halkı, kendi ülkesini kendi değerleriyle yönetmek için her şeyi yapmaya hazırdır.”

Ukrayna’da dördüncü kez yapılan devlet başkanlığı seçimleri büyük bir mücadeleye sahne olmuş ve Turuncu Devrim ile neticelenmiştir. Sivil bir devrim karakteri taşıyan siyasi gelişmeler, adını Cumhurbaşkanı adayı Viktor Yuşçenko’nun seçim kampanyasında turuncu rengi kullanmasından almıştır.

31 Ekim 2004 tarihinde yapılan seçimlerde batının desteğini arkasına alarak giren Viktor Yuşçenko ve Rusya’nın desteğine sahip Viktor Yanukoviç de dâhil olmak üzere toplam 26 aday yarışmıştır. Ancak bu seçimlerde de hiçbir aday ilk turda yeterli çoğunluğa sahip olamamıştır. Yuşçenko’nun yüzde 39,90 oy oranı ve Yanukoviç’in de yüzde 39,26 oranında oy alarak ikinci tura kaldıkları seçimler bir hayli çekişmeli geçmiştir. İkinci tur seçimlerinde Yanukoviç’in yüzde 49,42 ve Yuşçenko’nun da yüzde 46,69 oranında oy aldığı açıklanmıştır. Yuşçenko Donetsk ve Lugansk bölgelerinde seçime hile karıştırıldığını belirterek taraftarlarından Kiev’de gösteri düzenlemesini istemiştir. Gösteriler ilk olarak Kiev’deki Maidan Nezalezhnosti (Bağımsızlık Meydanı) ve Ukrayna Parlamentosu olan Verkhovna Roda’nın önünde başlamıştır. Turuncu kıyafetlerle Ukrayna meydanlarını dolduran göstericilerin baskısı sonucu Ukrayna Yüksek Mahkemesi 3 Aralık 2004 tarihinde seçimlerin ikinci turunun sonuçlarının geçersiz olduğunu açıklamıştır. Yüksek Mahkeme aynı zamanda yeni seçimlerin de 26 Aralık’ta yapılacağını açıklamıştır. 26 Aralık 2004 tarihinde yeniden yapılan oylamada Yuşçenko yüzde 51,99 oy alarak Devlet Başkanı koltuğuna otururken Yanukoviç yüzde 44,20 civarında oy alarak seçimleri kaybetmiştir. Böylece Turuncu Devrim sonucu seçimleri kazandırılan Viktor Yuşçenko Devlet Başkanlığı koltuğuna oturmuştur.

Viktor Yuşçenko: “Eğer halkın iradesine hile karıştırmaya kalkarlarsa, eğer halkın iradesine boyun eğmezlerse, binlerce insanımla birlikte sokaklarda olacağım ve mücadelem son ana kadar gidecek, bu kararımın B planı yoktur… Ukrayna halkı, kendi ülkesini kendi değerleriyle yönetmek için her şeyi yapmaya hazırdır.” sözleriyle hedefine kilitlenişi, 21. yüzyılın hafızalardan silinmeyecek büyük liderlerinden olacağını ortaya koymuştur.

Kasım 2004’te ülkenin batısı seçimlere hile karıştırıldığını iddia ederek Yuşçenko için ayaklanırken, doğusu Yanukoviç’in zaferini kutlamıştır. Ukrayna’nın doğusu ve batısı arasındaki fark, Turuncu Devrim’in nasıl algılandığı ile ilgili olarak yapılan bir anket çalışmasında da kendisini göstermiştir. 2005 yılında yapılan ankete göre ülkenin batısında Turuncu Devrim’i vatandaşların kendi haklarını korumak için yaptıkları bilinçli bir mücadelesi olarak görenlerin oranı % 58,2 iken, bunu Batı destekli bir darbe olarak görenlerin oranı sadece % 5,8’dir. Diğer taraftan ülkenin doğusunda Turuncu Devrim’i vatandaşların bilinçli mücadele olarak görenlerin oranı ise % 17,3’tür. Doğu Ukrayna’da Turuncu Devrim daha çok Batı destekli bir hükümet darbesi olarak değerlendirilmiştir. Yuşçenko’nun 2004′teki “Turuncu Devrim”in öncüsü, Gürcistan’da Şevardnadze’nin 2003′te görevini bırakmasıyla sonuçlanan “Gül Devrimi”dir. 2003-2004′te Karadeniz’de iki Rus yanlısı rejimin, Batı eksenine kayması, Rusya’nın hinterlandını aşarak, bizzat eski Sovyet coğrafyasına yansıyan “Renkli Devrimler”, Kırgızistan’da 2005′te “Lale Devrimi”yle sürdürülmeye çalışılmıştır.

Ukrayna nüfusu, arazisi, Avrupa ve Asya’yı birleştiren stratejik konumuyla uluslararası ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Rusya ile Batı arasındaki tampon devlet niteliği ile önemli bir ülke konumunda olan Ukrayna kendi iç dinamikleriyle de, Rusya’nın etki alanını genişletme girişimlerine karşı koyabilecek güç olarak değerlendirilmektedir. Ukrayna’nın uluslararası tercihleri, bölgesel dengeleri önemli ölçüde etkileyecek durumdadır. Rus jeopolitik doktrinine göre, Ukrayna, Batı’nın değil, Rusya’nın nüfuz alanı içerisindedir.

Ukrayna’nın jeopolitik konumu bu ülkeye ABD ve AB’den daha fazla Rusya’nın ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Rusya Ukrayna vasıtasıyla Karadeniz’e ve oradan da sıcak denizlere inebilir. Başta enerji nakil hatları olmak üzere Rusya’nın Avrupa’ya çıkışı niteliğinde olan Ukrayna bu özellikleri sebebiyle Rusya tarafından işbirliğine her zaman ihtiyaç duyulan bir ülkedir. Rusya ile Ukrayna arasında tüm bunların yanı sıra tarihsel ve etnik (Slav) yakınlık bağları da mevcuttur.

Ukrayna’nın Rusya açısından bir diğer önemi ise Kırım Yarımadası ve bu ülkede olan Rus deniz filosu üssüdür. Karadeniz çıkışını genel olarak Ukrayna üzerinden sağlayan Rus donanması için Ukrayna vazgeçilemez nitelikte bir limandır. Her ne kadar Rusya yeni Sevastopol’a olan bağımlılığını kırmak için yeni bir deniz üssü inşaatına başlamışsa da uzun süre bu alanda Ukrayna’ya bağımlı kalacağı muhakkaktır. Kırım Yarımadasında mevcut Rus nüfusu ve genelde bu ülkede yaşayan Rus azınlık da Rus dış politikasında Ukrayna’yı öne çıkaran faktörlerin başında gelmektedir.

ABD ve Rusya gibi Ukrayna dış politikasındaki en önemli unsurlardan birisi de AB’dir. Özellikle Polonya’nın AB üyesi olması ve Bulgaristan ile Romanya gibi Balkan ülkelerine AB perspektifi verilmesi Ukrayna’yı AB ile komşu yapmış ve Kiev, AB için her zamankinden daha fazla öneme sahip olmuştur. Ukrayna’nın jeopolitik önemi ona AB ile Rusya arasında hem “köprü”  hem de “tampon bölge” olma niteliği vermektedir.

Ukrayna’nın jeostratejik konumu onu ABD’nin dış politikasında ayrıcalıklı bir yere oturtmaktadır. 603,700 km²’lik yüzölçümü ve 48 milyonluk nüfusu ile Avrupa’nın en önemli ülkelerinden birisi olan Ukrayna, ABD’nin temel stratejik partnerleri arasındadır. ABD, Ukrayna’nın ekonomik açıdan Rusya’dan bağımlığının zayıflatılması için ekonomik yardımlar yapmaktadır. ABD’nin yardım yaptığı ülkeler listesinde Ukrayna İsrail ve Mısır’dan sonra üçüncü sıradadır. Ancak ABD’nin Irak ve Afganistan bataklığından çıkamaması bu ülkenin Ukrayna’ya yeterince vakit ve imkân ayırmaması ile neticelenmiştir. Bu ise Turuncu Devrimin rövanşı için Rusya’nın elini kolaylaştırmıştır. Ukrayna aslında Soğuk Savaş’ın hiç bitmediği bir yerdir. “Sınır ülkesi” anlamına gelen Ukrayna, Batı ile Doğu arasında tarihsel olarak bir mücadele alanı olmuştur. Bu mücadele ise ülkedeki iç dengelerin Batı yanlısı ve Doğu (Rusya) yanlısı olarak oluşmasına sebep olmuştur.

Ukrayna’yı tam ortadan ikiye bölen 2004 yılı devlet başkanlığı seçimlerinde Ukrayna’nın Katolik mezhebine mensup batı kesimi tamamıyla ve merkez bölgeleri ise çoğunlukla Yuşenko’yu desteklerken, Ortodoks (Provoslav) olan Doğu Ukrayna Yanukoviç’e destek vermiştir. Aynı şekilde Rusya’daki iş çevreleriyle de yakın ilişkiler içinde olan ve Rusya ile daha da yakınlaşmayı savunan Yanukoviç Ukrayna’daki Rus kökenlilerin de desteğini sağlamıştır. Ukrayna 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren yarı parlamenter sisteme geçmiştir.

Viktor Yuşçenko’nun Ukrayna’da Cumhurbaşkanı olması ile iktidara gelen Turuncu Devrim, Ukrayna halkına büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Turuncu Devrim halkın en temel problemlerini çözememiştir. Dünyada yaşanan ekonomik kriz Ukrayna’da en üst seviyede hissedilmiştir. Turuncu Devrim önderleri Viktor Yuşçenko ve Yuliya Timoşenko arasına bu dönemin sonunda ayrılık girmiştir.

Turuncu Devrim’in önderleri Batı yanlısı milliyetçi çizgileri gereği ABD ve Rusya arasındaki dengeyi sağlayamamışlardır. Aynı zamanda Ukrayna’nın dış politikasında hayati öneme sahip Avrupa Birliği perspektifini de yakalayamamışlardır. Bu dönemde Polonya’nın AB üyesi olması, Bulgaristan ve Romanya ile birlikte bazı Balkan ülkelerine AB perspektifi verilmesine rağmen Ukrayna bu yakınlaşmayı yapamamıştır.

Ukrayna’da Yaklaşık 33 bin 700 seçim noktasında 37 milyon seçmenin katılacağı Devlet Başkanlığı seçimleri yapılmıştır. (17 Ocak 2010) Seçimler için ayrıca dünyanın aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 76 ülkesinde kurulan seçim sandıklarında seçmenler oy kullanabilmişlerdir. 18 adayın yarıştığı seçimlerde mevcut Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko da yarışmıştır. Ancak yapılan kamuoyu yoklamalarında Yuşçenko’nun yüzde 5 civarında oy alabileceği görülmüştür. Bu seçimlerin favorisi olarak Partiya Regionov – Bölgeler Partisi lideri Viktor Yanukoviç görülmüştür. Ancak onu ilk turda zorlayacak diğer aday olarak mevcut Başbakan Yuliya Timoşenko’nun adı geçmiştir.

İktidara en yakın iki adayın her ikisi de geçmişte hapis yatmış ve ismi yolsuzluklara karışmıştır. “Turuncu Prenses” ve “Gaz Prensesi” gibi ilginç adlarla da anılan mevcut Başbakan Yuliya Timoşenko Rus askeri yetililerine rüşvet verme suçuyla Rusya Askeri Başsavcılığı tarafından geçmişte “Kırmızı Bülten” ile aranmıştır. Timoşenko ayrıca 2002 yılı başlarında yaklaşık 1,5 ay hapis de yatmıştır. Timoşenko’nun Ukrayna’dan boru hatlarıyla geçen Rus gazını çalmak ve genelde enerji alanında yolsuzluklarda bulunmak suçlamaları bulunmaktadır.

Kamuoyu yoklamalarında ilk sırada çıkan Viktor Yanukoviç’in de geçmişinde hapis günleri bulunmaktadır. Yanukoviç’in gençliğinde iki kez yargılanmış ve bir kez de hırsızlık suçundan hapis yatmıştır. Yanukoviç siyaset hayatında sürekli karşısına çıkarılan bu olaya “Gençlik Hatası” olarak tanımlamaktadır. Rakibi Timoşenko’nun Yanukoviç ile ilgili bir diğer suçlaması da gençliğinde hapis yattığı için askerlik görevini yapamamış olmasıdır.

Ukrayna’da Devlet Başkanlığı için yapılan seçim 2004 yılında yapılan ‘Turuncu Devrim’in sonunu getirmiştir. Rusya yanlısı muhalefet lideri Viktor Yanukoviç Ukrayna’nın yeni devlet başkanı olmuştur. Yanukoviç oyların yüzde 48.5′ini alırken, rakibi başbakan Yuliya Timoşenko’nun oy oranı ise yüzde 45.8′de kalmıştır.

Cansel KARASU

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı